Altın Çağı Boğmak: Hindistan Menkul Kıymetler ve Borsa Kurulu’nun ‘Dijital Altın’ Yasağı*

1. Giriş

Piyasa gözlemcisi Hindistan Menkul Kıymetler ve Borsa Kurulu [kısaca SEBI veya Kurul (Securities and Exchange Board)] 21 Ekim 2021 tarihli basın açıklamasında Hindistan Menkul Kıymetler ve Borsa Kurulu’na tescilli yatırım danışmanlarının (registered investment advisors; RIAs) düzenlemeye tabi olmayan herhangi bir ürünle işlem yapmasını yasakladığını duyurdu. Basın notuna göre, düzenleyici otorite yakın zamanda bazı tescilli yatırım danışmanlarının bireylere dijital altın da dahil olmak üzere düzenlemeye tabi olmayan ürünlerde alım/satım/ticaret yapmaları için bir platform sağladıkları gerçeğinin farkına vardı. Yatırım danışmanlarına, 2013 tarihli Hindistan Menkul Kıymetler ve Borsa Kurulu Düzenlemeleri [SEBI (Investment Advisers) Regulations] ile 1992 tarihli Hindistan Menkul Kıymetler ve Borsa Kurulu Yasası’nın 12(1) no.lu maddesini doğrudan ihlal ettikleri için bu tür faaliyetlerden kaçınmaları talimatı verildi. Bunların ışığında, bu makale, tartışmalı bu basın açıklaması ile bu düzenlemelerin geçerliliği etrafında dönen ana argümanı tasvir etmeye çalışacaktır. Boşluğu gidermek için herhangi bir açık düzenleyici çerçevenin yokluğunda, basın bülteninden kaynaklanan belirsizliği keşfetmeyi amaçlamaktadır. Konunun araştırılmasının bir parçası olarak ve mevcut senaryonun arka planına ilişkin genel bir bakışın ardından, makale iki sütun üzerinde yapılandırılmıştır -birincisi dijital altın yasağının gerekçesi, ikincisi basın açıklamasının hukuken geçerliliği ve mahkemeye götürülüp götürülemeyeceği konusudur. Son olarak dijital altın ile ilgili atmosfer uluslararası atmosferde de sergilenmeye çalışılacaktır.

Hindistan Menkul Kıymetler ve Borsa Kurulu Yasası’nın (SEBI Act) 12(1) no.lu maddesi, menkul kıymetler piyasası ile ilişkili herhangi bir aracının, menkul kıymet ticareti yapmak için Kurul’dan alınan bir tescil belgesinin koşullarına uymasını gerektirmektedir. 2013 tarihli Yönetmelikler ayrıca, menkul kıymetler ile uğraşırken yatırım danışmanları tarafından uyulması gereken katı kurallar sağlamaktadır. ‘Yatırım tavsiyesi’, bu bağlamda, menkul kıymetler veya yatırım ürünleri ile ilgili tavsiye ve menkul kıymetler içeren yatırım portföyü hakkında tavsiye anlamına gelir. Danışmanlar, finansal hedefleri belirlemek ve aynı hedeflere ulaşmak için stratejiler sağlamak üzere bir müşterinin finansal durumunu analiz etmeye de dahil olabilirler.

Hindistan Menkul Kıymetler ve Borsa Kurulu basın açıklaması (SEBI press release), yakın geçmişte piyasaya sürülen dijital altın ile ilgili başka bir direktifin ardından gelmektedir. Ulusal Menkul Kıymetler Borsası (National Stock Exchange-NSE) 10 Ağustos 2021 tarihinde, üyelerine 10 Eylül 2021 tarihinden itibaren platformlarında dijital altın satışını durdurmalarını tavsiye etmiştir. Bu talimat, Hindistan Menkul Kıymetler ve Borsa Kurulu’ndan borsalara dijital altın gibi düzenlemeye tabi olmayan bir ürünle ticaret yapmanın riskleri konusunda onları uyarmak; komisyoncu veya aracı olmak dışında, herhangi bir kişisel mali yükümlülük üstlenmemek amacıyla, gönderilen 3 Ağustos 2021 tarihli bir mektupla başlatılmıştır. Söz konusu Mektuba göre, söz konusu faaliyet 1957 tarihli Menkul Kıymet Sözleşmeleri Kurallarının [Securities Contracts Rules] 8(3) no.lu Kuralına, doğrudan aykırıdır. Bununla birlikte, bu direktifler dijital altının parlaklığını köreltmiş olsa da, kilitlenme ve müteakip dijitalleşme nedeniyle büyümesini hızlandıran ürünü yeterince yeniçağ firması pazarlamaya devam ediyor. Bununla birlikte, Hindistan Menkul Kıymetler ve Borsa Kurulu’nun basın bültenini tanıtma niyetini anlamak yerinde olacaktır. Ayrıca, basın bültenlerinin geçerliliğine ilişkin netlik olmaması nedeniyle, aynı zamanda ana tema içinde birleştirme olarak incelenecektir.

2. Dijital altın nedir?

İlk dijital altın (digital gold) kavramı, 1996 yılında ‘e-altın’ adıyla ortaya çıkmış ve altına daha küçük miktarlarda yatırım yapmanın bir biçimini tanıtmıştır. Dijital altın, özünde 24 ayar, %99,9 saflıkta, herhangi bir depolama gerektirmeyen bir yatırımdır. Yatırım, internet bankacılığı veya bir UPI (Unified Payments Interface; Birleşik Ödeme Arayüzü) işlemi aracılığıyla çevrimiçidir. Para çevrimiçi olarak ödenir ve birkaç dakika içinde satıcı satın alma işlemi için dijital bir fatura gönderir. Bir kişi, mevcut piyasa değerlerine göre çok sayıda platformda sabit bir değerde veya ağırlıkta dijital altın satın alabilir. Emtiadaki çekicilik, en küçük nominal değerde satın alınabilmesinden kaynaklanmaktadır. Şu anki değerlerle, bir rupi yaklaşık 0,0001 gram altın değerindedir. Bu nedenle, 10 rupi ile kabaca 0,0019 gram alınabilir. Bu, ya mevcut piyasa fiyatı üzerinden yeniden satılabilir ya da altının ek masraflara neden olacak fiziksel teslimatını kabul edebilir.

Süreç yapısı, mevcut dijital altın piyasasındaki tüm büyük oyuncular arasında benzerdir. Birincisi, bir emanetçi altını müşterinin mülkiyetinde bir kasada saklar. İkincisi, bir mütevelli, altının kalitesini sağlar ve mevcudiyetine göre aynı şekilde ayırır. Üçüncüsü, müşterilerinin her birinden alınan işlemlerin bir listesini içeren günlük bir özet saklama görevlisine gönderilir ve saklama görevlisi de karşılık gelen çevrimiçi hareketlerle eşleşecek şekilde kasa varlıklarını ayarlar. Bu yapı, tasarruf sahibi için bir karşı taraf riskinin olduğu birikim planlarının aksine, iflasa dayanıklı olmaya dayanır.

3. Dijital altın neden yasaklandı (banned)?

Basın açıklamasına göre, sadece aracı kurumlar ve varlık yöneticileri gibi borsa üyelerinin bu kurala tabi olacağı kaydedilmiştir. Hisse senetleri, emtialar, türevler veya diğer finansal araçlar (stocks, commodities, derivatives, or other financial instruments) ile işlem yapan herhangi bir şirketin dijital altın satması bu nedenle yasaklanacaktır. Bununla birlikte, menkul kıymet ticareti yapmayan herhangi bir kuruluşun hala ürünün ticaretini yapabileceği gerçeğinden anlaşıldığı üzere, dijital altın yine de düzenlemeye tabi olmayan bir şekilde satılabilir. Bu nedenle Hindistan Menkul Kıymetler ve Borsa Kurulu ve borsalar, dijital altın satmanın belirli finansal riskler içerdiğine inanıyor gibi görünüyor ve bu nedenle ticaret yapan üyelerin bunu yapması yasaktır. Ayrıca, mevcut sermaye piyasasının dijital altını çevreleyen herhangi bir düzenlemesi yoktur. Bu, Ulusal Emeklilik Sistemi (National Pension System) veya ticari üyeler tarafından sunulan ve mali yükümlülüğü olmayan sigorta gibi düzenlemeye tabi ürünlerin aksinedir. Buna ek olarak Hindistan Menkul Kıymetler ve Borsa Kurulu, müşterilerin parasının aracılar tarafından kötüye kullanılması konusunda endişe duyabilir. Halihazırda, dijital olarak alınıp satılan altın birimlerinin fiziksel altın rezervleriyle desteklenip desteklenmediğini doğrulamak için herhangi bir çerçeve mevcut değildir. Altın ticareti yapan finansal kuruluşların izlenmesi gerekecek ve bu nedenle, sanal varlıkların müşterilere aşırı tahsis edilmesi ile ilgili endişeleri dile getirmek makul olabilir. Sonuç olarak, Hindistan Menkul Kıymetler ve Borsa Kurulu’nun hareketi, düzenlemeye tabi varlıkları herhangi bir potansiyel riskten korumaya yönelik önleyici tedbir olarak görülebilir.

4. Basın bülteninin geçerliliği (validity of the press release)

İkinci olarak, basın açıklamasının yasallığı üzerinde müzakere edilmesi gerekir. Doğrudan Yabancı Yatırım Politikası (Foreign Direct Investment) gibi hayati ekonomi politikası konuları geçmişte hep basın notları aracılığıyla duyurulmuştu. Bu yayınlar, bir yasama prosedürünün sonucu değildir ve Parlamentoda tartışılmaz, ancak geniş kapsamlı ekonomik politika çıkarımlarına sahip gibi görünmektedir. Düzenleyici makamların mevcut politikaları değiştirmesi gerektiğinde geçici olarak yayınlanırlar. Basın açıklamaları yayınlandıktan sonra yasal olarak bağlayıcı hale gelirler. Bununla birlikte, burada ortaya çıkabilecek soru, iddia edilen bir yasama işleminin (menkul kıymet ticaretinin sınırlarının belirlenmesi gibi) Parlamento tarafından onaylanması için herhangi bir anayasal/yasal zorunluluk olup olmadığı ve Basın Duyurusu gibi yalnızca yürütme direktifleri ile sürdürülüp sürdürülemeyeceğidir. Bu konuda hakim olan yargı ilkesi, Parlamentonun yasama yetkisinin kullanıldığı tüm alanlarda, işgal edilen alanla ilgili meseleler dışında, yani konu halihazırda mevcut mevzuat tarafından ele alınmışsa, yürütme eyleminin başlatılabileceğini belirtir. İlave olarak, yürütme eylemleri yasa gücüne sahip olduğundan, rasyonellik, keyfilik, temel hak ihlalleri ve ultra vires teorisi gibi yasalarla aynı yasal testlerden geçmelidir. Böyle bir durumda, teorik olarak yargı denetimine tabi tutulabilir. Ancak, Hindistan Yüksek Mahkemesi, M.P Oil Extraction-Jammu ve Keşmir Eyaleti davasında, mahkemelerin yürütme kararlarına karşı yargı denetim yetkisini kullanırken “güçler ayrılığı doktrininden” haberdar olması gerektiğini bildirmiştir. Bu nedenle, mahkemeler hukukun sınırları içinde kalma konusunda dikkatli olmalı, ancak politika tamamen kaprisli, keyfi, mantıktan yoksun veya yalnızca dediğim dedik (ipse dixit) tavrına dayalıysa müdahale edebilir. ML Sharma-Hindistan Birliği davasında Yüksek Mahkeme ayrıca, “anayasaya veya yasal hükümlere aykırı, keyfi veya irrasyonel veya gücü kötüye kullanmadıkça” (unconstitutional or contrary to statutory provisions, arbitrary or irrational, or in abuse of power) mahkemelerin politika kararlarına müdahale edemeyeceğine karar vermiştir.

Bununla birlikte, doğası gereği yasama niteliği taşımasına rağmen, yalnızca Parlamento tarafından onaylanmadığı için bir basın açıklamasının geçerliliğine itiraz etmek zor olacaktır. Anayasa’nın 73. maddesine göre böyle bir iddiaya izin verilmez. Bu nedenle, Hindistan Menkul Kıymetler ve Borsa Kurulu basın açıklamasına dayalı olarak ortaya çıkan yasal bir tecavüz durumunda, temyiz eden, söz konusu talimatın keyfi ve mantıksız olduğu konusunda mahkemeyi ikna etmelidir. Ayrıca, mahkemelerin genellikle bir hükümet politikası kararını sorgulamak veya bu karara müdahale etmek konusunda tereddütlü davrandıkları da belirtilmelidir. Sonuç olarak, geçerliliğe karşı bir itiraz olması durumunda en olası senaryo, ticaret ve finansın son derece hassas sektörlerini çevreleyen aynı ulusal güvenlik endişelerini gerekçe göstererek reddetmek olacaktır. Bununla birlikte, her halükarda, ihtiyatlı yatırımcılar ve menkul kıymet kuruluşları, daha güvenli bir yol izlemeyi ve düzenleyici otoritenin çıkarları doğrultusunda hareket etmeyi tercih edecek ve bu da, yakın gelecekte bir mevzuat veya değişikliğe taşınabilecek bir eğilim yaratacaktır.

5. Dijital altın yasağının yatırımcılar için anlamı

Yatırımcılar, Hindistan Menkul Kıymetler ve Borsa Kurulu tarafından izin verilmeyenler de dahil olmak üzere, aracı kurumların veya bağlı kuruluşlarının platformları aracılığıyla artık dijital altına yatırım yapamayacaktır. Sadece borsa [Bombay Stock Exchange (BSE) ve National Stock Exchange (NSE)] üyelerinin platformlarında dijital altın dağıtması yasak olduğundan, Hindistan Menkul Kıymetler ve Borsa Kurulu’nun kapsamına girmeyen şirketlere bu nedenle ürün sunmalarına izin verilmektedir. Bu, ödeme hizmetlerinin ve GooglePay ve PhonePe gibi mobil cüzdanların müşterilerine hala dijital altın sunabileceği anlamına gelir. Ayrıca, Hindistan Menkul Kıymetler ve Borsa Kurulu’nun dijital altın yatırımları konusunda çekinceleri olsa da, altına dayalı mikro tasarruf ürünleri işi, sektörün hızlı büyümesiyle kanıtlanan birçok yatırımcı için hala uygun bir girişimdir. Aynı ışığında, Hindistan Menkul Kıymetler ve Borsa Kurulu ve borsa düzenlemesine tabi şirketler, yatırımcılara altın borsa yatırım fonlarına (gold exchange-traded funds) yatırım yapma fırsatı sağlayabilir. Buna ek olarak, maliye bakanı geçtiğimiz günlerde Hindistan Menkul Kıymetler ve Borsa Kurulu’nun gözetiminde bir ‘altın borsası’ (gold exchange) kurulduğunu duyurmuştu. Bu henüz kavramsal aşamadayken, Mayıs 2021’de Hindistan Menkul Kıymetler ve Borsa Kurulu, piyasa oyuncularından geri bildirim isteyen bir istişare raporu yayınladı ve muhtemelen daha fazla düzenlenmiş altına dayalı tasarruf yatırımlarının önünü açtı.

6. Sonuç

İleriye dönük olarak, bireyler risk iştahlarına bağlı olarak fiziksel altına, altın hisse senetlerine, altın borsa yatırım fonlarına ve yatırım fonlarına veya spekülatif vadeli işlemlere ve opsiyon sözleşmelerine yatırım yapmayı seçebilirler. Herhangi bir biçimde yatırım yapmanın bir miktar riski vardır ve altın da bir istisna değildir. Ancak dijital altın, geleneksel altın yatırımının tüm avantajlarını, güvenli depolama ve tasfiye karmaşıklığı olmaksızın sağlayarak bu eksikliğe bir çözüm sağlamıştır.

Hindistan Menkul Kıymetler ve Borsa Kurulu’nun hamlesi, ya gelişen teknolojiler üzerinde acımasız bir baskı olarak ya da bunlarla ilgili düzenlemeleri başlatmak için bir gelişim basamağı olarak görülebilir. Her halükarda, yasak, federal hükümete, modern yatırımcı anlayışına dayalı olarak, ilgili mevzuatta ‘menkul kıymetler’ kavramının yeniden tanımlanmasını ciddi olarak düşünmesi için bir hatırlatma görevi görmüştür. Bu konudaki yararlı olabilecek bir öneri, Menkul Kıymetler Sözleşmesi Düzenleme Yasası (Securities Contract Regulation Act-SCRA) ve Hindistan Menkul Kıymetler ve Borsa Kurulu Yasası’nda yapılacak bir değişiklik yoluyla dijital altını ‘menkul kıymetler’ kapsamına dahil etmek olabilir. Böyle bir senaryoda ürün, düzenlemeye tabi sektör kapsamına girerek yatırım danışmanlarının, borsa komisyoncularının ve diğer tüm bağlantılı kuruluşların bu üründe serbestçe ticaret yapmasına olanak tanır.

Hindistan, dünyanın en büyük ikinci altın tüketicisidir ve bu iştah eğilimi, vatandaşlarının yatırım kararlarına mutlaka yansır. Mali açıdan istikrarlı varlıklara yönelik bu talep, kapanış sırasında altın fiyatlarındaki artışla kanıtlanır. Ortalama bir yatırımcının yaşı değiştikçe yatırım tercihleri de değişecektir. Tanıdık dijital dünyalarının rahatlığında güvenilir bir araç arayan dijital yerliler için, uzun vadeli servet elde etmek için dijital altına yatırım yapmak akıllı ve güvenli bir karardır. Dijital altının geleceğini çevreleyen iyimser hava devam edecektir. Altını elde etme ve elde tutma yöntemleri nesilden nesle değişebilse de güvenli liman ve uğurlu varlık olarak altına yatırım yapma ilkesi Hindistan’da aynı kalıyor.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.