- Giriş
Bir yapay zekâ asistanı, harici bir hukuk müşaviri ile yapılan strateji oturumunu dinledi ve notlar aldı. Bu görüşme hâlâ gizli midir ya da özel midir?
İşletmeler yapay zekâyı iş akışlarına giderek daha fazla dâhil ettikçe, birçoğu bu araçların avukat-müvekkil gizliliği [attorney-client privilege] üzerindeki etkileri konusunda sorularla karşı karşıya kalmaktadır. Yapay zekâ özellikleri, çeşitli görevleri tamamlamak için kesinlikle faydalı olsa da, gizli iletişimlere potansiyel bir üçüncü tarafı da dâhil etmektedir.
Yapay zekâ odada olduğunda avukat-müvekkil gizliliği devam eder (edebilir) mi?
- Yapay Zekâ Çağında Gizlilik
Hukuk sisteminin kadim bir unsuru olan avukat-müvekkil gizliliği, avukatlar ve müvekkilleri arasındaki gizli iletişimleri korur. Bu görüşme ayrıcalığının/gizliliğinin geçerli olabilmesi için şu unsurların karşılanması gerekir.
- Ayrıcalıklı kişiler (yani avukat veya müvekkil) arasında yapılmış olmalıdır.
- Gizlilik içinde yapılmış bir iletişim olmalıdır.
- Ve hukuki tavsiye alma veya hukuki tavsiye verme amacıyla yapılmış bir iletişim olmalıdır.
Gizlilik/Ayrıcalık (özel hak), korunduğunda, bir davada hassas konuşmaların keşfedilmesini engelleyebilir. Ancak bu koruma kesin değildir ve bazı durumlarda feragat edilebilir. Ayrıcalığın kaybedilmesinin en yaygın yollarından biri, gizli iletişimin avukat-müvekkil ilişkisi dışında üçüncü bir tarafa gönüllü olarak ifşa edilmesidir.
Günümüzde şirketler, çeşitli ayrıcalıklı materyalleri işlemek için yapay zekâ araçlarını kullanmayı düşünebilir. Proje ekipleri, gizli/özel toplantıları özetlemek için yapay zekâ not tutucularından faydalanmak isteyebilir. Yöneticiler, rehberlik sağlamak için avukat elektronik postalarını (e-posta) büyük dil modellerine aktarabilir. Hatta şirketlerin gizli belgeleri soru-cevap için sohbet robotlarına yüklediği bile bilinmektedir.
Bu senaryoların her biri, iki nedenden dolayı ayrıcalıkları yok etme potansiyeline sahiptir. İlk olarak, istemci bilgilerinin üçüncü bir tarafa (yapay zekâ sağlayıcısına) devredilmesidir. İkincisi ise, yapay zekâ sistemleri genellikle kısmen kullanıcılardan aldıkları girdilerle eğitilir. Modeller, diğer kullanıcılara yanıt verirken eğitim verilerinden bilgi üretebileceğinden, bu sistemleri eğitmek için kullanılan gizli/özel iletişimlerin kamuya açıklanması riski vardır.
Mahkemelerin yapay zekâ ve ayrıcalık meselesine nasıl yaklaşacağı, henüz hiçbir Amerikan kuruluşunun ele almadığı, açık bir soru olmaya devam etmektedir. Ancak, yerleşik hukuk ilkeleri, hâkimlerin bu sorulara nasıl yaklaşabileceğini öngörmek için bir yol haritası sunmaktadır.
- Gizlilik Beklentisi [expectation of confidentiality]
Gizlilik [privilege], diğer hususların yanı sıra, müvekkilin iletişimin gizli kalmasını istemesini gerektirir. Ayrıcalıklı materyalin üçüncü bir tarafa ifşa edilmesi, genellikle bu gizliliğe karşı bir kayıtsızlık göstergesi olduğu için korumayı ortadan kaldırır. Dolayısıyla, mahkemelerin bir olasılık, tarafların bir yapay zekâ sistemiyle bilgi paylaşırken makul bir gizlilik beklentisine sahip olup olmadıklarını analiz etmesidir.
En benzer davalar dizisi, kişisel avukatlarıyla iletişim kurmak için işyeri e-posta sistemlerini kullanan çalışanları içermektedir. Kullanıcıların bir yapay zekâ sistemine gizli bilgi girmesi gibi, şirket e-postası üzerinden iletişim kuran çalışanlar da hassas bilgileri üçüncü bir tarafın doğrudan erişebildiği bir sisteme emanet etmektedir. Bir mahkemenin belirttiği gibi, bir şirketin e-posta sistemi üzerinden mesaj göndermek, “bu mesajın bir kopyasını şirket arşivine/dosyalarına yerleştirmek gibidir. (…) e-postalar, sisteme yasal erişimi olan herkes tarafından incelenebilir ve okunabilir.”
Bu davalarda mahkemeler, gizlilik beklentisinin makul olup olmadığının şirketin e-posta izleme politikasına ve çalışanların bu politikadan ne ölçüde haberdar edildiğine bağlı olduğunu tespit etmiştir. (Bkz. Holmes v. Petrovich Dev. Co.) Bir çalışan, işverenlerin e-postalarına erişmesine izin veren işyeri politikalarını daha önce kabul etmişse, o zaman hiçbir ayrıcalık söz konusu olmaz.
McMillen v. Hummingbird Speedway, Inc. davası, avukat-müvekkil ayrıcalığı davası olmasa da öğretici niteliktedir. Mahkeme, Facebook ve MySpace’in hizmet şartlarını inceledikten sonra, sosyal medya iletişimleri üzerindeki gizlilik iddiasını reddetmiştir. Mahkeme, her iki platformun şartlarının da operatörlere kullanıcı içeriğine erişim ve iletişimleri izleme ve ifşa etme konusunda geniş haklar tanıdığını tespit etmiştir. Bu platformlardaki kullanıcılar “site operatörlerinin de kendi mesajlarını alabileceğini anladıkları ve buna zımnen boyun eğdikleri” için, mahkeme makul bir gizlilik beklentisi olmadığına karar vermiştir.
Yapay zekâ sistemleri söz konusu olduğunda, analiz benzer şekilde kullanıcıların iletişimlerinin belirli bir model tarafından işlendiğinde gizli kalmasını bekleyip bekleyemeyeceklerine odaklanabilir. Burada da yanıt muhtemelen hizmet şartlarına bağlı olacaktır. Sağlayıcı, girdi ve çıktıları kaydettiğini ve bunlara erişim hakkını saklı tuttuğunu beyan ederse, ayrıcalıktan feragat edilecektir. Aynı durum, bir modelin diğer kullanıcılara yanıt verirken yanlışlıkla bilgileri yeniden üretebileceği için, şartların girdileri model eğitimi veya iyileştirmesi için kullanma hakkını saklı tutması durumunda da geçerli olacaktır.
Buradaki ilginç bir nokta, mahkemelerin yapay zekâ sistemlerini, operatörlerinden ayrı olarak bilgi “bilebilen” bağımsız varlıklar [independent entities capable of knowing] olarak görüp görmeyeceğidir. Bir sağlayıcıyla, ayrıcalıklı iletişimler üzerinden bir modelin özel bir örneğini eğitmek için sözleşme yapan bir şirketi düşünün. Sağlayıcı, verilerin şifreleneceğini ve çalışanları tarafından erişilemeyeceğini taahhüt eder ve şirket, modele dâhili erişimin ciddi şekilde kısıtlanmasını sağlar. Esasen, avukat-müvekkil ilişkisi dışındaki hiçbir insanla ayrıcalıklı materyal paylaşılmayacaktır. Ancak yapay zekânın kendisi yine de ayrıcalıklı içerikten “öğrenmiştir” [learned from the privileged content].
Üçüncü taraf sunucularda varlığını sürdüren sistem, avukat-müvekkil iletişimlerini sinir ağlarına aktarmaktadır. Bir yapay zekâ sistemi, hiçbir üçüncü taraf erişemese bile, ayrıcalıklı bilgileri “bildiğinde” ayrıcalık varlığını sürdürebilir mi? Mahkemeler, yapay zekâların diğer sistemler gibi sadece algoritmalar olduğunu kabul edecek mi? Yoksa yapay zekânın o kadar geliştiği bir noktaya mı gelecek ki, mahkemeler yüzeyin altında yalnızca matematik ve kod yattığı gerçeğini gözden mi kaçıracak? Bu tür hususların günümüzde ayrıcalık anlaşmazlıklarını etkilemesi pek olası olmasa da, bir hâkimin gündemine gelmeleri an meselesidir.
- Sonuç ve Öneriler
Nihayetinde, ayrıcalık her vaka için ayrı ayrı değerlendirilir ve uygulama sınırları yargı bölgesine göre farklılık gösterir. Bu nedenle, özellikle teknolojinin yeni niteliği göz önüne alındığında, bir mahkemenin yapay zekâ kullanımının etkilerini nasıl değerlendireceğini tahmin etmek zordur.
Belirsizlik göz önüne alındığında, ifşadan kaçınmanın en akıllıca yolu, ayrıcalıklı iletişimleri yapay zekâ araçlarından tamamen uzak tutmaktır. Örneğin, Zoom veya benzeri görüntülü konferans uygulamalarında gizli görüşmeler için yapay zekâ özetleme araçlarını kapatmak muhtemelen en iyisidir.
Bu araçlar ayrıcalıklı materyallerle kullanılmaya devam edilirse, aşağıdaki önlemlerin alınması düşünülmelidir:
- Sağlayıcı şartlarının incelenmesi [review provider terms]: Bir yapay zekâ sistemiyle ayrıcalıklı herhangi bir şey paylaşılmadan önce daima hizmet şartları incelenmelidir. Sağlayıcının, girdi/çıktıların eğitim amaçlı kullanılmayacağına ve verilere erişimin sınırlı olacağına dair açık beyanlarda bulunduğundan emin olunmalıdır. Bazı kurumsal sözleşmeler daha kapsamlı gizlilik hükümleri içerir.
- Riskli özelliklerin devre dışı bırakılması [disable risky features]: Konuşma geçmişi kapatılmalı ve model iyileştirmelerine katkıda bulunma bırakılmalıdır.
- Yapay zekâ çıktılarının ayrıcalıklı olarak değerlendirilmesi [treat artificial intelligence outputs as privileged]: Yapay zekâ tarafından oluşturulan özetler, diğer ayrıcalıklı iletişimlerle aynı özenle işlenmelidir. Ayrıcalıklı iletişime dayalı yapay zekâ çıktıları bulut depolama alanına yüklenirse, erişim yasal tavsiyeye ihtiyaç duyan belirli çalışanlarla sınırlanmalıdır. Bu çıktılar asla üçüncü taraflarla paylaşılmamalıdır.
- Paylaşım ayarlarının gözden geçirilmesi [review sharing settings]: Bir video konferans uygulaması kullanılıyorsa, özetlerin kuruluş içinde otomatik olarak yaygın bir şekilde dağıtılmadığından emin olmak için kuruluş sisteminin yapılandırılması kontrol edilmelidir.
- Net politikaların uygulanması [implement clear policies]: Yapay zekâ araçlarının ayrıcalıklı bağlamlarda kullanılıp kullanılamayacağını ve ne zaman kullanılabileceğini açıklayan ve çalışanların kişisel hesapları aracılığıyla yapay zekâyı kullanmasını yasaklayan kurumsal yönergeler oluşturulmalıdır.
Mahkemeler daha net bir kılavuz sunana kadar, kuruluşlar gizli/özel/ayrıcalıklı iletişimde yapay zekâ kullanırken dikkatli olmalıdır. Bu sistemlerin kullanışlılığı, ifşa riskini nadiren haklı çıkarır.
Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.


