

Yaklaşan bir makalede, karar vermeyi geliştirmek için yapay zekânın kullanımının yasal doktrin için radikal bir değişime yol açıp açmadığı veya aksine, sadece başka bir yeni araç olup olmadığı araştırılmakta ve insanların şirketler hukukunun düzenlediği kararları (ve nasıl) aldıklarına dair hukukun örtük varsayımını (implicit assumption) yeniden düşünmemiz gerektiği ileri sürülmektedir. İnsanların kararları nasıl aldıklarına dair örtük varsayımlarda hareket varsa, yasal kuralların gözden geçirilmesi gerekir.
Karar alma, kurumsal yaşamın temel taşıdır ve çeşitli akademik disiplinlerin ilgi odağıdır. Bunlar, rasyonel aktör teorilerinden davranışsal yaklaşımlara, nöro-ekonomiye ve psikolojiye kadar uzanır. Hukukun karar alma konusunda kendi teorileri vardır. Bunların birçoğu normatiftir ve karar prosedürlerini ve sonuçlarını belirtir. Ayrıca, hukuk örtük karar alma teorilerine dayanır: Örneğin, bir yasal kural, karar almanın en iyi seçim kalıplarını izlediğini veya sezgisel yöntemlerin ve önyargıların insan kararlarını yönlendirdiğini varsayarsa farklı görünecektir.
Hukukun örtük teorilerinin birleştirici varsayımı, insan davranışını düzenledikleridir. Yapay zekânın (artificial intelligence) insan karar alma süreçlerini desteklemek ve artırmak için yükselişiyle, bu varsayım zorunlu olarak geçerli değildir.
Mezkûr makalede, yönetim kurulu üyelerinin karar alma süreçlerine odaklanılmaktadır. Bu, özellikle ilginç bir örnek sunmaktadır çünkü şirketler hukuku, yönetim kurulu üyelerinin karar alma süreçlerini nasıl yürütmeleri gerektiği konusunda açık beklentiler ortaya koymuştur. Şirketler hukuku, yönetim kurulu üyelerinin kendi kararlarına sahip çıkmalarını gerektirir. Şirketler hukuku, aynı zamanda, şirket yönetim kurullarının tarafsız ve iyi bilgilendirilmiş kararlar alacağına güvenir. Yöneticiler kararları devretmeye teşvik edilir, bazen bilgi ve uzman desteği alabilirler, hatta almak zorundadırlar. Teknik destek araçları, cep hesap makineleri, excel tabloları veya daha karmaşık makineleri kapsayan bu sürecin bir parçası olmuştur. Aynı şey insan desteği için de geçerlidir. Yönetim kurulları, kararlarını bilgilendirmek için düzenli olarak çalışanları, görevlileri veya harici uzmanları dinler ve şirketler hukuku, yönetim kurulu üyelerinin teknik destek araçlarının veya insanların katkıda bulunduğu bir kararın istihsalini doğrulayabileceğinden emindir.
Şimdiye kadar, şirketler hukuku kuralları, ticari yargılar, diğer kararlar ve yönetim kurulu üyesi olmayan kişilerden sağlanan bilgilere sahip olma konusunda insan karar vericileri akılda tutuyor. Örtük bir varsayım, yönetim kurulu üyelerinin uzmanlar bulgularını sunduklarında bilişsel olarak takip edebilecekleri veya alternatif olarak bir açıklama isteyebilecekleridir. Bu örtük varsayım, bir yapay zekâyı entegre etmeye sorunsuz bir şekilde tercüme edilebilir mi?
Buna bakmanın bir yolu, yapay zekâyı teknik destek aracı olarak kavramsallaştırmaktır (conceptualize). Yapay zekânın önerdiklerini takip etse bile, kararları alan yine de yönetim kuruludur, iddia edilebilir.
Buna bakmanın bir başka yolu bir yapay zekâyı yönetim kuruluna bilgi veren bir insan uzmana benzetmektir (analogize). Tekrar vurgulanabilir ki, yönetim kurulu, yapay zekânın değil, kural olarak yapay zekânın tavsiyesini takip etse bile, nihai kararı alır.
Bunun yerine, buna bakmanın bir başka yolu da yapay zekâ, geleneksel teknik destek araçları ve insan uzmanlar arasındaki farklılıkları vurgulamaktır (stress). Söz konusu makalede bu yol izlenmekte ve yansıma ve incelemenin, şirketler hukukunun yönetim kurulu karar alma sürecini kavramsallaştırma biçiminin temel unsurları olduğu ileri sürülmektedir. Anılan makalede, özellikle kara kutu türünde bir yapay zekânın artan karmaşıklığıyla, girdisini insanların işlemesinin geleneksel destek araçlarıyla veya uzmanlarla uğraşmaktan temelde farklı göründüğü öne sürülmeye devam edilmektedir. Makale yazarının öne sürdüğü fark, bir yapay zekânın ‘arızalanması’ ve ‘hata yapması’ şeklidir. Büyük dil modelleri sizi öyle düşünmeye sevk etse bile, bir konuşma yoktur. Yapay zekânın sonuçlarını nasıl ürettiğine dair çok az anlayış vardır. Kara kutu bir yapay zekâ ile yönetim kurulu üyeleri ilgili değişkenler veya ağırlıkları hakkında bilgi almazlar. Verilere ve modele bağlı olarak, yapay zekânın tahmininin önyargılı olma, şirketin durumuna yeterince uygun olmama veya tamamen yanlış olma olasılığını tahmin etmek zor veya imkânsız olacaktır. İnsanlar arasındaki eleştirel diyaloğun pek karşılığı yoktur çünkü bir yapay zekâ bir insan uzmanından farklı şekilde ‘akıl yürütür’. İnsanlar, bir tahmin göreviyle karşı karşıya kaldıklarında, gerçek dünya anlayışlarının arka planına karşı bir hipotez formüle etme eğilimindedir. Buna karşılık, bir yapay zekâ bu göreve verilerden tümevarımsal çıkarımlar yapma zorluğu olarak yaklaşır. Araştırmacılar çeşitli nedensel hipotezler üretmek için bir yapay zekâ kullanabilseler bile, yapay zekâ yine de teoriye kör, veri odaklı bir arama gerçekleştirir. Bu bilmecenin daha derin bir nedeni, bir insan ve bir yapay zekânın nasıl ‘açıkladığı’ arasındaki farktır. Bir insan uzmanla karşı karşıya geldiğinde, yönetim kurulu üyesi nedensel bir açıklama isterdi. Bir yapay zekânın bunu sağlaması için, verilerden nedenselliği modellememiz ve çıkarsamamız gerekirdi. Ancak, bir yapay zekâ çoğunlukla karşıt olgusal ipuçları verir, ancak bir insan uzmanının duymayı bekleyeceği teorik, kavramsal bir açıklama sağlamaz.
Bilgiyi kodlamak, hipotezlere dayalı açıklamalar oluşturmak ve nedensellik (encoding knowledge, building hypotheses-based explanations, and causality), bir yapay zekânın bir insandan farklı şekilde nasıl ‘akıl yürüttüğünü’ ve ‘açıkladığını’ gösteren sadece üç örnektir. Bir yapay zekânın öngörüsü üzerine bir yönetim kurulu kararı oluşturmanın ne geleneksel bir teknik destek aracının kullanımına ne de bir insan uzmanıyla diyaloğa benzemediğini öne sürüyorlar.
Makalede, bu arka plana karşı, bir yönetim kurulu kararının istihsalinin gözden geçirilmesi gerektiği sonucuna varılıyor çünkü bilişsel yansıma, eleştirel diyalog ve inceleme insan karar vericilerin alışkın olduğundan farklı görünüyor. Bu, şirketler hukuku için yönetim kurulu üyelerinin kararları nasıl aldıklarına dair örtük varsayımları yeniden düşünme ihtiyacını ima etmektedir. Dışarıdan uzmanlara danışan yönetim kurulları için artırılmış görevler, özellikle kara kutu türünde yönetim kurulu kararlarını artıran bir yapay zekânın farklı olan yönlerini yeterince yansıtmamaktadır. Aynı zamanda, yapay zekânın kullanımını sıkı bir şekilde düzenlemek, yönetim kurullarını güçlü bir araçtan mahrum bırakacaktır. Tartışmalı olarak, hukukun önce karar alma konusunda başka bir örtük teoriye ihtiyacı vardır ve ardından normatif çerçevesini gözden geçirip uyarlaması gerekmektedir.
Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
