

Giriş
Amerika Birleşik Devletleri (ABD), onlarca yıldır mali suçlara karşı dünyanın önde gelen uygulayıcısı olarak hizmet vermektedir. Bu yazıda, son ABD politika değişikliklerinin küresel kara para aklamayı önleme [global anti-money laundering] manzarasını, özellikle de Amerikan ve Avrupa düzenleyici çerçeveleri arasında sıkışmış Birleşik Krallık finans kurumları için nasıl önemli ölçüde yeniden şekillendirebileceği incelenmektedir. Washington potansiyel olarak agresif uluslararası yaptırımlardan geri çekilirken, yeni bir Avrupa Birliği otoritesi boşluğu doldurabilir.
ABD, uzun yıllardır mali suçlar konusunda dünyanın baş uygulayıcısı olmuştur. Geçtiğimiz birkaç yılın (ve kayıtlara geçen) en büyük kara para aklamayı önleme baskınlarından bazıları ABD liderliğindeki soruşturmalardan kaynaklanmıştır. Danske Bank’ın 2022 yılındaki 2 milyar dolarlık cezasını veya Deutsche Bank’ın 2023 yılındaki 186 milyon dolarlık cezasını ele alalım[1].
Ancak ABD Adalet Bakanlığı’nın Yabancı Yolsuzluk Uygulamaları Yasası’nı[2] [Foreign Corrupt Practices Act] uygulamaya koymasının önceliklerde daha geniş çaplı bir değişiklik yaşanması ve Hazine Bakanlığı’nın yalnızca yabancı şirketlere ve bireylere uygulanacak çığır açıcı bir kara para aklamayı önleme yasası duyurmasıyla birlikte, Washington’ın merkezi bir mali suç [financial crime] uygulayıcısı olarak konumu değişebilir.
Yeni yönetimin sadece gürültü mü yaptığı yoksa bu politikaların ülkenin küresel mali suçlara yaklaşımında daha kalıcı bir değişime mi işaret ettiği henüz net değildir. Açık olan şey, ABD dışındaki finansal hizmet firmalarının, Birleşik Krallık’takiler de dâhil, bekleyip görme lüksüne sahip olmadığıdır. Birden fazla olasılığa hazırlıklı olmalı ve ayrıca kıyılarına daha yakın olan şeyleri takip etmelidirler.
- Geri adım mı atıyoruz yoksa hızlanıyoruz mu?
Tarihsel olarak, Birleşik Krallık ve Avrupa Birliği, mali suçların uygulanması konusunda ABD’nin öncülüğünü üstlenmiştir. Washington’ın sert duruşu olmasaydı, Avrupa’nın öncülük ettiği birçok yüksek profilli kara para aklama soruşturması başlatılmamış olabilirdi. ABD’nin öncülük ettiği Danske soruşturmasından kaynaklanan ve İsveçli kredi kuruluşuna 386 milyon dolarlık büyük bir para cezasıyla sonuçlanan Swedbank’ın Avrupa liderliğindeki soruşturmasına[3] bakılmalıdır.
Bunu akılda tutarak, Trump Yönetimi’nin bir sonraki hamlelerinin bu tarafta dramatik domino etkileri olabilir. İki olası senaryonun gerçekleştiğini görüyorum:
- Senaryo 1: Daha izole yanlısı bir ABD küresel kara para aklamayı önleme uygulamasından geri çekilir: Trump’ın korumacı söylemi tam ölçekli izolasyonizme dönüşürse, ABD’nin özellikle yabancı finans kuruluşlarına karşı kara para aklamayı önleme uygulamasını azalttığını görebiliriz. Ancak ABD daha az saldırgan olursa, Avrupa düzenleyici otoriteleri ivme kazanacak mı yoksa ipuçlarını ABD’den alıp duruşlarını da gevşetecekler mi? İkincisi, istismar etmek için yeni düzenleyici boşluklar arayan kötü aktörler için bir nimet olacak ve potansiyel olarak mali suçlarda bir artışa yol açabilir. Londra gibi küresel finans merkezleri özellikle savunmasız olabilir.
- Senaryo 2: ABD kendi kurumlarına karşı daha yumuşak ancak yabancı şirketlere her zamankinden daha sert davranır: Bir diğer olasılık (ve bence daha olası görüneni) Trump Yönetimi’nin yabancı kurumlara karşı daha sert davranırken ABD’li işletmeler için kısıtlamaları gevşetmesidir. Sonuçta, son zamanlardaki kara para aklamayı önleme geri çekilmelerinin gerekçesi Amerikan şirketlerinin rekabet gücünü artırmaktı. Bu senaryoda, Birleşik Krallık şirketleri daha yoğun bir incelemeyle karşı karşıya kalabilir.
Yani elimizde iki çelişkili olasılık mevcuttur, ancak Birleşik Krallık düzenleyici otoriteleri ve finans kuruluşları her ikisine de hazırlıklı olmalıdır. En kötü hata, her şeyin aynı kalacağını varsaymak ve ABD’nin değişen öncelikleri karşısında hazırlıksız yakalanmak olacaktır.
- Mali suçlara karşı yeni bir küresel düzen mi?
ABD politikası belirsizliğini korurken, Avrupa Birliği tam gaz ilerlemektedir. Kara Para Aklamayı Önleme ve Terörizmin Finansmanıyla Mücadele Kurumu’nun[4] [Authority for Anti-Money Laundering and Countering the Financing of Terrorism] lansmanı 2026 için planlanmaktadır ki; bu, bugüne kadarki en koordineli Avrupa kara para aklamayla mücadele çabası olacaktır. Kara Para Aklamayı Önleme ve Terörizmin Finansmanıyla Mücadele Kurumu, ulusal düzenleyici otoriteleri denetleyecek ve yüksek riskli olduğu düşünülen 40’a kadar finans kuruluşunu doğrudan denetleyecek bağımsız bir kuruluştur.
Brexit’e rağmen yakın bir ilgi gösteren Birleşik Krallık için Kara Para Aklamayı Önleme ve Terörizmin Finansmanıyla Mücadele Kurumu, mali suçlarla mücadelede alternatif bir çapa sağlamaktadır. Bu kurumun ilk yılları kritik olacaktır: Avrupa Birliği liderliğindeki güçlü bir kara para aklamayı önleme rejimi, ABD’nin geri çekilmesinin etkisini yumuşatabilir. Ancak, düzenleyici parçalanma veya hatta bir kara para kalmayla mücadele silahlanma yarışı riskini de artırmaktadır; bu durumda ABD ve Avrupa Birliği, güç gösterisi olarak birbirlerinin finansal kuruluşlarına daha sert cezalar uygulayabilir.
Kesin olarak bildiğim bir şey var ki, Birleşik Krallık firmalarının, ister ABD’den isterse yeni kurulan Kara Para Aklamayı Önleme ve Terörizmin Finansmanıyla Mücadele Kurumu’ndan gelsinler, genel olarak daha sıkı mevzuata uyum taleplerine hazır olmaları gerekecektir. Kara Para Aklamayı Önleme ve Terörizmin Finansmanıyla Mücadele Kurumu, mali suçların burnunun dibinde gerçekleşmesine izin veriyormuş gibi görünmek istemeyecektir. Şimdi, finansal kurumların kara para aklamayı önleme kontrollerinin, birden fazla düzenleyici kuruluşun artan incelemesine dayanacak kadar sağlam olduğundan emin olma zamanıdır.
Benzer şekilde, Birleşik Krallık düzenleyici otoriteleri kendilerine bazı zor sorular sormalıdır. Mali suçlular bu değişimleri ve belirsizlikleri nasıl potansiyel olarak istismar edecek? Birleşik Krallık, kara para aklamayı önleme çerçevesindeki yeni güvenlik açıklarına karşı nerede tetikte olmalı?
İşaret edeceğim acil bir risk, kötü aktörlerin, yaptırımların orada daha zayıf olabileceğini bilerek, yasadışı fonları giderek daha fazla ABD kuruluşları aracılığıyla yönlendirebilmesidir. Birleşik Krallık finans kuruluşları bilmeden bu kuruluşlarla işlemleri kolaylaştırırsa, kendilerini düzenleyici bir çapraz ateşin ortasında bulabilirler.
Tersine, hem ABD hem de Avrupa’nın Kara Para Aklamayı Önleme ve Terörizmin Finansmanıyla Mücadele Kurumu’ndan gelen artan kara para aklamayı önleme incelemesi, Birleşik Krallık firmalarını mali suçlar için daha az çekici bir hedef haline getirebilir. Ancak ABD sonunda gevşek yaklaşımının kendi finansal sistemini kara para aklama için bir cennet haline getirdiğini fark ederse, aniden rotasını değiştirebilir ve hazırlıksız olan kurumları yine hazırlıksız yakalayabilir.
- Peki, buradan nereye gidiyoruz?
Bu kadar çok şeyin söz konusu olduğu bir ortamda, Birleşik Krallık’ın kara para aklamayı önleme uyumuna yönelik yaklaşımının, yalnızca yurtdışında gerçekleşen düzenleyici değişikliklere tepki vermekten daha güçlü olması gerekir.
Şu anda, kara para aklamayı önleme uyumu yalnızca olumsuz pekiştirmeyle yönlendiriliyor; yani, şirketler başarısızlıkları nedeniyle cezalandırılıyor ancak doğru şeyler yaptıkları için hiçbir takdir görmüyorlar. Diğer sektörlerde, örneğin sağlık veri gizliliğiyle ilgili katı ABD yasaları gibi, uyumsuzluk cezaları kurallara uyma teşvikleriyle birleşiyor. Mali suçları önlemede benzer bir modeli takip edemememiz için hiçbir neden yoktur.
Düzenleyici otoriteler ve medya, en iyi uygulamaları örnekleyen kurumları vurgulamak için birlikte çalışabilir. Birleşik Krallık, firmalarının yanlış bir şey yapmasını beklemek ve onlara büyük bir para cezası ve lekelenmiş bir itibar vermek yerine, doğru şeyi yapmalarını mümkün olduğunca kolay ve çekici hale getirmelidir.
Ayrıca, mali suçlara karşı daha küresel ve merkezsizleştirilmiş bir yaklaşıma büyük ihtiyaç olduğu da açıktır. Sonuç olarak, tek bir ülkenin dünyanın kara para aklamayı önleme uygulayıcısı olması hiçbir zaman sürdürülebilir olmamıştır. Çoğu zaman, yasadışı fonlar farklı kurallar ve düzenlemelere sahip çok sayıda ülke ve yargı alanı arasında taşınır. Bu nedenle, Interpol ve Mali Eylem Görev Gücü [Financial Action Task Force] gibi küresel örgütler merkez sahnede yer almalıdır. Bunlar, dünya çapında mali suçlarla mücadeleye yardımcı olmak için sınırlar ötesinde iletişim ve işbirliğini sağlamak üzere bir platform görevi görme konusunda benzersiz bir yeteneğe sahiptir.
Kara Para Aklamayı Önleme ve Terörizmin Finansmanıyla Mücadele Kurumu’nun ortaya çıkmasıyla daha dengeli bir sistemin başlangıcını görüyor olabiliriz. Ancak belki de Avrupa’nın eskiden Amerikan olan baş uygulayıcı rolünü üstlenmemesini sağlamak için şimdi önlemler almamız gerekiyor. Mali suçlara karşı küresel mücadele çok az sayıda elde yoğunlaştırılamaz: Herhangi bir ülke veya bloktaki politik değişimlere karşı dayanıklı olmalıdır.
Bu arada, tüm bunlarda Birleşik Krallık finans kurumları için basit bir mesaj var: Tek güvenli strateji, uyum konusunda fazladan çaba sarf etmektir. Rehavetin maliyeti çok yüksektir.
[1]Kesp edilen cezalar için bkz. <https://www.justice.gov/archives/opa/pr/danske-bank-pleads-guilty-fraud-us-banks-multi-billion-dollar-scheme-access-us-financial>; <https://www.reuters.com/business/finance/fed-fines-deutsche-bank-186-mln-insufficient-progress-addressing-anti-money-2023-07-19/>.
[2]Çevirenin Notu: 1977 yılında beri, Yabancı Yolsuzluk Uygulamaları Yasası, ABD vatandaşlarının ve kuruluşlarının ticari çıkarlarını ilerletmek için yabancı devlet yetkililerine rüşvet vermesini [bribing] yasaklamıştır.
[3]Kesilen ceza için bkz. <https://www.reuters.com/article/economy/swedbank-hit-with-record-386-million-fine-over-baltic-money-laundering-breaches-idUSKBN2163LT/>.
[4]<https://www.amla.europa.eu/index_en>.
Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
