Avrupa Birliği ‘Ormansızlaşmayı Önleme’ Yönetmelikleri: Sömürüyü Düzenleme mi, Yoksa Küresel Sürdürülebilirliğe Doğru Bir Adım mı?

Giriş

Malezya’nın Borneo adasında palmiyeler göz alabildiğine uzanır. Malezya, Endonezya’dan sonra dünyanın ikinci büyük palmiye yağı üreticisidir[1]. Ancak, Avrupa Birliği’nin (AB) son politikaları, Malezya’nın en büyük ihracatçısı olma statüsünü[2] etkilemekle tehdit etmektedir. Avrupa Birliği Yenilenebilir Enerji Direktifi (Renewable Energy Directive II[3]) ve ilgili Avrupa Birliği Ormansızlaşma Yönetmeliği (European Union Deforestation Regulation[4]), palmiye yağı biyoyakıtlarını yüksek ‘dolaylı arazi kullanım değişikliği’ (indirect land-use change) riski olarak sınıflandırmaktadır. Endonezya, 09 Aralık 2019 tarihinde Malezya ile birlikte Dünya Ticaret Örgütü’nde (World Trade Organization) buna itiraz etmiştir. Ortaya atılan temel itiraz, Avrupa Birliği’nin palmiye yağı ithalatına getirdiği kısıtlamalar ve bunların çevresel endişeleriydi[5].

Mart 2024’te, Dünya Ticaret Örgütü Heyeti AB lehine karar vermiş ancak katı düzenleyici koşulların Malezya’ya karşı haksız ayrımcılık oluşturduğunu ve Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması’nın (General Agreement on Tariffs Trade-GATT) Özel ve Farklı Muamele ilkelerini ihlal ettiğini de tespit etmiştir. Anılan heyet, AB’nin diğer Üyelerin “karşılaştırılabilir üstünlüğe” (comparable effectiveness) sahip standartlar yerine “esasen aynı” (essentially the same) düzenleyici standartları benimsemeleri için zorunlu kılınması yönündeki “katı ve tavizsiz koşul” (rigid and unbending requirement) uygulamasının GATT’ın IV. Bölümünün büyük bir ihlali olduğunu belirtmiştir[6]. Bu yazıda söz konusu iddialar araştırılmakta ve AB’nin kaynak laneti çarkını döndürürken iklim sömürüsünü sürdürmesi gösterilmektedir.

1. Düzenleyici Arka Plan

Avrupa Birliği, 2015 yılında AB’nin Döngüsel Ekonomi Eylem Planı’nı[7] (Circular Economy Action Plan) başlatarak, “küresel rekabet üstünlüğünü garanti altına almak için AB endüstriyel tabanını modernize edecek” bir ekonomik modeli teşvik etmektedir. Avrupa Parlamentosu, döngüsel ekonomiyi, “al-yap-tüket-at” yaklaşımına (take-make-consume-dispose approach) dayanan geleneksel doğrusal modele keskin bir tezat oluşturan bir “üretim ve tüketim modeli” (model of production and consumption) olarak tanımlamaktadır. Döngüsel ekonomi, kaynak ömrünü en üst düzeye çıkarmak ve atığı en aza indirmek için sürdürülebilir uygulamaları teşvik etmektedir. Döngüsel Ekonomi Eylem Planı, 2030 yılına kadar depolama, yeniden kullanım ve geri dönüşüm için hedefler belirliyor. Bu Planın merkezinde, sera gazı emisyonlarının azaltılması ve ormansızlaşma ve biyolojik çeşitlilik kaybından kaynaklanan ekolojik zararın en aza indirilmesi yer alıyor. Sonuç olarak, Avrupa Birliği palmiye yağı kısıtlamaları, anılan Planın bu tür zararlı etkileri hafifletme konusundaki birincil hedefi ile uyumludur.

AB bu önlemlerin çevresel sürdürülebilirlik için ‘gerekli’ olduğunu iddia ederken, palmiye yağı üreten ülkeler, özellikle Malezya ve Endonezya, Avrupa Birliği Ormansızlaşma Yönetmeliği’ni gerekçe göstererek AB’nin Yenilenebilir Enerji Direktifi politikasına itiraz ettiler[8]. Avrupa Birliği Ormansızlaşma Yönetmeliği, orman bozulmasıyla bağlantılı emtiaları AB pazarına veya AB pazarından ithal eden veya ihraç eden herhangi bir devletin, ürünün ormansızlaşmadan uzak bir şekilde üretildiğini kanıtlamasını zorunlu kılmaktadır. Düzenlemenin 4. ve 5. maddeleri, ‘işletmecileri’ ve ‘tacirleri’ (operators and traders) ürünün ormansızlaştırılmış araziden kaynaklanmadığını veya orman bozulmasına katkıda bulunmadığını göstermeye özel olarak mecbur kılmaktadır. AB düzenlemesi ayrıca, pazar reddi ve yıllık cironun yüzde 4’üne kadar para cezaları dâhil olmak üzere uyumsuzluk için cezalar uygular. Sürdürülebilirlik hedeflerini ticaret yükümlülükleriyle dengelemek için, GATT kapsamındaki ormansızlaşmayla mücadele önlemleri, bunların temel ve ayrımcı olmadığını iddia etmek için XX. Maddeye dayanarak haklı çıkarmaktadır.

2. Avrupa Birliği’nin GATT Savunması: GATT’ın XX. Maddesi

XX. Madde, Dünya Ticaret Örgütü üyelerinin, çevre koruma ve insan sağlığı gibi kamu politikası hedefleri için gerekliyse, keyfi veya haksız ayrımcılık oluşturmadıkları sürece, GATT yükümlülüklerini ihlal edecek önlemleri haklı çıkarmalarına izin verir. Avrupa Birliği, Malezya’nın Dünya Ticaret Örgütü’nün ayrımcılık iddialarına yanıt olarak[9], ormansızlaşmayla mücadele önlemlerinin XX. Maddenin (a), (b) ve (g) bentlerinin “üç sütunlu istisna yaklaşımı” kapsamına girdiğini savunmuştur. Aşağıda, AB’nin her bir sütun altındaki savunmasının, Malezya’nın savunmalara verdiği yanıtın ve heyetin bulgularının eleştirel bir analizi yer almaktadır:

Madde XX(b), bir önlemin “insan, hayvan veya bitki yaşamını veya sağlığını korumak için gerekli” olduğu düşünülürse muafiyetlere izin verir. Avrupa Birliği Ormansızlaşma Yönetmeliği, sürdürülemez palmiye yağı üretimiyle ilişkili çevresel ve ekolojik hasarı en aza indirmeye öncelik verir.

AB, Avrupa Birliği Ormansızlaşma Yönetmeliği’nin geçici olarak haklı olduğunu savunmak için Madde XX’in iki kademeli analizine güvenmektedir[10]. AB, GATT metnine göre her üyenin “kamu ahlakını, yaşamı, sağlığı ve korumayı kendi değerlerine göre tanımlama ve istenen koruma düzeyini belirleme” özgürlüğüne sahip olduğunu ileri sürmektedir. Avrupa Birliği, bu nedenle, çevresel bozulmaya katkıda bulunan kaynaklardan palmiye yağı ithalatını kısıtlamanın, nihayetinde insan sağlığına zararlı etkilere katkıda bulunan küresel biyolojik çeşitliliği ve ekosistemleri korumak için gerekli olduğunu iddia etmektedir.

Madde XX(g), bunlar yerel kısıtlamalarla birlikte uygulandığı takdirde, “tükenebilir doğal kaynakların korunmasıyla ilgili” önlemleri muaf tutar. AB, ithalat düzenlemelerinin, Malezya’nın birincil tarım uygulaması olan ‘kes ve yak’ (slash-and-burn) gibi çevreye zararlı uygulamaları caydırarak ormanlar gibi tükenebilir doğal kaynakları korumayı amaçladığını savunmaktadır[11]. Bu kanıt, ormanların ve biyolojik çeşitliliğin ormansızlaşmanın geri döndürülemez hasarı nedeniyle “tükenebilir kaynaklar” olarak düşünüldüğünde ikna edicidir.

GATT Madde XX’in başlığı, bir önlemin “keyfi veya haksız ayrımcılığa” (arbitrary or unjustifiable discrimination) yol açmaması veya “gizli bir kısıtlama” oluşturmaması gerektiğini şart koşar[12]. Bu bağlamda, AB düzenlemelerinin yalnızca politikalarının meşru hedeflerine yönelik olmadığını, aynı zamanda belirli ülkeleri veya ürünleri keyfi bir şekilde hedef almadan tutarlı bir şekilde uygulandığını göstermiştir (bu iddia alt bölüm 3’te daha ayrıntılı olarak açıklanmaktadır).

3.Gereklilik Testi [necessity test]

Madde XX, tedbirin korumayı iddia ettiği meşru hedefe ulaşmak için ‘gerekli’ olması gerektiğini şart koşmaktadır; bu da iki şartı içermektedir:

  • Palmiye yağı ithalatına getirilen kısıtlama ile kaynakların korunması veya sağlığın korunması arasında gerçek bir bağ vardır ve
  • Bu önlem gereğinden fazla ticaret kısıtlayıcı değildir.

AB, ‘dolaylı arazi kullanım değişikliği’ kapsamında biyoyakıt üretimiyle bağlantılı biyolojik çeşitlilik kaybına atıfta bulunarak iklim değişikliğini bir ‘acil durum’ (emergency) olarak çerçevelendirmektedir. GATT’ın iklim krizleri için hükümlerden yoksun olduğunu, çünkü ‘acil durum’ hükümlerinin, yani Madde XIX ve XXI’in yalnızca güvenlik önlemlerini ve güvenlik çıkarlarını ele aldığını savunmaktadır. Endonezya ve Malezya’nın uydu verileriyle doğrulanan kes-yak uygulamalarını vurgulayan AB, ormansızlaşmayı engellemek için palmiye yağı hammaddesine getirilen kısıtlamaları haklı çıkarmaktadır. Dünya Ticaret Örgütü Heyeti, GATT çerçevesindeki bu lafzi denetimi kabul etmiş ve Avrupa Birliği’nin duruşunu ormansızlaşmayla mücadele politikaları için ‘gerekli’ olarak değerlendirmiştir.

4.Ayrımcılık Yapmayan Uygulama

Temyiz Kurulu, söz konusu tedbirin Malezya’ya karşı keyfi veya haksız bir ayrımcılık olup olmadığını tespit etmek için aşağıdaki gerekçelere atıfta bulunmuştur:

  • Ayrımcılık yapmayan alternatiflerin varlığı;
  • Tüm Üyelerin mallara “erişimini kolaylaştırmak” için “ benzer çabalar ” göstermedeki başarısızlığı;
  • Diğer Üyelerin topraklarında ortaya çıkabilecek farklı durumların dikkate alınmamasından kaynaklanan ayrımcılık,
  • Diğer Üyelerin düzenleyici standartları benimsemesi yönündeki ‘katı ve tavizsiz bir gerekliliğin’ uygulanması sonucu ortaya çıkan ayrımcılık.

Avrupa Birliği’nin palmiye yağı kısıtlamaları, belirli ülkeleri hedeflemek veya ticaret korumacılığına girmek yerine bilimsel ölçütlere dayalı olarak ormansızlaşmayı engellemeye yönelik daha geniş çevresel hedeflerini kolaylaştırır. AB, sertifika şemaları aracılığıyla sürdürülebilir şekilde sertifikalandırılmış palmiye yağı ithalatına izin vererek, Malezya’nın çevresel ölçütleri karşılıyorsa ihracat yapmasına olanak tanır ve bu önlemin tamamen yasak olmadığını vurgular.

Ancak Dünya Ticaret Örgütü Heyeti, AB’nin önlemlerinin uygunsuz olduğunu bulmuştur. Malezya palmiye yağı, çevresel kaygılara eşit derecede katkıda bulunan diğer bitkisel yağlara göre orantısız bir şekilde hedef alınmıştır. Dahası, Dünya Ticaret Örgütü Heyeti kararını AB’nin palmiye yağının ‘dolaylı arazi kullanım değişikliği’ riski üzerine 2008 ve 2016 yılından kalma güncel olmayan verileri kullanarak yaptığı çalışmaya dayandırmış ve Raporun “eksiklerle” dolu olduğunu belirtmiştir. Dahası, Malezya Avrupa Birliği Ormansızlaşma Yönetmeliği yükümlülüklerine uymak istiyorsa, gelişmekte olan devletin katı izlenebilirlik ve raporlama sistemlerini uygulamak için kaynakları yoktur.

AB’nin düzenlemeleri, Avrupa pazarına hakim olan ve yüksek izlenebilirlik standartlarını daha kolay karşılayabilen dikey olarak entegre şirketleri desteklemektedir. AB’nin Yenilenebilir Enerji Direktifi, emtia üretimi için coğrafi konum verileri gerektirmekte ve 816,1 bin hektarlık alanda palmiye yağının yüzde 40’ını üreten Malezya’nın[13] küçük çiftçilerine orantısız bir yasal uyum yükü getirmektedir. AB, coğrafi konum verileri ve çokgen haritaları gerektiren izlenebilirlik önlemlerini uygulayarak, asgari belgelerle gayri resmi olarak faaliyet gösteren Malezya’nın küçük çiftçi tedarik zincirlerinin yapısal gerçeklerini göz ardı etmektedir. Küçük çiftçilerin piyasa değerini çok aşan bu maliyetli gereklilikler, hükümet desteğinden yoksun olan ve “toprağı aile içinde tutma” duygusuyla hareket ettikleri için ticari mülklerde konsolidasyona direnen bağımsız küçük çiftçileri etkili bir şekilde dışlamaktadır. Avrupa Birliği bölgesel bağlamları dikkate almadan bu tür tek taraflı politikaları dayatarak, kaynak ekonomileri üzerindeki sömürgeci kontrolünü yansıtmakta ve eşitsizliği derinleştiren ve Birleşmiş Milletler’in “kimseyi geride bırakmama” ilkesini ihlal eden şartları dikte etmektedir.

Dünya Ticaret Örgütü Heyetinin yukarıdaki gerekçeleri kabul etmesi, olumsuz DTÖ kararına rağmen Malezya için bir zaferdir. Malezya Plantasyonları ve Emtia Bakanı’nın açıkladığı[14] gibi, karar “Malezya’nın ayrımcılık iddialarının gerçekten haklı olduğunu göstermektedir”. Avrupa Birliği Ormansızlaşma Yönetmeliği, gelişmekte olan ülkelerin kendi kaderlerini belirlemedeki temsilciliğini göz ardı eden bir iklim sömürgeciliği biçimine örnek teşkil etmektedir. Endonezya ve Malezya’nın, 2011 ve 2013 yılından beri sürdürülebilirlik standartlarını uygulamaya başlayan Malezya Sürdürülebilir Palmiye Yağı Girişimi (Malaysian Sustainable Palm Oil initiative[15]) gibi yerel sürdürülebilirlik girişimlerini tanımak yerine, Avrupa Birliği, Malezya ve Endonezya’ya orantısız bir şekilde yük olan tek taraflı politikaları uygulamaya devam etmektedir. Politika uygulamasına yönelik böylesine dikkatsiz bir yaklaşım, doğal kaynak laneti teorisinin siyasetine geri dönmekte; Malezya ve Endonezya’nın iklim değişikliğine yönelik Ortak Ancak Farklılaştırılmış Sorumluluğunu reddederken, AB ekonomik olarak dezavantajlı ülkeleri daha zengin bir devlet tarafından tek taraflı olarak hazırlanan politikalara uymaya zorlamaya devam etmektedir.

Birkaç Avrupa Birliği Ormansızlaşma Yönetmeliği-Malezya Sürdürülebilir Palmiye Yağı Girişimi boşluk analiz raporuna[16] göre, Malezya Sürdürülebilir Palmiye Yağı Girişimi’nin 2020 sürümü, Avrupa Birliği Ormansızlaşma Yönetmeliği ilkelerinin düzenleyici gerekliliklerini karşılamaktadır. Bunlara, Avrupa Birliği Ormansızlaşma Yönetmeliği’nin 3. maddesinde belirtildiği gibi, Aralık 2019’dan sonra ormansızlaştırılmış arazilerden elde edilen palmiye yağının yasaklanması da dâhildir. Buna ek olarak, Malezya hükümeti, Avrupa Birliği Ormansızlaşma Yönetmeliği’nin 9. ve 10. maddesine uygun olarak yerel Malezya Sürdürülebilir Palmiye Yağı Girişimi İzleme Sistemini uygulamaya koymuştur[17]. Ancak, Avrupa Birliği, uyum ortaklıklarına izin veren Avrupa Birliği Ormansızlaşma Yönetmeliği’nin 28. maddesi aracılığıyla işbirliğini teşvik etmek yerine, yukarıdan aşağıya bir yaklaşım sürdürmektedir. Finansal ve teknik destek olmadan, milyonlarca küçük çiftçi dışlanma riskiyle karşı karşıya kalırken, büyük şirketler uyuma hâkimdir.

AB’nin kıyaslama sistemi[18], ülkeleri ormansızlaşmaya göre ‘yüksek’, ‘standart’ veya ‘düşük riskli’ olarak sınıflandırarak bunu daha da kötüleştirmektedir. Sürdürülebilirlik ilerlemesine rağmen Endonezya ve Malezya büyük ihtimalle yüksek riskli olarak değerlendirilecek ve ciddi ticaret kısıtlamalarıyla karşı karşıya kalacaktır. Başlangıçta Aralık 2024’te uygulanması planlanan bu sınıflandırma, Avrupa Birliği Ormansızlaşma Yönetmeliği’nin uygulanmasını Aralık 2025’e kadar ertelemiştir. Bu gecikme geçici bir rahatlama sağlamakta ancak Avrupa Birliği’nin kontrolsüz düzenleyici hâkimiyetinin altını çizmektedir.

Sonuç

AB’nin Yenilenebilir Enerji Direktifi ve palmiye yağı ithalatına ilişkin Avrupa Birliği Ormansızlaşma Yönetmeliği, görünürde sürdürülebilirliği teşvik etmeyi amaçlayan ancak modern iklim sömürgeciliğini sürdüren ve Küresel Güney’e kalkınma terimlerini dikte eden daha geniş bir çevre politikaları örüntüsünü ortaya koymaktadır. Malezya ve Endonezya’nın palmiye yağı endüstrilerini orantısız bir şekilde etkileyen katı uyum önlemlerini zorunlu kılarak AB, bu ulusların sosyo-ekonomik gerçeklerini hesaba katmayan tek tip bir yaklaşım dayatmaktadır. AB’nin politikaları, sermayenin mantığının çoğu şeyi, kavramsal bir hukuk eşitliği kisvesi altında belirlediğini kanıtlamaya devam etmektedir. AB’nin düzenleyici önlemleri, GATT hükümleri uyarınca haklı gösterilse bile, AB’nin çevresel hedefleri ile daha az gelişmiş ülkelerin kalkınma bağlamını göz ardı etmesi arasındaki çelişkileri ortaya koymaktadır. Malezya ve Endonezya, AB’nin yüksek standartlarını karşılamada artan zorluklarla karşılaşmaya devam ederken, kapsayıcı işbirliğine doğru bir kayma olmadan AB’nin hedef direklerini hareket ettirmeye devam edeceği ve mücadele ettiğini iddia ettiği bu eşitsizlikleri pekiştireceği giderek daha da belirginleşmektedir.

[1]<https://www.fas.usda.gov/data/production/commodity/4243000>.

[2]<https://bepi.mpob.gov.my/images/overview/Overview2023.pdf>.

[3]<https://energy.ec.europa.eu/topics/renewable-energy/renewable-energy-directive-targets-and-rules/renewable-energy-directive_en>.

[4]<https://environment.ec.europa.eu/topics/forests/deforestation/regulation-deforestation-free-products_en>.

[5]<https://www.wto.org/english/tratop_e/dispu_e/cases_e/ds593_e.htm>.

[6]<https://www.wto.org/english/tratop_e/dispu_e/cases_e/ds58_e.htm>.

[7]<https://environment.ec.europa.eu/strategy/circular-economy-action-plan_en>.

[8]<https://www.reuters.com/business/environment/indonesia-accuses-eu-regulatory-imperialism-with-deforestation-law-2023-06-08/>.

[9]<https://docs.wto.org/dol2fe/Pages/SS/directdoc.aspx?filename=q:/WT/DS/600R.pdf&Open=True>.

[10]<https://www.wto.org/english/tratop_e/dispu_e/2-9.pdf>.

[11]<https://www.bbc.com/news/business-23026219>.

[12]<https://www.wto.org/english/res_e/booksp_e/gatt_ai_e/art20_e.pdf>.

[13]<https://www.statista.com/statistics/1407290/malaysia-total-areas-of-smallholder-palm-oil-plantations/#:~:text=In%202022%2C%20smallholder%20palm%20oil,of%20palm%20oil%2C%20after%20Indonesia.>.

[14]<https://www.reuters.com/world/asia-pacific/malaysia-monitor-changes-eu-rules-after-wto-ruling-deforestation-case-2024-03-06/>.

[15]<https://mspo.org.my/about-mspo>.

[16] <https://efi.int/sites/default/files/files/flegtredd/KAMI/Resources/Deforestation_free_supply_chains_for_palm_oil_2.pdf>.

[17]<https://mspo.org.my/mspo-trace>.

[18]<https://green-business.ec.europa.eu/deforestation-regulation-implementation/eudr-cooperation-and-partnerships_en>.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.