

Giriş
Kripto piyasası altyapıları için son birkaç yıl yoğun geçmiştir. FTX skandalı, kripto ekosistemi için Sam Bankman-Fried ve ortaklarının mahkum edilmesiyle sonuçlanan son derece zorlu bir olay olduğunu kanıtlamıştır. Uygulama cephesinde, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) 2023 yılında Binance ve Coinbase’e karşı harekete geçerken, Avrupa Birliği kripto varlık hizmet sağlayıcılarını (kripto işlem platformları dâhil) Kripto Varlıklar Piyasaları Yönetmeliği (Markets in Crypto-Assets Regulation) aracılığıyla düzenlemeye geçmiş ve bu yönetmelik, uygulanmasını desteklemek ve teknik standartları tanımlamak için ilave düzenleyici girişimleri teşvik etmiştir. Aynı zamanda, Uluslararası Menkul Kıymetler Komisyonları Örgütü (International Organization of Securities Commissions-IOSCO) tartışmaya aktif olarak katkıda bulunarak 2020 yılında yayınlanan mühim bir raporun ardından önemli kamuoyu görüşleri yayınlamıştır.
Yakın zamanda yayınlanan ‘Borsa Olarak Kripto İşlem Platformları’ [Crypto-Trading Platforms as Exchanges (Michigan State Law Review)] adlı makalede, kripto işlem (alım-satım) platformlarının iş modeli incelenmekte olup; platformların ve faaliyetlerinin kavramsal ve deneysel bir analizi sunulmakta, işlevlerinin yoğunlaşmasının nedenleri tanımlanıp belgelenmekte ve bu yoğunlaşmanın yatırımcılar ve finansal sistem için nasıl riskler oluşturduğu gösterilmektedir. Makalede ayrıca, kripto işlem platformlarının borsa olarak düzenlenmesi, işlem mekanlarının dönüşümü, halka açık borsalardan parçalanmış özel pazar yerlerine doğru inceleme ve bu daha geniş dönüşümün bir parçası olarak kripto işlem platformlarının yükselişi için bağlam sağlama önerilmektedir. Borsalar kademeli olarak evrimleşerek örgütsel, yasal ve ticari değişikliklere yol açmıştır. Teknolojik gelişmeler, büyük aracı kurumların işlem masaları ve alternatif alım satım sistemleri (alternative trading systems) dâhil olmak üzere çok sayıda ve çeşitli rakibin yerleşik borsalarla rekabet etmesini sağladığı için piyasa parçalanmasına büyük ölçüde katkıda bulunmuştur. Kripto işlem platformlarının iş modeli, New York Borsası veya Londra Borsası (New York Stock Exchange or London Stock Exchange) gibi geleneksel borsalarla karşılaştırıldığında şaşırtıcıdır. Geleneksel borsalar kapitalizmin ve finansal ekonominin büyümesine katkıda bulunmuş olup önemli olmaya devam etmektedir. Borsalar, hisse senetlerine olan talebin ve arzın buluştuğu bir pazar yeri sağlar ve piyasa adaletine, bütünlüğüne ve şeffaflığına katkıda bulunurlar. Ayrıca, kendi kendini düzenleyen kuruluşlar olarak borsalar, bu pazarda yer alan kuruluşları düzenlemede rol oynarlar.
Makalede, kripto işlem platformlarının kripto ekonomisi için tam hizmet iş modeline doğru kaydığı ve geleneksel piyasa yapısını değiştirdiği gösterilmektedir. Aracı olarak hareket ediyorlar, kendi sabit paralarını çıkarıyorlar, saklama hizmetleri sunuyorlar, mevduat kabul ediyorlar, kredi veriyorlar ve riskli finansal araçlar dağıtıyorlar. Bu da, daha önce geleneksel piyasa yapılarıyla ilişkilendirilmemiş benzeri görülmemiş çıkar çatışmaları ve sistemik riskler yaratıyor.
Kripto işlem platformlarının mevcut iş modeli ve ortaya çıkan piyasa yapısı, finans hukuku ve finansal politika için derin etkilere sahiptir. Dikey entegrasyon nedeniyle, kripto işlem platformları kripto ekonomisinin içinde ve hatta dışında finansal bağlantıların katalizörleri haline gelmiş ve kripto ve geleneksel finans kuruluşlarıyla köprüler kurmuştur. Bu, onları iflas edemeyecek kadar büyük bir sonraki finansal holding haline getirebilir.
Bunun ışığında, anılan makalede, kripto işlem platformlarının sağlayabileceği hizmetlerin sınırlandırılması önerilmektedir ki; bu da iş modellerinde bir değişime yol açacaktır. Bu faaliyetlerin ve hizmetlerin makul bir şekilde ayrılması, yatırımcı korumasını artırırken sistemsel riskleri azaltacak ve teknoloji odaklı finansal kapitalizmin zorluklarını ele alacaktır. Düzenleyici otoriteler, kripto işlem platformlarının yalnızca adil ve şeffaf pazar yerleri sağlamaya odaklanmasını ve birincil rolleriyle işlevsel ve yapısal olarak bağlantılı olmayan tüm faaliyetleri dışlamasını gerektirebilir. Bu şekilde, alım satım (işlem) ile borç verme ve ödünç alma platformları ve tescilli alım satım arasında ayrım yapacaklardır. Celsius ve Voyager piyasa çöküşleri, alım satım ve borç verme faaliyetlerini birleştirmenin tehlikelerini gösterirken; FTX’in başarısızlığı, şirketi iflasa sürükleyen bağlı kuruluşu Alameda Research’te görüldüğü gibi, tescilli alım satımın tehlikelerini açıkça göstermektedir.
Temel bir soru, kripto işlem platformlarının kendi sabit paralarını çıkarıp çıkarmaması gerektiğidir. Sabit para çıkarmak ölçek ekonomilerine yol açabilse de, yatırımcılar için bir risk oluşturabilir, onları manipülatif uygulamalara ve artan bağlantılılık yoluyla finansal sisteme maruz bırakabilir. Binance dikkate değer bir örnektir. Binance, Eylül 2022’nin sonundan itibaren müşterilerinin üç sabit paradaki varlıklarını kendi sabit parası olan BUSD’ye dönüştürmeye başlamıştır. Buna, 50 milyar dolarlık piyasa değeriyle ikinci en büyük sabit para olan USD Coin (USDC), 1 milyar doların altında piyasa değeri olan Pax Dollar (USDP) ve 1 milyar dolarlık piyasa değeri olan True USD (TUSD)’nin tüm müşteri varlıkları dâhildi. BUSD, 20,5 milyar dolarlık piyasa değeriyle dünyanın üçüncü büyük sabit parası olmuştur. Binance gibi bir kripto para borsasının, kendi sabit kripto parasını tanıtmak için piyasa hâkimiyetini kullanma yönündeki ticari kararı, sabit kripto paralara olan güven ve adalet konusunda soruları gündeme getirmektedir.
Makalede, ayrıca kripto işlem platformlarının nasıl düzenlendiğine dair parçalanmayı önlemek için uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi önerilmektedir. Kripto ekonomisindeki skandalların sayısı ve krizlerin büyüklüğü, 2008 finans krizi ile benzerlikler göstermektedir. Kriz zamanında, G20 türev sözleşmeleri ve piyasa altyapılarını, özellikle takas odalarını düzenleme ihtiyacını kabul etmiş ve menkul kıymetler ve bankacılık düzenleyici otoritelerini bunu yapmaya çağırmıştır. Dodd-Frank Yasası, finansal sistemin dayanıklılığını güçlendirmeyi ve bu sektörden kaynaklanan herhangi bir sistemik riski azaltmayı amaçlıyordu. Kripto işlem platformları da benzer eylemler gerektirmektedir. IOSCO, biri kripto ve dijital varlıklara, diğeri ise kripto varlık işlemleri, borç verme ve borç alma platformları ve diğer piyasa katılımcıları ile ilgili merkezi olmayan finansa odaklanan iki çabayla 2022-2023 dönemi için bir Kripto Varlık Yol Haritası başlatmıştır. Bu girişimin başarısı, sağlam en iyi uygulamaları, uygun düzenlemeleri ve etkili uygulama mekanizmalarını oluşturma hedefiyle en saygın ve etkili piyasa aktörlerini ve ulusal düzenleyici otoriteleri dâhil etme becerisine bağlı olacaktır.
Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
