(ABD Bakımından) Bölgesel Bankaların Değeri*

Silikon Vadisi Bankası’nın çöküşünün ardından orta ölçekli borç verenler baskı altına girerken, uzmanlar ekonomideki rollerinin korunması gerektiğini söylüyor.

Amerika’daki herhangi bir şehirde dolaşın ve Dört Büyük bankanın -JPMorgan Chase, Bank of America, Wells Fargo ve Citigroup- birçok şubesini gözden kaçırmanız neredeyse imkansızdır. Neredeyse benzin istasyonları kadar her yerdeler. 1 trilyon doları aşan varlıkları ve ulusal erişimleri ile Büyük Dörtlü, son çeyrek yüzyılda bankacılık ortamına hakim oldular.

Bu nedenle, Silicon Valley Bank ve diğer bölgesel bankaların iflas etmesinden sonra, bazı mevduat sahiplerinin daha fazla güvenlik sunduklarına inanarak paralarını ulusal bankalara taşımak için yarışa girmesi şaşırtıcı değildir. Hükümet, “Batmayacak Kadar Büyük” bir bankanın (a Too Big To Fail bank) batmasına izin vermez, böylece müşteriler sigortasız mevduatın bile karşılanacağını bilirler. Ancak bölgesel bir banka çökerse, sigortasız mevduat (uninsured deposits) geri alınamayabilir.

Bazılarına göre bu, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) bölgesel bankalara ihtiyacı olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyor. Dört Büyükler’in tüm bölgesel bankaları (regional banks) satın almasına izin vermek, bankacılık sistemini hem daha güvenli hem de daha verimli hale getirmez mi?

Bununla birlikte, bankacılık uzmanları, bölgesel bankaların değerini savunmakta ve bunun nedenini anlamakta kısa bir tarih dersinin yardımı dokunacağını belirtmektedirler. Amerika uzun zamandır büyük bankalardan korkuyor ve onlarca yıldır bankacılık yasası bankaların eyalet sınırlarını geçmesini yasaklamıştır. Buradaki ana fikir, yerel bir bankacının kendi topluluğunu büyük, kişisel olmayan bir bankadan daha iyi anlaması ve büyük bankanın yapmayacağı krediler vermesiydi. Bu, özellikle kötü hava koşullarının kötü mahsul anlamına geldiği yıllarda bankacılarının sabırlı olmasına ihtiyaç duyan çiftçiler için önemliydi.

1994 yılında ABD Kongresi nihayet bankaların eyalet sınırlarını aşmasına izin verirken aynı zamanda banka birleşmelerine de izin verdi. Ve bankalar birleşti, böylece banka sayısı 1995’ten 2001 yılına kadar, 10 binden 4 bin 200’e düştü. Aynı zamanda, ulusal bankaların yayılmasıyla birlikte şube sayısı da 59 binden 72 bine yükseldi.

Sadece mevduat önemli olsaydı, ihtiyaç olunan tek şey ulusal bankalar olurdu. Ancak çiftçiler, start-up’lar, küçük işletmeler ve belirli sektörlerdeki şirketler için en önemli şey kredi alabilmektir. Ve uzmanlar, bölgesel bankaların genellikle Dört Büyük’ten daha mantıklı olduğu yerin burası olduğunu söylüyor.

Cornell Hukuk Fakültesi’nde profesör ve bankacılık uzmanı olan Robert Hockett, “Büyük ulusal bankalar küresel sermaye piyasalarında faaliyet gösteriyor” dedi ve ekledi: “Varlıklarının çoğu spekülasyona dayalı. Ekonomik büyümeyi beslemiyorlar. Yeni şirketleri veya çiftlikleri finanse etmiyorlar. Bunun için sabırlı sermayeye ihtiyacınız var ve Dört Büyük’teki sermaye sabırlı değildir.”

Buffalo merkezli bölgesel banka M&T’nin eski bir yöneticisi olan C. Michael Zabel, “Bölgesel bankalar, kredi vermeyi daha verimli hale getiren bölgesel bilgi ve uzmanlığın bir bileşimine sahiptir. Ayrıca topluluklarında çalışmak için para yatırma olasılıkları daha yüksektir” dedi.

Silikon Vadisi Bankası klasik bir “sektör bankası” (sector bank) idi. Kendi sektörünü -risk sermayedarları ve yeni teknoloji şirketleri- anladı ve ulusal bankaların asla tasvip etmeyeceği krediler verdi. Başarısızlığına, sağlam olan ve First Citizens Bank tarafından mutlu bir şekilde devralınan başlangıçtaki ağır kredi portföyü değil, risk yönetimi hataları neden oldu.

Dallas merkezli bölgesel banka Comerica bu konuda başka bir örnek sunmaktadır. Geleneksel ipotek kredisi sunmanın yanı sıra, diğerlerinin yanında kadınlara ait işletmelerde ve yenilenebilir enerji şirketlerinde uzmanlık kazandı. Neredeyse her bölgesel banka manyakça belirli sektörlere odaklandılar ve 25 yıllık banka konsolidasyonu sırasında bu şekilde hayatta kaldılar.

Sorun şu ki, mevduatınız yoksa kredi veremezsiniz. Boston Üniversitesi’nde finans dersi veren Mark Williams, “Şu anda, büyük bankaların bölgedeki tüm mevduatı emmesiyle devasa bir emme sesi var” dedi. Ve bu, mevduat sahipleri için bir rahatlama duygusu getirse de, sonuçta bankacılık sektörü için sağlıklı değildir.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.