Blok Zinciri ‘Kamu Maliyesi’ İçin Yeterince Güvenilir midir?

‘Blok zinciri’ (blockchain) kelimesi kripto paralar ile ilgili skandal görüntülerini çağrıştırabiliyor. Bu nedenle bazı merkez bankalarının blok zinciri teknolojisine dayalı bir para birimi olan ‘Merkez Bankası Dijital Para Birimi’ni (Central Bank Digital Currency) benimsemesi şaşırtıcı olabilir. Hükümetler kendi Bitcoin sürümlerini çıkarmaya girişirler mi?

1. Merkez Bankası Dijital Para Birimi

Merkez Bankası Dijital Para Birimi, fiziki madeni paralar, banknotlar ve bunların dijital muadilleri (physical coins and bills, as well as their digital counterparts) gibi yasal ödeme aracı olarak işlev gören, hükümetler tarafından kontrol edilen bir dijital para birimini temsil eder. Ancak Merkez Bankası Dijital Para Birimi’ni kredi kartı ödemelerinde veya bankacılık uygulamalarında kullanılan dijital para biriminden ayırmak çok önemlidir. Her ikisi de dijital para birimleri olmasına rağmen, temel dijital teknoloji ve ihraç eden kuruluşun uyguladığı kontrol derecesi açısından önemli ölçüde farklılık gösterirler.

Öncelikle, merkez bankalarının ve ticari bankaların finansal piyasalardaki operasyonel yöntemleri ile doğrudan bağlantılı olan para arzının kontrol edilmesi konusuna bakalım. Merkez bankaları, genellikle devlete ait kurumlar olarak, tüm bankacılık sistemini denetleyerek ve para politikasını formüle ederek finansal ortamda önemli bir rol oynamaktadır. Bunun tersine, ağırlıklı olarak özel sektöre ait veya halka açık kuruluşlar olan ticari bankalar, finansal hizmetleri doğrudan bireylere ve işletmelere sağlamaya odaklanır.

Dolaşımdaki paranın tamamının merkez bankaları tarafından basıldığı varsayılabilir ancak bu tam olarak doğru değildir. Günlük para birimimizin çoğunluğu, kısmi rezerv bankacılığı olarak bilinen bir sistem altında faaliyet gösteren ticari bankalar tarafından yaratılmaktadır. Bu sistemde bankalar mevduatında bulunan paradan daha fazlasını borç olarak verebilmektedirler.

Örneğin, rezerv oranı yüzde 10 (%10) olarak belirlenirse, bir banka mevduattaki her 10 avro için 100 avro borç verebilir, böylece etkili bir şekilde 90 avro yaratmış olur. Ancak kısmi rezerv bankacılığı doğası gereği riskler taşır. Aşırı kredi verme, bankaya hücum durumunda bankaların mudilere karşı yükümlülüklerini yerine getirememesine neden olabilir ki, bu da başarısızlıklara ve bankacılık sisteminde güven kaybına yol açabilir. Bu tür kırılganlıkların, genellikle ‘batamayacak kadar büyük/iri’ (too-big-to-fail) olduğu varsayılan finansal kurumların aslında iflas ettiği 2007-2008 dönemi Küresel Finans Krizinde ciddi olduğu ortaya çıkmıştır.

Merkez bankaları, Merkez Bankası Dijital Para Birimi ile fiziki banknot ve madeni para ihracına benzer şekilde, dijital para arzını doğrudan kontrol ederek, kısmi rezerv bankacılığı ile ilişkili risklerden kaçınmayı hedeflemektedir. Ticari bankaların para arzını dolaylı olarak etkilediği kısmi rezerv bankacılığının aksine, merkez bankaları toplam para arzı üzerinde doğrudan kontrol sahibidir. Bu münhasır yetki, merkez bankalarının para politikasını etkili bir şekilde yönetmesine ve ekonomik istikrarı yönlendirmesine olanak tanır.

2. Dağıtık Defter Teknolojisi (Distributed Ledger Technology) Olarak Blok Zinciri

İkinci önemli ayrım ise bankacılık sisteminin işleyişinde yatmaktadır. Bir bankacılık sistemi özünde iki temel amaca hizmet eder: bireyler ve kuruluşlar arasında kesintisiz para transferini temin etmek ve şeffaflığı sağlamak ve tutarsızlıkları önlemek için bu işlemlerin doğru kayıtlarını tutmak. Bir bankanın her para ödediğimizde veya aldığımızda kayıt tutma şekline defter denir. Kişisel banka hesap özetinize benzer şekilde banka defteri, müşterilerinin gerçekleştirdiği tüm finansal işlemlerin ayrıntılı bir kaydıdır. Her bir hesabın bakiyesine ilişkin kapsamlı bir genel bakış sunarak her para yatırma, çekme ve transferi titizlikle takip eder. Bireysel beyanınızın aksine, bir bankanın defteri, tüm müşterilerinin işlemlerini kapsayarak kurumun finansal faaliyetlerine ilişkin bütünsel bir görünüm sağlar.

Geleneksel bankacılık sistemleri, bankaların kendileri tarafından kontrol edilen merkezi defterlere dayanır. Bu merkezi model, bankamızın güvenliğine, defterinin güvenilirliğine, çalışanlarının ve finansal durumumuzu koruyan sistemlerin bütünlüğüne olan güvenimizi yerleştirir. Ancak güvenlik veya bütünlük, hata veya kasıtlı olarak tehlikeye atılırsa, banka tek bir başarısızlık noktası haline gelir ve finansal varlıklarımız tehlikeye girer. Blok zinciri teknolojisinin ortaya çıkışı bu merkezi yaklaşıma yenileyici bir alternatif sunmaktadır.

Başlangıçta Bitcoin ile tanıtılan blok zinciri teknolojisi, son 15 yılda hem umut verici ilerlemeler hem de zorluklar sunarak gelişmiştir. Kripto para biriminin son derece güvenli ve anonim doğası yasa dışı faaliyetleri kolaylaştırırken; aynı zamanda finansal katılımı da güçlendirerek dünya çapında milyonlarca kişinin daha önce kullanılamayan finansal hizmetlere erişmesine olanak sağlamış, dahası, blok zinciri sınır ötesi işlemleri kolaylaştırarak onları daha hızlı ve daha uygun fiyatlı hale getirmiştir.

Tek bir deftere sahip merkezi bir sistemin aksine, blok zinciri, defterin tamamını birbirine bağlı geniş bir bilgisayar ağı üzerinden kopyalar. Bu ağda bu bilgisayarlar düğümler olarak bilinir. Her düğüm, defterin tam bir kopyasını tutar, böylece bir ‘dağıtık defter’ oluşturur ve dolayısıyla buna Dağıtık Defter Teknolojisi adı verilir.

Merkezi Olmayan Defter sisteminde (Decentralized Ledger system) bir işlem gerçekleştiğinde, düğümler (nodes) son derece gelişmiş algoritmik protokoller kullanarak güvenlik ve bakiye kontrolleri gerçekleştirir ve ardından sonuçlarını karşılaştırır. Düğümler işlemin meşru olduğu konusunda fikir birliğine varırsa, bu işlem tüm düğümlerdeki deftere kaydedilir. Bu sistem mevcut bankacılık sistemlerine göre daha güvenli ve daha hızlı çalışmaktadır. Ağın tamamı mevcut internet altyapısı üzerinden bağlı olduğundan sistemin hem operatörler hem de kullanıcılar açısından maliyet etkin olduğu görülmüştür.

Ayrıca blok zinciri sistemi, her işlemin kaydedildiği ve kullanıcıları için doğrudan erişilebildiği tasarım gereği şeffaflık sunar. Dolayısıyla artık finansal işlemlerimiz ve varlıklarımız hakkında bize bilgi sağlaması için bir bankanın aracılık fonksiyonuna güvenmiyoruz. Bunlara doğrudan ve herhangi bir kısıtlama olmaksızın erişebiliriz. Teknoloji, defterde değişiklik yapılmasını önler ve sistemdeki düğüm sayısı kadar defter kopyası bulunduğundan, dağıtık yapısı tek bir hata noktasını ortadan kaldırır. Kontrol tek bir kuruluşa ait değildir; Defterde (ledger) yapılacak herhangi bir değişiklik, önceden belirlenmiş bir düğüm yüzdesinin onayını gerektirir.

Bu potansiyel avantajlarla birlikte, Avrupa, Amerika Birleşik Devletleri ve Çin’dekiler de dâhil olmak üzere dünya çapındaki merkez bankalarının, hâlâ çözülmesi gereken birçok zorluğa rağmen aktif olarak Merkez Bankası Dijital Para Birimi girişimlerini sürdürmeleri şaşırtıcı değildir.

1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu [merhume Anası (1947-10 Temmuz 2023) Erzurum/Aşkale; merhum Babası ise Ardahan/Çıldır yöresindendir]. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte);
Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte) başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003), Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004) ile Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II, Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021), Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021), Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021), Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022), Ticari Mevzuat Notları (2022), Bilimsel Araştırmalar (2022), Hukuki İncelemeler (2023), Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024) başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 2 bini aşkın Telif Makale ve Yazı ile Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak vazgeçilmez ilkesidir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.