
1. Giriş
Kamu borcu kalkınma için hayati olabilir. Hükümetler bunu harcamalarını finanse etmek, insanlarını korumak ve onlara yatırım yapmak ve daha iyi bir geleceğe giden yolu açmak için kullanırlar. Ancak, kamu borcu çok fazla veya çok hızlı büyüdüğünde, bu aynı zamanda ağır bir yük olabilir. Bugün gelişmekte olan dünyada olan da budur. Kamu borcu, büyük ölçüde iki faktöre bağlı olarak devasa seviyelere ulaşmıştır.
- Finansman ihtiyacı (financing needs), ülkelerin art arda gelen krizlerin kalkınma üzerindeki etkisini savuşturma çabalarıyla artmıştır. Bunlar arasında COVID-19 salgını, yaşam maliyeti krizi ve iklim değişikliği yer alır.
- Eşitsiz bir uluslararası finansal mimari (an inequal international financial architecture), gelişmekte olan ülkelerin finansmana erişimini yetersiz ve pahalı hale getirmektedir.
Borcun ağırlığı kalkınmayı aşağı çekmekte; borç, finansmana sınırlı erişim, artan borçlanma maliyetleri, para birimindeki devalüasyonlar ve yavaş büyüme nedeniyle gelişmekte olan ülkeler için önemli bir yüke dönüşmektedir. Bu faktörler, acil durumlara tepki verme, iklim değişikliği ile mücadele etme ve insanlarına ve geleceklerine yatırım yapma yeteneklerinden ödün verir.
Ülkeler, borçlarını ödemekle halklarına hizmet etmek arasında imkânsız bir seçimle karşı karşıyadır. Bugün 3,3 milyar insan, eğitim ve sağlıktan çok faiz ödemelerine ayrılan ülkelerde yaşamaktadır. Borç dolu bir dünya, insanlar ve gezegen için refahı bozar ki; bu değişmelidir.
Birleşmiş Milletler, küresel borç yükünü ele almak ve sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak için çok taraflı eylemlerden oluşan bir yol haritasına sahiptir. Bu Yol haritası, Uluslararası Finansal Mimariye Yönelik Reformlar ve üç eylem alanına odaklanan Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin Teşvikine İlişkin Ortak Gündem Politikası (Our Common Agenda Policy Brief on Reforms to the International Financial Architecture and the SDG Stimulus) özetinde ortaya konmuştur:
- Yüksek borç maliyeti ve artan borç sıkıntısı riskleriyle mücadele etmek,
- Kalkınma için karşılanabilir uzun vadeli finansmanı büyük ölçüde artırmak ve
- Acil durum finansmanını ihtiyacı olan ülkelere genişletmek.
Bu eylemlerin uygulanması, daha müreffeh, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir dünya inşa etmek için gereken kaynakları serbest bırakmak için çok önemlidir.
2. ‘Borçlu Bir Dünya: Küresel Refah İçin Büyüyen Bir Borç Yükü’ Raporu
2.1. Küresel kamu borcu görülmemiş seviyelerdedir [global public debt at unprecedented levels]
Dünyanın dört bir yanındaki kamu borçları son on yılda artıyor. Son yıllarda art arda gelen krizler bu eğilimin keskin bir şekilde hızlanmasını tetiklemiş; sonuç olarak, küresel kamu borcu 2000 yılından bu yana beş kattan fazla artarak, aynı dönemde üçe katlanan küresel gayrisafi yurtiçi hâsılayı (GSYİH) açık bir şekilde geride bırakmıştır.
2022 yılında, genel devlet iç ve dış borcunu içeren küresel kamu borcu, 92 trilyon Amerika Birleşik Devletleri (ABD) doları rekor seviyeye ulaşmıştır. Gelişmekte olan ülkeler, toplam borç tutarının yaklaşık %30’unu borçludur ve bunun kabaca %70’i Çin, Hindistan ve Brezilya’ya atfedilebilir.
Ancak son on yılda gelişmekte olan ülkelerde kamu borcu gelişmiş ülkelere göre daha hızlı artmıştır. Gelişmekte olan ülkelerde borcun artması, temel olarak -COVID-19 salgını, yaşam maliyeti krizi ve iklim değişikliği tarafından şiddetlenen- artan kalkınma finansmanı ihtiyaçlarından ve sınırlı alternatif finansman kaynaklarından kaynaklanmaktadır.
Sonuç olarak, yüksek borç seviyeleri ile karşı karşıya olan ülke sayısı, 2011’de sadece 22 ülke iken 2022’de 59 ülkeye keskin bir artış göstermiştir.
2.2. Uluslararası finansal mimarideki eşitsizlikler [inequalities in the international financial architecture]
Gelişmekte olan ülkeler, ardı ardına gelen krizlerin sürdürülebilir kalkınma üzerindeki olumsuz etkisini şiddetlendiren uluslararası bir finansal mimari ile uğraşıyorlar. Gelişmekte olan ülkelerin kalkınma finansmanına erişimini kısıtlayan ve onları daha pahalı kaynaklardan borçlanmaya iten, kırılganlıklarını artıran ve borç krizlerini çözmeyi daha da zorlaştıran bir sistem, kalkınma üzerindeki borcun yükünü artırıyor.
2.2.1. Yabancı alacaklılardan borçlanma, dış şoklara maruz kalmayı artırır (borrowing from foreign creditors increases exposure to external shocks)
Gelişmekte olan ülkelerin toplam kamu borcu, 2010 yılındaki GSYİH’nin %35’inden 2021’deki %60’a yükselmiştir. Benzer şekilde, bir hükümetin yabancı alacaklılara olan borcunun bir kısmı olan dış kamu borcu, 2010’daki GSYİH’nin %19’undan 2021’deki GSYİH’nin %29’una yükselmiştir. Borç seviyelerini, gelişmekte olan ülkelerin ihracat yoluyla döviz yaratma yetenekleriyle karşılaştırmak, dış borç yükümlülüklerini yerine getirmek için yeterli gelir elde etme kabiliyetlerinin de kötüleştiğini gösteriyor. Dış kamu borcunun ihracata oranı 2010’daki %71’den 2021’deki %112’ye yükselmiş; aynı dönemde dış kamu borç servisinin ihracattaki payı ise %3,9’dan %7,4’e çıkmıştır. Gelişmekte olan ülkeler, onları dış şoklara karşı daha savunmasız hale getiren yüksek dış kamu borcu seviyeleri nedeniyle ek büyük zorluklarla karşı karşıyadır. Küresel finansal koşullar değiştiğinde veya uluslararası yatırımcılar riskten daha fazla kaçındıklarında, borçlanma maliyetleri aniden yükselebilir. Benzer şekilde, bir ülkenin para birimi değer kaybettiğinde, yabancı para cinsinden borç ödemeleri hızla artabilir ve kalkınma harcamaları için daha az para kalır.
2.2.2. Özel alacaklılara güvenmek, krediyi pahalı hale getirir ve borcun yeniden yapılandırılmasını karmaşık hale getirir (relying on private creditors makes credit expensive and debt restructuring complex)
Tahvil sahipleri, bankalar ve diğer borç verenler gibi özel alacaklılar ticari şartlarda finansman sunarlar. Son on yılda, özel alacaklılara olan dış kamu borcunun payı tüm bölgelerde artmış ve 2021 yılında gelişmekte olan ülkelerin toplam dış borcunun %62’sini oluşturmuştur. Özel alacaklılara borçlu olunan kamu borcunun artan payı iki zorluk arz etmektedir. Birincisi, özel kaynaklardan borçlanma, çok taraflı ve iki taraflı kaynaklardan imtiyazlı finansmandan daha pahalıdır. İkincisi, alacaklı tabanının artan karmaşıklığı, gerektiğinde bir borç yeniden yapılandırmasının başarıyla tamamlanmasını zorlaştırmaktadır. Gecikmeler ve belirsizlikler, borç krizlerini çözme maliyetlerini artırmaktadır.
2.2.3. Gelişmekte olan ülkeler borçları için gelişmiş ülkelere göre çok daha fazla ödeme yapıyor (developing countries pay much more for their debt than developed ones)
Gelişmekte olan ülkeler borçlandıkları zaman gelişmiş ülkelere göre çok daha yüksek faiz oranları ödemek zorunda kalıyorlar, üstelik döviz kurundaki dalgalanmaların maliyetini de hesaba katmıyorlar. Afrika’daki ülkeler ortalama olarak ABD’den dört kat, hatta Almanya’dan sekiz kat daha yüksek oranlarda borçlanmaktadırlar. Yüksek borçlanma maliyetleri, gelişmekte olan ülkelerin önemli yatırımları finanse etmesini zorlaştırmakta ve bu da borcun sürdürülebilirliğini ve sürdürülebilir kalkınmaya yönelik ilerlemeyi daha da baltalamaktadır.
2.3. İmkânsız seçeneklerle yüzleşmek: borç ödemek veya insanlarına hizmet etmek [facing impossible choices: servicing debt or serving their people]
Gelişmekte olan ülkelerin borç eğilimleri, ekonomilerinin büyüklüğüne ve devlet gelirlerine göre toplam kamu faiz ödemelerinde hızlı bir artışa neden olmuştur. Şu anda, gelişmekte olan ülkelerin yarısı, son on yılda keskin bir artışla, GSYİH’lerinin %1,5’inden fazlasını ve hükümet gelirlerinin %6,9’unu faiz ödemelerine ayırmaktadır. Faiz ödemelerindeki artış yaygın bir sorundur. Faiz harcamalarının kamu gelirlerinin %10’unu ve daha fazlasını temsil ettiği ülke sayısı 2010 yılında 29 iken 2020’de 55’e yükselmiştir.
2.4. İnsanlar bedelini ödüyor [people pay the price]
Bazı bölgeler, halkına hizmet etmekten çok borç ödemeye harcamaktadır. Afrika’da faiz ödemeleri için harcanan tutar, eğitim veya sağlık için yapılan harcamalardan daha fazladır. Asya ve Okyanusya’daki gelişmekte olan ülkeler (Çin hariç) sağlıktan çok faiz ödemelerine kaynak ayırmaktadır. Benzer bir şekilde, Latin Amerika ve Karayipler’deki gelişmekte olan ülkeler yatırımdan çok faiz ödemelerine daha fazla para ayırıyorlar. Dünya genelinde artan borç yükü, ülkeleri sürdürülebilir kalkınmaya yatırım yapmaktan alıkoyuyor. Bazı bölgeler, halkına hizmet etmekten çok borç ödemeye harcıyor. Giderek artan sayıda ülke, hem kalkınmalarının hem de borç yönetimi becerilerinin tehlikeye düştüğü bir durumda kendilerini kapana kısılmış buluyor. Şu anda en az 19 gelişmekte olan ülke eğitimden çok faize harcıyor ve 45’i sağlıktan çok faize harcıyor. Toplamda 48 ülke, büyük faiz ödeme yükleri nedeniyle yaşamları eğitime veya sağlığa yapılan yetersiz yatırımlardan doğrudan etkilenen 3,3 milyar kişiye ev sahipliği yapıyor.
2.5. Sürdürülebilir kalkınmayı finanse etmek için bir yol haritası [a roadmap to finance sustainable development]
Küresel borç zorluklarını ele almak ve sürdürülebilir kalkınmaya ulaşmak için, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri Teşvik Paketinde ve Gelecek için Zirvenin Uluslararası Finansal Mimari Politika özetinde (United Nations in the Sustainable Development Goals Stimulus package and the Summit for the Future’s International Financial Architecture policy brief) ileriye dönük açık bir yol özetliyor:
- Gelişmekte olan ülkelerin uluslararası finansal mimarinin yönetişimine gerçek ve etkili katılımını iyileştirerek sistemi daha kapsayıcı hale getirmek;
- Yüksek borç maliyeti ve artan borç sıkıntısı riskiyle mücadele etmek ve alacaklı koordinasyon zorlukları ve katılımcı ülkelere yönelik otomatik borç servisi askıya alma hükümlerinin bulunmaması nedeniyle G20 Borçların İyileştirilmesi Ortak Çerçevesinin (G20 Common Framework for Debt Treatment) yavaş ilerlemesini ele almak için bir borç tasfiye mekanizması oluşturmak;
- Özel Çekme Haklarının (Special Drawing Rights) güçlendirilmiş kullanımı, Uluslararası Para Fonu (IMF) ilave ücretlerinin geçici olarak askıya alınması ve IMF acil durum kota erişim pencerelerinin artırılması da dâhil olmak üzere, ülkelerin son çare olarak borçlanmaya zorlanmaması için kriz zamanlarında daha fazla likidite finansmanı sağlamak,
- Daha fazla ve daha iyi finansman, karşılanabilir uzun vadeli finansmanı büyük ölçüde artırmaktadır. Uzun vadeli sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek ve özel kaynakları ölçeklendirmek için Çok Taraflı Kalkınma Bankalarının (Multilateral Development Banks) dönüşümü ve genişletilmesi ile daha imtiyazlı finansman; yardım ve iklim finansmanı taahhütlerini yerine getirmek.
3. Sonuç
Eşitsizlik, uluslararası finansal mimariye gömülü durumdadır. Bu değişmelidir.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
