‘Yumuşak Avrupa Birliği Hukuku’ Küresel Finansal Yönetişimi Nasıl Yeniden Yapılandırıyor?

Uluslararası finansal yönetişim, bağlayıcı olmayan araçların [‘yumuşak hukuk’ (soft law)] artan yaygınlaşmasıyla karakterize edilir. Avrupa Birliği, hem dâhili bir aygıtın geliştirilmesi hem de normları diğer yargı bölgelerine ihraç etme kapasitesi (‘Brüksel Etkisi’[1] olarak adlandırılır) marifetiyle bu eğilimde etkili bir aktör olarak öne çıkmaktadır. Bu yazımız, Şubat 2025’te yayınlanan kapsamlı “Less is More” raporuna[2] dayanmaktadır (bu raporun ortak yazarlarıydık). Burada, Avrupa deneyiminin küresel bir dinamiği nasıl yansıttığını göstermeyi ve böylece yumuşak hukuk olgusunu düzenlemede uluslararası hukukun rolünün yeniden düşünülmesini teşvik etmeyi amaçlıyoruz.

  1. Yapısal Bir Değişim

Avrupa Bankacılık Otoritesi [European Banking Authority], 2024 tarihli Bankacılık Paketi[3] ile bağlayıcı olmasa da kayda değer normatif etkiler üreten normatif araçlar (teknik standartlar, kılavuzlar, sorular ve cevaplar) için 139 yetki almıştır. Burada, ulusötesi yönetişimdeki daha geniş bir eğilimi yansıtan bir modelin ana hatlarını görüyoruz: uzmanlaşmış kurumların ve esnek standartların demokratik kontrol ve klasik yasa yapımının aleyhine artan rolü[4] [the growing role of specialised institutions and flexible standards to the detriment of democratic control and classical law-making].

Yumuşak hukuk ile sert hukuk [soft law and hard law] arasındaki ayrımı sürdürmek giderek zorlaşıyor. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü [Organization for Economic Cooperation and Development], 2021 tarihli Düzenleyici Politika Görünümü [Regulatory Policy Outlook] raporunda[5], bağlayıcı olmayan standartların yaygınlaşmasının hem yurt içinde hem de sınır ötesinde hukuki belirsizlik yarattığını vurgulamıştır. Ulusal yasama sürecinin uluslararası boyutları aşikârdır ve uluslararası düzenleyici işbirliği yoluyla yeniden düzenlenmesini gerektirmektedir. Basel Bankacılık Denetleme Komitesi[6] [Basel Committee on Banking Supervision] gibi uluslararası finans kuruluşları da artık ‘keskin etkileri olan yumuşak hukuk rejimi’ [soft law regime with hard effects] olarak adlandırdığımız şeye katkıda bulunmuştur. Basel III standartları[7], resmen bağlayıcı olmasa da, genellikle önemli bir parlamento tartışması olmaksızın ulusal mevzuata aktarılmaktadır. Bu düzenleyici dinamik, 2008 küresel finans krizini izleyen daha geniş politik ve kurumsal bağlamdan ayrı tutulamaz. Bu kriz, finansal istikrarı önceleyen ve Finansal İstikrar Kurulu’nun[8] [Financial Stability Board] kurulmasını tetikleyen G20 liderliğindeki koordineli bir tepkiye yol açmıştır[9]. Finansal İstikrar Kurulu ise standart belirleme kuruluşlarının çalışmalarını birleştirmek ve uluslararası yakınsamayı sağlamak için merkezi bir forum görevi görmüştür. Bu siyasi mimari, Basel III gibi araçlara, yumuşak hukuk karakterlerine rağmen, bunları sistemsel reform ve dayanıklılık için yapılandırılmış bir gündem içine yerleştirerek meşruiyet kazandırmıştır. Avrupa deneyimi de bu kalıbı yansıtır. WP/21/25 sayılı IMF [International Monetary Fund (IMF)-Uluslararası Para Fonu] Çalışma Belgesi’nde[10] de vurgulandığı gibi, Avrupa Birliği dışındaki düzenleyici otoriteler uluslararası piyasalardan dışlanmamak için sıklıkla Avrupa standartlarını benimsemektedir.

Avrupa bankacılık hukuku, ardışık normatif mutasyonlar marifetiyle şekillendirilen yasal adaptasyon ve yeniden yapılandırma süreci yoluyla, uluslararası ekonomi hukuku çerçevesinde oluşturulan standartlar ve düzenleyici mekanizmalarla giderek daha fazla örtüşmektedir. Bu dinamik, kaçınılmaz olarak, başlangıçta bağlayıcı olmayacak biçimde tasarlanan araçlar giderek iç hukuk mimarisine dâhil edildikçe ve bağlayıcı kurallarınkine benzer yasal etkiler üretmeye başladıkça, yumuşak hukuk ile sert hukuk arasındaki geleneksel ayrımın kademeli olarak aşınmasına katkıda bulunmaktadır.

Genel olarak, bu yumuşak ve sert hukuk arasındaki ayrımı zayıflatır. Avrupa Birliği Adalet Divanı [Court of Justice of the European Union] bile (örneğin C-911/19, Fédération bancaire française[11]) yumuşak hukuk araçlarının tutarlı kurumsal uygulamalar yoluyla yasal güç kazanabileceğini kabul etmiştir. Bundan, uluslararası hukukun şu anda ilgili aktörlerin davranışlarını düzenleyen ‘yasal statüsü olmayan normlara’[12] [norms without legal status] nasıl yanıt verebileceği sorusuna bir cevap aradığı sonucu çıkar.

  1. Uluslararası Ekonomi Hukukunun Bir Alt Sistemi Olarak Bankacılık Denetimi

İlk bakışta, bankacılık düzenlemesi, kendi mantığı ve uluslararası kamu hukukundan göreceli özerkliği olan tamamen teknik bir alan gibi görünmektedir. Son yılların gerçekliği bu izlenimi çürütmektedir. Bankacılık denetimi, yerel ve uluslararası hukuk arasındaki sınırların giderek daha akışkan hale geldiği küresel ekonomik yönetişimin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Bankacılık standartları artık yalnızca ulusal otoriteler veya uzmanlaşmış Avrupa kurumları tarafından geliştirilmemekte; bunun yerine normlar, sözleşmeler, işbirliği mekanizmaları ve her şeyden önce Basel Komitesi, Finansal İstikrar Kurulu veya OECD tarafından geliştirilenler gibi yumuşak hukuk araçlarının ulusötesi bir ekosistemine uyumlu hale getirilmekte veya uyarlanmaktadır.

Yumuşak hukuk kuralları artık küresel finansal yönetişimde merkezi bir konuma sahip olsa da, tasarımları ve uygulamaları sıklıkla belirgin şekilde asimetrik bir düzenleyici ortamda gerçekleşmektedir. Örneğin, üçüncü ülkelerde uygulanan bankacılık standartlarının eşdeğerliğiyle ilgili Avrupa Birliği kararları, tutarlılık ve istikrar hedeflerine uygun olarak, taslak hazırlama veya değerlendirme sürecinde söz konusu devletler için yeterli katılım mekanizmaları tarafından desteklenmemektedir. Bu, prosedürel adaletsizliğe ve hatta uluslararası hukukun yerleşik veya ortaya çıkan ilkeleri ve standartlarıyla çelişen bir tür (dolaylı) ayrımcılığa yol açmaktadır; örneğin devletlerarasında eşit katılım, karar alma şeffaflığı ve eşit yönetişim özlemi [ayrımcılık yapmama, bilgiye erişim, kurumsal hesap verebilirlik[13] ve karar alma kapsayıcılığı zorunluluklarından türetilme (derived from imperatives of non-discrimination, access to information, institutional accountability, and decision-making  inclusivity)].

Günümüzde, bankacılık denetimi daha geniş uluslararası ekonomik yasal düzenin bir parçasıdır. Dünya Ticaret Örgütü [World Trade Organization] rejimiyle bağlantısı, özellikle hükümleri -finansal hizmetlerle ilgili XIII. madde dâhil- bankacılık alanında yerel düzenlemeleri gerektiren ve şekillendiren yükümlülükler yaratan Hizmetlerde Ticaret Genel Anlaşması [General Agreement on Trade in Services-GATS] aracılığıyla belirgindir. Aynı zamanda, ikili yatırım antlaşmaları [bilateral investment treaties] devletlere istikrar, şeffaflık ve haksız muameleye karşı koruma konusunda sorumluluklar yükler ve ulusal finansal düzenlemelerin uluslararası yasal düzenin bu tür koşullarıyla uyumlu hale getirilmesine yol açar.

Uluslararası hukuku, harici veya tamamlayıcı bir düzenleme kaynağı olarak değil, bankacılık denetiminin ortaya çıkan normatifliği için bir doğrulama ve disiplin grameri olarak anlıyoruz. İster Avrupa kurumlarından ister küresel forumlardan olsun, yumuşak hukuk standartlarının yaygınlaşması meşruiyet, orantılılık ve sistemsel tutarlılık konusunda net ölçütlere tabi olmalıdır.

Bu vizyon, finansal yönetişim gibi teknik alanlar da dâhil olmak üzere uluslararası düzende hukukun üstünlüğünün merkezi özelliğini yeniden teyit eden 2012 tarihli ve 67/1 sayılı Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Kararı[14] gibi uluslararası hukuk kurumları tarafından desteklenmektedir. Kavramsal düzeyde, Avrupa Birliği Adalet Divanı[15], Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi[16] veya Uluslararası Adalet Divanı[17] [European Court of Human Rights or International Court of Justice] gibi mahkemelerin ilgili içtihatları, tutarlı kurumsal veya idari uygulamalara entegre edildiğinde bağlayıcı olmayan araçların normatif etkilerinin yasal olarak tanınmasına yönelik bir eğilim göstermektedir.

  1. Yumuşak Hukuk İhracıyla Egemenliğin Sınırlandırılması

Bu arka plana karşı, Rosa Lastra ve Pierre-Hugues Verdier gibi akademisyenler[18] yeni bir uluslararası finansal anayasa öneriyorlar. Avrupa standartları, normatif yayılma mekanizmaları vasıtasıyla, bunların geliştirilmesine katılmayan aktörler için fiili kurallar haline gelmektedir. Bu, anayasal bir endişeyi gündeme getirir: Avrupa yönergeleri, taslaklarının hazırlanmasında karşılıklı katılım olmadan fiili olarak Avrupa Birliği dışındaki aktörlere uygulandığında, bu normatif ihracın meşruiyeti sorgulanabilir hale gelmekte; finansal egemenlik zorlama yoluyla değil, bağımlılık yoluyla aşınmaktadır.

Bununla ilgili bir örnek, üçüncü ülkelerdeki denetim çerçeveleri marifetiyle Dijital Operasyonel Dayanıklılık Yasası’nda[19] [Digital Operational Resilience Act] belirtilen standartların benimsenmesidir. Dijital Operasyonel Dayanıklılık Yasası henüz tam olarak uygulanmamış olsa da, operasyonel dayanıklılığa yönelik yaklaşımı, siber güvenlik ve finansal istikrara ilişkin Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği [Association of Southeast Asian Nations-ASEAN] bölgesel diyalogları (2025 tarihli ASEAN Dijital Ana Planı[20]) dâhil olmak üzere küresel düzenleyici görüşmeleri şimdiden bilgilendirmektedir.

Bu gerçeklik, yumuşak hukuku değiştirmek için değil, onu daha şeffaf, adil ve işlevsel bir hukuk düzeni içinde çerçevelemek için, uluslararası hukukta daha sağlam ve daha net bir çapa [anchoring] yoluyla düzeltme gerektirir. Hukukun üstünlüğü hakkındaki 67/1 sayılı Birleşmiş Milletler Genel Kurul Kararı (2012), düzenleyici tutarlılık hakkındaki 2020 tarihli Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı [United Nations Trade and Development-UNCTAD] raporu[21] ve yukarıda belirtilen finansal anayasa teorileri, kamuoyu danışması, orantılılık testleri, geri bildirim ve inceleme mekanizmaları gibi somut araçlar önermektedir.

  1. Yasa Gücü Olmadan, Ancak Etkin Güçle? Aşırı İstihsal Sorunu

Doktrinel bir bakış açısından, yukarıda gösterilen bu dinamik, klasik hukuk kategorilerini istikrarsızlaştırmaktadır. Birincil ve ikincil mevzuat arasındaki ayrım, daha düşük düzeydeki araçların daha kesin ve yetkili bir şekilde yönetildiği durumlarda anlamsız hale gelir. Bu anormallik, Avrupa Bankacılık Otoritesi içindeki normatif aşırı istihsalin eleştirel bir okumasını sağlayan “Less is More” raporunda tanımlanmıştır. Anılan rapordaki temel endişe, finansal düzenleme süreçlerinin demokratik meşruiyeti ile gerçek normatif etkileri arasındaki uyumsuzlukta yatmaktadır. Bağlayıcı olmayan araçlar, bilhassa gözetim uygulamasına dâhil edildiklerinde fiili yasal güç kazanabilir. Bu konuda çarpıcı bir örnek, Avrupa Merkez Bankası’nın[22] [European Central Bank] sıklıkla Avrupa Bankacılık Otoritesi tarafından yayınlanan yönergeleri ve önerileri kredi kuruluşlarına yönelik gözetim beklentilerine entegre ettiği bankacılık sektöründe bulunabilir ki; böylece Basel Komitesi gibi kuruluşlar tarafından Avrupa Birliği bağlamında belirlenen küresel standartları güçlendirir ve işler hale getirir. Bu araçlar resmen bağlayıcı olmasa da, denetleyici otoriteler tarafından tekrar tekrar uygulanması güçlü uyum dürtüsü yaratır ve zamanla piyasa katılımcıları için bir tür davranışsal yükümlülük oluşturur.

Bu olgu, anılan raporda normatif katmanlaşma [millefeuille normatif] olarak tanımlanan şeyle daha da kötüleşiyor ki; bu, tüm sistemin karmaşıklığını derinleştiren bir tür yasal tortulaşmadır. Sadece sert etkileri olan, ancak küresel hesap verebilirliği olmayan yumuşak bir hukuk rejimi olduğu sonucuna varabiliriz.

Yumuşak hukukun küresel bir dile doğru giden yol onu reddetmek değil, meşruiyet çerçevesini yeniden düşünmektir. Örneğin FinTech Köprüleri, uluslararası hukuku kullanarak net işbirliği kuralları belirleyen, pratik etkileri olan ancak tek taraflı dayatma içermeyen denge modelleridir.

  1. Uluslararası Hukukla Düzenlemelerin Basitleştirilmesi: FinTech Köprüleri

Normatif şişkinliğe [normative inflation] yanıt olarak, Finansal Teknoloji Köprü [FinTech Bridge] anlaşmaları tek taraflı dayatma olmaksızın umut vadeden bir alternatif model oluşturur. Birleşik Krallık’ın Avustralya, Singapur ve İsviçre ile yaptığı gibi ikili veya çok taraflı anlaşmalar[23],  uluslararası hukukun düzenleyici aşırılığa yol açmadan birlikte çalışabilirliği kolaylaştırabileceğini gösterir. Esasen, bunlar, lisansların karşılıklı tanınması, veri yönetişim protokolleri ve gözetim otoriteleri arasındaki koordinasyon mekanizmalarının araçlarıdır.

Birleşik Krallık ve Singapur arasındaki 2022 tarihli Dijital Ekonomi Anlaşması[24] [Digital Economy Agreement], FinTech sektörü için temel alanlar olan ve Avrupa Birliği yasalarında hâlâ yeterince düzenlenmeyen verileri yerelleştirme, algoritmik saydamlık ve dijital kimlik konularında uygulanabilir hükümler içermektedir.

Avrupa Bankacılık Otoritesi araçlarının yaygınlaşmasının aksine, bu FinTech Köprüleri, yasal öngörülebilirlik ve operasyonel verimlilik yoluyla düzenlemenin kamusal işlevlerine olan güveni yeniden sağlama çabasını yansıtmaktadır.

  1. Eleştiriden İnşaya

Bu yazımız, on yıldan uzun bir süre önce sorulan bir soruyu yeniden gündeme getiriyor ki; bu arada, uluslararası hukukun birden fazla alt alanına dallanan ve çağdaş normatif düzenin daha derin katmanlarında askıda kalan bir soru. Uluslararası ekonomi hukuku, yalnızca etkili düzenlemeler yoluyla çıktı meşruiyetini artırarak değil, aynı zamanda daha hesap verebilir ve katılımcı kurumsal tasarım yoluyla girdi meşruiyetini yeniden düşünerek finansal yönetişimdeki meşruiyet krizini ele almaya yardımcı olabilir. Bu anlamda, yeni bir çatı yasal düzenleme küresel, bölgesel ve yerel düzeylerde otoritenin yeniden kalibre edilmesini gerektirebilir.

Avrupa Birliği vakası, yumuşak hukukun yalnızca doktrinel bir kategori değil, aynı zamanda bir yönetişim biçimi olarak kaldığını göstermektedir. Sorun, bu normların esnek olması değil, yeterli meşruiyet olmadan işlemesidir. Uluslararası hukuk, saydamlık, orantılılık ve katılım için ölçütler sağlar, bu ölçütler ise, yumuşak hukuku yenilik ve egemenlik olarak ayırt eder. Küresel finansal yönetişimin bir sonraki aşaması, uluslararası hukuk tarafından şekillendirilen bir temelden büyümek zorundadır.

[1]<https://scholarship.law.columbia.edu/books/232/>.

[2]<https://eqrco.de/a/Report_LessIsMore>.

[3]<https://www.cssf.lu/en/2024/07/adoption-of-the-new-banking-package-crr-iii-crd-vi/>.

[4]<https://juliecohen.com/wp-content/uploads/2021/08/CohenBTP_Ch7_NetworksStandards.pdf>.

[5]<https://www.oecd.org/en/publications/oecd-regulatory-policy-outlook-2021_38b0fdb1-en.html>.

[6]<https://www.bis.org/bcbs/index.htm>.

[7]<https://www.bis.org/bcbs/implementation.htm?m=89,%20>.

[8]<https://www.fsb.org/>.

[9]<https://g7g20-documents.org/database/document/2008-g20-usa-leaders-leaders-language-declaration-of-the-summit-on-financial-markets-and-the-world-economy>.

[10]<https://www.elibrary.imf.org/view/journals/001/2021/025/001.2021.issue-025-en.xml>.

[11]<https://curia.europa.eu/juris/liste.jsf?lgrec=fr&td=%3BALL&language=en&num=C-911/19&jur=C>.

[12]<https://www.cambridge.org/core/journals/netherlands-yearbook-of-international-law/article/abs/legal-and-nonlegal-norms-a-meaningful-distinction-in-international-relations/9DCB1C06E15BAAA45049C9F94B5CDF00%20>.

[13]<https://legal.un.org/ilc/texts/instruments/english/draft_articles/9_11_2011.pdf>.

[14]<https://www.securitycouncilreport.org/atf/cf/%7B65BFCF9B-6D27-4E9C-8CD3-CF6E4FF96FF9%7D/a_res_67_1.pdf>.

[15]<https://curia.europa.eu/juris/document/document.jsf?text=&docid=199442&pageIndex=0&doclang=EN&mode=lst&dir=&occ=first&part=1&cid=4250020>.

[16]<https://hudoc.echr.coe.int/eng#{%22itemid%22:[%22001-140594%22]}>.

[17]<https://www.icj-cij.org/case/135>.

[18]<https://global.oup.com/academic/product/international-financial-and-monetary-law-9780199671090?cc=ro&lang=en&%20>; <https://www.repository.law.indiana.edu/ilj/vol88/iss4/11/%20>.

[19]<https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/PDF/?uri=CELEX:32022R2554&from=FR>.

[20]<https://asean.org/book/asean-digital-masterplan-2025/>.

[21]<https://unctad.org/system/files/official-document/tdr2020_en.pdf%20%20?__cf_chl_tk=.2F0eNYUZ5obXvAgzaMvqzH1ndUYrmahjoHXuZ7Ak8Q-1747817956-1.0.1.1-_DamekQde_h_M7RIOZI81kvusCVAXN68H8m2aDNYWk8>.

[22]<https://www.ecb.europa.eu/home/html/index.en.html>.

[23]<https://www.gov.uk/government/collections/the-uks-trade-agreements>.

[24] <https://assets.publishing.service.gov.uk/media/64c14f401e10bf000e17cfa9/TS_22.2023_UK_Singapore_Digital_Economy_Agreement.pdf>.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.