Başkan Trump’ın İlk 100 Gününün Etkileri ve Tahminler

Yeni bir yönetimin ilk 100 günü, politika yönü ve düzenleyici öncelikler için tonu belirler. Trump yönetiminin ilk üç ayından alınan aşağıdaki temel çıkarımlar, işletmeler ve yatırımcılar için önemli eğilimleri, değişimleri ve stratejik hususları vurgulamaktadır.

  1. Politikanın Keskin Aracı Olarak Tarifeler: Taktiksel, Uyarlanabilir Kullanım Beklenmeli

Trump 2.0, gelir elde etmek, Çin’i kenara ayırmak ve küresel müzakerelerde kaldıraç uygulamak için tarifelerin kullanımını öngörüyor. Bu, şu anda temel yüzde 10 evrensel tarife; karşılıklı tarifeler; fentanil kaçakçılığı ve yasadışı göç konusundaki endişelere dayalı Çin, Meksika ve Kanada’ya uygulanan tarifeler ve sektöre özgü tarifeler içeriyor.

Ancak, yönetimin tarifelere yaklaşımı oldukça uyarlanabilir ve piyasa tepkilerine dayanarak rota düzeltmeleri yapma isteği göstermiştir. Bu belirsiz ortamda, işletmelerin esnek kalması ve ani değişikliklere hazırlıklı olması hayati önem taşımaktadır.

Önemli Noktalar: Tarife manzarasındaki hem ani hem de kademeli değişimleri yönetmek için tedarik zinciri stratejilerine tarife uyarlanabilirliği yerleştirilmelidir. Bu minvalde;

  • Gümrük vergilerini azaltma stratejileri uygulanmalı.
  • Mümkünse sektöre özgü istisnalar talep edilmeli.
  • Ani tarife uygulamalarına veya değişikliklerine karşı tampon görevi görecek şekilde tedarikçi ve lojistik ağları yapılandırılmalı.
  1. Kurumsal Ceza Uygulaması Geri Çekilmekle Birlikte Geri Dönüşe Dikkat Edilmeli

ABD Adalet Bakanlığı, kartellere, çetelere ve ulusal güvenliğe yeni bir odaklanmayı yansıtan uygulama önceliklerini daha geniş politika hedefleriyle açıkça uyumlu hale getirmiştir. Yeni yönetim, şu anda başsavcı tarafından incelenen Yabancı Yolsuzluk Uygulamaları Yasası [Foreign Corrupt Practices Act] tatbikini durdurmuş ve kurumsal uygulamanın birçok geleneksel alanında Adalet Bakanlığı uygulama personelini azaltmıştır.

Ancak, gelecekteki yönetimler farklı bir yaklaşım benimseyebilir ve geriye dönük sonuçlarla birlikte beş yıllık zamanaşımı süresiyle uygulama sarkacı geriye doğru sallanabilir.

Önemli Noktalar: Yasal uyum programları sökülmemeli, bunlar siyasi döngüler boyunca dayanıklılık için yeniden düzenlenmelidir. Bu minvalde;

  • ABD’nin yaptırım öncelikleriyle kesişebilecek yüksek riskli yargı bölgelerine, finansal akışlara ve karşı taraf bağlantılarına (örneğin karteller, yolsuzluk, yasadışı ticaret) ilişkin rsikler değerlendirilmeli.
  • Yasal uyum altyapısının politika değişikliklerine ve reaktif uygulama geri dönüşlerine dayanacak şekilde oluşturulduğundan emin olunmalı.
  1. Uydurma Beyanlar Yasası’nın Politika Hedeflerini Desteklemek İçin Uygulanması

Geleneksel kurumsal cezai yaptırımların yavaşlamasıyla birlikte, yeni yönetim özellikle tarife kaçakçılığı konusunda dolandırıcılık, israf ve kötüye kullanımla mücadele etmek için Uydurma Beyanlar Yasası’nı [False Claims Act] daha agresif bir şekilde kullanıyor. Bu, mali suiistimali ortadan kaldırma yönündeki daha geniş politika hedefi ile uyumludur.

Önemli Noktalar: Cezai yaptırımlar durgun görünse bile artan sivil yaptırım riski öngörülmelidir. Bu minvalde;

  • İthalat/ihracat uyumu, gümrük beyannameleri ve hükümete yönelik sertifikasyonlar ve finansal kamuyu aydınlatma açıklamaları ile ilgili iç kontroller gözden geçirilmeli.
  • Uydurma Beyanlar Yasası vakaları genellikle içeriden alınan raporlarla tetiklendiğinden, muhbir yanıt çerçeveleri güçlendirilmeli.
  • Tarife ihlallerinin, finansal yanlış beyanların veya düzenlemelere uyumsuzluğun artık Uydurma Beyanlar Yasası eylemleri yoluyla takip edilebileceği ve bunun önemli finansal ve itibar açısından sonuçları olabileceği anlaşılmalı.
  1. Antitröst Uygulaması: Benzer İnceleme, Daha Fazla Esneklik

Trump yönetimi aktif yaptırımların devam etmesi konusunda sert sözlerle başlamış, ancak Biden yönetiminin “birleşme karşıtı” [anti-merger] duruşundan geri çekilmiştir. Vakaların büyük çoğunluğu için daha ana akım antitröst ilkelerine geri dönüş bekliyoruz, ancak Büyük Teknoloji için muhtemelen daha yakın bir inceleme olacaktır.

Bir diğer büyük değişiklik ise Trump yönetiminin birleşme çözümlerini yeniden uygulamaya koyması ve yapısal olarak sorunlu anlaşmaların yeterli gördüğü düzeltmelerle devam etmesine izin vermesidir. Çözümlere yönelik bu daha pragmatik yaklaşım, önerilen birleşmeler hakkında doğrudan tartışmalara katılma konusunda daha fazla istekliliği yansıtıyor.

Önemli Noktalar: Antitröst incelemesi agresif olmaya devam ediyor, ancak belki de anlaşmaların büyük çoğunluğu için daha pazarlığa açıktır. Anlaşma ekipleri ve antitröst danışmanları, her anlaşmanın özel faktörlerine dayanarak bu yeni ortamda anlaşmaları savunmak için en iyi stratejiyi dikkatlice belirlemelidir. Bu minvalde;

  • Antitröst stratejisinin baştan belirlendiğinden ve bunun özel anlaşmaya göre uyarlandığından emin olunmalı.
  • Önemli sorunları olan anlaşmalar için düzenleyici otoritelerle erken etkileşim kurulması düşünülmeli. Dikkatli çözüm önerileri fark yaratabilir.
  • Özellikle yabancı yatırım, tedarik zinciri etkisi veya stratejik teknolojilerle ilgili anlaşmalarda siyasi ve ulusal çıkar faktörlerinin rolü değerlendirilmeli.
  1. ABD’deki Yabancı Yatırım Komitesi: Daha Nazik, Daha Yumuşak Bir Yaklaşım mı?

ABD’deki Yabancı Yatırım Komitesi [Committee on Foreign Investment in the United States] uygulaması veya prosedüründe bugüne kadar çok az değişiklik yapılmış olsa da, yeni yönetim Çinli olmayan yatırımcılar için daha yatırımcı dostu bir Yabancı Yatırım Komitesi süreci vaat ediyor. Yönetim ayrıca Yabancı Yatırım Komitesi’nin “topraktan” yatırımları [greenfield investments] üzerindeki yargı yetkisini genişletmeyi düşünüyor.

Önemli Noktalar: ABD’deki Yabancı Yatırım Komitesi politikasında büyük değişiklikler beklenmemeli ve Yabancı Yatırım Komitesi prosedüründeki yüklerin biraz hafifletilmesi ve düzenleyici çerçeve istikrarlı kalsa bile, Yabancı Yatırım Komitesi içindeki önemli işlemlerin vaka bazında daha fazla siyasi düzeyde değerlendirilmesi beklenmelidir. Bu minvalde;

  • Daha hedefli azaltma stratejileri savunulmalı ve mevcut azaltmanın da azaltılması gerektiğini savunmaya dönük fırsatlar aranmalı.
  • Tekraren, düşük riskli yatırımcılar için “kısa formlu” [short-form] bildirim prosedürünün daha fazla kullanılması değerlendirmeli.
  • Yabancı Yatırım Komitesi müzakerelerinde ekonomi odaklı politika değerlendirmelerinin daha büyük bir rol oynayacağı öngörülmeli.
  1. Ticaret Uyumu: Bazı Yeni Öncelikler, Çin’e Karşı Daha Keskin Uygulama

Kartellere karşı yeni terör yaptırımları, Latin Amerika’da faaliyet gösteren şirketler ve finans kuruluşları için ek düzenleyici ve dava riski yaratıyor. Yeni yönetim, Ukrayna ile ilgili devam eden müzakerelerin bir parçası olarak Rusya’ya yönelik yaptırımları artırabilir veya azaltabilir. Adalet ve Ticaret Bakanlıkları, hassas teknolojiler veya endüstrileri içeren Çin ile yasadışı ticaret yapan şirketlere karşı ihracat kontrollerinin sıkı bir şekilde uygulanması konusunda; yeni yönetim ise, tedarik zincirleri ve ABD’nin “dışarıya dönük” yatırımları üzerindeki diğer Çin ile ilgili kontrolleri genişletmeye kararlıdır.

Önemli Noktalar: Ticaret, tedarik zinciri ve finansal işlemler genelinde artan uyum beklentileri öngörülmelidir. Bu minvalde;

  • Finansman zincirlerinin ve ticaret ortaklarının izlenmesi güçlendirilmeli.
  • İhracatçılar ve ticaret ortakları tarafından son kullanıcı sertifikasyonlarının daha fazla kullanılması beklenmeli.
  • Uygunluk programları ortaya çıkan ihracat kontrol öncelikleriyle uyumlu hale getirilmeli.
  1. SEC: Sermaye Oluşumu ve Yatırımcı Korumasının ‘Temel Misyonuna’ Dönüş

Başkan Paul Atkins yönetimindeki yeni Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu [Securities and Exchange Commission-SEC] liderliği, kurumun temel misyonuna geri dönüş sinyali veriyor: sermaye oluşumu, düzenli, adil ve verimli piyasalar ve yatırımcı koruması. Eski bir SEC üyesi ve uzun süredir menkul kıymetler hukukçusu olan Başkan Atkins, “açık yol kuralları” [clear rules of the road] koymayı, “uygulama yoluyla kural koyma”dan [rulemaking through enforcement] geri çekilmeyi ve geleneksel denetim alanlarına odaklanmayı vurgulamıştır.

Kurum içinde önemli yapısal değişiklikler gerçekleşmiştir: Uygulama Dairesi basitleştirilmiş, birkaç kıdemli rol henüz doldurulmamış ve genel personel sayısı yüzde 10’dan fazla azaltılmıştır. Bu kısıtlamaların, sorunlu bir önemli kamuyu aydınlatma ihlali olmadığı sürece, sorumlulukla ilgili test edilmiş teorilere odaklanan ve siyasi tartışmalardan kaçınan, daha hedefli ve kaynak bilinçli bir uygulama yaklaşımını teşvik etmesi muhtemeldir.

Tasarı kural koymanın, özellikle orta ve küçük ölçekli halka arzları destekleme ve Kurumsal Finansman Dairesi aracılığıyla yorum çözümünü kolaylaştırma yönünde olmak üzere, ABD’de inovasyonu engellememesini veya yatırım ve sermaye oluşumunu caydırmamasını bekleyebiliriz. SEC’in ayrıca, işbirliği, kendi kendine raporlama ve düzeltme için daha kapsamlı bir güven de dâhil olmak üzere kurumsal cezalara karşı daha ölçülü bir yaklaşım benimsemesi ve net bir şirket faydası, yatırımcı zararı veya caydırıcılık gerekçesi olmadığında büyük cezalar verme olasılığının daha düşük olması beklenmektedir. SEC’in, konu açık bir önemli kamuyu aydınlatma ihlali olmadığı sürece politik olarak tartışmalı alanları düzenlemeyi önermesi veya uygulaması olası değildir.

Siber ve dijital varlık alanında SEC, yargı yetkisine dayalı dolandırıcılık, siber riskler ve yapay zekâ gibi ortaya çıkan teknolojilere odaklanarak yeniden markalanan Siber ve Yeni Teknolojiler Birimi [Cyber and Emerging Technologies Unit] altındaki kripto denetimini kısıtlamıştır. Siber ve Yeni Teknolojiler Birimi, SEC üyesi Hester Peirce tarafından gözetlenen yeni bir “Kripto Görev Gücü”nü [Crypto Task Force], “kripto varlıklar için kapsamlı ve net bir düzenleyici çerçeve” [a comprehensive and clear regulatory framework for crypto assets] oluşturma sözüyle tamamlayacaktır.

Önemli Noktalar: Daha geleneksel, kamuyu aydınlatmaya odaklı bir uygulama beklenmelidir. Bu minvalde;

  • Önemli bilgilerin kamuya açıklanması, içeriden öğrenenlerin ticareti ve piyasa manipülasyonu riskine [material disclosure, insider trading and market manipulation risk] öncelik verilmeli.
  • Kurumsal ceza riskini azaltmak için uygun durumlarda işbirliğinden, kendi kendine raporlamadan ve düzeltmeden yararlanmalı.
  • Perakende yatırımcı riski, En İyi Fayda için Düzenleme uyumu ve dolandırıcılığın azaltılması konusunda kontroller güçlendirilmeli.
  • Yabancı özel ihraççılar da dâhil olmak üzere Yabancı Yolsuzluk Uygulamaları Yasasıyla ilgili defter ve kayıtlar ile iç kontrol yükümlülükleri konusunda yeni rehberlik beklenmeli.
  • Özellikle yapay zekâ ve dijital dolandırıcılık konusunda Siber ve Yeni Teknolojiler Birimi’nin gelişen kapsamı takip edilmeli.
  1. Yabancı Yatırımcılar: Risk ve Fırsat Arasında Gezinme

Avrupalı ve müttefik yatırımcılar, özellikle Çin bağlarından uzak durdukları yerlerde, düzenleyici incelemelerde göreceli avantajlar elde edebilirler. Avrupa Komisyonu ve Birleşik Krallık Rekabet ve Piyasalar Otoritesi [Competition and Markets Authority], daha fazla iş yanlısı bir duruş sergiliyor ve bu da düzenleyici incelemeleri ABD’ye kıyasla yabancı yatırımcılar için daha elverişli hale getirebilir.

Önemli Noktalar: Gelişen jeopolitik ve sektörel hassasiyetleri yönetmek için yatırımlar stratejik olarak konumlandırılmalıdır. Bu minvalde;

  • Özellikle teknoloji ve altyapı konularında sektöre özgü hassasiyetler değerlendirilmeli.
  • Ulusal güvenlik risklerinin net bir şekilde azaltılması yoluyla yatırımlar farklılaştırılmalı.
  • Değişen ticaret kısıtlamaları takip edilmeli ve işlem planlaması buna göre ayarlanmalı.
  1. Volatilite Yeni Normal olup Politika Dalgalanmalarına ve Hedefli Uygulamaya Hazır Olunmalı

Jeopolitik, yaptırım takdir yetkisi ve başkanlık mesajları muhtemelen yasal riski şekillendirmede büyük bir etkiye sahip olmaya devam edecektir. Politik risk giderek uyum riskiyle iç içe geçecektir.

Önemli Noktalar: Sağlam uyum, riske göre ayarlanmış kamuyu aydınlatma ve stratejik katılım önümüzdeki ayları yönetmek için temel araçlardır. Bu minvalde;

  • Sağlam, geleceğe yönelik yasal uyum çerçeveleri korunmalı.
  • Risk ayarlı kamuyu aydınlatma uygulamaları kurumsal raporlamaya yerleştirilmeli.
  • Ortaya çıkan tehditleri yönetmek için üst düzey yetkililer ve düzenleyici otoritelerle stratejik olarak etkileşim kurulmalı.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.