
En zengin ekonomilerin bazılarında kolektif bir rahatlama nefesi artıyor. Faiz oranlarının on yıllardır görülen en sert yükselişi karşısında oldukça dirençli olduklarını kanıtladılar. Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) enflasyon şu ana kadar büyümeye veya istihdama çok fazla zarar vermeden düşürüldü. Hindistan ve Doğu Asya’daki diğer birkaç ekonomi de dâhil olmak üzere bazı gelişmekte olan ekonomilerdeki büyüme de güçlü oldu.
Henüz şampanyayı patlatmayın. Kısa vadeli küresel durgunluk riski azalmış olabilir, ancak dünya ekonomisi kırılgan olmaya devam ediyor. Direnç gösteren ekonomilerde bile, yüksek faiz oranlarının yavaş yavaş etkisini gösteren etkilerinin ortaya çıkmasıyla son zamanlardaki iyimser ruh hali ortadan kaybolabilir. Küresel ekonomiyi tehdit eden zehirli bir üçlü hâlâ varlığını sürdürüyor: yüksek borç seviyeleri, sıkılaşan finansal koşullar ve zayıf büyüme beklentileri (elevated debt levels, tighter financial conditions, and weaker growth prospects). Gelişmekte olan ekonomilerin çoğu için bunlar genellikle finansal krizin bileşenleridir.
Bugün toplam küresel borç, tarihin en yüksek seviyelerinde, yani dünyanın toplam ekonomik üretiminin kabaca iki buçuk katı düzeyinde kaldı. 2022 yılı sonunda, Çin dışındaki gelişmekte olan ekonomilerin borcunun gayri safi yurt içi hâsılaya oranı, 2010 yılından bu yana yaklaşık 30 puanlık bir artışla %126 oldu. Faiz oranları yükseldikçe kamu/devlet bütçeleri daraldı. Gelişmekte olan ekonomilerin çoğu artık sağlık ve eğitime harcadıklarından daha fazlasını borç ödemelerine harcıyor.
Bu finansal sıkışıklık herhangi bir azalma emaresi göstermiyor. Küresel faiz oranları zirveye yaklaşıyor olabilir, ama yakın vadede çok fazla düşmeleri beklenmiyor. Gelişmiş ekonomilerin çoğunda manşet enflasyon azaldı, fakat gıda ve enerjiyi hariç tutan çekirdek enflasyon inatla yüksek kaldı. Bu, Federal Reserve Başkanı Jerome Powell’in de geçen hafta Jackson Hole’deki merkez bankacıları toplantısında kabul ettiği gibi, büyük merkez bankalarının yüksek faiz oranlarını koruyarak enflasyonla mücadeleyi sürdürme eğiliminde kalacaklarını gösteriyor. Küresel finans piyasaları nihayet “uzun süre daha yüksek” faiz oranları gerçeğine uyum sağlamaya başlıyor.
Gelişmekte olan birçok ülkenin finansman maliyetlerinde ciddi bir artış yaşandı. Bu ekonomilerin beşte biri için ülke ‘spread’leri (gelişmekte olan ekonomilerde ihraç edilen tahvil getirileri ile ABD tahvil getirileri arasındaki fark) şu anda %10 puanı aşıyor, bu da borçlanmanın fahiş derecede yüksek maliyetine işaret ediyor. Gelişmekte olan ülkelerin kamu borcu temerrütlerinin artması şaşırtıcı değildir. Yalnızca son dört yılda bu tür temerrütlerin sayısı 15 oldu; önceki yirmi yılda bu sayı 19 idi.
Bu gerilimlerin ortasında küresel büyüme yavaşlıyor ve durgunluk bir süre daha devam edebilir. Küresel büyümenin bu yıl ve gelecek yıl ortalama sadece %2,3 olması bekleniyor ki; bu da salgın öncesi ortalamanın neredeyse tam puan altındadır. En son fikir birliği tahminleri, ülkelerin %85’inden fazlasındaki büyümenin bu yıl geçen yıla göre daha yavaş olacağını gösteriyor. Bu geniş tabanlı yavaşlama sürpriz olmamalıdır. Küresel ekonominin üç büyük motoru arasında bugün yalnızca ABD güçlü bir büyüme kaydediyor. Avro Bölgesi’nde büyüme duraklıyor. Çin ekonomisi dünyanın geri kalanı için rahatsız edici sonuçlar doğuracak şekilde sarsılıyor. Çin hariç, gelişmekte olan ekonomilerdeki büyümenin ise önemli ölçüde yavaşlaması (geçen yılki %4,1’den bu yıl %2,9’a) bekleniyor.
Bunun sonuçları kasvetlidir. Gelecek yılın sonuna kadar gelişmekte olan ekonomilerin yaklaşık %30’undaki insanlar, Covid-19 salgını öncesine göre daha yoksul kalacaktır. Büyümenin olağan itici güçleri (ticaret ve yatırım) azalıyor. Küresel ticaret büyümesinin bu yıl keskin bir yavaşlamayla 2022’deki %6’dan %2’nin altına düşeceği tahmin ediliyor. Gelişmekte olan ekonomilerdeki yatırım büyümesinin bu yıl ve gelecek yıl ortalama %4,2 ile ılımlı bir seviyede olması ve bu yüzyılın ilk yirmi yılındaki %7,1 ortalamasının oldukça altında olması bekleniyor.
Sürekli zayıf büyüme, hükümetlerin vatandaşlarını rahatsız eden bir dizi zorlukla mücadele etmesini zorlaştıracaktır. Aşırı hava olayları, en zengin ülkelerde bile daha büyük ekonomik hasara yol açarak daha da sıklaşmıştır. Gıda güvensizliği artıyor ve iklim değişikliği durumu daha da kötüleştiriyor. 2022 yılının sonunda 2,4 milyar insan, yani insanlığın neredeyse üçte biri, yıl boyunca yeterli güvenli ve besleyici gıdaya erişimden yoksundu.
Bu koşullar altında büyümeyi desteklemek kolay olmayacaktır. Ancak ulusal ve küresel politika yapıcıların kestirme yolların cazibesine direnmeleri ve orta ila uzun vadeli büyümeyi geliştirecek politika müdahalelerine odaklanmaları koşuluyla bu yapılabilir. Mali kaynaklar büyük ölçüde tükendiği ve enflasyon hâlâ yüksek olduğu için, şimdi büyük ölçekli ekonomik teşvik paketlerini düşünmenin zamanı değildir.
Yapısal politikalar güven oluştururken genel belirsizliğin azaltılmasına da yardımcı olabilir. Bu politikaların temel dayanaklarından biri, kalkınma ve iklim hedeflerine ulaşmak için yatırımları artırmak olmalıdır. Bu, kamu harcama verimliliğinin artırılması, kaynakların öncelikli altyapı projelerine yeniden tahsis edilmesi, yönetişim çerçevelerinin ve iş ortamlarının iyileştirilmesi ve düzenleyici ortamın düzene sokulması yoluyla yapılabilir. Temiz enerjiye geçişin hızlandırılması, iklim değişikliğinin hafifletilmesi ve borç sıkıntısıyla karşı karşıya olan giderek artan sayıda ülkenin borçlarının hafifletilmesi için küresel işbirliği hayati önem taşıyacaktır.
Birkaç ekonominin son dönemdeki dayanıklılığı memnuniyetle karşılanıyor ancak bu, küresel ekonominin karşı karşıya olduğu tehditleri ortadan kaldırmayacaktır. Politika yapıcıların önlerindeki zorlu çalışmaya odaklanmaları; enflasyonu ehlileştirmek gibi yarım kalan görevi tamamlamaları; sürdürülebilir uzun vadeli büyüme ve refaha ulaşmak için ihtiyaç duyulacak kapsamlı politika reformlarını ilerletmeleri gerekiyor.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
