Avrupa Birliği’nin Öncü Kurumsal İnsan Hakları Düzenlemesinin [Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi] Küresel Firmalar İçin Anlamı

Avrupa Birliği (AB), Temmuz ayında (2024), AB sınırlarının ötesine uzanacak ve dünya çapındaki şirketler için büyük sonuçlar doğuracak yeni bir insan hakları düzenlemesi olan Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi’ni (Corporate Sustainability Due Diligence Directive[1]) kabul etmiştir.

Direktif/Yönerge, büyük işletmelerin küresel “faaliyet zincirleri”nin [tedarik zincirlerinden (supply chains) daha geniş bir kavram olduğu iddia edilebilir (chain of activities)] kapsamlı insan hakları ve çevresel durum tespitini yürütmesini ve bu çabaları kamuya ifşa etmesini gerektirmektedir. Her AB üyesi devletin, yönergenin kabulünden itibaren yerel yasaya aktarmak için artık iki yılı vardır ve bu da uyum çabaları için saati başlatmaktadır. İşte küresel şirketlerin bilmesi gerekenler.

  1. Hangi şirketler kapsam dâhilindedir?

Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi, AB içerisinde kurulmuş olup olmadıklarına bağlı olarak iki tür kapsam şirketi ortaya koymaktadır ki; bu, “bir Üye Devletin mevzuatına uygun olarak kurulmuş” olarak tanımlanmaktadır.

Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi;

  • Son mali yılda yıllık finansal tabloların kabul edildiği veya kabul edilmesi gereken binden fazla çalışanı ve 450 milyon avro küresel geliri olan veya
  • Yukarıdaki eşiklere ulaşmayan ancak son mali yılda konsolide yıllık finansal tabloların kabul edildiği veya kabul edilmesi gereken eşiklere ulaşan bir grubun nihai ana şirketi olan veya
  • Avrupa Birliği’nde bağımsız üçüncü taraf şirketler ile telif hakkı karşılığında franchise veya lisans anlaşmaları yapan bir grubun nihai ana şirketi olan veya belirli ek koşullar altında bu anlaşmalara giren,

AB şirketleri için geçerlidir.

Avrupa Birliği’nde kurulmamış şirketler ise aşağıdaki koşullar sağlandığı takdirde kapsam dâhilinde olacaktır:

  • Son mali yıldan önceki mali yılda AB pazarında 450 milyon avronun üzerinde gelir elde eden veya
  • Yukarıdaki eşiklere ulaşmamakla birlikte konsolide bazda, son mali yıldan önceki mali yılda yukarıdaki eşiklere ulaşan bir grubun nihai ana şirketi olan veya
  • Avrupa Birliği’nde bağımsız üçüncü taraf şirketler ile telif hakkı karşılığında franchise veya lisans anlaşmaları yapan bir grubun nihai ana şirketi olan veya belirli ek koşullar altında bu anlaşmalara girmiş olan.

Durum tespiti ve raporlama yükümlülüklerinin kapsanan şirketlere ne zaman uygulanacağı, çalışan sayısına ve yıllık gelire bağlıdır. Anılan Yönergeye göre;

  • 5 bin veya daha fazla çalışanı bulunan ve yıllık küresel geliri en az 1 milyar 500 milyon avro olan işletmeler anılan Direktifin AB düzeyinde yürürlüğe girmesinden itibaren üç yıl içinde;
  • 3 bin veya daha fazla çalışanı ve yıllık küresel geliri en az 900 milyon avro olan işletmeler dört yıl içinde ve
  • Çalışan sayısı binden daha fazla ve yıllık küresel geliri en az 900 milyon avro olan işletmeler dört yıl içinde,

bu Direktife uymak zorunda kalacaktır.

  1. Kapsam dışı şirketler bu konuyla neden ilgilenmelidir?

Yönergeden doğrudan etkilenmeyen, büyüklükleri veya konumları nedeniyle faaliyet gösteren kuruluşların bile bu yönergeye dikkat etmesi gerekmektedir.

Kapsanan şirketler için temel koşullardan biri, “faaliyet zinciri” içindeki olumsuz insan hakları etkilerini ele almak için insan hakları konusunda gerekli özeni göstermelerini sağlamaktır. Bu, “bir şirketin üst iş ortaklarının, şirket tarafından mal üretimi veya hizmet sağlanmasıyla ilgili faaliyetleri, hammaddelerin, ürünlerin veya ürün parçalarının tasarımı, çıkarılması, kaynaklanması, imalatı, taşınması, depolanması ve tedariki ve ürünün veya hizmetin geliştirilmesi ve bir şirketin alt iş ortaklarının, iş ortaklarının bu faaliyetleri şirket için veya şirket adına yürüttüğü, ürünün dağıtımı, taşınması ve depolanmasıyla ilgili faaliyetleri” olarak tanımlanmaktadır.

Bu oldukça geniş bir tanımlamadır.

  1. Ne gereklidir?

Yönerge, şirketlere aşağıdakiler de dâhil olmak üzere bir dizi yükümlülük getirmektedir:

  • Bir politika belirlenmesi (set a policy): Şirketler, insan hakları ve çevresel durum tespitini kurumsal politikalarına ve risk yönetim sistemlerine entegre etmeli ve şirketin özen yükümlülüğüne ilişkin yaklaşımının bir açıklamasını, çalışanlar ve iştirakler için bir davranış kurallarını ve özen yükümlülüğünü uygulamak için uygulanan süreçlerin bir açıklamasını içeren bir durum tespiti politikasına sahip olmalıdır.
  • Olumsuz etkilerin tanımlanması (identify adverse impacts): Şirketler, kendi faaliyetlerinden veya bağlı şirketlerinin faaliyetlerinden ve değer zincirleriyle ilgiliyse yerleşik iş ilişkilerinden kaynaklanan gerçek veya potansiyel olumsuz insan hakları ve çevre etkilerini tanımlamalı, değerlendirmeli ve gerektiğinde önceliklendirmelidir.
  • Olumsuz etkilerin önlenmesi veya ortadan kaldırılması (prevent or eliminate adverse impacts): Şirketler muhtemel olumsuz etkileri önlemeli ve en aza indirmeli ve gerçek olumsuz etkileri sona erdirmeli veya kapsamlarını azaltmalıdır. Şirketler ayrıca gerçek olumsuz etkilere yönelik iyileştirmeler sağlamalıdır.
  • Paydaşlarla etkileşim kurulması (engage with stakeholders): Şirketler paydaşlarla anlamlı etkileşimler gerçekleştirmelidir.
  • Bildirim mekanizması ve şikâyet prosedürü kurulması ve sürdürülmesi (establish and maintain a notification mechanism and complaint procedure).
  • Durum tespitinin izlenmesi ve (kamuya) açıklanması (monitor and disclose due diligence): Şirketler durum tespiti politikalarının ve önlemlerinin etkinliğini izlemelidir. Ayrıca, web sitelerinde yıllık bir açıklama yayınlayarak durum tespitini kamuoyuyla paylaşmaları gerekir.
  • Yetkili makamlarla işbirliği yapılması (cooperate with authorities): Şirketler, denetleyici makamlarla işbirliği yapmak için gerekli yetki ve kaynaklara sahip bir tüzel veya gerçek kişiyi yetkili temsilcisi olarak belirlemelidir.
  1. Uygunsuzluğun sonuçları

Yönergenin yerel yasaya aktarıldığı şekliyle, uyulmaması durumunda ağır cezalar verilebilir; bunlar arasında şunlar yer alır:

  • Yasal sorumluluk (legal liability): Uygunsuz şirketler (noncompliant companies), uyumsuzluklarının insanlara veya çevreye zarar vermesi durumunda zararlardan dolayı hukuki olarak sorumlu tutulabilir.
  • Para cezaları ve yaptırımlar (fines and penalties): Üye devletler, yönetmeliği uygulamak üzere yetkilileri belirlemeli ve yetkilendirmeli, uyumsuz bir şirketin küresel gelirinin yüzde 5’ine kadar para cezası verme yetkisine sahip olmalıdır.
  • Kamu alımlarından dışlanma (exclusion from public procurement): Üye devletler, uyumsuz şirketleri devlet sözleşmelerinden (ihalelerinden) men edebilir.
  1. Sırada ne var?

İlk adım, bir şirketin kapsam dâhilinde olup olmadığını belirlemektir. Şirket kapsam dâhilindeyse, insan hakları altyapısının gözden geçirilmesi, boşlukların nerede olduğunun belirlenmesi ve uygun boşluk doldurma önlemlerinin alınması gerekecektir.

Şirket kapsam dâhilinde değilse, yine de kapsam dâhilindeki iş ortaklarının “faaliyet zinciri” içinde olup olmadığı belirlenmeli ve aynı boşluk doldurma önlemleri uygulanmalıdır. Gerçekten de, AB iş ilişkileri veya geliri olan herhangi bir şirket, direktifin koşullarından doğrudan veya dolaylı olarak etkilenecektir.

Sonraki adımlar ve sonraki uyum adımları, deneyimli hukuk danışmanlarının tavsiyeleri ve her şirketin kendine özgü ticari faaliyetleri ve coğrafi erişimi göz önünde bulundurularak dikkatlice ele alınmalıdır.

Hiçbir AB bağlantısı olmayan şirketler bile, Birleşmiş Milletler İş ve İnsan Hakları Rehber İlkeleri kapsamındaki yükümlülüklerinin bir parçası olarak insan hakları konusunda gerekli özeni göstermeyi göz önünde bulundurmalı; ayrıca Güney Kore’den Kanada’ya kadar şirketlerin insan haklarına uyumu ile ilgili giderek artan sayıda ulusal yasa ortaya çıkmaktadır.

[1] <https://commission.europa.eu/business-economy-euro/doing-business-eu/sustainability-due-diligence-responsible-business/corporate-sustainability-due-diligence_en>

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.