
Halka açık şirketlerde hisse sahipliği ve kontrol dinamiklerinin anlaşılmasına yönelik ilgi, bundan kaynaklanan kurumsal yönetişim ve düzenleyici etkiler göz önüne alındığında devam etmektedir. Yakın zamanda yayınlanan bir makalede Avustralya’da borsaya kote edilen en büyük 50 şirketteki hissedar verileri analiz edilerek literatürdeki çarpıcı bir boşluk dolduruluyor. Bu araştırmanın ilk katkısı, büyük Avustralya şirketlerindeki hissedar ortamını doğru bir şekilde haritalandırmaktır. İkincisi, veriler, gözlemlenen modellerin çeşitli potansiyel açıklamalarının deneysel olarak araştırılmasına olanak tanır. Üçüncü olarak anılan makalede, kontrol hakları dağılırken kurumsal hissedarların tescilli sahipler olarak yaygınlaşmasından kaynaklanan sonuçlar ele alınmaktadır. Şirket sahipleri ile kontrolü elinde bulunduranlar arasında tespit edilen bilgi boşlukları temsil maliyetlerine yol açmaktadır. Makale, politika sonuçlarının ve bundan kaynaklanan reform seçeneklerinin bir değerlendirmesiyle sona ermektedir.
Temel deneysel bulgular şu şekilde özetlenmektedir: Kurumsal hissedarlar ile şirket hissedarları, Avustralya’daki ASX 50’deki en büyük 20 tescilli hissedardan oluşan gruplara hâkimdir. Tescilli gerçek kişi sahiplik oranı en büyük 20 hissedardan oluşan 50 grubun tamamında %2,2’dir. Yani, en büyük 20 hissedardan oluşan ASX 50 grubunun %97,8’i kurumsal yapı veya şirketlerden oluşuyor ve bu da önceki araştırmalarla karşılaştırıldığında tescilli pay sahipliği hâkimiyetlerinde bir artışa işaret ediyor.
Makale kapsamında, bu tescilli/kayıtlı varlıkların yoğunlaşma derecesini belirlemek amacıyla ASX 50 şirketlerinin her biri için üç firma yoğunlaşma oranı hesaplanmıştır. ASX 50’de ortalama yoğunlaşma seviyesi %53,87’dir. Bu, kurumsal hissedar yoğunlaşmasının ve tescilli pay sahipliği hâkimiyetinin artan düzeyleriyle karşılaştırılabilir ve hem Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) hem de Birleşik Krallık’ta gözlemlenen tescilli şirket mülkiyetinin yeniden yoğunlaşması ile tutarlıdır.
İlginçtir ki, ASX 50 şirketlerinin her birindeki en büyük üç hissedarın %97’si aday ve/veya saklamacı kurumlardır (nominee and/or custodian institutions). Bu, önceki çalışmalarda bildirilen daha düşük seviyelerle karşılaştırıldığında, Avustralya’daki aday kurumların hem yaygınlığı hem de mevcut olma derecesine ilişkin anlayışı gözden geçirmektedir. Bu bulgu, hem ABD’de hem de Birleşik Krallık’ta mevcut olan temsil kapitalizmi hissedar modeliyle tutarlıdır. Üstelik ASX 20 ve ASX 50 genelinde aynı kurumların yaygınlığı dikkat çekicidir.
Mezkûr makalede ayrıca önemli hissedarlık bildirimleri de araştırılmıştır. ASX 50 içinde 50 şirkette 93 önemli hissedar vardı ve bunların %83,9’u oy haklarının %5 ila %10’unu elinde tutuyordu. %10-15’lik kontrol düzeyinde 11 önemli hissedar (%11,8) vardı ve yalnızca dört hissedar (%4,3) %15’in üzerindeki kontrol kategorisine giriyordu. Buna ek olarak, bu araştırmanın sonuçlarının Avustralya’daki müşterek mülkiyet teorisinin (common ownership theory) uygunluğu üzerinde de etkisi vardır. ‘Üç Büyük’ endeks fonları ile ilgili olarak bu kurumlar, ASX 50’deki önemli hissedarlık pozisyonlarının %33,33’ünü oluşturmaktadır. Özellikle, bu önemli pay sahibi kurumların %87,1’i finans sektöründeki şirketlerde bulunmaktadır.
Ayrıca, önemli miktardaki hissedarlık sonuçları, kontrol haklarıyla ölçüldüğü üzere dağılımın arttığını göstermektedir. Tescilli mülkiyet yoğunlaşırken, kontrol haklarının çok düşük derecede yoğunlaşması (yüksek derecede dağılma) söz konusudur. Önemli hissedarlık bildirimleri, %5 eşiğinin üzerindeki kontrol haklarının tanımlanmasına olanak tanıyarak bu konuda etkili La Porta ve arkadaşları araştırmasının (1999) kopyalanmasına olanak tanır. Bu bilgilere dayanarak, Avustralya’da borsaya kote en büyük 20 şirketin tümü, %20 (La Porta ve diğerlerinin çalışmasında 13’e karşılık) kontrol seviyesinde yaygın olarak tutulan olarak sınıflandırılabilir. %10 kontrol eşiğinde, borsada işlem gören en büyük 20 şirketten 17’si (La Porta ve arkadaşlarının çalışmasında 11’e karşılık) geniş çaplı olarak sınıflandırılabilir. Dolayısıyla bahsi geçen çalışma sonuçları, zaman içinde hissedar dağılımında bir artış olduğunu göstermektedir.
Pay sahipliği ve kontrol arasındaki net ayrım, tescilli ve gerçek yararlanıcı pay sahiplerinin (registered and beneficial share owners) farklı teşviklerinin yanı sıra optimal yönetim düzeylerinin önündeki potansiyel engelleri de vurgulamaktadır. Bunun nedeni, yatırım fonu yöneticileri ile gerçek yararlanıcıların farklı çıkarlarıdır; çünkü tescilli kurumsal hissedarlar (emeklilik fonları ve diğer yönetilen fonlar gibi), kendilerinin değil, kendi intifa hakkı sahiplerinin paralarına yatırım yaparlar. Bu durum, söz konusu yatırımcıların kendi sermayelerine yatırım yapmaları durumunda alacakları kararların aynısını verip vermeyecekleri veya farklı, optimal olmayan bir yaklaşım benimsemeye teşvik edilip edilmeyeceği gibi yönetim kararlarıyla ilgili soruları gündeme getirmektedir.
Ayrıca sonuçlar, gerçek yararlanıcı pay hisse sahipliği konusunda bilgi eksikliğinin olduğunu göstermektedir. Mevcut önemli hissedarlık hükümleri, hissedarların %5’e (veya üzerine) ulaştığı durumlarda kamuya açıklama yapılmasını gerektirmektedir. Bu açıklama, hisselerin nihai yararlanıcılarının birçoğunu hâlâ etkili bir şekilde gizlemektedir ki; bu yararlanıcılar, %5’ten daha az oy hakkına sahiptir. Yani, kamuyu aydınlatma yükümlülüklerinden kaçınmak isteyen hissedarlar ilgili eşiğin biraz altında gezinirler. Bu, ASX 50’deki nihai hisse sahipliğinin yatırımcılar için şeffaf olmadığı ve yatırımcıların şirket hissedarlarının kim olduğunu bilmeleri için kesinlikle iyi nedenlerin bulunduğu bir bilgi boşluğuna yol açmaktadır. Cohen Komitesi Raporu (Birleşik Krallık) ve Eggleston Komitesi Raporu (Avustralya), yatırımcıların bilgi ve güvenini artırmak amacıyla, önemli pay sahipliği kamuyu aydınlatma yükümlülüklerinin bilgi asimetrilerini azaltmayı ve hissedarlar hakkında mevcut bilgiyi artırmayı amaçladığını belirtmektedir. Ancak sonuçlar, önemli hissedar kamuyu aydınlatma yükümlülüklerinin, belirlenen adayların sahip olduğu gerçek yararlanıcı paylarını ortaya çıkarmadığını göstermektedir. Gerçekten de, %5’lik kamuyu aydınlatma eşiğinin (disclosure threshold) altında kalan gerçek yararlanıcılar, başarılı bir takip bildirimi bulunmadığından, macera ortakları tarafından tamamen tanınmamaktadır.
Makalede, bu bilgi eksikliğini gidermek için düzenleyici otoritelerin dikkate alabileceği ilk adımın ilgili kamuyu aydınlatma eşiğini düşürmek olduğu öne sürülmektedir. Karşılaştırma noktası olarak Birleşik Krallık rejiminden yararlanılarak %3 önerilmektedir. Bu, daha düşük bir sahiplik eşiğinde daha yüksek derecede şeffaflığa izin vererek bilgi asimetrilerini azaltacaktır.
Sonuçlar, düzenleyici otoriteler ve politika yapıcılar için dört temel mesajı vurgulamaktadır. Öncelikle kurumsal yönetim ve kamuyu aydınlatma düzenlemeleri, hisse sahipliği ve dağıtımı konusunda daha net bir anlayışa paralel olarak gelişmelidir. İkincisi, hissedar kalıpları ile potansiyel kurumsal yönetişim aktörlerini teşvik eden ve belirlenen temsil maliyetlerini azaltan düzenlemeler arasında tamamlayıcılığa ihtiyaç vardır. Üçüncüsü, incelenen hisse senetlerindeki bilgi açığı, ilgili kamuyu aydınlatma eşiğinin düşürülmesiyle kısmen giderilebilir. Dördüncüsü, takip bildirimi rejiminin hâlihazırda işlediği teknik yöntem ve karmaşıklık gözden geçirilmelidir. Verilere dayanarak, belirlenen bilgi boşlukları göz önüne alındığında, faydalı hissedar açıklamalarına ve çıkar takibine odaklanan reformun, faydalı bir hisse kaydı oluşturmaya yönelik politika tekliflerinden daha büyük bir etkiye sahip olması muhtemeldir.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
