
Son yıllarda paranın doğasında ve ödeme şeklimizde bir devrim yaşanmıştır. Bitcoin ve diğer spekülatif kripto paralar manşetlerin çoğunu çekerken, bu devrimin öncüleri PayPal, Venmo ve Wise gibi ödeme platformları, Circle ve Paxos gibi sabit para (stablecoin) ihraççıları ve Shopify ve Stripe gibi yazılım şirketleri tarafından yönetilmiştir. Bugün PayPal tek başına 40 milyar dolardan fazla müşteri fonuna sahiptir ve yılda toplam değeri bir trilyon doları aşan milyarlarca işlem gerçekleştirmektedir. Ve PayPal, paranın ve ödemelerin geleceğini inşa etmek için interneti kullanan birçok finansal teknoloji ya da ‘fintech’ şirketinden sadece biridir.
Hepimizin kendimize sorması gereken soru, müşteriler ile zor kazanılmış paraları arasında duran bu yeni nesil finansal aracılara neden ihtiyacımız olduğudur. Başka bir deyişle: Neden sadece iyi, eski moda bankalara bağlı kalmıyoruz? ‘Beyond Banks: Technology, Regulation, and the Future of Money’[1] (Princeton University Press) başlıklı yeni kitabımda incelediğim gibi, cevap parasal tasarımın ilk prensiplerinde yatmaktadır. Sir Thomas Gresham’ın yaklaşık 500 yıl önce gözlemlediği gibi, para hem değer saklama aracı olarak tuttuğumuz hem de ödeme yapmak için kullandığımız bir şeydir. Tuttuğumuz bir şey olarak paramızın güvende olmasını isteriz. Bugün, bu güvenlik mevduat sigortasının ve geleneksel mevduat kabul eden bankalar için finansal güvenlik ağının diğer unsurlarının bir ürünüdür ve ortaya çıkan ahlaki tehlike sorunlarına karşı bir denge unsuru görevi gören banka düzenlemesi ve denetimiyle birlikte gelir. Kullandığımız bir şey olarak paramızın hızlı, ucuz ve en önemlisi kullanışlı olmasını isteriz. Özellikle internet çağında, bu kolaylık yeni ödeme teknolojisinin bir ürünüdür.
Sorun şu ki, güvenli para ve kolay ödeme kaynakları hızla farklılaşmaktadır. Çoğu insan maaşlarını hâlâ banka hesaplarına yatırsa da, maaşlarını giderek daha fazla geleneksel bankacılık sisteminin dışındaki firmalar tarafından inşa edilen elektronik ödeme altyapısını kullanarak harcıyorlar. Bunun nedeni açık olmalıdır; bankalar teknoloji firmaları değildir. Bankacıların büyük çoğunluğu da teknoloji uzmanı, yazılım geliştiricisi veya mühendis değildir. Esasen, finansal güvenlik ağı bankalara güvenli para mühendisliğinde karşılaştırmalı bir avantaj sağlarken, bankalar nadiren ödemelerdeki teknolojik gelişmelerin ön saflarında yer almışlardır. Visa tarafından popülerleştirilmeden önce, banka ve kredi kartlarında uzun süredir kullanılan manyetik şerit teknolojisi, CIA için kimlik rozetleri yapan bir IBM çalışanı tarafından icat edilmiştir. Manyetik şeritlerin yerini alan çip ve PIN (kişisel kimlik numarası) teknolojisi, Fransız mühendis, mucit ve mizah yazarı Roland Moreno tarafından icat edilmiştir. Ve tacirlerin internet üzerinden ‘kartsız işlem’ ödemelerini (card not present payments) kabul etmelerini sağlayan ilk uygulama programlama arayüzleri PayPal ve Stripe gibi firmalar tarafından öncülük edilmiştir. Bankalar o zamandan beri -ve çoğu zaman isteksizce de olsa- bu teknolojik gelişmeleri kendi ürünlerine dâhil etmiş olsalar da, bunların başlangıçtaki geliştirmede çok az rol oynamış olması anlamlıdır.
Spektrumun diğer ucunda ise PayPal, Venmo, Circle, Wise ve hızla genişleyen fintech ekosistemindeki binlerce diğer firma gibi yeni nesil teknoloji odaklı platformlar yer almaktadır. Bu platformların artan popülaritesi, daha rahat ödemeler sunmak için son teknolojiyi kullanmadaki karşılaştırmalı avantajlarını yansıtmaktadır. Ancak bu platformlar geleneksel finansal güvenlik ağının çevresinin dışında yer aldığından, müşteri fonlarının güvenliği açısından bankalarla rekabet edemezler. En önemlisi, banka mevduatının aksine, bu fonlar genel şirket iflas hukuku kurallarına (rules of general corporate bankruptcy law) tabidir. Bu kurallar, fintech platformlarının uzun ve belirsiz bir yasal sürecin sonuna kadar müşteri fonlarını iade etmesini engelleyebilecek otomatik bir durdurmayı içerir. Bu müşteriler teminatsız alacaklılar olarak muamele gördüğünde, iflasın öncelik kurallarının uygulanması, nihayetinde paralarının yalnızca küçük bir kısmını geri alabilecekleri anlamına da gelebilir. Bir platformun iflası durumunda -ister kötü yönetimden, ister dolandırıcılıktan, operasyonel risklerden veya felaket düzeyindeki yatırım kayıplarından kaynaklansın- müşterileri bu nedenle en büyük kaybedenler arasında yer alır.
Güvenli para ile kolay ödemeler arasındaki bu büyüyen ayrışmanın etkisi, finansal teknoloji firması ‘Synapse’in yakın zamanda iflas etmesiyle ilgi odağı haline gelmiştir[2]. Synapse, teknoloji odaklı ödemeleri, yatırımları, oyun ve kripto platformlarını ve müşterilerini geleneksel mevduat kabul eden bankalarla bağlayan bir ‘ara yazılım’ firması (middleware firm) idi. Aslında Synapse, fintech müşterileri tarafından toplanan müşteri fonlarını alıp bunları ortak bankalarındaki hesaplara yatıracaktı. Temel fikir, müşterilerin hem bu fintech platformlarının sağladığı teknolojik kolaylığı hem de bankaların yasal olarak tasarlanmış güvenliğini elde etmesiydi. Ancak Synapse iflas ettiğinde, bu müşteriler kendilerini paralarına erişemez halde buldular. Ve yakın zamanda, bazı müşteriler muhtemelen bir doların sadece birkaç penisini geri alabileceklerini öğrendiler[3].
Synapse iflası iki önemli ders vermektedir. Bunlardan birincisi, iflas yasasının paranın [bir tür] uzay minerali (kryptonite) olduğudur: neredeyse kaçınılmaz olarak müşteri fonlarının iadesini geciktirir ve müşterileri teminatsız alacaklıların tehlikeli pozisyonunda bırakır. İkincisi, güvenli para ile kolay ödemelerin farklılaşması, hem müşteri fonlarının hem de bilgilerin fintech platformları, Synapse gibi ara yazılım şirketleri ve ortak bankalar arasında iletildiği uzun ve belirsiz finansal aracılık ve veri zincirlerinin yaygınlaşmasına yol açmıştır. Bu yeni aracılık ve veri zincirleri finansal sistemin yapısını değiştiriyor. Yakında bir gün onu parçalayabilirler.
Silikon Vadisi ve Washington’da ortaya çıkan fikir birliği, Synapse’in izole bir olay olduğudur; yani kötü yönetimle gevşek düzenleyici denetimin bir araya geldiği kendine özgü bir durum. Synapse’in iflası müşterileri için korkunç, gazete manşetleri için harika, ancak banka kayıt tutma kurallarında bazı küçük ayarlamalar dışında pek de önemli değildir[4]. Bu fikir birliği tehlikeli bir şekilde yanlıştır. Gerçekte, hem Synapse hem de çöküşünün yarattığı fırtına, güvenli para ile kolay ödemeler arasındaki büyüyen ayrışmanın serbest bıraktığı daha derin, daha sistemik ve potansiyel olarak çok daha sorunlu değişiklikleri yansıtmaktadır.
Bu ayrışmayla karşı karşıya kalan politika yapıcıların üç temel seçeneği vardır. Birincisi, bunu görmezden gelmek ve daha da büyümemesini ummak. Uzun vadede bu gerçekçi görünmüyor. İkincisi, bu yeni platformların finansal güvenlik ağının dışında ortaya çıkmasına ve gelişmesine izin veren mevcut düzenleyici çevredeki boşlukları kapatmak ve böylece fintech cinini bankacılık şişesine geri koymak. Bu seçenek müşterileri daha iyi koruyacak olsa da, bankalara olan zaten işlevsiz bağımlılığımızı da ikiye katlayacaktır. Büyük olasılıkla, sonuç para ve ödemeler alanında daha az rekabet ve yenilik olacaktır. Rekabet eksikliği de ‘iflas etmek için çok iri/büyük’ (too-big-to-fail) sorununu daha da kötüleştirecektir.
Üçüncü seçenek ise, teknoloji odaklı platformların güvenli para ve kolay ödemeleri birleştirmesini sağlayan bir düzenleyici çerçeve içinde değişim güçlerini harekete geçirmektir. Bu seçenek, ‘dar bankacılık’ modeli üzerine tasarlanmış, akıcı bir düzenleyici ve çözüm çerçevesiyle birleştirilmiş yeni bir federal ödeme tüzüğünün oluşturulmasını gerektirecektir. Daha sonra, tüzüğe sahip platformlar, ayrımcılık yapmadan ödeme ağlarına ve diğer finansal piyasa altyapılarına doğrudan erişim hakkına sahip olacaktır. Bu seçenek, tüketicileri korurken bu platformların bankalarla daha eşit bir rekabet ortamında rekabet etmesini sağlayacaktır. Ayrıca, gelecekteki istikrarsızlığın tohumlarını ekebilecek aracılık ve veri zincirlerinin uzunluğunu ve karmaşıklığını da azaltacaktır.
Bankalar asla parasal tarihin sonu olmayacaktı. Teknoloji ve müşteri beklentileri değişmekte ve iş modelleri gelişmektedir. Bankaların bu değişikliklere ayak uyduramaması, nihayetinde yeni bir teknoloji odaklı fintech platformları türünün ortaya çıkmasının kapısını açan şeydi. Politika yapıcılar aynı hatayı yaparsa, düzenleyici çerçevelerimizi yükseltmedeki başarısızlık da Synapse gibi daha fazla felakete ve potansiyel olarak çok daha kötülerine kapı açabilir. Küresel finans krizinin merkezindeki opak gölge aracılık zincirleri gibi, sonunda finansal sistemin istikrarını tehdit edecek şekilde büyüyebilirler. Tarih asla sona ermez. Ve tekrar etmese de bazen kafiyelidir.
[1]‘Bankaların Ötesinde: Teknoloji, Düzenleme ve Paranın Geleceği’ [<https://press.princeton.edu/books/hardcover/9780691245423/beyond-banks?srsltid=AfmBOor9dMJC3tubUv04vs5WfcnRsm0CiGyH8x1iBWfrKkWzjF9Chy95>].
[2]<https://www.cnbc.com/2024/06/07/synapse-bankruptcy-trustee-85-million-of-customer-savings-is-missing.html>.
[3]<https://www.bankingdive.com/news/evolve-offers-yotta-juno-customers-pennies/732691/>.
[4]<https://www.fdic.gov/news/press-releases/2024/fdic-proposes-deposit-insurance-recordkeeping-rule-banks-third-party>.
Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
