
“Anlaşma, mahkeme salonunda değil; İnsanların birbirini gerçekten duyduğu yerde başlar.”
– Anonim
Giriş
Son zamanlarda aile hukukunda zorunlu arabuluculuk tartışmaları gündemde önemli bir yer tutmaktadır. Türkiye’de 2013’ten itibaren iş hukukunda, daha sonra ticaret ve tüketici uyuşmazlıklarında uygulanan arabuluculuğun, aile hukukuna taşınması ciddi bir kamuoyu tartışması doğurmuştur. Özellikle boşanma, nafaka, velayet ve mal paylaşımı gibi konular, yalnızca tarafları değil, toplumsal düzeni ve çocukların geleceğini de yakından ilgilendirmektedir. Bu nedenle, aile hukukunda arabuluculuğun hangi alanlarda işlevsel olabileceği, hangi alanlarda kamu düzeni gereği sınırlandırılması gerektiği hem hukukçular hem de aile danışmanları hem de vatandaşlar açısından farklı bakış açılarıyla ele alınmaktadır.
- Hukukçu Perspektifi
Hukukçular için bu tartışmanın merkezinde mahkemelerin iş yükü ve kamu düzeninin korunması vardır.
Örneğin: Bir boşanma davasında eşler nafaka ve mal paylaşımı konusunda anlaşırlarsa, dava kısa sürede sonuçlanır. Ama velayet söz konusu olduğunda çocuğun üstün yararı gereği hâkim kararı devreye girmek zorundadır.
Bu nedenle, zorunlu arabuluculuk mal paylaşımı, tazminat ve nafaka gibi tarafların serbestçe tasarruf edebileceği alanlarda faydalı olabilir. Ancak boşanmanın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği veya çocuğun velayeti gibi kamu düzenini ilgilendiren konularda arabuluculukla sınırlı kalmak tehlikeli olabilir.
Sonuç: Hukukçu gözüyle bakıldığında, zorunlu arabuluculuk belirli alanlarda işlevsel; fakat kapsamı net çizilmezse temel hakların korunmasında sorun çıkarabilir.
- Aile Danışmanı Perspektifi
Aile danışmanı için odak noktası aile birliğinin korunması ve psikososyal destektir.
Örneğin: Eşler sürekli çatışma yaşıyor, ama aslında sorun iletişim tarzından kaynaklanıyor. Aile danışmanı bunu fark edip çiftlere iletişim becerileri kazandırabilir, boşanma sürecine hiç girilmeden evlilik sürdürülebilir.
Eğer boşanma kaçınılmazsa, danışman tarafların duygusal yüklerini azaltır ve mahkemeye sunduğu raporla sürecin daha insancıl ilerlemesine katkı sağlar.
Çocuklar açısından da önemli bir işlevi vardır: Velayet düzenlenirken danışmanın hazırladığı rapor, çocuğun hangi ortamda daha sağlıklı büyüyeceğini ortaya koyabilir.
Sonuç: Aile danışmanı açısından zorunlu arabuluculuk, yalnızca anlaşmazlığı çözmek değil, aynı zamanda aileyi korumak ve toplumsal refaha katkı sunmak anlamına gelir.
- Vatandaş Perspektifi
Vatandaş gözüyle bakıldığında ise mesele daha çok pratik fayda ve maliyet üzerinden değerlendirilir.
Avantaj: Mahkeme yıllarca süren bir süreç yerine, birkaç hafta içinde sonuç alınabilir. Masraflar da daha az olur.
Dezavantaj: Eğer eşler zaten boşanmaya kesin karar vermişse, önce danışmana gitme zorunluluğu “zaman kaybı” gibi algılanabilir. Ayrıca arabuluculuk ve aile danışmanı ücreti bazı aileler için ekonomik yük oluşturabilir.
Sonuç: Vatandaş için sistemin faydası hızlı çözüm ve düşük maliyetken, olası sakıncası süreçlerin uzaması ve gizlilik kaygılarıdır.
Örnek Senaryo
Ayşe ve Mehmet boşanmak istiyor. Mal paylaşımı ve nafaka konusunda anlaşıyorlar ama velayet tartışmalı.
Hukukçu açısından: Arabuluculuk mal paylaşımını çözer, ancak velayet yine mahkemeye kalır.
Aile Danışmanı açısından: Ayşe ve Mehmet’in asıl sorunu iletişim. Danışman, çiftin evliliği sürdürmesinin mümkün olmadığını ama velayet konusunda iş birliği yapabileceklerini rapora yazar.
Vatandaş açısından: Çift mahkeme kapılarında yıllarca uğraşmak yerine, danışman desteğiyle 2 ayda süreci sonuçlandırır; ancak danışmanlık ücretini ödemek onlar için külfet olabilir.
Kaynakça
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu
4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun
İstanbul Barosu, Aile Hukukunda Arabuluculuk Olmaz (2014)
Dural, M., Öğüz, T., & Gümüş, M. A. (2022). Türk Özel Hukuku Cilt III: Aile Hukuku. İstanbul: Filiz Kitabevi.
Çakmut, Ö. F. (2019). Aile Hukukunda Arabuluculuk Uygulaması Üzerine Bir Değerlendirme. İstanbul Hukuk Mecmuası.
Dergipark: Aile Hukukunda Arabuluculuk Tartışmaları (çeşitli makaleler)
Sosyolog, Uzman Aile Danışmanı, Yaşam Koçu
ORCID: 0009-0008-0021-1744
2006 yılında Cumhuriyet Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Bölümünden mezun oldu. 10 yıl bankacılık sektöründe yönetici olarak çalıştı. 2016 yılında Yaşam Koçluğu eğitimleri olarak çalışmalarını bu alanda yoğunlaştırdı.
2023 yılında Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümünden mezun olmasını müteakip Milli Eğitim Bakanlığının Aile Danışmanlığı Sınavında başarılı olarak Aile Danışmanı unvanını aldı. Yaşam Koçu ve Aile Danışmanı olarak, bireye ve topluma yönelik sorunlara rehberlik etmeye devam etmektedir.
Bu alandaki konularda farkındalık yaratmaya yönelik çalışmalara dair uzmanlık eğitimlerine katılmıştır. Katıldığı Atölye ve Eğitim Çalışmaları: *Yaşam Koçluğu Eğitimi, *Mindfullness Eğitimi, *Aile Danışmanlığı Eğitimi, *Aile Danışmanlığı Süpervizyon Eğitimi, *Sosyoloji Atölye Çalışması, *Güçlü Soru Sorma ve Düşünce Mühendisliği Eğitimi
ORCID: 0000-0001-5887-0656
2004 yılında Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Avukatlık stajını 2005 yılında tamamladı. 2006 yılında askerlik görevini tamamlayarak İzmit/Kocaeli'nde avukatlık bürosunu açtı. 2011'de kaydını İstanbul Barosu’na aldırmış olup halen Kadıköy İstanbul'da İstanbul Barosuna bağlı olarak avukatlık yapmaktadır.
Modern Hukuk Akademisi eğitmenliği ve akademik koordinasyon danışmanlığını yürütmüş olup Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunda Ceza ve Ceza Usul Hukuku eğitimi vermiştir. Anadolu Yakası Rumeli Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu üyesi ve Kamu Yararını Savunma Derneği Önceki Başkanıdır.
İstanbul Barosu Deprem Hukuku Komisyonu Yürütme Kurulu Üyesi ve İstanbul Barosu Meslek Sorunları Komisyonu üyesi olan Deşat, İngilizce, Almanca ve Arnavutça bilmektedir.
