Avrupa Birliği’nin ‘Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi’ Üzerine

Giriş

Avrupa Birliği (AB) Konseyi, 24 Mayıs 2024 tarihinde, Avrupa Komisyonu tarafından Şubat 2022’de önerilen Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi’ne [Corporate Sustainability Due Diligence Directive-CSDDD (kısaca ‘direktif’)] nihai onayını vermiştir[1]. Bu dönüm noktası, AB genelinde sürdürülebilir ve sorumlu iş uygulamaları için tek tip bir standart oluşturmaya yönelik yasama sürecinin tamamlandığını göstermektedir.

Söz konusu direktif, büyük AB içi ve AB dışı şirketlere, operasyonlarında ve tedarik zincirlerinde insan haklarına uyum ve çevre üzerindeki etkiler ile ilgili yükümlülükler getirmektedir. Sonuç olarak, Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi, kurumsal sorumluluğa ilişkin gönüllü ve çeşitli standartlardan[2] şirketlerin insan hakları ihlallerini ve çevresel zararları önleme ve ele alma yönünde AB çapında zorunlu yükümlülüklere doğru önemli bir değişimi temsil etmektedir.

Daha da önemlisi, Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi şirketlerin sorumlu iş davranışlarına (responsible business conduct) ilişkin mevcut uluslararası standartlara, yani şirketlerin insan hakları durum tespitini (human rights due diligence) yapma sorumluluğunu tanıyan Birleşmiş Milletler (BM) İş Dünyası ve İnsan Hakları Kılavuz İlkeleri (Organisation for Economic Co-operation and Development Guidelines for Multinational Enterprises) ile insan hakları durum tespiti kavramını tanıyan ve durum tespiti uygulamasını çevre ve kurumsal yönetişim sorunlarını da kapsayacak şekilde genişleten Çokuluslu Şirketler İçin Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü Kılavuz İlkeleri’ne uymasını zorunlu kılmayı amaçlamaktadır. Nihai amacı, sorumlu iş davranışı ile uğraşan şirketler için daha eşit şartlar yaratmaktır.

Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi, Avrupa Birliği Resmi Gazetesi’nde yayımlanmasından 20 gün sonra resmen yürürlüğe girecektir[3]. Tüm AB üye devletlerinin Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi’ni ulusal mevzuatına dâhil etmeleri ve direktife uymaları için iki yılı olacaktır.

AB’de faaliyet gösteren Amerika Birleşik Devletleri (ABD) kökenli işletmeler için, bu yeni yükümlülükleri anlamak ve bunlara hazırlanmak, sorunsuz operasyonlar ve yeni düzenleme ortamına uyum sağlamak açısından hayati önem taşımaktadır. Yeni durum tespiti yükümlülükleri yalnızca bir şirketin doğrudan eylemleri için değil aynı zamanda bağlı ortaklıkları ve “faaliyet zinciri” için de geçerlidir. Dolayısıyla, AB’de belirli düzeyde iş yapan bir ABD şirketi, iş ortaklarının eylemlerinden sorumlu hale gelebilir.

1. Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi’nin Ana Özellikleri

1.1. Uygulama kapsamı

Direktif, sırasıyla dünya çapında veya AB pazarında belirli ciro eşiklerini karşılayan büyük AB şirketleri ile AB dışı şirketler için geçerlidir. Direktif, binden fazla çalışanı olan ve net cirosu 450 milyon avroyu aşan şirketleri etkileyecektir. Bu kapsam, Avrupa Konseyi tarafından yapılan müzakerelerin çeşitli aşamaları yoluyla ilk öneriden itibaren önemli ölçüde daraltılmıştır[4]. Mevcut kapsamın 5 bin 300 şirketi kapsayacağı tahmin edilmektedir.

1.2. Durum tespiti gereksinimleri

  • Riskin belirlenmesi ve değerlendirilmesi (risk identification and assessment): Şirketler, operasyonları, faaliyet zincirleri ve iş ilişkileri genelinde insan hakları ve çevre üzerindeki mevcut ve potansiyel olumsuz etkileri sürekli olarak belirlemeli ve değerlendirmelidir. Bu, risklere yatkın alanları vurgulamak için tüm değer zincirlerinin haritasını çıkarmayı içermektedir. Olumsuz etkilerin belirlenmesi ve iklim geçiş planlarındaki güncellemeler her 12 (on iki) ayda bir gerçekleştirilmelidir.
  • Önleyici ve azaltıcı tedbirler (preventive and mitigative measures): Riskler belirlendikten sonra şirketlerin bu olumsuz etkileri önleyecek ve azaltacak önlemleri uygulaması gerekir. Bu, belirlenen riskleri etkili bir şekilde ele almak için sağlam politikalar, uygulamalar ve yönetim sistemleri oluşturmayı içermektedir.
  • İzleme ve raporlama (monitoring and reporting): Şirketlerin, durum tespiti süreçlerinin etkinliğini düzenli olarak izlemeleri ve bulgularını ve alınan önlemleri ayrıntılı olarak açıklayan yıllık halka açık raporlar sunmaları gerekmektedir. Bu şeffaflık, yatırımcılar, tüketiciler ve düzenleyici otoriteler de dâhil olmak üzere paydaşların şirketin sürdürülebilirlik taahhüdünü değerlendirmesine olanak sağlamak için tasarlanmıştır.
  • Paydaş katılımı (stakeholder engagement): Paydaşlarla etkileşim kurmak Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi’nin kritik bir bileşenidir. Şirketler, durum tespiti sürecinde seslerinin dikkate alındığından emin olmak için çalışanlar, topluluklar ve sivil toplum kuruluşları da dâhil olmak üzere etkilenen taraflara danışmalıdır.
  • İyileştirme mekanizmaları (remediation mechanisms): Şirketler, ortaya çıkan olumsuz etkileri ele almak için etkili iyileştirme süreçleri oluşturmalı veya bunlara katılmalıdır. Bu, etkilenen bireylere ve topluluklara çözüm yollarına erişim sağlamak için şikâyet mekanizmalarının kurulmasını da içermektedir.

1.3. İcra ve yaptırımlar

  • Ulusal denetleyici otoriteler (national supervisory authorities): Her AB üye devleti, direktife uygunluğu denetlemekten sorumlu otoriteleri atayacaktır.
  • Yaptırımlar (sanctions): Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi’ne uymayan şirketler, potansiyel olarak küresel cirolarının %5’ine (yüzde 5) varan önemli para cezaları ile karşı karşıya kalabilir. Buna ek olarak, direktif, durum tespiti yükümlülüklerinin yerine getirilmemesinden kaynaklanan zararlara ilişkin hukuki sorumluluğu da getirmektedir.
  • Kamu ihalelerinden dışlanma (public procurement exclusion): Uyumlu olmayan şirketler de AB içindeki kamu ihalelerinden ve satın alma süreçlerinden hariç tutulabilir.

2. ABD İşletmeleri Üzerindeki Etki: Temel Çıkarımlar

2.1. Yasal uyum yükümlülükleri [compliance obligations]

AB’de faaliyet gösteren veya AB’de önemli ticari faaliyetlerde bulunan ABD şirketlerinin, uygulamalarını Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi ile uyumlu hale getirmeleri gerekecektir. Bu, insan hakları ve çevresel etkiler ile ilgili riskleri belirlemek ve azaltmak için tedarik zinciri yönetiminin ve iş uygulamalarının kapsamlı bir incelemesini ve potansiyel olarak önemli ölçüde yeniden yapılandırılmasını içermektedir.

İşletmeler kapsamlı durum tespiti süreçlerini faaliyetlerine entegre etmelidir. Bu, düzenli risk değerlendirmeleri yapmayı, yeni politika ve prosedürler oluşturmayı ve sürekli izleme ve raporlamayı içermektedir. Şirketlerin ayrıca değer zinciri boyunca yasal uyumu sağlamak için tedarikçiler ve iş ortakları ile daha yakın ilişkiler kurması gerekecektir.

2.2. Finansal etkiler

Gerekli durum tespiti tedbirlerinin uygulanması ciddi maliyetler gerektirecektir. Bu maliyetler, yeni teknolojilere yapılan yatırımları, yasal uyum rolleri için ek personelin işe alınmasını ve kapsamlı eğitim programlarının yürütülmesini içerebilir. Bununla birlikte, uyumsuzluğun olası finansal cezaları ciddi olup, yasal uyum önlemlerine yatırım yapılmasını zorunlu kılmaktadır.

2.3. Yasal pozisyon

Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi’nin hukuki sorumluluk hükümleri, ABD şirketlerinin, olumsuz etkileri yeterince önlememeleri veya hafifletmemeleri halinde AB üye ülkelerinde davalarla karşılaşabilecekleri anlamına gelmektedir. Bu yasal risk, detaylı dokümantasyon ve durum tespiti çabalarını gösteren güçlü iç kontroller de dâhil olmak üzere, yasal uyuma yönelik proaktif bir yaklaşımı gerektirmektedir.

Sonuç

Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi, sürdürülebilir ve sorumlu iş davranışlarını teşvik etmeyi amaçlayan önemli bir düzenleme değişikliğini temsil etmektedir. Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi uyum zorlukları sunarken aynı zamanda ABD’deki işletmelerin itibarlarını ve rekabet avantajlarını artırma fırsatları da sunmaktadır. Bu durum tespiti önlemlerini etkili bir şekilde uygulayan şirketler, kendilerini sürdürülebilirlik ve kurumsal sorumluluk alanında lider olarak konumlandırabilir ve potansiyel olarak sosyal açıdan daha bilinçli yatırımcıları ve müşterileri çekebilir.

Bu yükümlülüklere hazırlanmak ve bunlara uyum sağlamak, pazar erişimini sürdürmek ve AB’de uzun vadeli iş başarısını sağlamak için hayati önem taşıyacaktır. ABD şirketleri, mevcut uygulamalarını ve tedarik zincirlerini kapsamlı bir şekilde gözden geçirerek, paydaşlarla etkileşime geçerek ve sağlam yasal uyum çerçeveleri geliştirerek başlamalıdır.

[1] Avrupa Konseyi Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti: Konsey nihai onayını 24 Mayıs 2024 tarihinde vermiştir. “27” AB ülkesinden 17’si lehte oy kullanırken, 10’u çekimser kalmıştır. Oy verme zorunluluğunun doğası gereği, çekimser oy kullanma, direktife karşı oy kullanma ile aynı etkiye sahiptir. Çekimser kalan AB ülkeleri şunlardır: Avusturya, Belçika, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Almanya, Macaristan, Litvanya, Malta ve Slovakya. Direktif lehinde olan ülkeler de şunlardır: Hırvatistan, Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Yunanistan, İrlanda, İtalya, Letonya, Lüksemburg, Hollanda, Polonya, Portekiz, Romanya, Slovenya, İspanya ve İsveç.

[2] Son yıllarda birçok Avrupa ülkesi, şirketlere kendi operasyonları ve iş ortaklarının operasyonlarındaki insan hakları, işçi hakları ve çevresel riskleri ele alma zorunluluğu getiren değer zinciri durum tespiti yasalarını yürürlüğe koymuştur. Dikkate değer örnekler arasında Fransa’nın İhtiyatlı Davranma Yasası (Duty of Vigilance Law), Almanya’nın Tedarik Zinciri Durum Tespiti Yasası (Supply Chain Due Diligence Law) ve Norveç’in Şeffaflık Yasası (Transparency Act) yer almaktadır. Hollanda, Belçika ve Avusturya gibi ülkelerde de başka çabalar sürmektedir.

[3] Düzenlemenin 2024 yılı Haziran ayı ortalarında yürürlüğe girmesi beklenmektedir.

[4] Başlangıçta, Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi’nin taslak sürümünde (ki, 30 Ocak 2024 tarihinde yayınlanmıştır), 500 çalışanı ve 150 milyon avro ciroya sahip yaklaşık 16 bin 800 şirketi etkileyecekti.

1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu [merhume Anası (1947-10 Temmuz 2023) Erzurum/Aşkale; merhum Babası ise Ardahan/Çıldır yöresindendir]. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte);
Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte) başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003), Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004) ile Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II, Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021), Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021), Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021), Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022), Ticari Mevzuat Notları (2022), Bilimsel Araştırmalar (2022), Hukuki İncelemeler (2023), Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024) başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 2 bin 500’e yakın Telif Makale ve Yazı ile Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak vazgeçilmez ilkesidir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.