Artan Ekonomik Belirsizlik: Sebepler ve Sonuçlar [ABD Federal Rezerv Sistemi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ‘Philip N. Jefferson’un Konuşma Metni]*

Giriş

Bugün sizinle konuşma fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederiz. Belirsizlik konusunda yaptığınız önemli çalışmaya fazlasıyla uyum sağladım. Aslında bir para politikası yapıcısı olarak bu konu aklımdan nadiren çıkar. Elbette yeni bir konu değildir. John Maynard Keynes ve Frank Knight, bir asır önce konuyu kitap boyutunda ele almışlardı (Keynes, 1921; Knight, 1921). Buna ek olarak, 2003 yılında Alan Greenspan şunu gözlemlemiştir: “Belirsizlik sadece para politikası ortamının önemli bir özelliği değil; bu ortamın tanımlayıcı özelliğidir” (Greenspan, 2003).

Başlamadan önce, bugün ifade ettiğim görüşlerin bana ait olduğunu ve Federal Rezerv Sistemindeki meslektaşlarım tarafından paylaşılmayabileceğini hatırlatmama izin verin.

Planım, belirsizliğin nasıl ölçülebileceği, belirsizliğin nelere yol açabileceği, belirsizliğin ekonomik sonuçlara ne gibi etkileri olabileceği ve belirsizlik ortamında para politikasının nasıl yürütüleceği konularında son dönemdeki gelişmelerden bahsetmektir.

Belirsizliğin tanımlanması ve ölçülmesi

Belirsizlik, enflasyon ve ekonomik çıktının gözlemlenebildiği gibi doğrudan gözlemlenebilir değildir. Bu nedenle ölçülmesi daha zordur. İşleri daha da karmaşık hale getirmek için sıklıkla birbirinin yerine kullanılan üç ilgili kavram vardır: risk, oynaklık ve belirsizlik. Frank Knight’a göre risk, sonucun bilinmediği ancak bu sonucu belirleyen olasılık dağılımının bilindiği bir durumu tanımlamaktadır. Çoğunlukla riskle eşanlamlı olarak kullanılan oynaklık, gözlemlenen sonuçlardaki varyasyonun istatistiksel bir ölçüsüdür. Buna karşılık belirsizlik, hem bilinmeyen bir sonuç hem de bilinmeyen bir olasılık dağılımı ile karakterize edilir. Bu kavramlar kısmen birbirinin yerine kullanılmaktadır, çünkü onları deneysel olarak ayrı ayrı tanımlamak zor olabilir ve hepsi politika yapıcıların karar verirken bilmediği yönleri yansıtmaktadır. Bu nedenle, tartışacağım belirsizlik ölçümleri bu üç kavramın bir karışımıdır ve benim için bir tema, para politikası yapıcılarının karar alırken bilmediklerini dikkate alma gerekliliği olacaktır ki; bu, genellikle Friedrich Hayek’e (1974) atfedilen bir argümandır.

Belirsizliği ölçmenin zorluğuna rağmen, ekonomistler bunu değerlendirmek için araçlar geliştirdiler. Aslında son yirmi yılda konuya adanmış araştırmalarda muazzam bir büyüme yaşandı. Bugünkü konuşmamda belirsizlik ölçümlerinin dört geniş kategorisine odaklanacağım: metin bazlı, anket bazlı, ekonometri bazlı ve finansal piyasa bazlı ölçümler. Dört kategorinin tamamında ilerlemeler kaydedilmiş olup, bu tedbirlerin her birinin avantajları ve dezavantajları bulunmaktadır.

Metin bazlı belirsizlik ölçümlerine bir örnek, ekonomi politikası belirsizliği ile ilgili kelimelerin bir kombinasyonunu içeren önde gelen gazete makalelerinin sayısına dayalı olarak bir belirsizlik endeksi oluşturan Baker, Bloom ve Davis (2016) tarafından yapılmıştır. Gazete metnine dayalı önlemlerin hisse senedi fiyat oynaklığıyla yüksek düzeyde ilişkili olduğunu ve bu önlemlerin daha yüksek değerlerinin daha düşük yatırım ve istihdamla ilişkili olduğunu gösterdiler. Bu önlemlerin bir avantajı, belirsizlikle ilgili belirli sözcükleri enflasyon veya para politikası gibi belirli bir konuya bağlayarak ölçülen belirsizlik türünü daraltabilen yüksek frekanslı, gerçek zamanlı önlemler olmalarıdır. Bu ölçümlerin bir sınırlaması, ölçmeye çalıştığımız ekonomik sonuçlarla ikili nedensellikten mustarip olmalarıdır ve bu nedenle, belirsizliğin ekonomik sonuçlar üzerinde (eğer varsa) ne gibi bir etkisi olduğunu tespit etmek için bunları kullanmak zordur. Örneğin hisse senedi fiyatlarındaki oynaklık gazetecilerin belirsizlik konusunda endişelenmesine mi neden oluyor, yoksa gazete makalelerinde tartışılan belirsizlik mi oynaklığa neden oluyor? Bununla birlikte, bu dezavantajın, daha fazla veya daha az ölçüde, belirsizlik ölçümlerinin dört geniş kategorisinin tamamında ortak olduğunu belirtmek isterim.

İkinci belirsizlik ölçüleri grubu ankete dayalıdır. Bu ölçümler hanelerin, işletmelerin ve piyasa katılımcılarının tahminleri ve bu tahminlerden ne kadar emin oldukları hakkındaki sorularına verilen yanıtları kullanır. Ankete dayalı ölçümlerin avantajları, toplumun belirsizlikle karşı karşıya olan kesimleri hakkında net olması ve belirsizliğin hâkim olduğu ufku belirlemede nispeten kesin olmasıdır. Dezavantajları ise, bu önlemlerin hızla gelişen yeni olaylarla ilgili belirsizliği yakalama konusunda tam zamanlı olmaması ve konuya bağlı olarak haberlere dayalı önlemlere göre daha az temsil edici olabilmesidir.

Üçüncü belirsizlik ölçümleri grubu ekonometriye dayalıdır. Genel olarak bunlar, ekonometrik model tahminlerinin zamanın her noktasında gerçek değerlerden ne kadar uzakta olduğunu hesaplar. Sezgisel olarak belirsizlik arttığında ekonomik değişkenleri tahmin etmek zorlaşır. Bu ölçümlerin avantajları, yorumlanmasının ve hesaplanmasının kolay olması ve ekonomik sonuçlarla ilişkili ikili nedenselliğe daha az eğilimli olmasıdır. Dezavantajları ise bunları hesaplamak için kullanılan ekonometrik tahmin modelinin seçimine duyarlı olmaları ve zamanlılıklarının tahmin modelinin kullandığı verilerin kullanılabilirliğine bağlı olmasıdır.

Belirsizlik ölçümlerinin son grubu, gerçekleşen oynaklığı veya opsiyonun ima ettiği oynaklığı tahmin etmek için finansal piyasa fiyatlarını kullanan piyasa bazlı önlemlerdir. Örneğin, yaygın olarak kullanılan belirsizlik ölçümlerinden biri, piyasa katılımcılarının S&P 500 endeksinin önümüzdeki 30 gün içindeki oynaklığına ilişkin beklentilerini ölçen hisse senedi endeksi opsiyonları kullanılarak hesaplanan Chicago Opsiyon Borsası Volatilite Endeksi VIX’tir. Bu ölçümlerin avantajları ve dezavantajları metne dayalı ölçümlere benzemektedir: Bunlar piyasa katılımcılarının görüşlerine ilişkin yüksek frekanslı, gerçek zamanlı tahminlerdir, ancak ölçmeye çalıştığımız ekonomik sonuçlarla ikili nedensellikten mustariptirler. Buna ek bir dezavantaj da ölçülen belirsizliğin türünü belirtmenin genellikle zor olmasıdır.

Mevcut belirsizlik durumu

Yukarıda tartışılan tedbirlere dayanarak mevcut belirsizlik durumu hakkında ne söyleyebiliriz? Konuşma metninde verilen Şekil 1’de üç belirsizlik ölçüsü gösterilmektedir. Kırmızıçizgi, Federal Reserve Board personeli (Londono, Ma ve Wilson, 2023) tarafından Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ekonomik belirsizliği olarak adlandırılan ekonometriye dayalı bir ölçüdür. Bu ölçüme göre, ABD’deki ekonomik belirsizlik salgının başlangıcında tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı, pandemiden sonra biraz azaldı, ancak o zamandan beri yüksek kaldı. Bu önlemle tutarlı olarak, Federal Açık Piyasa Komitesi (Federal Open Market Committee-FOMC) katılımcıları ve dünya çapındaki merkez bankacıları da dâhil olmak üzere politika yapıcılar, özellikle enflasyon ile ilgili artan belirsizlik düzeyini ve bunun para politikası için oluşturduğu zorlukları vurguluyorlar. Pandeminin başlangıcından bu yana, çoğu Federal Açık Piyasa Komitesi katılımcısı, Ekonomik Projeksiyonların Özetinde, kişisel tüketim harcamaları enflasyonu tahminlerine ilişkin belirsizliğin, son 20 yılın ortalama belirsizlik seviyesinden daha yüksek olduğunu gördüklerini belirtiyor. Ancak biz politikacılar bu konuda yalnız değiliz. İşletmelerin mevcut ekonomik koşullarına ilişkin yorumları özetleyen Federal Rezerv Bej Kitabı’nın Temmuz 2023 ve Eylül 2023 sayıları, “belirsiz” ve “belirsizlik” (uncertain and uncertainty) kelimelerini tarihsel ortalamadan çok daha fazla tekrarlıyor ve enflasyonla ilişkili belirsizliğin büyük bir kısmını da beraberinde getiriyor.

Politika yapıcıların ve iş dünyasının yorumlarının ve ekonometriye dayalı ABD ekonomik belirsizlik ölçüsünün aksine, Şekil 1’deki diğer iki belirsizlik ölçüsü (VIX endeksi, siyah çizgi ve habere dayalı ekonomi politikası belirsizlik ölçüsü, mavi çizgi) düşmüştür. 2020 yılında salgının başlangıcından hemen sonra ve o zamandan bu yana nispeten durgun kalmıştır. Ölçümlerdeki farklılığa ilişkin yorumlardan biri, ölçümlerin belirsizliğin farklı yönlerini yakalamasıdır. Geçtiğimiz yıl boyunca, yüksek ekonometriye dayalı ABD ekonomik belirsizlik ölçümü ile belirlendiği üzere, piyasa katılımcılarının kısa vadeli hisse senedi piyasası oynaklığına ilişkin beklentilerinin artmasına ya da haberlerde ekonomi politikası belirsizliğiyle ilgili daha fazla tartışma yapılmasına yol açmamıştır. Bu, beni tartışmak istediğim sonraki konulara yönlendiriyor; yani belirsizliğin artmasına ne sebep oluyor ve tahmin edilmesi daha zor olan sonuçların en azından şimdilik daha yüksek bir VIX endeksiyle ilişkilendirilmemesi önemli midir?

Belirsizliğin artmasına ne sebep oluyor?

Konuşma metninde yer alan Şekil 2, 1960 yılından bu yana ortalamadan standart sapmalarla ölçeklendirilmiş ekonometriye dayalı ABD ekonomik belirsizlik ölçüsünü göstermektedir. Şekil belirsizliğe ilişkin bir kesinliği göstermektedir: Grafikteki gölgeli gri alanlar, durgunluk sırasında belirsizlik artma eğilimindedir. İktisat teorisi, durgunluklar, petrol arzındaki kesintiler, terörist saldırılar, savaşlar ve salgın hastalıklar gibi kötü olayların belirsizliği artırabileceği dört mekanizma sunmaktadır (Bloom, 2014). Birincisi, büyüyen bir ekonomide “işler her zamanki gibi” devam ettiğinde geleceği tahmin etmek daha kolaydır (Orlik ve Veldkamp, 2022). Durgunluk dönemlerinde ve kötü olaylar ekonomiyi vurduğunda tahmin yapmak daha zordur. Bu, özellikle yüzyılda bir görülen, dünya çapında sonuçları olan salgın sırasında geçerliydi. Hatta bazıları salgının gelecekteki ekonomik sonuçları tahmin etmeyi zorlaştıracak yapısal değişikliklere neden olduğunu savundular. İkincisi, işler iyi olduğunda firmalar aktif olarak ticaret yapıyor ve bu da bilginin üretilmesine ve yayılmasına yardımcı oluyor (Van Nieuwerburgh ve Veldkamp 2006; Fajgelbaum, Schaal ve Taschereau-Dumouchel, 2017). Kötü olaylar ticari faaliyetleri ve bilgi akışını aksatıyor ve bu bilgi eksikliği belirsizliği artırıyor. Üçüncüsü, belirsiz, hiperaktif veya her ikisi birden olan kamu politikası belirsizliği artırabilir (Pastor ve Veronesi, 2013). Dördüncüsü, işler yavaş olduğunda yeni fikirleri denemek ve kullanılmayan kaynakları araştırma ve geliştirmeye yönlendirmek ucuzdur; bu dinamik mikroekonomik belirsizliğe yol açmakta, bu da makroekonomik belirsizliğe yol açabilmektedir (Bachmann ve Moscarini, 2011; D’Erasmo ve Moscoso-Boedo, 2011).

Bu dört teorik mekanizmadan ilki, bana, belirsizliğin günümüzde yüksek kalmasının oldukça olası bir açıklaması gibi geliyor. Pandemiye özgü faktörlerin ekonomiye etkilerini hâlâ öğreniyoruz. Ayrıca son dönemde artan jeopolitik riskler de belirsizliğin artmasına katkıda bulundu.

Şekil 3’te, pandemiden bu yana ve jeopolitik gerilimlerin artmasından sonra hangi ekonomik sonuçların tahmin edilmesinin daha zor olduğunu araştırmak için ekonometriye dayalı ABD ekonomik belirsizlik ölçüsünü üç alt bileşene ayırıyorum. Alt bileşenler enflasyon göstergeleri olan siyah çizgi; işgücü piyasası koşulları, kırmızıçizgi ve ekonomik çıktı, mavi çizgi. Her üç alt bileşen de pandemi sırasında önemli ölçüde arttı ancak 2021’den bu yana oldukça farklı davrandılar; enflasyon belirsizliği, özellikle Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden bu yana, toplam ekonomik belirsizliğin baskın kaynağı haline gelmiştir. Bundan çıkarılabilecek bir mesaj, zengin tahminlere sahip bir ekonometri uzmanının gözünden, son iki yıldaki enflasyonu tahmin etmenin nesnel olarak zor olduğudur.

Covid sonrası dönemde enflasyondaki artış ve enflasyon belirsizliği küresel bir olgu haline geldi. Konuşma metninde yer alan Şekil 4.1’deki slayt 7’nin sol paneli, 38 yabancı ülkenin ölçümlerinin eşit ağırlıklı ortalaması olarak hesaplanan ekonometriye dayalı bir dış ekonomik belirsizlik endeksini göstermektedir. ABD ekonomik belirsizlik endeksinde olduğu gibi, dış endeks de Küresel Finans Krizi civarında yükselişe geçiyor ve Covid salgını etrafında yükseliyor ve o zamandan bu yana tarihsel ortalamasından yaklaşık 3 standart sapma ile oldukça yüksek kalmayı sürdürüyor. Şekil 4.2’deki 7. Slayt’ın sağ paneli, dış ekonomik belirsizliğin bileşenlerini göstermektedir: enflasyon, siyah çizgi; emek, kırmızıçizgi ve çıktı, mavi çizgi. Yine ABD’de olduğu gibi yurt dışı enflasyon belirsizliği ekonomik belirsizliğin baskın kaynağı haline gelmiştir.

Belirsizliğin ekonomik sonuçlar üzerindeki etkisi ne olabilir?

Artık bazı ekonomik belirsizlik ölçümlerinin yükseldiğini tespit ettiğime göre, bunun ne ölçüde önemli olduğu merak edilebilir. İktisat teorisi, belirsizliğin büyümeyi olumsuz etkilemesi için en az iki kanal sunmaktadır. İlk kanal “gerçek opsiyonlar” literatüründen ve karar vermek için beklemenin opsiyon değerinin belirsizlikle birlikte artması gerçeğinden gelmektedir (örneğin, Bernanke, 1983). Bu teoriye göre belirsizliğin yüksek olduğu durumlarda firmaların yatırım yapmaması ve yeni personel almaması optimaldir. Bu yatırım ve işe alım eksikliği, durgunlukları daha da kötüleştirir. İkinci kanal ise finansal piyasaların belirsizliğe verdiği tepkiden kaynaklanmaktadır. Yatırımcılar, daha düşük hisse senedi fiyatları ve daha yüksek borçlanma maliyetleriyle kendini gösteren daha yüksek risk primi şeklinde daha yüksek risk ve belirsizlik için tazminat talep ediyor. Finansal kısıtlamaların varlığında bu sıkı finansal koşullar ekonomik büyümeyi azaltacaktır (örneğin, Christiano, Motto ve Rostagno, 2014). Buna ek olarak, yüksek belirsizliğe genellikle yüksek hisse senedi piyasasında oynaklık ve likidite azlığı eşlik eder ve bu da belirsizliği daha da artırır. Daha önce de belirttiğim gibi, geçtiğimiz yıl artan ekonometriye dayalı belirsizlik ölçümüne, VIX endeksi ile ölçülen yüksek hisse senedi piyasası oynaklığı eşlik etmemiştir. Bu, daha yüksek ekonomik belirsizliğin ekonomik etkilerinin, daha yüksek ekonomik belirsizliğe daha yüksek bir VIX endeksinin eşlik ettiği daha ciddi duruma kıyasla bir şekilde hafifletilebileceğini göstermektedir (Ludvigson, Ma ve Ng, 2021).

Belirsizlik büyümeyi olumsuz yönde etkileyebileceği için politika yapıcılar genellikle hedeflerine ilişkin belirsizliği azaltmayı hedeflemektedirler. Bunu yapmanın bir yolu, koşulların izin verdiği ölçüde hedeflerine ulaşmak için sistematik bir yaklaşım benimsemektir. Bu nokta beni son konumuza, belirsizlik ortamında para politikasının yürütülmesine götürüyor.

Belirsizliğin yüksek olduğu durumlarda politika yapıcılar ne yapmalıdır?

1967 yılında William Brainard, para politikasının gücüne ilişkin belirsizliğin, politikanın şoklara, bu belirsizliğin olmadığı durumda olacağından daha dikkatli tepki vermesi gerektiğini ima ettiğini savundu (Brainard, 1967). Brainard’ın zayıflama ilkesi, belirsizliğe Bayesçi yaklaşım olarak bilinen şeyin klasik bir örneğidir ve genellikle para politikasının ayarlanmasında kademeli yaklaşımın temeli olarak anılır: Gözlemlediğiniz ekonomi için en iyi politika tepkinizin ne olduğunu düşündüğünüzü hesaplayın ve sonra daha azını yapın.

Bununla birlikte, belirsizliğe yönelik belirsizlikten kaçınma yaklaşımının zayıflamanın önlenmesine yol açtığı sıklıkla öne sürülmektedir. Yani, politika yapıcının önceki olasılıkları hesaba katmak istemediği veya bağlayamadığı belirsizlik karşısında uygun tepki, kesinlik denkliği durumunda olduğundan daha güçlü parasal ilaç uygulamaktır. Örneğin Başkan Powell’ın 2018 yılındaki bir konuşmasında belirttiği gibi, kriz dönemlerinde “temkinli adımlar atacağız” (we will take cautious steps) yerine “ne gerekiyorsa yapacağız” (we will do whatever it takes) gibi sözler muhtemelen daha etkili olacaktır (Powell, 2018).

Her iki yaklaşımın savunucularının da kendi teorik gerekçeleri vardır. Ancak uygulamada belirsizliğe verilecek en iyi tepki bağlama özgü olabilir ve zaman içinde değişebilir. Neyse ki bazen yaklaşımdan bağımsız olarak bağlam aynı sonuca varır. Merkez bankacılarının sürekli ilgisini çeken bir durum, hem Bayesçi hem de belirsizlikten kaçınma yaklaşımlarının, enflasyonist güçlerin enflasyon beklentilerine dâhil olma olasılığını önlemek için kesinlik eşdeğeri durumundan daha güçlü bir politikaya yol açma eğiliminde olduğu enflasyon ısrarıdır.

Sonuç

Başladığım yerde bitireyim. Para politikası yapıcıların karar verme süreçlerinde bildiklerinin yanı sıra bilmediklerini de dikkate almaları gerekir. Bu yeni bir fikir değildir. Belirsizlik altında politika kararlarının ekonominin durumu ve yapısına ilişkin bir dizi olası senaryoyu dikkate alması gerektiğini uzun zamandır takdir ediyoruz. İktisat tarihi ve son araştırmalar, tercih edebileceğimiz kolay politika anlatılarını üretmese de bazı soruları keskinleştirmiştir. Açık olan şu ki, belirsizlik altında alınan politika kararları, kesinlik altında optimal olacak olanlardan oldukça farklı görünebilir ve aslında öyle de olabilir.

Ekonomik birimlerin kendi çevreleri hakkında belirsiz olmaları ve ekonomi ve politika hakkında bilgi sahibi olmaları gerektiği gerçeği, para politikasının beklentileri istikrara kavuşturmada olumlu bir güç olabileceği anlamına geliyor. Benim düşünceme göre, bu olasılık merkez bankalarının politika eylemlerinde ve iletişimlerinde öngörülebilirlik ve şeffaflık için çabalarken bilgi durumumuzu aşırı temsil etme kibrinden kaçınmaları için bir neden olarak hizmet ediyor.

Referanslar

Abel, Andrew B. (1983). “Optimal Investment under Uncertainty,” American Economic Review, vol. 73 (March), pp. 228–33.

Adam, Klaus, and Michael Woodford (2012). “Robustly Optimal Monetary Policy in a Microfounded New Keynesian Model,” Journal of Monetary Economics, vol. 59 (July), pp. 468–87.

Bachmann, Ruediger, and Giuseppe Moscarini (2011). “Business Cycles and Endogenous Uncertainty,” 2011 Meeting Papers 36, Society for Economic Dynamics.

Baker, Scott R., Nicholas Bloom, and Steven J. Davis (2016). “Measuring Economic Policy Uncertainty,” Quarterly Journal of Economics, vol. 131 (November), pp. 1593–636.

Bar-Ilan, Avner, and William C. Strange (1996). “Investment Lags,” American Economic Review, vol. 86 (June), pp. 610–22.

Barlevy, Gadi (2011). “Robustness and Macroeconomic Policy,” Annual Review of Economics, vol. 3, pp. 1–24.

Bernanke, Ben S. (1983). “Irreversibility, Uncertainty, and Cyclical Investment,” Quarterly Journal of Economics, vol. 98 (February), pp. 85–106.

Bernanke, Ben S. (2007). “Monetary Policy under Uncertainty,” speech delivered at the 32nd Annual Economic Policy Conference, Federal Reserve Bank of St. Louis, October 19.

Bloom, Nicholas (2014). “Fluctuations in Uncertainty,” Journal of Economic Perspectives, vol. 28 (Spring), pp. 153–76.

Brainard, William C. (1967). “Uncertainty and the Effectiveness of Policy,” American Economic Review, vol. 57 (May), pp. 411–25.

Caldara, Dario, and Matteo Iacoviello (2022). “Measuring Geopolitical Risk,” American Economic Review, vol. 112 (April), pp. 1194–225.

Cascaldi-Garcia, Danilo, Cisil Sarisoy, Juan M. Londono, Bo Sun, Deepa D. Datta, Thiago Ferreira, Olesya Grishchenko, Mohammad R. Jahan-Parvar, Francesca Loria, Sai Ma, Marius Rodriguez, Ilknur Zer, and John Rogers (2023). “What Is Certain about Uncertainty?” Journal of Economic Literature, vol. 61 (June), pp. 624–54.

Christiano, Lawrence J., Roberto Motto, and Massimo Rostagno (2014). “Risk Shocks,” American Economic Review, vol. 104 (January), pp. 27–65.

D’Erasmo, Pablo N., and Hernan J. Moscoso-Boedo (2011). “Intangibles and Endogenous Firm Volatility over the Business Cycle,” Virginia Economics Online Papers 400, University of Virginia, Department of Economics.

Fajgelbaum, Pablo D., Edouard Schaal, and Mathieu Taschereau-Dumouchel (2017). “Uncertainty Traps,” Quarterly Journal of Economics, vol. 132 (November), pp. 1641–92.

Greenspan, Alan (2003). “Monetary Policy under Uncertainty,” speech delivered at a symposium sponsored by the Federal Reserve Bank of Kansas City, Jackson Hole, Wyoming, August 29.

Hartman, Richard (1972). “The Effects of Price and Cost Uncertainty on Investment,” Journal of Economic Theory, vol. 5 (October), pp. 258–66.

Hayek, Friedrich A. (1974). “The Pretence of Knowledge,” Alfred Nobel Memorial Lecture delivered at the Stockholm School of Economics, Stockholm, December 11.

Keynes, John Maynard (1921). A Treatise on Probability. London: Macmillan.

Knight, Frank H. (1921). Risk, Uncertainty and Profit. Boston: Houghton Mifflin.

Londono, Juan M., Sai Ma, and Beth Anne Wilson (2023). “Global Inflation Uncertainty and its Economic Effects,” FEDS Notes. Washington: Board of Governors of the Federal Reserve System, September 25, 2023.

Ludvigson, Sydney C., Sai Ma, and Serena Ng (2021). “Uncertainty and Business Cycles: Exogenous Impulse or Endogenous Response?” American Economic Journal: Macroeconomics, vol. 13 (October), pp. 369–410.

Oi, Walter Y. (1961). “The Desirability of Price Instability under Perfect Competition,” Econometrica, vol. 29 (January), pp. 58–64.

Orlik, Anna, and Laura Veldkamp (2022). “Understanding Uncertainty Shocks and the Role of the Black Swans,” Finance and Economics Discussion Series 2022-083. Washington: Board of Governors of the Federal Reserve System, December.

Pastor, Lubos, and Pietro Veronesi (2013). “Political Uncertainty and Risk Premia,” Journal of Financial Economics, vol. 110 (December), pp. 520–45.

Powell, Jerome H. (2018). “Monetary Policy in a Changing Economy,” speech delivered at “Changing Market Structure and Implications for Monetary Policy,” a symposium sponsored by the Federal Reserve Bank of Kansas City, Jackson Hole, Wyoming, August 24.

Söderstrom, Ulf (2002). “Monetary Policy with Uncertain Parameters,” Scandinavian Journal of Economics, vol. 104 (March), pp. 125–45.

Tetlow, Robert (2019). “The Monetary Policy Response to Uncertain Inflation Persistence,” Economics Letters, vol. 175 (February), pp. 5–8.

Tetlow, Robert, and Peter von zur Muehlen (2001). “Robust Monetary Policy with Misspecified Models: Does Model Uncertainty Always Call for Attenuated Policy?” Journal of Economic Dynamics and Control, vol. 25 (June), pp. 911–49.

Van Nieuwerburgh, Stijn, and Laura Veldkamp (2006). “Learning Asymmetries in Real Business Cycles,” Journal of Monetary Economics, vol. 53 (May), pp. 753–72.

1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu [merhume Anası (1947-10 Temmuz 2023) Erzurum/Aşkale; merhum Babası ise Ardahan/Çıldır yöresindendir]. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte);
Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte) başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003), Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004) ile Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II, Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021), Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021), Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021), Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022), Ticari Mevzuat Notları (2022), Bilimsel Araştırmalar (2022), Hukuki İncelemeler (2023), Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024) başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 2 bini aşkın Telif Makale ve Yazı ile Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak vazgeçilmez ilkesidir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.