Birleşik Krallık’ta Bağımsız Okullar İçin Geliri Maksimize Etme: ‘Franchise Genişlemesi’

Giriş

Birleşik Krallık’taki bağımsız okullar (independent schools), daha yüksek vergiler ve operasyonel maliyetler getiren son bütçeyle daha da kötüleşen benzeri görülmemiş finansal baskılarla karşı karşıyadır. Birçok okul tesis kiralama ve bağış çekme gibi geleneksel yollarla gelir elde etmeye çalışsa da, ‘franchising veya lisanslama’ çok ihtiyaç duyulan ek gelir için cazip bir kaynak sunabilir.

Okullar, eğitim mükemmelliği konusundaki itibarlarından yararlanarak, isimlerini ve ilkelerini hem yurt içinde hem de uluslararası alanda üçüncü taraf operatörlere lisanslayabilirler. Bir franchise modeli, okulların işletme sorumluluğunu üstlenen yerel ortaklarla çalışarak okulun finansal risklerini azaltırken istikrarlı bir gelir akışı sağlayabilir. Franchise, daha fazla finansal istikrar sağlayabilir ve küresel bir varlık yaratabilirken, okullar karmaşıklıklarının üstesinden gelmeli, tüm risklerin ve taahhütlerin iyi anlaşıldığından ve etkili bir şekilde yönetildiğinden emin olmalıdır.

1. Arka Plan

Birleşik Krallık’taki bağımsız okullar, hem dış ekonomik faktörlerin hem de iç operasyonel taleplerin etkisiyle benzeri görülmemiş finansal zorluklarla karşı karşıyadır.

Son bütçeden (30 Ekim 2024) önce bile, bağımsız okullar daha yüksek enerji ve operasyonel maliyetlerle, kaliteli öğretmen kadrosunu işe alma ve elde tutma konusunda pandemi sonrası zorluklarla körüklenen artan personel maliyetleriyle ve ebeveynlerin öğrenim ücretlerini ödeme yetenekleri üzerindeki artan baskıyla başa çıkıyordu. Bütçe, öğrenim ücretlerine Katma Değer Vergisi [KDV (Value-added Taxes)] getirilmesi, okulların ödemesi gereken Ulusal Sigorta (National Insurance) oranının artırılması ve bu tür ödemelerin başladığı eşiğin düşürülmesiyle bu yüklere eklenmiştir.

Bağımsız okullar, bu maliyetleri hâlihazırda finansal olarak mücadele eden bir ana kuruluşa aktarmak veya müfredat dışı hizmetler de dâhil olmak üzere sağladıkları eğitimin kalitesi üzerinde kaçınılmaz bir etki yaratacak şekilde önemli maliyet tasarrufları yaparak maliyetleri karşılamak arasında kalmaktadır.

Bu bağlamda, bağımsız okulların binalarını ve arazilerini kiraya vererek, mezunlardan, velilerden ve diğer destekçilerden aktif olarak bağış toplayarak, mevcut hibelere/yardımlara başvurarak, yaz kampları ve dil kursları düzenleyerek ve yerel işletmelerle sponsorluk ortaklığı yaparak gelirlerini artırmanın yollarını giderek daha fazla aramaları şaşırtıcı değildir.

Ancak, geliri artırmak için belki de en önemli fırsat, bağımsız okulların en iyi yaptığı şeyden değer elde etmektir: Sadece akademik mükemmellik açısından değil, aynı zamanda eğitime bütünsel bir yaklaşımla kişisel gelişimi, liderliği ve dayanıklılığı teşvik etme açısından da olağanüstü sonuçlar elde etmek.

Bu nitelikler uzun zamandır Birleşik Krallık dışında da beğenilmekte olup; birçok okul, yeni okulları bir franchise modeli aracılığıyla geliştirmek ve işletmek için ana okulun/kuruluşun (parent school) adını ve felsefesini kullanmak üzere üçüncü taraf operatörlere lisans verme kararı almıştır. Geçmişte, bu tür düzenlemelerin birincil amacı, ana kuruluşun mevcut burs programını geliştirmek için ek gelir elde etmekti. Şimdi okullar, mevcut finansal istikrarsızlıktan biraz olsun korunmak için mevcut gelir akışlarını tamamlamanın yollarını aramaktadır.

Doğru şekilde yapılırsa, franchise genişlemesi yalnızca çok ihtiyaç duyulan ek geliri sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda uluslararası bir ağ okulları ailesi yaratarak, çeşitliliği ve küresel bir bakış açısını destekleyerek ana kuruluşun statüsünü de yükseltebilecektir.

2. Franchise Modelinin Faydaları

İkinci bir okul açmanın doğru veya yanlış bir yolu yoktur, ancak deneyimlerimize göre bir franchise modeli kullanmak ana okullara risk ve ödül arasında optimum dengeyi sağlamakta ve uzun vadeli başarı şansını artırmaktadır.

Çoğu insanın ‘franchise’ın ne olduğuna dair önceden edinilmiş bir fikri mevcuttur ki; genellikle dar kapsamlıdır ve sıklıkla hızlı servis restoranlarıyla ilişkilendirilir. Gerçekte, franchise modeli yiyecek ve içecek, perakende, otel ve eğlence, profesyonel hizmetler ve eğitim gibi çeşitli sektörlerde kullanılır. Özünde, bir franchise hem bir marka adı hem de bir konsept veya sistem, yani o marka adıyla ilişkilendirilen belirli bir işletmeyi işletmenin bir yolu için lisans gerektirir. Ancak, bu düzenlemeye ‘franchise’ olarak atıfta bulunma zorunluluğu yoktur. Birçok kuruluş başka ifadeler kullanır ve eğitim sektöründe, ‘franchise’ ile ilişkilendirilen önceden edinilmiş olumsuz çağrışımlardan kaçınmak için genellikle ‘lisans’ (licence) kavramı kullanılır.

Bir ana okul, Birleşik Krallık’ta veya yurtdışında daha fazla okul açmaya karar verdiğinde, bu okulları kendisi veya üçüncü taraf bir operatör kullanarak açmayı seçebilir. Okulları doğrudan açmanın bariz cazibeleri vardır, en dikkat çekenleri şunlardır:

  • Ana okul, yeni okullar üzerinde tam kontrole sahip olur ve ana okulun ilkelerine ve standartlarına uymalarını sağlar ve
  • Yeni okullardan elde edilen tüm kâr, üçüncü taraf operatörlerle herhangi bir gelir paylaşımına gerek kalmadan ana okulda tutulur.

Öte yandan bu kurumsal büyüme stratejisi beraberinde artan riskleri de getirir, en dikkat çekenleri şunlardır:

  • Ana okul, yeni okulların yerlerini geliştirmek ve ilk faaliyetlerini finanse etmek için önemli tutarda sermaye ve kaynak yatırımı yapmalıdır;
  • Ana okulun daha fazla iç finansman ve kaynak sağlaması gerekliliği nedeniyle ek okulların büyümesi daha yavaş olacaktır;
  • Ana okul, yeni okulları yönetmek için yeterli iç kaynak geliştirmeli ve farklı yargı bölgelerinde bulunuyorsa yerel eğitim sistemleri ve pazarı hakkında bilgi edinmelidir;
  • Yeni okullarla ilişkili tüm risk, yalnızca sermaye yatırımı açısından değil, aynı zamanda günlük operasyonlarıyla ilişkili riskler açısından da ana okul tarafından karşılanacaktır. Bu riskler genellikle ana okulun yönetim kurulu için çok yüksektir.

Buna karşılık, bir lisans modeli genellikle risk ve ödül arasında kabul edilebilir bir denge sağlar. Özellikle:

  • Yeni okulların başarılı olmasını sağlamak için iyi kaynaklara sahip, uygun niteliklere haiz ve oldukça motive olmuş bir üçüncü taraf operatörün atanması, ana okuldaki yoğun sermaye gereksinimlerini ve ilişkili risk profilini ortadan kaldırır;
  • Yerel operatör, yerel eğitim piyasası hakkında güçlü bir anlayışa sahip olacak ve bir okulun müfredatının ve diğer sistemlerinin yerel ihtiyaçlara nasıl uyarlanması gerektiği konusunda değerli katkılarda bulunabilecektir;
  • Ana okul, okullardan elde edilen sürekli gelirin bir yüzdesini alır ve genellikle yerel işletmeciden asgari yıllık ödeme yapmasını talep eder, böylece ana okula finansal güvenlik sağlanır;
  • Yerel işletmeci okulları bağımsız bir işletme olarak işletecek ve dolayısıyla bu işlemlerden sorumlu olmaya devam edecektir;
  • Ana okul, yerel operatörü herhangi bir hisse senedi sahipliği yoluyla kontrol etmeyecek olsa da, lisans anlaşması, kalite standartlarının korunmasını sağlamak için, ana okulun/kuruluşun bu durumun söz konusu olmadığı durumlarda ilişkiyi sonlandırma hakkı da dâhil olmak üzere ayrıntılı yükümlülükler getirebilir.

3. Lisanslama İçin Zemin Hazırlama

Genişlemeyi değerlendirme kararı alındığında, bir okulun erken bir aşamada fırsatları araştırmak ve sağlam prosedürler geliştirmek ve uygulamaya koymak için seçilmiş sayıda patron ve üst düzey yöneticiye yetki vermesi önemlidir. Bu planlama aşamasında araştırılacak bazı temel konular şunlardır:

  • Dâhili yapı (internal structure): Birçok Birleşik Krallık bağımsız okulu hayır kurumları aracılığıyla faaliyet gösterir ve güven sözleşmeleri ticari lisans düzenlemesine girmek için bir ticaret şirketi kurmalarını gerektirir. Bu ayrıca ana okulun/kuruluşun kendi sorumluluğunu sınırlamasını da sağlar. Bu ticaret şirketinin, okulun adını, standartlarını, politikalarını ve prosedürlerini ve yönergelerini üçüncü taraflara alt lisanslamak için ana okuldan lisans alması gerekir. Lisanstan elde edilen gelir, ticaret şirketi içinde özel çalışanların işe alınmasını haklı çıkarana kadar, ticaret şirketinin şirket içi hizmetler anlaşması kapsamında okulun mevcut çalışanlarından destek alması gerekecektir.
  • Marka koruması (brand protection): Birleşik Krallık’taki bağımsız okulların çoğu ticari markalarını ve logolarını tescilli ticari markalar olarak korumuştur, ancak bu tesciller, kullanımlarını üçüncü taraflara lisanslamadan önce kapsamlı olduklarından emin olmak için incelenmelidir. Okul yurtdışı pazarını hedefliyorsa, yerel hedef pazar(lar)da isim için ek koruma en erken fırsatta aranmalıdır.
  • Politikalar ile prosedürler ve okul yönergeleri (policies and procedures and school guidelines): Belirli bir okulu benzersiz kılan şeyin ne olduğunu belirlemek genellikle zordur ve genellikle birçok katkıda bulunan faktör vardır. Ancak, bu nitelikler üçüncü bir tarafa devredilecekse, kayıt altına alınmalıdır. Bu nedenle, ana okullar varlıklarının en değerli ancak elle tutulamayanı olan ‘ethos’larını belgelemeye yatırım yapmalıdır. Bunu başarmanın en pratik yolu, tasarım ve marka yönergeleri de dâhil olmak üzere mevcut yönergeleri, politikaları ve prosedürleri bir araya getirmek ve hiç olmayan yerlerde yenilerini oluşturmaktır. Bir lisans sahibi, markaya ek olarak, ana okulun/kuruluşun İngiliz müfredatı, öğretim teknikleri, yönetim, pastoral bakım, ekstra dairesel faaliyetlerin sağlanması ve fiziksel bir altyapının geliştirilmesi gibi alanlardaki uzmanlığından da yararlanmayı bekleyecektir. Franchise bağlamında, bu ‘operasyonel’ yönler genellikle ana lisans sözleşmesinin yanında yer alan ve buna yoğun bir şekilde atıfta bulunulan bir dizi yönergede belgelenir.

4. Lisans Yapısının Geliştirilmesi

Lisans anlaşması, ilgili projenin özelliklerine göre yapılandırılacaktır. Belirli bir sahada bir okul geliştiren, genellikle mevcut bir okulu dönüştüren ve daha sonra onu ana okulun/kuruluşun adı altında işleten yerel bir operatör için bireysel bir lisans uygundur. Alternatif olarak, yerel operatörün belirli bir bölge veya ülke içinde birden fazla okul açma hırsı varsa, o zaman bir geliştirme lisans anlaşması daha uygun olacaktır. Bir geliştirme lisans anlaşmasında, yerel operatöre, kararlaştırılan bir zaman çizelgesi içinde kararlaştırılan sayıda okul açma taahhüdü karşılığında kararlaştırılan bir alan için coğrafi münhasırlık verilir. Geliştirme programına uyulmaması, genellikle ana okulun münhasırlığı kaldırmasına veya nihayetinde anlaşmayı sonlandırmasına izin verecektir. Ancak, her pazar ve her yerel ortağın, her okulun işletilmesi için yerel iştiraklerin kullanımı da dâhil olmak üzere bu temel yapıya bir uyarlama gerektirmesi muhtemeldir.

Hangi yapı benimsenirse benimsensin, yasal dokümantasyonun ana okulun değerlerini ve iş modelinin ekonomik itici güçlerini güçlendirmesi ve aynı zamanda içsel riskleri en aza indirmesi esastır.

Lisans anlaşması için bazı önemli hususlar şunlardır:

  1. Kurumsal yönetişim (governance): Ana okul, yeni okullara sürekli danışmanlık ve destek sağlamak isteyecek ve bu nedenle yerel operatörün danışma kurulunda ve her okulun yönetim kurulunda temsil edilmek isteyecektir. İlgili yönetim kurulu, genel politikalar, akademik ve akademik olmayan standartlar ve okulların lisans anlaşmasının şartlarına uygun şekilde işletilmesini sağlama ile ilgili tüm konularda karar alma yetkisine sahip olacaktır. Başöğretmenin atanması gibi belirli saklı konular dışında, yerel operatör genellikle bu kurulların çoğunluk kontrolüne sahip olacakken, ana okul, okulların işletilmesinin ana okulunun ahlakı ve standartlarıyla uyumlu olmasını sağlamak için lisans anlaşmasının şartlarına güvenecektir.
  2. Standartlar ve kalite güvencesi (standards and quality assurance): Yeni okullar, ana okulun adı veya seçilen uluslararası versiyonu altında işletilmeli ve ana okulun kültürüne, ahlakına, öğretim metodolojisine ve genel standartlarına uymalıdır. Resmi lisans anlaşmasının çoğu, okulun tasarımı ve inşası, işletimi ve sona erme veya erken fesih durumunda nihai marka kaldırma dâhil olmak üzere okulun yaşamının tüm aşamalarında bu hedeflere ulaşmaya odaklanacaktır. Sorunları en erken fırsatta belirlemek ve düzeltmek için düzenli performans ve kalite kontrol denetimleri esastır.
  3. Önemli atamalar ve personel (key appointments and staff): Ana okulun, Başöğretmen ve vekil (bursar) gibi yeni okullardaki önemli atamalar konusunda son sözü söylemesi gerekecek ve uygun olmadıkları takdirde bunların yerine yenilerinin getirilmesi konusunda ısrar etme hakkına sahip olacaktır. Ayrıca, Başöğretmenin ana okulda birinci elden deneyime sahip olması standart bir uygulamadır. Öğretim kadrosunun kalitesi yeni okulların başarısı için çok önemlidir; bu nedenle, ana okul yerel işletmeciden yalnızca en iyi personeli işe almasını ve elinde tutmasını talep etmelidir.
  4. Hedefler (targets): Yerel operatör muhtemelen bir tür münhasırlık talep edeceğinden, yeni okulu tanıtmak ve kayıt sayılarını artırmak için net ticari hedefler olmalıdır. Yerel operatör bir bölgeyi geliştiriyorsa, her yeni okulun ne zaman açılması gerektiği konusunda açıkça anlaşılmış tarihler olmalıdır. Bu hedeflere ulaşılamaması durumunda ortaya çıkacak sonuçlar da dikkatlice düşünülmelidir. Basit bir fesih hakkı nadiren uygundur.
  5. Gelir (income): Ana okul için ek bir gelir akışı oluşturmak esastır. Bu nedenle, ana okul ilk ve devam eden maliyetlerini karşılamak için yeterli gelir elde etmeli ve ayrıca bir fazlalık üretmelidir. Ödeme koşulları önemli ölçüde değişebilir ancak genellikle ilk maliyetleri karşılamak için bir ilk geliştirme ücreti veya açılış öncesi ücreti ve ardından yeni okulların gelirinin bir yüzdesi olarak hesaplanan devam eden bir hizmet ücreti içerir. Ana okul etkili vergi planlaması sağlamalı ve yurtdışında kuruluyorsa Mal ve Hizmet Vergisi (Goods and Services Tax)/KDV ve stopaj vergileri gibi yerel vergi yükümlülükleri için kural koymalıdır. Ayrıca, yerel operatörün lisans anlaşması kapsamındaki yükümlülükleri karşılayacak yeterli mali güce sahip olduğundan emin olmak da önemlidir.
  6. Fesih (termination): Ana okul, sorunlarla karşılaşıldığında geçerli bir çıkışa sahip olduğundan emin olmadan asla bir anlaşmaya girmemelidir. Bunun ve fesih sonrasında yeni okullara ne olacağının dikkatlice düşünülmesi gerekir. Yerel operatör tarafından herhangi bir ihlalin, ana okulun itibarı ve tanınırlığı (goodwill and reputation of the parent school) üzerinde ciddi olumsuz etki yaratabilecek ihlaller gibi, lisans anlaşmasının derhal feshedilmesini gerektirecek kadar ciddi bazı yükümlülükler olacaktır. Diğer yükümlülükler, ihlalleri hala önemli olsa da, düzeltilebilir ve yerel operatöre bunu yapması ve lisans anlaşmasının feshedilmesini önlemesi için bir süre tanınacaktır.
  7. Fesih sonrası/markanın kaldırılması (post-termination/de-brand): Lisans anlaşmasının sona ermesi veya feshedilmesinin ardından ne olacağı genellikle hassas bir konudur. Birçok geleneksel franchise sisteminde, bir franchise sahibinin derhal marka kaldırması ve franchise işletmesinin bulunduğu yerden faaliyet göstermeyi bırakması gerekir. Bu, eğitim sektöründe iki nedenden dolayı mümkün değildir. Bunlardan birincisi, yerel operatörden talep edilen yüksek sermaye yatırımı, lisans sona erdiğinde okul tesislerini okul olarak kullanmasına yönelik tam bir kısıtlamayı kabul etmeyeceği anlamına gelir. İkincisi ise, her iki taraf da öğrenciler için herhangi bir kesintiyi en aza indirmek isteyecektir, bu nedenle yeni okulların ana okulun adı altında faaliyet göstermeye devam etmesine ve müfredatlarını ve materyallerini sınırlı bir geçiş süresi boyunca kullanmasına izin vermek her zaman bir seçenek olmalıdır. Elbette, öğrencilerin ve yerel operatörün çıkarlarını korumak, ana okulun adını ve itibarını korumakla dengelenmelidir. Ana okul, yerel operatörün herhangi bir kısıtlama olmaksızın faaliyet göstermeye devam etmesine izin vermemelidir. Bu sorunu ele almak için bir dizi çözüm mevcuttur ve bireysel koşullar göz önünde bulundurulduğunda hangisinin en uygun olduğuna dair dikkatli bir şekilde düşünülmesi gerekir.
  8. Yerel yasalara uyum (local law compliance): Bir lisans modeliyle genişlerken, ana okul her yerel operatörle kullanılabilecek bir şablon lisans sözleşmesi geliştirmeyi düşünmelidir. Tüm operatörlerle benzer terimler kullanmak, uyumlarını denetlemeyi çok daha kolay hale getirecektir. Ana okul Birleşik Krallık merkezliyse, lisans sözleşmesinin Birleşik Krallık yasalarına tabi olması mantıklıdır. Ancak, yurtdışında haklar verirken, lisans sözleşmesinin yerel zorunlu yasalara uymasını sağlamak için yerel hukuk tavsiyesinin alınması esastır. Özellikle, giderek artan sayıda yargı alanında belirli franchise/lisans yasaları vardır ve bunlara uyulmaması para cezalarına ve lisans sözleşmesinin uygulanamaz hale gelmesine neden olabilir.

Tüm bu hususların ve daha fazlasının lisans anlaşmasına ve bununla birlikte gelen okul yönergelerine, politikalarına ve prosedürlerine dâhil edilmesi gerekir.

Birleşik Krallık ana okulları geleneksel olarak denizaşırı genişlemek için bir lisanslama modeli kullansa da, durum böyle olmak zorunda değildir. Aynı lisanslama modeli Birleşik Krallık’ta yeni okullar açmak için kullanılabilir ve bazı ana okullar bunu zaten yapıyor. Alternatif olarak, model üçüncü tarafların besleyici okullar veya altıncı sınıflar gibi tamamlayıcı okullar geliştirmesine izin vermek için kullanılabilir. Lisanslama modeli gerçekten esnektir ve belirli ihtiyaçlara ve gereksinimlere göre uyarlanabilir.

Sonuç

Bir lisans modeliyle bir okulu genişletmek için “herkese uyan tek bir çözüm” yoktur. Bu tür girişimlerin, ana okulun, hedef pazarın ve yerel operatörün ihtiyaçlarını yansıtacak şekilde dikkatlice yapılandırılması gerekir. En uygun yapı, en baştan belirlenmelidir çünkü bir lisansı yeniden yapılandırmak karmaşık, maliyetli ve zaman alıcı bir işlemdir.

Doğru şekilde yapıldığında, sağlam bir franchising veya lisanslama stratejisinin uygulanması, Birleşik Krallık okulunun temel bir varlığı haline gelebilir, küresel bir eğitim markası olarak uzun vadeli geleceğini güvence altına almaya ve ekonomik ve düzenleyici risklerin ülke içindeki etkisini korumaya yardımcı olabilir. Gerçekten de, birçok bağımsız okul, sermaye yatırımlarını finanse etmek ve Birleşik Krallık’taki öğrenim ücreti artışlarını en aza indirmek için uluslararası gelirlerine güvenmekte ve ayrıca sosyal hareketliliği desteklemek için bursların kullanılabilirliğini artırmaktadır.

Ancak bu tür ilişkiler karmaşıktır, yüksek değerlidir, uzun vadelidir ve değişen düzenlemelere tabidir. Bağımsız bir okul, bu tür girişimlere yalnızca içerdiği riskleri ve taahhütleri tam olarak anlayarak göz yummalıdır.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.