ABD Bankacılık Kuruluşlarının ‘Kripto’ Entegrasyonuna Yönelmesi

Giriş

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) kripto düzenlemesinin manzarası Nisan 2025’te önemli ölçüde değişmiştir. Ülkenin üç ana banka düzenleyici otoritesi -Federal Rezerv (ABD merkez bankası), Parasal Denetim Ofisi [Comptroller of the Currency] ve Federal Mevduat Sigorta Kurumu [Federal Deposit Insurance Corporation]- bankaların dijital varlıklarla etkileşim kurması üzerindeki uzun süredir devam eden kısıtlamaları gevşetmek veya kaldırmak için ortak bir hareket başlatmıştır. Kripto ekosisteminin toptan bir kucaklaması olmasa da, koordineli eylem, finansal hizmetlerde inovasyon için yeni yollar açarak gözetim duruşunda önemli bir yeniden ayarlamaya işaret etmiştir.

Yıllarca süren parçalı ve tepkisel denetimden sonra, federal bankacılık kurumları artık belirli kripto faaliyetlerini düzenlenmiş bankacılık sistemine dâhil etmeye hazır görünüyor. Yeni bir makalede, bu değişimin nedenleri, düzenlenmiş finans kurumları için etkileri ve sürekli dikkat gerektiren çözülmemiş riskler inceleniyor.

  1. Savunmacı Düzenlemeden Bütünleştirici Düzenlemeye

Bitcoin’in 2009 yılındaki ortaya çıkışından bu yana, ABD düzenleyici otoriteleri dijital varlıkları denetlemedeki rollerini tanımlamakta zorlandılar. 2020’lerin başlarında, düzenleyici alan netlikten çok bölge savaşlarıyla tanımlanıyordu. Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu [Securities and Exchange Commission-SEC], Parasal Denetim Ofisi, Federal Mevduat Sigorta Kurumu ve Federal Rezerv sıklıkla çelişkili rehberlikler yayınlamış ve piyasa katılımcılarını izin verilen faaliyetler konusunda belirsiz bırakmıştır. Uygulama eylemleri, kural koyma eksikliğinin bıraktığı boşluğu doldurmuştur.[1]

Bu belirsizlik, Biden yönetimi altında 2021 ila 2024 yılları arasında derinleşmiştir. Anılan kurumlar, sabit paralara [stablecoins], saklama hizmetlerine ve merkezi olmayan finans [decentralized finance-DeFi] konusunda farklı yaklaşımlar benimsemiş ve bu da bankaları bu teknolojileri benimsemekten caydıran bir yama örtme [patchwork] rejimiyle sonuçlanmıştır.[2] Kripto piyasalarının ve altyapısının artan karmaşıklığına rağmen parçalı manzara devam etmiştir.

Başkan Trump’ın 2024 yılında seçilmesi, daha sektöre uyumlu bir düzenleyici felsefe getirmiştir. 2025 yılının başlarında, Parasal Denetim Ofisi, ulusal bankaların kripto saklama hizmetleri sunmadan önce düzenleyici otoritelerin itiraz etmediğine dair güvence almaları yükümlülüğünü iptal etmiştir.[3] Federal Mevduat Sigorta Kurumu, eyalet tarafından yetkilendirilmiş üye olmayan bankalar için paralel bir rahatlama ile devam etmiş ve risk yönetimi protokolleri sağlam olduğu sürece kripto faaliyetlerine katılıma izin vermiştir.[4] Bu arada, SEC, SAB 122 kapsamında yorumlayıcı rehberlik yoluyla kripto saklamaya daha uyumlu bir yaklaşım sinyali vermiş ve geleneksel saklamacıları caydıran önceki muhasebe yüklerini hafifletmiştir.[5]

Nisan 2025’teki koordineli eylemler bu değişimi sağlamlaştırmıştır. Üç kurum da ihtiyatı vurgulayan önceki açıklamalarını revize etmiş veya geri çekmiştir. Bunun yerine, artık denetlenen bankaların operasyonel dayanıklılık, siber güvenlik ve kara para aklamayı önleme ve terörizmin finansmanıyla mücadele [operational resilience, cybersecurity, and anti-money laundering and countering the financing of terrorism compliance] uyumuyla ilgili koşulları karşılamaları şartıyla kriptoyla ilgili faaliyetlerde bulunmalarına izin veriyorlar.[6]

  1. Değişimin Arkasındaki Motivasyonlar

Bu politika dönüşü, salt politik bir geçişten daha fazlasını yansıtıyor. Teknolojik, rekabetçi ve jeopolitik faktörlerin bir araya gelmesinden kaynaklanıyor.

Öncelikle, dijital varlık altyapısı olgunlaşmıştır. Kurumsal düzeyde saklama, ödeme ve uyumluluk araçları artık bankacılık denetçilerinin güvenilir bir şekilde değerlendirebileceği bir düzeyde mevcuttur. Örneğin, Parasal Denetim Ofisi’nin özel anahtarların güvenli saklaması konusundaki önceki şüpheleri, sektördeki ilerlemeler ve saklama sigortasıyla hafifletilmiştir.[7]

İkinci olarak, ABD bankaları uluslararası emsallerinden rekabetle karşı karşıya kalmıştır. Birleşik Krallık, Singapur ve İsviçre gibi yargı bölgeleri, lisanslı kurumların kripto hizmetleri sunmasına izin veren düzenleyici çerçeveler benimsemiştir. Benzer bir netlik olmadan, ABD bankaları küresel piyasalarda aracıların ortadan kalkması riskiyle karşı karşıya kalmıştır.

Üçüncüsü, jeopolitik boyut büyük bir önem taşıyordu. Çin ile artan gerginlikler ve Küresel Güney’de doların kullanımının azalmasının ardından, federal kurumlar finansal diplomasi aracı olarak dolar cinsinden varlıkların blok zinciri tabanlı tokenizasyonuna daha açık hale gelmiştir.[8]

Son olarak, politik yeniden yapılanma bir rol oynamıştır. Mevcut yönetim, yerel teknolojik liderliğe ve düzenlemeden arındırmaya öncelik vermiş olup; düzenleyici otoriteleri, özellikle güvenlik önlemleriyle birleştirildiğinde, sektör katılımını ve pragmatizmi desteklemektedir.

  1. İzin Verilen Faaliyetlerin Kapsamı

Gözden geçirilen kılavuza göre, denetlenen bankalar artık üç geniş kripto faaliyet kategorisine katılabilecektir:

  • Saklama hizmetleri [custody services]: Bankalar, kurumsal müşteriler için soğuk depolama da dâhil olmak üzere kripto varlıklarının güvenliğini sağlayabilir. Hiçbir federal zorunluluk bu işlevi gerektirmese de, düzenleyici otoriteler saklamanın uygun iç kontrollerle doğası gereği güvensiz olmadığını açıklığa kavuşturmuştur.[9]
  • Sabit para faaliyetleri [stablecoin activities]: Bankalar belirli koşullar altında sabit para rezervlerini ihraç edebilir, geri alabilir ve yönetebilir. Sabit paraların yasal muamelesi federal düzeyde tartışılmaya devam etse de, dijital ödeme varlıkları olarak ekonomik işlevleri geleneksel bankacılık faaliyetleriyle uyumludur.[10]
  • Blok zinciri altyapısı [blockchain infrastructure]: Bankalar, takas, uzlaşma ve ödeme [clearing, settlement, and payments] gibi dâhili süreçleri kolaylaştırmak için dağıtık defter teknolojisini [distributed ledger technology] deneyebilirler. Birçok kurum hâlihazırda izinli blok zincirleri aracılığıyla tokenleştirilmiş mevduatı ve programlanabilir ödemeleri test etmektedir.[11]

Özellikle, söz konusu kurumlar kripto varlıklarda spekülatif alım satımı veya özel yatırımları onaylamamıştır. Gözden geçirilmiş yaklaşım, spekülatif finansı değil dijital varlıkların bankacılık işlevlerine entegrasyonunu destekler.

  1. Çözülemeyen Riskler ve Önlem Boşlukları

Bu daha müsamahakâr duruşa rağmen, maddi riskler devam etmektedir. Kripto ile ilgili hizmetler, bankaları yeni operasyonel, likidite ve yasal risk biçimlerine maruz bırakabilir.

Siber güvenlik de kritik bir endişe olmaya devam etmektedir. Bankalar tarafından işletilenler de dâhil olmak üzere kripto platformları, karmaşık saldırıların sık hedefleri olmaktadır. Genel-özel anahtar altyapısının entegrasyonu, birçok bankanın yönetmeyi hâlâ öğrendiği teknik riskler eklemektedir.[12]

Kara para aklamayı önleme ve terörizmin finansmanıyla mücadele uyumu çözülememiş başka bir zorluk sunmaktadır. Takma adlı blok zincirleri üzerinden emsaller arası transferler işlem izleme ve raporlamayı karmaşıklaştırmaktadır. Düzenleyici otoriteler, bankaların Banka Gizliliği Yasası [Bank Secrecy Act] koşullarını karşılaması gerektiğini yeniden teyit etmiş olup, uygulama hâlâ eşitsizdir.[13]

Likidite riski de dikkatli olmayı gerektirir. Örneğin, piyasa stresi sırasında sabit paraların geri ödenmesi ani çıkışlara neden olabilir ve bankaları rezerv varlıklarını hızla tasfiye etmeye zorlayabilir. Standartlaştırılmış rezerv kompozisyon kuralları olmadan, bu riskin modellenmesi veya azaltılması zor olmaya devam etmektedir.[14]

Ayrıca, kurumlar arası koordinasyon hâlâ yeterince gelişmemiştir. Nisan 2025 revizyonları uyumu yansıtsa da, Parasal Denetim Ofisi, Federal Mevduat Sigorta Kurumu ve Federal Rezerv’in farklı denetim kaynakları ve risk iştahları vardır. Kalıcı bir düzenleyici rejim, sürekli koordinasyon gerektirecektir.

  1. İleriye Doğru Bir Yol

Ortaya çıkan bu yaklaşım pragmatik bir uzlaşmayı temsil ediyor: Temel korumalar muhafaza edilirken düzenlenmiş entegrasyona izin vermek. Ancak başarılı olmak için birkaç iyileştirme gereklidir.

Öncelikle dinamik bir gözetim çerçevesine ihtiyaç vardır. Kripto piyasaları geliştikçe, statik kurallar hızla geçerliliğini yitirecektir. Kurumlar, varlık ayrımı, dolandırıcılık önleme ve müşteri ifşası gibi işlevsel sonuçlara bağlı ilkelere dayalı rehberliği vurgulamalıdır.

İkinci olarak, farklılaştırılmış yasal uyum standartları uygun olabilir. Büyük, sistemsel olarak önemli kurumlar, niş tokenizasyon deneyen topluluk bankalarından daha sıkı bir denetimi hak ediyor. Özel nitelikte denetim, sistemsel risk olmadan inovasyonu teşvik edebilir.

Üçüncüsü, kurumlar arası işbirliği derinleştirilmelidir. Finansal İstikrar Gözetim Konseyi [Financial Stability Oversight Council], özellikle sabit para ve tokenizasyon faaliyetleri birden fazla düzenleyici alanı kapsadığından, yararlı bir koordinasyon rolü oynayabilir.

Son olarak, uluslararası uyum hayati öneme sahip olmaya devam etmektedir. Finansal İstikrar Kurulu ve Basel Bankacılık Denetim Komitesi [Financial Stability Board and the Basel Committee on Banking Supervision] küresel standartlar geliştirmektedir. ABD düzenleyici otoriteleri, yerel kuralların sınır ötesi gerçeklikleri yansıtmasını sağlamak için katılmalıdır.

Sonuç

ABD bankacılık düzenleyici otoritelerinin Nisan 2025’teki değişimi, kripto gözetiminde önemli bir yeniden ayarlama anlamına gelmektedir. Dijital varlıkları bankacılık sisteminden ayırmaya çalışmak yerine, federal kurumlar artık ihtiyati normlar marifetiyle entegrasyonlarını denetlemeye çalışmaktadır. Bu yaklaşım hem piyasa gerçeklerini hem de politika pragmatizmini yansıtmaktadır.

Ancak bu hareket risksiz değildir. Muhkem/Sağlam denetim, teknolojik durum tespiti ve yasal uyum uygulaması, entegrasyonun finansal istikrarı tehlikeye atmamasını sağlamak için elzem olacaktır. Buradaki zorluk, bankaların dijital varlıklarla etkileşime girip girmemesi değil, bunu sorumlu bir şekilde nasıl yapacaklarından emin olmaktır.

[1] Bkz. örneğin, U.S. Sec. & Exch. Comm’n, Report of Investigation Pursuant to Section 21(a) of the Securities Exchange Act of 1934: The DAO (July 25, 2017), <https://www.sec.gov/litigation/investreport/34-81207.pdf>.

[2] Bkz. J.B. Harvey et al., DeFi and the Future of Finance (2021).

[3] Office of the Comptroller of the Currency, Interpretive Letter 1179 (Jan. 2025).

[4] Fed. Deposit Ins. Corp., Financial Institution Letter 2025-06 (Mar. 2025).

[5] U.S. Sec. & Exch. Comm’n, Staff Accounting Bulletin No. 122 (Revised) (Feb. 2025).

[6] ABA Journal, Agencies Ease Crypto Rules, 112 A.B.A. J. 48 (Apr. 2025).

[7] Bkz. David Krause, Regulatory Recalibration: U.S. Banking Agencies’ Shift Toward Crypto Integration (2025).

[8] Aynı eser.

[9] OCC Interpretive Letter 1179, supra note 3.

[10] Bkz. Fed. Reserve Bd., Tokenization and Payments: Emerging Trends (Apr. 2025).

[11] Aynı eser.

[12] Bkz. FATF, Targeted Update on Implementation of the FATF Standards on Virtual Assets (2024).

[13] Aynı eser.

[14] Bkz. FSB, Global Stablecoin Arrangements: Recommendations for Regulation (2023).

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.