Gizli Devlet Bilgilerinin ‘Malvarlığı Suçu’ Marifetiyle Kötüye Kullanılması [ABD Deneyimi]

Giriş

Yaklaşık 40 yıl boyunca, gizli bilgilerin [confidential information] bir devlet kuruluşuna mı yoksa özel sektör işletmesine mi ait olduğuna bakılmaksızın, bu bilgilerin kötüye kullanılması malvarlığına karşı suç olarak kovuşturulabiliyordu. Alt federal mahkemeler, bir muhabirin ve muhabirin işvereni olan ‘Wall Street Journal’a ait yayın öncesi bilgilere dayanarak menkul kıymet işlemi (alımı ve satımı) yapmayı planlayan suç ortaklarının federal posta dolandırıcılığı ve elektronik dolandırıcılık[1] [mail and wire fraud] mahkûmiyetlerini oybirliğiyle onaylayan iyi bilinen bir Yüksek Mahkeme kararı olan ‘Carpenter v. United States’ davasına[2] güvenmişlerdir. Carpenter kararında, işverenin gizli bilgilerinin münhasır kullanımından mahrum bırakılması nedeniyle, kötüye kullanılan bilgilerin söz konusu düzenlemeler anlamında gayri maddi “malvarlığı” [intangible property[3]] oluşturduğu ileri sürülmüştür.

Ancak Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Adalet Bakanlığı 2021 yılında aniden tutumunu değiştirerek, gizli devlet bilgilerinin kötüye kullanılmasının genel olarak artık bir malvarlığı suçu [property crime] olarak kovuşturulamayacağını savunmuştur. Adalet Bakanlığı, Yüksek Mahkeme’nin “Kelly v. United States” kararına[4] yanıt veriyordu. Daha yaygın olarak “Bridgegate” davası olarak da bilinen davada Kelly, o zamanki New Jersey Valisi Chris Christie tarafından atanan iki kamu görevlisinin elektronik dolandırıcılık mahkûmiyetlerini bozmuştur. Bu kamu görevlileri, toplu taşıma çalışanlarını George Washington Köprüsü’ndeki trafik şeritlerini yeniden hizalamaya ikna ederek (kandırarak) rakip bir politikacının seçmenlerini çileden çıkaran büyük bir tıkanıklığa neden olmuştur. Mahkeme, görevlilerin aldatıcı ve yolsuz davrandığını kabul etmesine rağmen, görevlilerin bir kurumun düzenleyici otoritesinin kullanımını değiştirme planının devleti bir “malvarlığı” menfaatinden mahrum bırakmadığına [not deprive the government of a property interest] oybirliğiyle karar vermiştir.

Birçok gözlemci için gizli devlet bilgilerinin “malvarlığı” [property] teşkil etmediği düşüncesi şaşırtıcıydı çünkü Kelly gizli devlet bilgilerinin kullanımını içermiyordu ve bu tür bilgiler genellikle istisnai derecede yüksek bir piyasa değerine sahipti ki; bu yüzden bazen ahlaksız menkul kıymet satımcıları [unscrupulous securities traders] bu tür bilgileri elde etmek ve kullanmak için planlar yapıyorlardı[5]. Yine de, “United States v. Blaszczak” davasında[6] İkinci Daire’nin bölünmüş bir heyeti, Adalet Bakanlığı’nın Kelly davası sonrası pozisyonuna ertelemiş ve suçlu bulunup hapse atılan dört sanığın elektronik dolandırıcılık ve diğer malvarlığına karşı suçlardan mahkûmiyetlerini bozmuştur.

Ancak yıllar önce Kelly kararını yorumlamanın alternatif, makul yolları olsa bile, Mahkemenin “Kousisis v. United States” davasındaki[7] Mayıs 2025 tarihli elektronik dolandırıcılık kararının, Adalet Bakanlığı ve İkinci Daire’nin Kelly davasından yanlış çıkarımlar yaptığına dair çok az şüphe bırakmasının iki nedeni vardır. Bunlardan birincisi, Kousisis kararı, Kelly davasındaki emsalin, yalnızca sanığın düzenleyici otoritenin kullanımına müdahalesinin hileli planın gerçek “gayesi” [object] olduğu durumlarda malvarlığına karşı suç kovuşturmalarını engellediğini açıklığa kavuşturmaktadır. İkincisi ise, Kousisis kararı, devlet kuruluşlarının “ekonomik kayıp” [economic loss] yaşayıp yaşamadıklarına bakılmaksızın elektronik dolandırıcılığın kurbanı olabileceklerini açıkça ileri sürmüştür.

  1. Blaszczak Kovuşturması ve Kararları

Blaszczak davasındaki yüksek profilli kovuşturma bir kez Yüksek Mahkeme’ye, iki kez de İkinci Daire’ye gitmiş ve Aralık 2023’te tüm suçlamaların reddedilmesiyle sonuçlanmıştır. Davanın merkezinde, ABD ‘Medicare ve Medicaid Hizmetleri Merkezleri’nden[8] [“CMS” (United States Centers for Medicare and Medicaid Services)] elde edilen sağlık sigortası geri ödeme oranlarındaki yaklaşan değişikliklere ilişkin gizli bilgiler vardı. Dört sanık, gizli bilgileri sızdıran CMS yetkilisi, bilginin ilk alıcısı olan bir siyasi istihbarat danışmanı ve önemli, kamuya açık olmayan bilgileri olumsuz etkilenecek birkaç şirketin hisselerini açığa satmak için kullandıklarında 5 milyon dolardan fazla işlem kârı elde eden iki hedge fon analistiydi. ‘Blaszczak I’de, 2-1’lik bir heyet, sanıkları “18 U.S.C. Section 1343”ü ihlal eden elektronik dolandırıcılık ve “18 USC Section 641”i ihlal eden federal devlet malvarlığının dönüştürülmesi de dâhil suçlardan mahkûm eden jüri kararını onaylamıştır[9].

Davalılar ‘Blaszczak I’ kararının iptali için Mahkemeye başarılı bir şekilde dilekçe verdikten sonra, tutuklu sanıklar tahmin edilebileceği gibi Kelly davasının müdahale eden emsalinin CMS’nin düzenleyici otoritesine müdahalelerinin bir malvarlığı suçu olarak kovuşturulmasını engellediğini savunmuşlardır. Ancak daha sonra olanlar şaşırtıcıydı. Savcılar başlangıçta Kelly kararının gizli devlet bilgilerinin malvarlığı statüsüyle alakasız olduğunu iddia etmeye çalışsalar da, ABD Başsavcısı tarafından bunu yapmamaları talimatı verilmiştir. Bunun yerine, Başsavcı Kelly kararını, bir kurumun “karar öncesi” bilgilerinin [predecisional information] genellikle “malvarlığı” [property] olmadığı anlamına geldiği, çünkü gizli bilginin kurum için “değerinin” [confidential information’s value to the agency] “tamamen düzenleyici otoritenin gelecekteki bir uygulamasıyla ilişkisine dayandığı” [based entirely on its relationship to an upcoming exercise of regulatory authority] şeklinde yorumlamıştır[10].

Blaszczak II, farklı ancak örtüşen üç yargıçtan oluşan bir heyeti bölmüştür. Ancak bu sefer çoğunluk, sanıkların malvarlığı suçu mahkûmiyetlerini bozmuştur. Adalet Bakanlığı’nın bozma talebinin “uygun ve saygı gösterilmesi gereken” olduğu sonucuna varan çoğunluk, Kelly davası sanıklarının “bir düzenlemeyi değiştirerek” ulaşım otoritesini malvarlığından mahrum etmediği takdirde, Blaszczak davası sanıklarının “sadece kurumun tercih ettiği düzenlemenin ne olacağı ve ne zaman duyurulacağı konusunda önceden bilgi alarak” CMS’yi malvarlığından mahrum etmediği sonucuna varmıştır[11]. Blaszczak II ayrıca Carpenter kararını dar yorumlamış ve CMS geri ödeme oranı belirlemelerinin erken açıklanmasının “devlet maliyesi üzerinde doğrudan bir etkisi olmadığını, ancak [CMS’nin] sonraki düzenleyici tercihlerini etkileyebileceğini” vurgulamıştır[12].

  1. Blaszczak II Kararındaki Muhalefet

Yargıç Richard Sullivan’ın Blaszczak I’deki çoğunluk görüşüne dayanan güçlü bir muhalefette vurguladığı gibi, Kelly kararındaki köprü şeridi hizalaması hakkındaki düzenleyici bir kararı değiştirmeye yönelik söz konusu hileli plan, sanıkların Blaszczak’taki CMS’nin gizli bilgilerini elde etme ve böylece hedge fon analistlerinin bilgileri menkul kıymet işlemlerinde kullanma planından belirgin şekilde farklıydı. Blaszczak II kararının çoğunluğu, elektronik dolandırıcılık ve dönüştürme için federal tüzükleri yorumlama amaçları doğrultusunda “değiştirme/değişiklik” ve “elde etme”nin [altering and obtaining] hemen hemen aynı anlama geldiğini iddia etse de[13], gözlemlediği gibi, “[]‘değiştirme’ bir başkası üzerinde güç kullanımını ifade ederken, ‘elde etme’ bir başkasından bir şey edinmeyi ifade eder.”[14]

Yüksek Mahkeme’nin Kousisis davasındaki son kararı, Yargıç Sullivan’ın ve Adalet Bakanlığı savcılarının başlangıçtaki tutumunun Kelly kararını doğru yorumladığı konusunda şüpheye yer bırakmamalıdır.

  1. Değiştirme ve Elde Etme

Kousisis kararının dilekçe sahipleri, kendilerine kazançlı inşaat sözleşmeleri vermesi için bir eyalet ulaştırma kurumunu hileli bir şekilde ikna ettikleri için elektronik dolandırıcılıktan hüküm giydiler. Bir boya şirketi ve proje müdürü olan dilekçe sahipleri, Mahkemeden, kısmen, elektronik dolandırıcılık nedeniyle kovuşturulmalarının “‘Devletin düzenleme konusundaki egemen gücüne’ müdahaleye dayandığını” gördükleri için, mahkûmiyetlerini iptal etmesini talep etmişlerdir[15]. Ancak Mahkeme, Kousisis davasında, Kelly kararının “Devletin düzenleyici gücünün kullanımını hedefleyen”[16] bir plana uygulandığına hükmederek iddialarını kesin bir şekilde reddetmiştir, oysa Kousisis davasında, dilekçe sahiplerinin “planlarını [devletin] ticari girişimini[17] engelleme amacıyla uydurduklarına” dair hiçbir kanıt yoktu. Bunun yerine, dilekçe sahiplerinin dolandırıcılığının gerçek “amacı”, devletin sahte beyanlarına dayanarak vereceği inşaat paralarıyla “ceplerini doldurmaktı”[18]. Buna göre Mahkeme, Kousisis davasında “Devletin düzenleyici çıkarlarını baltalamanın [sadece] onun parasını veya malını elde etmenin ‘tesadüfi (öngörülse bile) bir tali ürünü’ olduğu” sonucuna varmıştır[19]. Başka bir deyişle, dilekçe sahiplerinin düzenleyici otoritenin kullanımına müdahalesi, “Devletin parasını veya malını hileli bir şekilde transfer etmeye teşvik etmek” olan “amaçlarının” “aşağı yönlü bir sonucuydu.”[20]

Blaszczak davasındaki davalıların planı, Kousisis davasındaki dilekçe sahiplerinin planı gibi, “Devletin düzenleyici gücünün kullanımını hedef almıyordu” ve Blaszczak davalıları, CMS’nin yeni geri ödeme oranlarını hazırlanmış bir kamu duyurusu yoluyla ifşa etme kararını “engellemek” veya değiştirmek amacıyla planlarını “uydurmamışlardı”. Bunun yerine, Blaszczak davalıları, gizli bilgileri gizlice kullanmalarından elde ettikleri kârlarla “ceplerini doldurmak” için CMS’nin karar öncesi bilgilerini elde etmeye koyulmuşlardır (ki; CMS kararlarında veya ifşa takviminde herhangi bir değişiklik, hedge fonlarının açığa satışlardan kâr elde etme yeteneğini tehlikeye atabilirdi). Bu nedenle, Blaszczak davalıları, karar öncesi CMS bilgilerinin tahsisi ve kontrolündeki “Devletin düzenleyici çıkarını” öngörülebilir bir şekilde “baltalamış” olsalar da, bu sonuç, gerçek “amaçlarının” “tesadüfi bir tali ürünü” ve “aşağı yönlü” bir sonucuydu ki; bu amaç, menkul kıymet işlemlerinde kişisel çıkar sağlamak için CMS’nin gayri maddi malvarlığını gizlice elde etmek ve kullanmaktı.

  1. Malvarlığı Dolandırıcılığı Ekonomik Kayba Neden Olmaz

Blaszczak II’nin gizli devlet bilgilerinin kötüye kullanılmasının yalnızca kullanımının ekonomik bir kayba yol açacağı zaman bir malvarlığı suçu oluşturabileceği yönündeki önerisi de aynı şekilde rafa kaldırılmıştır. Gerçekten de, elektronik dolandırıcılık yasasının “geniş, genel ifade dilini” [broad, generic language] vurguladıktan sonra, Kousisis Mahkemesi “elektronik dolandırıcılık yasasının ekonomik kayıp konusunda tarafsız” olduğu sonucuna varmış ve “[]yasanın kayıptan bahsetmediğini, hatta bunu gerektirmediğini” vurgulamıştır[21]. Kousisis böylece Blaszczak sanıkları tarafından CMS’nin gizli bilgilerinin gizlice kullanılmasının, kötüye kullanımının bir malvarlığı suçu oluşturması için “devletin maliyesini” etkilemesi gerekmediğini açıklığa kavuşturmaktadır.

Sonuç

Adalet Bakanlığı ve İkinci Daire’nin malvarlığı suçlarından en gizli devlet bilgilerini ayırma kararı; Yüksek Mahkeme’nin düzenleyici otoritenin kullanımını değiştirmek üzere tasarlanmış planların aksine, kişisel çıkar için gizli devlet bilgilerini elde etmek ve kullanmak üzere tasarlanmış zimmete para geçirme planlarının kovuşturulmasında pek de önemli olmaması gerekirken, Kelly davasında verdiği kararın talihsiz bir şekilde yanlış yorumlanmasının sonucuydu. Özellikle şu anda, devlet yetkililerine duyulan güvenin her zamankinden düşük olduğu bir zamanda, gizli devlet bilgilerinin malvarlığı statüsünün geri kazanılması mahkemeler ve Adalet Bakanlığı için yüksek bir öncelik olmalıdır.

[1] Derleyenin Notu: “Posta dolandırıcılığı ve elektronik dolandırıcılık”, Amerika Birleşik Devletleri’nde başkalarını dolandırmak için fiziksel (örneğin ABD Posta Servisi) veya elektronik (örneğin telefon, telgraf, faks veya İnternet) posta sisteminin kullanılmasını tanımlamak için kullanılan terimlerdir ve ABD federal suçlarıdır [Daha fazla bilgi için bkz. < https://www.mololamken.com/knowledge-Whats-the-Difference-Between-Mail-Fraud-and-Wire-Fraud >].

[2] 484 U.S. 19 (1987).

[3] Derleyenin Notu: İngilizce “property” sözcüğü Türkçede “mal, mülk, eşya, servet, emlak” yanı sıra “özellik ve nitelik” manasına gelmektedir. Orijinal metnin anlatısına uygun olarak işbu çeviride tarafımızca “malvarlığı” ve “malvarlığı suçu” kavramları tercih edilmiştir. Bu minvalde şu hususun anımsatılması önemlidir. Şöyle ki; ülkemizde 26.09.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kişilere Karşı Suçlar” başlıklı İkinci Kısmın Onuncu Bölümünde “Malvarlığına Karşı Suçlar” [hırsızlık, nitelikli hırsızlık, yağma, nitelikli yağma, mala zarar verme, ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme, hakkı olmayan yere tecavüz, güveni kötüye kullanma, bedelsiz senedi kullanma, dolandırıcılık, nitelikli dolandırıcılık, kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf, hileli iflas, taksirli iflas, karşılıksız yararlanma, şirket veya kooperatifler hakkında yanlış bilgi, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi (ve bilgi vermeme)] tanzim edilmiştir.

[4] 590 U.S. 391 (2020).

[5] Bkz. örneğin, John C. Coffee, Jr., The Blaszczak Bombshell and What It Will Mean [< https://clsbluesky.law.columbia.edu/2023/01/26/john-c-coffee-jr-the-blaszczak-bombshell-and-what-it-will-mean/ >], Colum. L. Sch. Blue Sky Blog (Jan. 26, 2023).

[6] 56 F.4th 230 (2d Cir. 2022) (Blaszczak II).

[7] 145 S. Ct. 1382 (2025).

[8] Derleyenin Notu: “Medicare”, 65 yaş ve üzeri herkes ve belirli engellilik veya rahatsızlıkları olan 65 yaş altı bazı kişiler için federal sağlık sigortasıdır. “Medicaid” ise, sınırlı gelir ve kaynaklara sahip bazı kişilere sağlık yardımı sağlayan ortak bir federal ve eyalet programıdır.

[9] 947 F.3d 19 (2d. Cir. 2019). Dört sanık, Borsa Yasası Kural 10(b-5)’in zimmete para geçirme teorisine göre getirilen içeriden öğrenenlerin ticareti suçlamalarından beraat etmiştir (muhtemelen savcılığın CMS yetkilisinin ipuçları için kişisel bir çıkar elde ettiğini makul şüphenin ötesinde kanıtlayamamış olması nedeniyle).

[10] Bkz. ‘Letter Brief for the United States in Blaszczak II 5’de (June 4, 2021).

[11] Blaszczak II, 56 F.4th 242-44.

[12] Id. 244’de.

[13] Id.

[14] Id. 254’de (Sullivan, J., muhalefet şerhi).

[15] Id. at 1397 (quoting Kelly, 590 U.S. at 401).

[16] Kousisis, 145 S.Ct. at 1390–91.

[17] Id. 1397’de.

[18] Id.

[19] Id. (quoting Kelly, 590 U.S. 403’de).

[20] Id.

[21] Id. 1391-1392’de.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.