
Covid-19 salgını sırasında, şirketlerin finansal sağlığı (financial health of companies) önemli ölçüde bozulduğu için dünya çapındaki kurumsal yeniden yapılandırma yasaları bir stres testinden geçti. Çek Cumhuriyeti’nde pandemi nedeniyle uygulamaya konulan acil durum önlemleri, yalnızca küçük ve orta ölçekli işletmelerin (small and medium-sized businesses; SMEs) değil, aynı zamanda ČSA, Smartwings havayolları ve FIRO-tour (Çek Cumhuriyeti’ndeki en büyük seyahat acentelerinden biri) gibi büyük şirketlerin de finansal sorunlarla karşı karşıya kalmasıyla birçok sektördeki işletmeleri büyük ölçüde etkiledi. Bazı endüstriler (özellikle restoranlar, oteller ve perakende satış mağazaları), bu işletmelerin gelirlerinde önemli düşüşler yaşamaları veya ekonomik olarak uygun olmamaları nedeniyle tamamen durma noktasına geldi. Hükümetten, (i) finansal destek (financial support) ve (ii) kurumsal yönetişim ve iflas/yeniden yapılandırma yasalarına ilişkin standart yasal çerçevedeki değişiklikler (changes to the standard legal framework for corporate governance and insolvency/restructuring laws) açısından ekonominin her kesiminden hızlı yanıt çağrıları gelmeye başladı.
‘Sağlıklı’ bir ekonomide (a healthy economy), yeniden yapılandırma ve iflas yasası, iş ortamını iflas eden işletmelerden ‘temizlemeye’ yardımcı olur ve ekonomideki varlıkları verimli bir şekilde dağıtmaya hizmet eder. Bununla birlikte, ‘kara kuğu’ (black swan) tipi bir olay[1] varsa, yeniden yapılandırma ve iflas yasası bu amacı tam olarak yerine getiremeyebilir, çünkü özellikle piyasaya aynı anda karşılık gelen talebin olmadığı çok sayıda varlık gelebilir ve bu da varlığın satış fiyatı üzerinde önemli bir etki yaparak temel değerinin altına düşürür ve buna bağlı olarak bu, hem borçlular hem de borçlunun alacaklıları üzerinde zararlı bir etkiye sahip olabilir [‘yangın sonu satışları riski’ (risk of fire-sale outcomes)]. Ayrıca, ekonominin büyük bir bölümündeki finansal sorunlar da toplumu bir bütün olarak tehdit edebilecek sistemik bir risk oluşturabilir.
Devam eden krizle yüzleşmek için Çek hükümeti, Covid-19 salgınının etkisini azaltmak için çeşitli adımlar attı. 2020-2021 dönemindeki pandeminin kritik aşaması sırasında Çek Cumhuriyeti’nde uygulamaya konulan çeşitli kefalet ve kurtarma önlemlerine (bail-in and bail-out measures) ilave olarak hükümet, standart düzenleyici çerçevenin devam eden krize yeterince yanıt vermek için kurumsal olarak yetersiz olduğunu değerlendirdi. Bu meyanda, kamu talebine yanıt olarak, şirketlerin yeniden yapılandırılması yasaları alanında bir dizi geçici düzenleyici tedbirler kabul edilmiştir. Bunlar şunları içermişti: bir geçiş dönemi için alacaklılar, borçlularına karşı bir iflas dilekçesi vererek iflas davası başlatma olanağından mahrum bırakıldı; borçlunun iflas dilekçesi verme yükümlülüğü askıya alındı; salgın nedeniyle geçici sorunlar yaşayan borçlulara bireysel alacaklılara karşı koruma sağlamak ve finansal sıkıntılarını çözmek için olağanüstü bir moratoryum imkânı getirildi. İkincisi, yorumcuların beklediği kadar kullanılmadı: makale yazarının “ilk aşama” (first phase) dediği dönemde (Ağustos 2020’nin sonuna kadar) moratoryumu 40 şirket kullandı; alacaklıların tasfiye işlemlerini başlatma konusunda kısıtlandığı ve borçlunun dosya açma yükümlülüğünün askıya alındığı ve bir sonraki aşamada (Haziran 2021’e kadar) da yaklaşık aynı sayıda prosedür kullanıldı.
Koruyucu önlemler (hem finansal destek hem de yasadaki düzenleyici değişiklikler) yalnızca geçiciydi. Pandemi sonrasında, geçici acil durum önlemlerinin kaldırılmasıyla birlikte, Çek Cumhuriyeti’nde önceki yıllara göre şaşırtıcı bir şekilde iflas dilekçeleri ve davalarının sayısı azalırken; 2022’nin sonunda artan şirket iflas dalgasının nedeni, daha çok Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden kaynaklanan enerji krizidir. Önceki yıllara kıyasla salgından sonra iflas dilekçelerinin sayısı fiilen azaldığından ve genel beklentilerin aksine, sıkıntılı satışlar (şimdiye kadar) Çek Cumhuriyeti’ndeki Birleşme ve Satın Alma piyasasının ana itici gücü haline gelmediğinden, Çek Cumhuriyeti’ndeki bu finansal yardım programların çok cömert olduğu denilebilir. Alacaklıların iflas işlemlerini başlatma yetkilerindeki değişiklikten sonra bile olağanüstü moratoryumun düşük düzeyde kullanılması bu yorumla tutarlıdır. Aynı zamanda, salgından sonra Çek Cumhuriyeti’nin kamu borcu önemli ölçüde artmış ve hükümetin kurtarma/finansal yardım programları kapsamında sağlanan ‘helikopter parası’ (helicopter money[2]), Çek Cumhuriyeti’ndeki enflasyon oranındaki artışı önemli ölçüde hızlandırmıştır. Ve devam eden enerji krizinin etkileri şimdiden kapımızın önündedir.

[1] Siyah kuğu, ciddi sonuçları olan son derece nadir bir olaydır. Önceden tahmin edilemez, ancak olaydan sonra birçok kişi yanlış bir şekilde tahmin edilebilir olması gerektiğini iddia eder. Siyah kuğu olayları, piyasaları ve yatırımları olumsuz etkileyerek bir ekonomide feci hasara neden olabilir, ancak sağlam modellemenin kullanılması bile siyah kuğu olayını engelleyemez. Standart tahmin araçlarına güvenmek, hem tahminde başarısız olabilir hem de riski yayarak ve yanlış güvenlik sunarak siyah kuğulara karşı savunmasızlığı potansiyel olarak artırabilir. Bu kavram, Nassim Nicholas Taleb’in “Kara Kuğu” (The Black Swan) kitabıyla popüler hale gelmiştir. [Kavram ve ayrıntı için bkz. “Black Swan in the Stock Market: What Is It, With Examples and History, Investopedia, June 07, 2022, < https://www.investopedia.com/terms/b/blackswan.asp#:~:text=Investopedia%20%2F%20Michela%20Buttignol-,What%20Is%20a%20Black%20Swan%3F,they%20were%20obvious%20in%20hindsight. > Erişim Tarihi 10 Nisan 2023”]
[2] Helikopter parası, ekonomik büyümeyi teşvik etmek için büyük tutarlarda para basmayı ve bunu halka dağıtmayı içeren alışılmadık bir para politikası aracıyla ilgilidir. Bu kavram, Amerikalı ekonomist ve istatistikçi Milton Friedman tarafından, onun ünlü makalesi “The Optimum Quantity of Money” (1969) ile icat edilmiştir. Helikopter parasına yönelik temel eleştiriler arasında (1) geri döndürülemezliği (its irreversibility), (2) hiperenflasyon potansiyeli (the potential for hyperinflation) ve (3) yerel para biriminin devalüasyonu (the devaluation of the domestic currency) yer alır. [Kavram ve ayrıntı için bkz. “Helicopter Money, Corporate Finance Institute, January 19, 2023, < https://corporatefinanceinstitute.com/resources/economics/helicopter-money/ > Erişim Tarihi 10 Nisan 2023”]
Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
