“Dijitalleşme, Sürdürülebilirlik ile Bankacılık ve Sermaye Piyasaları Birliği: Avrupa Birliği Finans Mevzuatının Güncel Sorunları Üzerine Düşünceler” Başlıklı Kitaba Kısa Bir Giriş*

Avrupa finans sektörünün dayanıklılığı, yirmi yıldan kısa bir süre içinde iki kez teste tabi tutuldu. Bunun da ötesinde, dijitalleşme ve (insan kaynaklı) iklim değişikliği siyasi, ekonomik ve bilimsel tartışmaları şekillendiriyor. Ve haklı olarak: Hem dijitalleşme hem de sürdürülebilirlik, yalnızca geleneksel finansal düzenleme kavramlarını sorgulamakla kalmıyor, aynı zamanda mevcut rejimin önümüzdeki on yıllarda nasıl işleyebileceğine dair şüpheler de uyandırıyor. Ayrıca, Bankacılık ve Sermaye Piyasaları Birliği ile ilgili süregelen tartışmayı da büyük ölçüde etkiliyorlar. ‘Dijitalleşme, Sürdürülebilirlik ile Bankacılık ve Sermaye Piyasaları Birliği’ başlıklı kitap bazı acil konulara ışık tutuyor ve umarız bu konudaki tartışmaları teşvik eder.

Aşağıda, bu kitabın bazı bölümlerinin kısa bir özeti verilmektedir.

1. Dijital Finans (Digital Finance)

1.1. Batmak İçin Çok mu Teknolojik? (Nordine Abidi ve Ixart Miquel-Flores)

BigTech şirketlerinin tahvil finansmanı avantajı var mıdır? Bu şirketler yeni ‘Batmak İçin Çok Büyük’ (Too-Big-to-Fail; TBTF) firmalar mıdır? ‘Batmak İçin Çok Büyük’, diğer şeylerin yanı sıra, en büyük firmaların (genellikle bankalar) tahvil piyasasında küçük firmalara göre haksız bir finansman avantajı elde ettiği fikrini temsil eder. Kitabın bu bölümü, teknoloji finans dünyasını inceleyerek iki temel bulgu sunuyor: Birincisi, tahvil ihraç eden Amerika Birleşik Devletleri (ABD) firmaları evreninde, en büyük teknoloji şirketleri 2014 yılından 2021 yılına kadar bir fonlama avantajı elde ettiler. İkinci olarak, bu bölüm finansal sıkıntı zamanlarında portföy seçimlerini araştırıyor. Piyasa türbülansının olduğu zamanlarda BigTech menkul kıymetlerinin portföy varlıklarında keskin bir nispi artış olduğuna dair kanıtlar bulunmakta olup; bu da BigTech tahvillerinin güvenli varlıklar olarak hareket ettiğini düşündürmektedir. Genel olarak, BigTech şirketleri yavaş yavaş “Batmak İçin Çok Teknolojik” (Too-Tech-to-Fail; TTTF) paradigmasına yaklaşıyor.

1.2. Avrupa Birliği Piyasa Davranış Denetiminin Algoritmik Geleceği: Alessio Azzutti’den Bir Ön Kontrol

Kitabın bu bölümü, algoritma ağırlıklı sermaye piyasalarında Avrupa Birliği (AB) piyasa davranış denetiminin zorluklarını araştırıyor. Yapay zekada ve özellikle onun alt alanı olan Makine Öğreniminde devam eden ilerlemeler nedeniyle, sermaye piyasaları giderek daha güçlü ve sofistike alım satım (işlem) sistemleri ve stratejilerinin ortaya çıkışına tanık oluyor. Teknolojik yenilik muazzam faydalar vaat etse de, aynı zamanda korkunç bir yeni risk kaynağını da gizleyebilir. Özellikle, tanımlanması ve düzenlenmesi giderek zorlaşan piyasa manipülasyonu. Bu temel ikilemi göz önünde bulunduran bu bölüm, AB piyasa davranış denetiminin mevcut strateji ve mekanizmalarının önemli sınırlamalarını ve bunun yanı sıra algoritmik alım satım davranışının etkili bir şekilde düzenlenmesi ile ilgili sorunları ortaya koymaktadır. Finansal düzenleyiciler tarafından yapay zekaya artan bir güvene doğru bir paradigma değişikliği tasavvur edilirken, bunun denetim cephaneliğini yükseltmeye ve algoritmik piyasa (yanlış) davranış bilgilerini ilerletmeye nasıl katkıda bulunabileceğini inceler.

1.3. Finansal Piyasa Katılımcıları Tarafından Yapay Zeka ve Makine Öğreniminin Kullanımına İlişkin Denetleyici Gözetim (Patrick Raschner)

Yapay zeka (Artificial Intelligence) kullanmak isteyen firmalar için en önemli zorluklardan biri, uygun düzeyde bir denetim şeffaflığı sağlamaktır. Kitabın bu bölümü robo-danışmanlık, hedge fonlar ve algoritmik işlemler için mevcut bildirim yükümlülüklerini araştırıyor. Algo işlemleri dışında, geçerli yasal düzenlemeler belirli kurallar içermez. Bununla birlikte, müstakbel robo-danışmanların ve fon yöneticilerinin, yetkilendirme taleplerinde yapay zeka kullanımını açıklamaları gerekecektir. Halihazırda yetkilendirilmiş piyasa katılımcıları için, yapay zeka kullanımının önemli değişiklikler nedeniyle bir bildirim yükümlülüğünü tetikleyip tetiklemediği daha şüpheli görünmektedir. Bu nedenle kilit öneme sahip olan, hem firmaların hem de yöneticilerin talep üzerine yapay zeka kullanımını kamuya açıklamak zorunda kalacakları sürekli denetim rejimidir.

1.4. Dijital Finansal Hizmetlerde Düzenleyici Koordinasyon ile Yayılma ve Sürdürülebilir Finans (Pedro Schilling de Carvalho)

Kitabın bu bölümünde, dijital finansal hizmetler ve sürdürülebilir finans alanındaki düzenlemelerin koordinasyonu ve yayılmasına ilişkin bazı eğilimler analiz edilmekte; dahili ağların ortaya çıkışı incelenmektedir: Küresel Finansal İnovasyon Ağı (Global Financial Innovation Network) ve Finansal Sistemi Yeşillendirme Ağı (Network for Greening the Financial System; NGFS). Bu bölümde, bu yeni dahili ağların, heterojen tercihlere sahip düzenleyiciler arasında bir arabuluculuk örneği gibi hareket ederek, yetki alanlarının daha organize bir şekilde rekabet eden düzenleme versiyonlarını bulma esnekliğini artırabileceği; bölgesel işbirliği için modellerin oluşturulmasını kolaylaştırabileceği; çıktıların daha hızlı geliştirilmesini ve uluslararası finansal mimarideki diğer unsurlar (nodes) ile bağlantıların oluşturulmasını sağlayabileceği, tartışılıyor.

1.5. Açık Bankacılık, Hesap Kuralına Erişim ve Bankacılık Verilerinin (Ücretsiz) Pazarlanabilirliği (Daniel Foà)

2366/2015 sayılı Direktif ile ortaya konulan düzenleme, diğer şeylerin yanı sıra, hesaplara erişim konusunda öncü kuralı içermektedir. Hesap sahibinin muvafakat etmesi halinde sektör yetkililerini ödeme hesaplarına ilişkin verileri paylaşmaya mecbur kıldığı için ‘açık bankacılık’ ortamının temelleri atılıyor. Bu paylaşım yükümlülüğü, pazarı yeni işletmecilere hizmet sunmalarına olanak tanıyacak şekilde açmıştır. Bu nedenle, bankalar ve diğer ödeme kurumları, TPP (Third Party Provider; Üçüncü Taraf Sağlayıcı) arayüzleri ile iletişim ve birlikte çalışabilirlik sağlayan özel Uygulama Programlama Arayüzleri (Application Programming Interfaces) kurmak zorunda kaldılar. Bu bölümde, bu sorunlar eleştirel bir şekilde incelenmekte ve diğer şeylerin yanı sıra, ödeme hesabı verilerinin yalnızca, müşteriler verilerinin kullanımına açıkça izin vermediği sürece anonim olarak pazarlanabileceği sonucuna varılmaktadır.

1.6. Dijital Operasyonel Esneklik Yasası Kapsamında Bilgi ve İletişim Teknolojisi Üçüncü Taraf Riskinin Yönetimi (Stavros Kourmpetis)

Yakın zamanda kabul edilen Dijital Operasyonel Direnç Yasası (Digital Operational Resilience Act-DORA), finansal sistem üzerindeki bilgi ve iletişim risklerini (BİT riskleri) ele almak için AB’nin yasama gündeminin en önemli parçasıdır. Düzenlenen diğer konuların yanı sıra DORA, ‘üçüncü taraf riski’ (third party risk) olarak adlandırılan BİT riskinin finansal kuruluşlar tarafından dışarıdan temin edilmesini düzenler. Kitabın bu bölümünde, bu risklerin düzenlenmesi, bu bağlamda Avrupa Denetim Otoriteleri (European Supervisory Authorities; ESAs[1]) ile Ulusal Yetkili Makamlar (National Competent Authorities; NCAs) arasındaki etkileşim analiz edilmekte ve yeni hükümlerin orantılılığı incelenmektedir.

2. Sürdürülebilir Finans (Sustainable Finance)

2.1. Sürdürülebilirlik: Avrupa Birliği Bankacılık ve Sigorta Yönetmeliğinde Güncel Bir Yönlendirici (Lukas Böffel ve Jonas Schürger)

Sürdürülebilirlik, AB finansal düzenlemesi mimarisindeki tartışmaların merkezine ulaşmıştır. Bankalar ve sigorta şirketleri, kamuyu aydınlatma, sermaye, iş modeli ve yönetişime ilişkin koşullar gibi sürdürülebilirlik ile ilgili çeşitli düzenlemelerle karşı karşıyadır. Bankacılık ve sigortacılık hukukunda sürdürülebilirlik sorununun denetimsel olarak ele alınması temelde farklıdır. İklim ile ilgili ve çevresel riskler benzer şekilde tanımlansa ve her iki yönetmelik de karşılaştırılabilir bir modele dayansa da, düzenlemeler farklıdır. Bu farklılıklar, bankaların ve sigorta şirketlerinin maruz kaldıkları farklı risklere ve bankaların ve sigorta şirketlerinin iklim değişikliği ile mücadelede sahip oldukları farklı rollere dayanmaktadır.

2.2. Ekonomik ve Parasal Birlik’te Yeşil Para Politikası ve Birincil Hukuk Limitleri (Matthias Mayer ve Jonas Schürger)

İlk adımda, kitabın bu bölümünde Avrupa Merkez Bankası’nın (European Central Bank-ECB) Avrupa Birliği’nin para politikasını yeşilleştirmek için öngördüğü ana araçlar açıklanmaktadır. İkinci adımda, bu önlemlerin AB birincil hukukuna uygunluğu değerlendirilmektedir. Ardından, Avrupa Merkez Bankası’nın Eurosystem’in (Avro sistemi) varlık satın alma programını Avrupa Birliği’nin İşleyişine Dair Antlaşma’nın (Treaty on the Functioning of the European Union; TFEU) 127. maddesi kapsamında yeşillendirme yetkisine sahip olup olmadığı sorusuna vurgu yapılmaktadır. Bu tür bir yetki, ilke olarak, AB’deki genel ekonomi politikasını desteklemek şeklindeki ikincil hedeften elde edilebilir. Son olarak, bu bölümde, kurumsal denge ilkesi ile temel haklar iki kıstas olarak tanımlanmaktadır. (Bunların) Avrupa para politikasını dönüştürürken özenle dikkate alınmaları gerekir.

3. Bankacılık ve Sermaye Piyasaları Birliği (Banking and Capital Markets Union)

3.1. Tek Denetim Mekanizması Bileşik Prosedürleri için Adli İnceleme Aracı Olarak Özen Görevi (Barbora Budinská ve Jouke Tegelaar)

Yeknesak/Tek Denetim Mekanizması’nda (Single Supervisory Mechanism; SSM), bir bankanın nitelikli hissesinin satın alınmasına ilişkin kararlar ‘karma usul’ ile alınır. Ulusal Yetkili Makam (National Competent Authority-NCA), önerilen devralmayı IV no.lu Sermaye Yükümlülükleri Direktifi kriterlerine göre değerlendirmekte ve nihai kararı kabul eden Avrupa Merkez Bankası’na bir karar önerisi göndermektedir. Kriterlerden biri, kara para aklama ve terörün finansmanıyla mücadele (anti-money laundering and counter-terrorist financing; AML/CFT) ile ilgili kural ihlallerinden (potansiyel) şüphelenmek için makul gerekçelerin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesini gerektirir. Ulusal Yetkili Makamlar bu tür (potansiyel) ihlalleri değerlendirme yetkisine sahipken, Tek Denetim Mekanizması Yönetmeliği Avrupa Merkez Bankası’na bu tür görevler vermemiştir. Kitabın bu bölümünde, Avrupa Merkez Bankası’nın yetki eksikliği, nihai karar için yalnızca kendi sorumluluğu ve yasal hesap verebilirliği ile nasıl bağdaştıracağı incelenmekte ve dikkat yükümlülüğü ilkesinin, Avrupa Merkez Bankası’nın kara para aklama ve terörün finansmanıyla mücadele değerlendirmelerini gözden geçirmesine izin verecek şekilde kalibre edilebileceği önerilmektedir.

3.2. Esneklik ve Yasal Belirlilik Arasında Sınır Ötesi Banka Gruplarında Önleyici Finansman Düzenlemeleri (İlya Kokorin)

Küresel Mali Kriz (Global Financial Crisis), grup içi finansmanın bankacılık grupları içinde önemli bir sermaye ve likidite kaynağı olduğunu gösterdi. Yine de, birçok ülke finansal istikrarı sağlamak ve ulusal çıkarları korumak, bankaların fonları farklı grup varlıkları arasında yeniden tahsis etme kabiliyetini sınırladı. Kitabın bu bölümünde, grup içi finansman ile ilgili çeşitli kurallar ve düzenlemeler tartışılmaktadır. Bunlar şunları içerir: (i) Banka Kurtarma ve Çözümleme Yönergesi (Bank Recovery and Resolution Directive; BRRD) tarafından getirilen grup mali destek anlaşmaları, (ii) kaynakların bankacılık grupları içinde önceden konumlandırılması ve (iii) grup içi desteğe ilişkin yapısal ve sözleşmeye dayalı düzenlemeler. Bankacılık sektörünün daha derin entegrasyonunu sağlamak için, grup içi finansmanı ele alan uyumlaştırılmış, öngörülebilir, uygun maliyetli ve yasal olarak bağlayıcı bir mekanizmanın oluşturulması gerekmektedir.

3.3. Şubelerden İştiraklere: Avrupa Birliği’nde Ayrılma Sonrası Yetkilendirmenin Yaptırılması (Pier Mario Lupinu)

Kitabın bu bölümünde, Avrupa Komisyonu’nun en son bankacılık paketi incelenmekte ve mevcut AB mevzuatında kalan bazı eksiklikler ele alınmaktadır. Paket, Üçüncü Ülke Şubelerinin (Third-Country Branches; TCBs) düzenleyici çerçevesini ve denetimini iyileştirmeyi amaçlayan tedbirleri içermektedir. Bu değişiklikler, Küresel Mali Kriz, diğer yetki alanlarındaki benzer düzenlemeler ve özellikle Brexit tarafından yönlendirilmektedir. AB’de bankacılık ve finansal hizmetlerde iş kurma özgürlüğü ve hizmet sunma özgürlüğü, incelenmesi zor olan ‘arka kapı’ (back-door) operasyonel dinamikler yarattığından, teklif, denetim otoritelerinin en büyük ve en riskli üçüncü ülke şubelerini daha derinlemesine düzenlenmiş bağlı kuruluşlara dönüştürmesine olanak tanıyan bir çerçeve sunmaktadır. Teklif, hem dış hem de AB içi endişeler yaratan teklifin bir bölümü olan bu sınır aşan krizlerin (transboundary crises; TBCs) tanımlanmasına yönelik ölçütleri detaylandırmaktadır.

3.4. İlave (addendum)

Sınırlı alan nedeniyle, bu giriş bölümünde kitabın tüm bölümlerinden bahsedilmemektedir. Bununla birlikte, bu blog yazısında yer almayan üç çok ilginç bölüm, 21 Mart’ta Avrupa Bankacılık Enstitüsü’nün (European Banking Institute-EBI) ev sahipliğinde düzenlenen bir Akademik Tartışmada sunulacak ve tartışılacaktır. Bu üç sunum şunlardır:

  1. Tokenize Kitle Fonlaması: Tahmini Düzenlemeler Nelerdir? (Tokenised Crowdfunding: What Regulatory Forecast?)
  2. Avrupa Birliği Bankacılık Mevzuatında Sürdürülebilirlik ve Sistemik Risk (Sustainability and Systemic Risk in EU Banking Regulation) ve
  3. Game of Thrones-Banka Çözümünde Kamu Çıkarı ve Mülkiyet Hakları Arasındaki Çatışma (Game of Thrones-The Clash Between Public Interest and Property Rights in Banking Resolution).

[1] Çevirenin Notu: Avrupa Denetim Otoriteleri şunlardır: Avrupa Menkul Kıymetler ve Piyasalar Otoritesi (European Securities and Markets Authority; ESMA), Avrupa Bankacılık Otoritesi (European Banking Authority; EBA) ve Avrupa Sigorta ve Bireysel Emeklilik Kurumu (European Insurance and Occupational Pensions Authority; EIOPA).

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.