Amerika Birleşik Devletleri’nin Yurt İçinde ve Yurt Dışında ‘Yolsuzluğu’ Önlemeye Yönelik Çabalarının İzlenmesi*

 

 

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) yaptırım öncelikleri yurt dışında artan dolandırıcılık dalgasına işaret ederken, raporlar Latin Amerika’da yolsuzlukla mücadele (anti-corruption) ruhunun zayıfladığını gösteriyor. Bu arada, yakın zamanda değişen Amerikan yaptırım önceliklerinin neden Latin Amerika bağlantısı olan tüm ABD şirketlerinin dikkate alması gerektiği araştırılıyor.

Pandemiden ve onun sonuçlarından küresel olarak kurtulmak kolay olmadı. Milyonlarca kişinin ölümü, ekonomilerin zayıflaması, yüksek işsizlik ve fırsat yokluğundan kaynaklanan krizler, çokuluslu şirketlerin işleyiş senaryosunu daha da karmaşık hale getiren bir dizi olay tarafından takip edildi.

Dünyanın gelişmekte olan bölgeleri arasında pandemiden en çok etkilenen bölge Latin Amerika oldu ve bunun sonucunda orada faaliyet gösteren küresel şirketler de etkilendi. Birleşmiş Milletler’in verilerine göre 2020 yılında Latin Amerika ekonomisi %7,7 oranında küçüldü ve neredeyse 3 milyon şirket kapandı ki; bu durum işsizliğin ve raporlanmayan istihdamın artmasına neden oldu.

Bu, şiddetin, uyuşturucu kaçakçılığının ve organize suçun sosyal ve ticari alanlardaki etkilerini artırmaya devam ettiği, genellikle kırılganlıkla karakterize edilen bir bölge olan Latin Amerika’da hasara yol açmaya devam eden bu krizin küresel sonuçlarının sadece küçük bir örneğidir. Bu tehditler, kurumsal yönetim ilkelerine yönelik riskleri artırdı ve Latin Amerika ve ötesindeki kurumsal uyum programlarıyla ilgili kaynaklar üzerinde daha fazla baskı oluşturdu.

Hatta Dünya Adalet Projesi 2022 yılı Küresel Hukukun Üstünlüğü Endeksi (World Justice Project 2022 Global Rule of Law Index[1]), ankete katılan ülkelerin %61’inde hukukun üstünlüğünün gerilediğini ortaya koydu ki; bu 4,4 milyar insanın hukukun üstünlüğünün geçen yıla göre daha zayıf olduğu ülkelerde yaşadığı anlamına geliyor.

Buna ek olarak, 2023 yılı Yolsuzlukla Mücadele Kapasite Endeksi (2023 Anti-Corruption Capacity Index[2]), 15 Latin Amerika ülkesinin yolsuzluğu tespit etme, önleme ve onaylama kapasitesini araştırıyor. Endeks, hükümetlerin şiddet içeren suçlar, yavaş ekonomik toparlanma ve demokratik gerileme endişeleri gibi başka zorluklarla karşı karşıya kalması nedeniyle, genel Latin Amerika yolsuzlukla mücadele ortamının ivme kaybettiğini gösteriyor.

Bu kriz, güvensizlik ve siyasi istikrarsızlık senaryosunda yolsuzluk verimli bir zemin buldu ve bu sadece bölgeyi değil tüm dünyayı endişelendiriyor; çünkü küreselleşmenin ve ekonomik karşılıklı bağımlılığın mevcut durumunda dünyanın bir yerinde meydana gelen bir olay diğer her yeri etkileyebilir.

ABD’nin yolsuzluğu engellemeye yönelik adımları

Başkan Joe Biden, göreve geldiği ilk yıldan bu yana, uyuşturucu kaçakçılığıyla birlikte göçmen akışının ana nedenlerinden biri olarak görülen Latin Amerika’daki yolsuzlukla mücadele etmek için iddialı tedbirlerin duyurusunu yapıyor. Biden Yönetimi, Kuzey Üçgeni’nden [Northern Triangle (Honduras, Guatemala ve El Salvador)] yasa dışı göçü engellemek amacıyla, söz konusu ülkelerdeki yolsuzluk eylemleri ile bağlantılı olan ve aileleri ile birlikte ABD’ye girişi yasak olan kişilerin isimlerini içeren bir Engel Listesi[3] oluşturdu.

Benzer şekilde, Biden Yönetimi, 2022 yılında 14 kurumsal yaptırım eylemi duyurarak Yabancı Ülkelerde Yolsuzluk Uygulamaları Yasası’nı (Foreign Corrupt Practices Act-FCPA) ABD Adalet Bakanlığı (United States Department of Justice-DOJ) ve ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (United States Securities and Exchange Commission-SEC) yaptırımlarını artırdılar ki; bu, bir önceki yıl sadece altı eyleme kıyasla bir artış olup modern Yabancı Ülkelerde Yolsuzluk Uygulamaları Yasası uygulama tarihindeki en düşük toplamdır. Buna ilave olarak, 2022’de bu davaların finansal önemi arttı ki; üç soruşturma, toplam 100 milyon ABD dolarından fazla ceza ve tazminatla sonuçlandı.

Ayrıca Adalet Bakanlığı, şirketlerin uyum programlarını güçlendirme çabası ve suç ve dolandırıcılığı kendi kendine bildirmeye yönelik teşviklerin yanı sıra uyumluluğu teşvik eden tazminat programlarına sahip şirketlere yönelik ödüller de dâhil olmak üzere, kurumsal suçları ele alma çabalarını güçlendirmeye devam etti. Bu önlemler arasında Adalet Bakanlığı’nın kurumsal yaptırım politikasında (corporate enforcement policy) bir güncelleme ve “Kurumsal Uyum Programlarının Değerlendirilmesi (Evaluation of Corporate Compliance Programs[4]),” tazminat ve geri almalara ilişkin bir pilot programın[5] başlatılması ve Ceza Dairesi konularındaki izlemelere ilişkin gözden geçirilmiş bir notun[6] yayınlanması da yer almaktadır.

Tüm bu önlemler kurumsal suçların kovuşturulmasında ön plandadır, çünkü bunlar yalnızca hiçbir şirketin kanunların üstünde olmadığı fikrini vurgulamakla kalmaz, aynı zamanda şirketlere büyük bir güç, yani yolsuzluğu önleme ve bildirme sorumluluğu verir. Hukukun üstünlüğü zayıflamaya devam ederken yolsuzluğun zemin kazanmaya devam ettiği Latin Amerika’da faaliyet gösterenler için bu çok önemlidir.

Biden Yönetimi kapsamındaki yeni uyum önlemleri yalnızca ABD şirketleri için geçerli olsa da, mevcut küreselleşme ve uluslararası ticaret senaryosunda Yabancı Ülkelerde Yolsuzluk Uygulamaları Yasası kapsamında soruşturulup yaptırıma tabi tutulabilecekleri için Latin Amerikalı şirketler ve yöneticiler tarafından da dikkate alınması gerekmektedir.

Bu nedenle Latin Amerika’da faaliyet gösteren çokuluslu şirketlerden uyum programlarını güçlendirmeleri ve yolsuzluğun ve kötü uygulamaların önlenmesine ciddi önem vermeleri istenmektedir. Bir kuruluştaki tek bir çürük elma, kuruluşun yıllardır sürdürdüğü itibarı ve iyi uygulamaları zedelemeye yeterlidir.

Şirketler, istihdam yaratmanın ve ekonomik katkılarının ötesinde sosyal bir rolleri olduğunu anlamak zorundadırlar. Aynı zamanda iyi kurumsal yurttaşlar olma konusuna da önem vermeli ve eylemlerini ortak faydaya ve kendilerini de içeren kurumlara olan güvenin yeniden tesisine yönlendirmelidirler. Suçun önlenmesi özel sektörün görevlerinden biridir ve bunun iş stratejilerine dâhil edilmesi gerekmektedir.

[1] < https://worldjusticeproject.org/rule-of-law-index/ >

[2] < https://www.as-coa.org/sites/default/files/imce_files/CCC_2023_Reportaje_Espan%CC%83ol.pdf >

[3] < https://www.state.gov/u-s-releases-section-353-list-of-corrupt-and-undemocratic-actors-for-guatemala-honduras-and-el-salvador/ >

[4] < https://www.corporatecomplianceinsights.com/2023-evaluation-corporate-compliance-programs/ >

[5] < https://www.justice.gov/criminal-fraud/file/1571941/download >

[6] < https://www.justice.gov/opa/speech/file/1571916/download >

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.