ABD Federal Mevduat Sigortası Kurumu Başkanı Martin J. Gruenberg’in Maliye Kulübü’nde Yaptığı “Banka Dışı Finansal Kurumların Finansal İstikrar Riskleri” Konulu Açıklamalar*

“Beklemeyi bilmek başarının sırrıdır.” [Fransız Atasözü]

1. Giriş

Bana bu öğleden sonra sizinle konuşma fırsatını verdiğiniz için çok teşekkür ederim.

Bugün sizinle banka dışı finansal kuruluşların (nonbank financial institutions) oluşturduğu finansal istikrar riskleri hakkında bazı düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

Banka dışı finansal kuruluşlar, geleneksel bankacılık kuruluşlarının yanı sıra Amerika Birleşik Devletleri (ABD) finansal sisteminde kritik aracı kuruluşlardır. G-20 ülkelerinin Finansal İstikrar Kurulu, ABD’li banka dışı finans kuruluşlarının varlıklarının 2021 yılında kabaca 20,5 trilyon ABD/Amerikan doları olduğunu tahmin ediyor; buna karşılık ABD sigortalı mevduat kurumlarının sahip olduğu 23,7 trilyon dolarlık varlıkları vardır. Bu, dünya genelinde banka dışı varlıkların yaklaşık %30’unu temsil ediyor.

Geçtiğimiz baharda yaşadığımız banka iflaslarından ve daha geniş çaplı piyasa stresinden önce, ABD son yıllarda iki önemli ekonomik stres olayı yaşadı: 2008 Küresel Finans Krizi ve 2020 yılında başlayan Covid-19 salgını. Her ne kadar çok farklı olaylar olsa da, her ikisi de küresel ekonomi ve finans sektörü üzerinde önemli bir etki yarattı. Her ikisi de finansal çöküşü önlemek için olağanüstü maliye ve para politikası desteğini gerektirdi. Her olayda hem bankalar hem de banka dışı finansal kuruluşlar bu olağanüstü kamu desteğinden yararlandı.

Ancak, kriz koşullarında hem bankalara hem de banka dışı kuruluşlara çok sayıda maliye ve para politikası desteği sağlanmasına rağmen, faaliyet gösterdikleri düzenleyici ortam oldukça farklı olmaya devam ediyor. Banka dışı kuruluşların kamu güvenlik ağına (public safety net) doğrudan erişimi olmadığından, genellikle bankacılık kuruluşlarıyla aynı düzeyde düzenleme ve denetime tabi değillerdir. Sonuç olarak, banka dışı kuruluşlar operasyonlarında genellikle daha az şeffaflığa sahip oluyorlar, aynı zamanda aşırı kaldıraç ve istikrarsız fon kaynaklarına güveniyorlar.

Piyasa şokları bu kırılganlıklarla birleştiğinde, banka dışı finansal kuruluşlar riski finansal sistemin diğer bölümlerine aktarabilir ve ekonomiyi desteklemek için gereken kredi ve finansal aracılık hizmetlerini ciddi şekilde engelleyebilir. Buna, banka dışı faaliyetleri desteklemek için finansman sağlayarak genellikle banka dışı kuruluşlarla doğrudan etkileşime giren bankacılık kuruluşları da dâhildir. Ortaya çıkan ara bağlantılar, iki sektör arasındaki geri bildirim yoluyla piyasa stresini artırabilir.

Bana göre bu konulara hassasiyetle dikkat edilmesi gerekir.

Bugünkü konuşmalarımda, banka dışı finansal kurum teriminin ne anlama geldiğini, bu terimin kapsadığı kurumların oluşturduğu bazı riskleri ve bunların oluşturduğu finansal istikrar risklerini ele almaya başlama seçeneklerini tartışacağım.

2. Banka Dışı Finansal Kuruluşların Tanımı

Başlangıç olarak “banka dışı finansal kurum” kavramının ne anlama geldiğini tanımlamak önemlidir. Finansal İstikrar Kurulu, banka dışı finansal kuruluşun geniş bir tanımını yaparak; merkez bankası, lisanslı banka veya Dünya Bankası gibi kamuya ait bir finans kurumu olmayan herhangi bir finansal kurumunu ifade etmektedir. Aynı zamanda, vade veya likidite dönüşümü, kaldıraç veya düzenleyici arbitraj gibi finansal istikrar riskleri oluşturabilecek kredi aracılık faaliyetlerinde yer alan finansal kurumları da kapsayacak şekilde daha dar bir tanım da sağlamaktadır.

Bugünkü sözlerimin amaçları doğrultusunda, büyük rol oynayan ve finansal sisteme önemli riskler sunabilen banka dışı finansal kurumların çeşitli kategorilerine odaklanacağım. Bunlara açık uçlu yatırım fonları ve para piyasası fonları, riskten korunma fonları gibi kaldıraçlı yatırım araçları ve banka dışı borç verenler dâhildir. Finansal sistemimizde önemli rol oynayan, finansal teknoloji (veya FinTech) firmaları, menkul kıymetleştirme araçları ve sigorta şirketleri gibi banka dışı birçok kuruluş daha bulunmaktadır. Bu liste tanıdık geliyorsa -öyle de olmalıdır- Küresel Finans Krizinin ardından bu banka dışı finansal kuruluşlara genellikle ‘gölge bankalar’ (shadow banks) da deniyordu.

3. Küresel Finans Krizi ve Pandemide Banka Dışı Finans Kuruluşları

Banka dışı finans kuruluşları, 2008 Küresel Finans Krizine yol açan finansal istikrarsızlığa en büyük katkıyı sağladı. ABD Finans Krizi Araştırma Komisyonu’nun bulgularına göre, banka dışı bazı kuruluşlar krize önemli ölçüde katkıda bulundu, çünkü sermaye piyasalarında yetersiz düzenleme, hiçbir şeffaflık gerekliliği ve kaldıraca güvenme konusunda herhangi bir sınırlama olmadan serbestçe faaliyet göstermelerine izin verildi. Geleneksel bankacılık sistemine kamu desteği sağlamanın yanı sıra Federal Reserve, banka dışı finansal kurumları desteklemek amacıyla geniş ve açık kurum bazında acil durum borç verme olanakları sağlamak için Federal Reserve Yasası’nın 13(3) no.lu maddesini kullanmak zorunda kaldı.

Banka dışı kuruluşların finansal sistem için oluşturduğu sistemik riskler, 2020 yılının başlarında Covid-19 salgını ABD’yi ilk kez vurduğunda bir kez daha belirgin hale geldi. Küresel Finans Krizini körükleyenlere benzer likidite zayıflıkları, Mart 2020’de ciddi piyasa bozulmalarına yol açtı. Bu olaylar dizisi ortaya çıktıkça, para piyasası yatırım fonlarından önemli çıkışlara ve yüksek kaldıraçlı hedge fonlar gibi diğer banka dışı kuruluşlar üzerinde likidite baskılarına yol açtı ki; bu da ABD Hazinesi ve kısa vadeli fonlama piyasaları üzerindeki baskıyı daha da artırdı. Bu, finansal piyasalarda aşırı dalgalanmalara neden oldu ve bu dalgalanma, bazı banka dışı kuruluşlardaki yüksek kaldıraç seviyeleri ve kırılganlık nedeniyle daha da arttı. Buna yanıt olarak Federal Reserve, banka dışı kuruluşları desteklemek ve finansal sistemi istikrara kavuşturmak için bir kez daha acil kredi olanaklarından yararlandı.

Bu iki kriz sırasında banka dışı finansal kuruluşların deneyimi, bunların oluşturabileceği finansal istikrar risklerini, bunun sonucunda kamu desteği konusunda sahip oldukları iddiayı ve bu risklerin nasıl ele alınacağının acilen dikkatli bir şekilde ele alınması gerektiğinin altını çiziyor.

4. Açık Uçlu Yatırım Fonları ve Para Piyasası Fonları (Open-End Mutual Funds and Money Market Funds)

Her ikisi de banka dışı ortamın temel bileşenleri olan ve ABD ekonomisine kredi sağlanmasında önemli rol oynayan açık uçlu yatırım fonları ve para piyasası fonlarına ilişkin bir tartışmayla başlamak istiyorum. Yatırım fonları ve para piyasası fonlarını da kapsayan açık uçlu fonlar, yatırımcılarla sürekli olarak fon payı alıp satan kolektif yatırım araçlarıdır. Birçok açık uçlu fon, önemli fon piyasalarının katılımcılarıdır ve en son Mart 2020’de görüldüğü gibi zaman zaman piyasa stresine katkıda bulunmuştur.

Belirli açık uçlu fonlardan kaynaklanan yapısal zayıflıklardan biri, uzun vadeli olabilen fon yatırımlarının likiditesi ile yatırımcıların hisse senetlerini kısa sürede geri alma kabiliyeti arasındaki potansiyel uyumsuzluktur. Bazı açık uçlu fon türlerinde, özellikle stres zamanlarında yaşanan bu potansiyel likidite uyumsuzluğu, yatırımcıların ‘ilk hamle avantajı’ (first mover advantage) da dâhil olmak üzere hisse senetlerini daha hızlı itfa etme arzusunu doğurabilir.

Mart 2020’de açık uçlu fonlar, büyük geri ödeme talepleriyle karşı karşıya kaldıklarından artan likidite baskısı ve değerleme zorluklarıyla karşılaştı. Federal Rezerv’in acil kredi programları, güvenin yeniden tesis edilmesine ve piyasanın düzgün işleyişine yardımcı olmak için uygulamaya konuldu; açık uçlu fonların yatırım yaptığı kilit piyasalara destek sağladı.

Yatırım fonları, sabit getirili ve hisse senedi menkul kıymetleri de dâhil olmak üzere çeşitli finansal ürünlere yatırım yapabilir. Açık uçlu fon türlerinden biri olan para piyasası fonları, yatırımcılara kısa vadeli faiz oranlarını yansıtan getiriler sağlamak amacıyla yüksek kaliteli, kısa vadeli borçlanma senetleri satın alarak kısa vadeli fonlama piyasalarında önemli bir rol oynamaktadır. Ancak para piyasası fonları aynı zamanda hızlı geri ödemeler durumunda kısa vadeli fon piyasalarında stres yaratabilecek veya bu piyasalarda stres yaratabilecek yapısal zayıflıklar da sergiliyor. Örneğin, Mart 2020’de devlet para piyasası fonlarına önemli tutarda giriş yaşanırken, kurumsal borçlara yatırım yapan birinci sınıf para piyasası fonları, giderek likit olmayan piyasalarda önemli çıkışlarla karşılaştı. Bu çıkışlar, ticari senet ihracına bağımlı olan mali ve mali olmayan borçlular üzerinde önemli bir baskıya yol açtı ve bu borçluların döner kredi olanaklarını azaltmalarına yol açarak, bu kredi olanaklarını sağlayanlar üzerinde daha fazla baskı yarattı. Bu süre zarfında etkiyi azaltmak ve finansal piyasalara düzeni sağlamak için Federal Reserve’den yine önemli kredi ve likidite desteğine ihtiyaç duyuldu.

Geçmişteki krizlerden kaynaklanan zorlukları ele almanın bir parçası olarak, ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (United States Securities and Exchange Commission-SEC) yakın zamanda açık uçlu yönetim yatırım şirketlerine yönelik mevcut kurallarında, stresli koşullar için açık uçlu fonları daha iyi hazırlamak ve mevcut hissedarların çıkarlarının sulandırılmasını azaltmak için değişiklikler önerdi. Değişiklikler, gelişmiş likidite riski yönetimini, likidite yönetimi araçlarının uygulanmasını ve fon bilgilerinin daha zamanında ve ayrıntılı raporlanmasını gerektiriyor. Buna ek olarak, Temmuz 2023’te SEC, asgari likidite yükümlülüklerini artırarak, itfaların geçici olarak askıya alınmasına izin veren hükümleri kaldırarak, belirli fonların bir likidite ücreti çerçevesi uygulamasını zorunlu kılarak ve fon raporlamasını geliştirerek para piyasası fonlarının esnekliğini ve şeffaflığını artırmak için tasarlanmış bir kuralı nihai hale getirdi.

5. Kaldıraçlı Yatırım Araçları ve Banka Arabağlantıları (Leveraged Investment Vehicles and Bank Interconnections)

Bazı banka dışı finansal kuruluşlar yüksek düzeyde kaldıraç sergilemeye devam ederek, stres olaylarına karşı kırılganlıklarını artırıyor ve piyasa stresi zamanlarında finansal istikrarsızlığa katkıda bulunuyor. Buna ek olarak, bankalar sıklıkla banka dışı kuruluşlara borç verir ve onlarla karmaşık ilişkilere sahiptir, bu da bankaları ve kamu güvenlik ağını banka dışı kuruluşların ve onların finansal faaliyetlerinin risklerine maruz bırakır.

Uluslararası Ödemeler Bankası’na (Bank for International Settlements) göre, “banka dışı finansal kuruluş türleri ve bankaların banka dışı finansal kuruluşlarına olan risklerinin boyutu yargı bölgeleri arasında farklılık gösterse de, bu risklerin boyutu giderek artıyor ve daha fazla finansal istikrar endişesine neden olma potansiyeline sahiptir.” ABD’de bankaların banka dışı kuruluşlara verdiği krediler son beş yılda hızla artmış ve 2017’deki %8’lik yıllık büyüme oranına kıyasla 2021’de yıllık %22’lik bir büyüme oranıyla büyümüştür. Stres zamanlarında banka dışı likidite sağlayıcıları özellikle savunmasız olabilir ve bu durum onların yeterince aracı piyasalara ulaşma yeteneklerini engelleyebilir.

Riskten korunma fonları, genellikle yüksek kaldıraç stratejisi kullanan ve kısa vadeli fonlamaya dayanan, finansal istikrara yönelik riskler oluşturabilen ve piyasanın stresli olduğu dönemlerde finansal aracılığın azaltılmasına katkıda bulunabilen bir banka dışı fon türüdür.

Finansal İstikrar Gözetim Konseyi (Financial Stability Oversight Council-FSOC) Riskten Korunma Fonu Çalışma Grubu (Hedge Fund Working Group), hedge fonların Mart 2020’de yabancı kurumlar ve açık uçlu yatırım fonları ile birlikte kategori bazında en büyük üç Hazine tahvili satıcısı arasında yer aldığını ve bu dönemde Hazine piyasasının bozulmasına maddi katkıda bulunduklarını tespit etti.

Hazine piyasaları genellikle stres dönemlerinde ‘güvenli liman’ (safe haven) görevi görürler. Ancak Mart 2020’de, yatırımcıların itfa taleplerini ve teminat çağrılarını karşılamanın yanı sıra kaldıraçlı pozisyonları geri alma gerekliliklerinden kaynaklanan nakit ihtiyaçlarını karşılamak için yüksek likiditeye sahip varlıkları satmaya çalışması nedeniyle bu piyasa stresli koşullarla karşılaştı. Örneğin, finansal burgaç/türbülans ve artan oynaklık/volatilite, merkezi karşı taraflarca büyük marj çağrıları yapılmasına yol açarak, takas üyesi bankaların ve müşterilerinin likiditesini etkiledi. Beklenmedik derecede büyük teminat çağrıları, piyasa katılımcılarını pozisyonlarının büyüklüğüne ve likidite hazırlık düzeylerine bağlı olarak farklı şekilde etkileyebilir ve hedge fonları gibi kaldıraçlı pozisyonlara sahip finansal şirketler üzerinde daha büyük bir etki yaratabilir.

Ayrıca, kaldıraçlı banka dışı finansal kuruluşların üstlendiği riskler, kredi düzenlemeleri ve türev işlemler yoluyla bankacılık sektörüyle bağlantılıdır. Belirtildiği gibi, bankaların banka dışı kuruluşlara verdiği krediler son yıllarda önemli ölçüde arttı; bu durum Finansal İstikrar Gözetim Konseyi’nin 2022 Yıllık Raporunda ABD bankacılık kurumlarının bankaların banka dışı kuruluşlara olan risklerini yakından izlemesini ve bankaların banka dışı finans sektöründeki kaldıraç risklerini nasıl yönettiklerini değerlendirmelerini tavsiye etmesine yol açtı. Banka dışı kuruluşların bankalar için oluşturabileceği riske bir örnek olarak, hedge fonları tarafından da kullanılan kaldıraçlı stratejiler kullanan bir aile ofisi olan Archegos Capital Management, bir dizi büyük finansal kuruluşa maddi stres aktardı. Archegos Capital Management’ın çöküşü ABD’deki yeterince takdir edilmeyen ve derinlere gömülü riskleri gösteriyor.

6. Banka Dışı Krediler ve Finansal Hizmetler (Non–Bank Lending and Financial Services)

Banka dışı finansal kurumların daha geniş anlamda finansal hizmetlerin sağlanması üzerindeki etkisine kısaca değinmek istiyorum. 2022 Finansal İstikrar Gözetim Konseyi Yıllık Raporu, banka dışı bazı kuruluşların geleneksel bankacılık hizmetlerini nasıl giderek daha fazla sağladığını tartışıyor. Bu özellikle ipotek finansmanı, işletme kredileri ve belirli tüketici finansmanı faaliyetleri için de geçerlidir.

Bunun bir örneği, 2022 Finansal İstikrar Gözetim Konseyi Yıllık Raporu’nda belirtildiği gibi, ipotek hizmet faaliyetinin bankacılık sektöründen banka dışı ipotek hizmet şirketlerine doğru giderek artan şekilde kaymasıdır. Banka dışı şirketler, 2011’de yalnızca %11’ken, şu anda ABD’deki ipoteklerin %55’inden fazlasını yönetiyor ki; bu, on yıl içinde beş kat artış anlamına geliyor. Banka dışı ipotek kullandırımları 2017’den bu yana %27 artmış olup, şu anda tüm ipotek kullandırımlarının yaklaşık üçte ikisini oluşturuyor. Bu banka dışı ipotek şirketleri genellikle kısa vadeli toptan finansmana güveniyor ve sınırlı zarar karşılama kapasitesiyle çalışıyor. Değeri değişken olan ve modellere ve öznel değerlendirmelere oldukça bağlı olan ipotek tahsilat hakları, genellikle banka dışı bir ipotek şirketinin özsermayesinin katlarını temsil eder.

Buna ek olarak, özel kredi fonları gibi bazı banka dışı kuruluşlar da giderek artan bir şekilde doğrudan finansal olmayan işletmelere kredi vermektedir. Bu faaliyet, ticari kredilerin giderek büyüyen bir segmentini oluşturdu ve piyasanın beş yıl önceki kabaca 600 milyar ABD dolarından 2021 yılsonu itibarıyla küresel olarak kabaca 1,2 trilyon ABD dolarına çıkacağı tahmin ediliyor. Bu piyasaların şeffaf olmayan yapısı, genellikle yüksek kredi riskiyle karakterize edilen borç verme faaliyeti için potansiyel bir endişe olan riskler oluştukça değerlendirilmesini zorlaştırabilir.

FinTech firmaları da dâhil olmak üzere banka dışı kuruluşlar da tüketici finansal hizmetlerinde giderek daha aktif katılımcılar haline geliyor. Tüketici finansal hizmetlerine banka dışı yeni giren bazı şirketler, ürünlerini tamamen veya çoğunlukla çevrimiçi olarak sunmaktadır. Tüketici finansal hizmetlerinin önemli banka dışı sağlayıcıları arasında, kredi kartı sunmak veya mevduat almak için bankalarla ortaklık yapan firmalar bulunmaktadır.

Az önce açıklananlar gibi, düzenlenmiş bankacılık ortamının dışında işletilen banka benzeri hizmetler, bankaların güvenliğini ve sağlamlığını olumsuz yönde etkileyebilecek veya tüketicinin zararına yol açabilecek şeffaf olmayan riskler ve birbirine bağlılık oluşturabilir. Bu faaliyetleri yürüten banka dışı bir finans kuruluşunun yeterince büyük olması veya başka şekilde kritik işlevler yerine getirmesi durumunda, sistemik risk sorunları söz konusu olabilir. Finansal İstikrar Gözetim Konseyi’nin bu sektörlerdeki riskleri gözden geçirme ve mevcut düzenleyici otoritemizin bunları ele almak için yeterli olup olmadığını değerlendirme çabalarını yenilemesi önemlidir.

7. Banka Dışı Krediler ve Kaldıraçlı Krediler (Nonbanks and Leveraged Lending)

Banka dışı finansal kuruluşların da önemli tutarlarda kaldıraçlı krediye sahip olduğunu belirtmekte fayda vardır. Kaldıraçlı krediler genellikle kazançlarına veya net değerlerine göre yüksek düzeyde borçluluğa sahip olan yüksek riskli borçlulara verilir ve finansman genellikle satın almalar, satın almalar veya sermaye dağıtımları için kullanılır. Bu krediler aynı zamanda sıklıkla sendikasyona tabi tutulmakta, satılmakta ve teminatlandırılmış kredi yükümlülükleri veya teminatlı kredi yükümlülükleri (collateralized loan obligations-CLOs) şeklinde ihraç edilen menkul kıymetler için teminat görevi görmektedir. Kaldıraçlı krediler içeren teminatlı kredi yükümlülerinin bankadaki varlıkları, 2021 sonuna göre %13 artışla 2023 yılının ilk çeyreğinde en az 174 milyar ABD dolarına yükseldi. Bankalar genellikle teminatlı kredi yükümlülerinin en yüksek dereceli menkul kıymetlerini elinde tutarken, bu varlıklar bankacılık sistemini temeldeki kaldıraçlı kredi piyasasında bozulmaya maruz bırakıyor. Bankaların aynı zamanda teminatlı kredi yükümlüsü menkul kıymetlerini elinde bulunduran veya düzenleyen banka dışı finansal kuruluşlara karşı da çeşitli riskleri vardır. Bu birbirine bağlı riskler, bankaları temel kaldıraçlı kredi piyasasında ölçülmesi zor şekillerde strese maruz bırakabilir. 2022 kurumlar arası Ortak Ulusal Kredi Programı (interagency Shared National Credit Program) incelemesi, kaldıraçlı kredilendirme ile ilişkili kredi riskinin yüksek kaldığını ortaya çıkardı. Raporda, birçok kaldıraçlı kredinin, genellikle yüksek kaldıraç, geri ödemeyle ilgili agresif varsayımlar veya zayıf sözleşmelerin bir kombinasyonunu yansıtan zayıf yapılara sahip olduğu belirtilmiştir.

Bu zayıf yapılar, ekonomik döngüdeki uzun süreli bir gerileme veya normal bir iş döngüsü yoluyla test edilmedi. Bu gerçekler göz önüne alındığında, bankalar ile kaldıraçlı kredileri olan banka dışı kuruluşlar arasındaki birbirine bağlı şeffaf olmayan riskler endişe vericidir ve aynı zamanda dikkate değerdir.

8. İleriye Bakış

Küresel Finans Krizinin ardından ABD Kongresi, Dodd-Frank Yasası’na düzenleyicilerin banka dışı finansal kuruluşların oluşturduğu sistemik riske yanıt olarak kullanabilecekleri bir dizi yetkiyi dâhil etmiştir. Bu, Finansal İstikrar Gözetim Konseyi’nin Finansal Araştırma Ofisi’ne banka dışı kuruluşlar hakkında bilgi toplama talimatı verme, sistemik olarak önemli banka dışı kuruluşları Federal Rezerv tarafından denetlenecek şekilde belirleme ve ilave risk yönetim koşulları için sistemik olarak önemli finansal piyasa hizmetlerini ve ödeme, takas ve mutabakat faaliyetlerini belirleme yetkisini içermektedir. Bu otoriteler, banka dışı finansal kuruluşların sunduğu sistemik risk endişelerini (şeffaflık, ihtiyatlı denetim ve kaldıraç kullanımına ilişkin kontrol eksikliği) ele almak için bir temel oluşturabilir.

Finansal İstikrar Gözetim Konseyi, Şubat 2022’de; banka dışı finansal kurumlar hakkında bir bildiri yayınlayarak Riskten Korunma Fonu Çalışma Grubunun yeniden kurulduğunu, yeni bir Açık Uçlu Fon Çalışma Grubu oluşturulduğunu ve Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun para piyasası fonlarında reform yapmak ve kısa vadeli fon piyasalarını güçlendirmek için yürüttüğü çabalara destek beyanını duyurmuştur. Buna ek olarak, 2022 Finansal İstikrar Gözetim Konseyi Yıllık Raporu, düzenleyici kurumları veri toplamak, riskleri belirlemek ve konut ipoteklerinin oluşturulması ve hizmetinde yer alan banka dışı şirketlerin gözetimini güçlendirmek için yakın koordinasyon sağlamaya teşvik ediyor ve Finansal İstikrar Gözetim Konseyi, riskleri ve olası düzenleyici tepkileri gözden geçirmek için bir çalışma grubunu yeniledi.

Finansal İstikrar Gözetim Konseyi Nisan 2023’te de, Konseyin finansal istikrara yönelik potansiyel riskleri tipik olarak nasıl tanımladığını, değerlendirdiğini ve ele aldığını açıklayan önerilen bir analitik çerçeveyi yorum için yayınladı. Şokların ortaya çıkabileceği ve finansal sistem boyunca yayılabileceği ortak güvenlik açıklarını ve iletim mekanizmalarını detaylandıran bu çerçeve, Finansal İstikrar Gözetim Konseyi’nin bugün tartıştığım banka dışı konuları gözden geçirme çalışmalarına bilgi vermelidir.

Buna ek olarak, Nisan 2023’te Finansal İstikrar Gözetim Konseyi, banka dışı kuruluşları daha yüksek denetim ve çözüm planlama gerekliliklerine tabi olarak belirleme yetkisini nasıl kullanıp kullanmayacağına ilişkin yeni bir kılavuz önerdi. Gözden geçirilmiş kılavuz, Finansal İstikrar Gözetim Konseyi atamasındaki bazı kısıtlamaları ortadan kaldırırken, firma katılımı fırsatlarıyla birlikte çok aşamalı, müzakereci bir süreci koruyacaktır.

Banka dışı finansal kuruluşların banka olmadığını akılda tutmakta fayda vardır. Geçmişte, Finansal İstikrar Gözetim Konseyi’nin banka dışı atama sürecinin önündeki engellerden biri, onun ikili yapısının algılanmasıydı. Yani, banka dışı bir finans kuruluşu Finansal İstikrar Gözetim Konseyi unvanını aldığında, bir finansal holding şirketiyle aynı şekilde çok az veya hiç ihtiyatlı düzenlemeden tam düzenlemeye geçer.

Belirli bir banka dışı finansal kuruluşun riskleri bağlamında amaca uygun ihtiyatlı düzenleme ve çözüm planlama gereklilikleri uygulanırken aşırı finansal sistem riskini azaltan daha özel bir sürecin geliştirilmesine önem verilmelidir.

Ayrıca, özellikle bu noktanın altını çizmek isterim ki, çeşitli banka dışı kuruluşların üstlendiği risklere ilişkin bilgilerin mevcudiyeti ciddi derecede eksiktir. Finansal şeffaflık ve piyasa katılımcıları arasında bilgi aktarımı, sağlam ve güvenli bir finansal sistemin sağlanmasına yardımcı olur. Finansal İstikrar Gözetim Konseyi, Finansal Araştırma Ofisi ve bireysel Finansal İstikrar Gözetim Konseyi kurumları, Finansal İstikrar Gözetim Konseyi’nin banka dışı kuruluşların finansal istikrar risklerini ve yürüttükleri faaliyetleri değerlendirmek için uygun bilgilere sahip olmasını sağlamak ve kamunun raporlama, piyasa katılımcılarının bireysel banka dışı finansal kuruluşlarla ilişkili karşı taraf risklerini uygun şekilde anlamaları için yeterlidir.

Bitirmeden önce son bir noktaya değinmek istiyorum. Bildiğiniz gibi federal bankacılık kurumları yakın zamanda Basel III sermaye anlaşmasının son bileşenlerini uygulamaya koyacak bir teklif yayınladılar. Bu öneri, mevcut en büyük bankacılık kuruluşlarında kayıpları karşılamaya yönelik güçlü sermaye seviyelerini teşvik ederek bankacılık sisteminin gücünü ve dayanıklılığını artırmayı amaçlıyor. Yorum döneminde geri bildirim almayı sabırsızlıkla bekliyorum.

Bazıları, büyük bankalar için önerilen yüksek sermaye gerekliliklerini eleştirerek, bankalardaki faaliyetlere uygulanan yüksek sermaye ücretlerinin, bu faaliyetlerin daha hafif düzenlenen “gölge bankalara” kaymasına neden olacağını ve sistem için daha büyük risk oluşturacağını ileri sürdü. Bunun açık cevabı, bankalardaki bu faaliyetler için uygun derecede güçlü sermaye yükümlülüklerinin bulunması ve bunun yanı sıra banka dışı kuruluşlar için daha fazla şeffaflık, daha güçlü gözetim ve uygun ihtiyatlı koşulların olması gerektiğidir. Bu, tüm finansal sistemin istikrarını artırmanın en etkili ve dengeli yolu olacaktır.

Sonuç olarak, banka dışı finansal kuruluşlar finansal sistemin ayrılmaz bir parçası haline gelmiş ve reel ekonomiye önemli bir kredi kaynağı olmuştur. Bankalar ve banka dışı kuruluşların birbirine bağlı bir bütün olarak görülmesi ve buna göre denetlenmesi gerekiyor. Banka dışı finansal kuruluşların oluşturduğu finansal istikrar risklerini ele almak için bireysel kurumların ve Finansal İstikrar Gözetim Konseyi’nin yetkilerini kullanan kapsamlı bir stratejiye ihtiyaç vardır.

Banka dışı kuruluşlara açık kurum bazında olağanüstü kamu desteğinin sağlandığı 2008 ve 2020 finans krizlerinden elde edilen deneyim, bu konunun aciliyetini vurgulamaktadır.

Teşekkür ederim.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.