Dünya Ekonomik Durumu ve Beklentiler: Haziran 2023 [Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal İşler Bölümü Aylık Brifingi]*

Hâlihazırda güçlü bir küresel toparlanmaya yönelik beklentiler belirsizliğini korumaktadır.

Önemli Çıkarımlar:

  • İnatçı enflasyon, yükselen faiz oranları ve artan ekonomik ve jeopolitik belirsizlikler arasında dünya ekonomisinin güçlü bir şekilde toparlanmasına yönelik beklentiler zayıftır.
  • Gelişmiş ekonomilerdeki tüketici harcamalarının beklenenden daha dirençli olması, Çin’deki toparlanma ve Hindistan’daki büyüme ivmesinin devam etmesi nedeniyle 2023 küresel büyüme tahmini yükseltilmiştir. Ancak birçok gelişmekte olan ülke için görünüm, Ocak ayında tahmin edilenden daha da kasvetlidir.
  • Orta vadeli büyüme beklentileri, pandemiden kaynaklanan yara izleri, iklim değişikliğinin giderek kötüleşen etkisi ve anemik yatırım ve artan borç kırılganlıkları gibi yapısal makroekonomik zorluklarla gölgelenmektedir.

1. Küresel büyüme baskı altında kalmaya devam ediyor

Dünya ekonomisi, zayıf büyüme beklentileri, yüksek enflasyon ve artan belirsizlikler arasında ciddi ters rüzgârlarla karşı karşıyadır. COVID-19 salgınının eski etkileri, Ukrayna’daki savaşın uzaması, iklim değişikliğinin giderek kötüleşen etkileri ve hızla değişen makroekonomik koşullar da dâhil olmak üzere bir dizi faktör, küresel görünüm üzerinde baskı oluşturmaktadır. Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde inatla yüksek seyreden enflasyon, on yıllardır en agresif faiz artırım döngüsüne yol açarak finansal koşulların sıkılaşmasına ve borç kırılganlıklarının şiddetlenmesine neden olmuştur.

Ekonomik beklentiler ılımlı olmaya devam ederken, küresel büyümenin 2023 yılında yavaşlaması, büyük olasılıkla Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa Birliği’ndeki (AB) artan hanehalkı harcamaları, Çin’deki toparlanma ve Hindistan için önceki tahminde geri dönüş olmaması nedeniyle muhtemelen önceden tahmin edilenden daha az şiddetli olacaktır. Küresel büyümenin şimdi 2022’deki %3,1 düzeyinden 2023’te %2,3’e doğru yavaşlayacağı tahmin edilmektedir (Ocak ayındaki %1,9’luk tahmine göre yükselmiştir).

Enflasyonist baskıların kademeli olarak hafiflemesiyle birlikte Dünya ekonomisinin 2024 yılında %2,5 oranında büyüyerek biraz ivme kazanacağı tahmin edilmektedir. Ancak bu oran, uzun vadeli (2000-2019) ortalama büyüme oranı olan %3,1’in çok altındadır. Pandemiden kaynaklanan yara izi, bastırılmış yatırımlar, artan borç kırılganlıkları ve fon teminindeki kıtlıklar gibi yapısal zorluklar ele alınmadan kalırken, Dünya ekonomisi uzun bir vasatın altında büyüme riskiyle karşı karşıyadır. Yavaş gelir artışı, yoksulluğun ortadan kaldırılmasına ve diğer Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine yönelik ilerleme umutlarını daha da baltalayacaktır.

Düşük uluslararası gıda ve enerji fiyatlarının da yardımıyla büyük ekonomilerin çoğunda son aylarda tüketici ve iş dünyası hissiyatı hafifçe iyileşmiştir. Ancak güven seviyeleri, uzun vadeli ortalamalarının çok altında kalmaktadır. Satın Alma Yöneticileri Endeksi ile ölçülen imalat faaliyeti dibe vurmuş gibi görünmektedir. Bu arada, küresel finans piyasaları, ABD ve Avrupa’da devam eden bankacılık sektörü kargaşasına rağmen büyük ölçüde dirençli kalmıştır.

Mart 2023’te, toplam varlıklara göre Amerika Birleşik Devletleri’nin 16. en büyük bankası olan Silikon Vadisi Bankası (Silicon Valley Bank) ve İmza Bankası’nın (Signature Bank) çöküşü ve ayrıca küresel açıdan sistemik olarak önemli bir banka olan ‘Credit Suisse’nin İsviçre hükümeti aracılığıyla devralınması, Dünya çapında finans piyasalarını sarsmıştır. Mayıs ayı başlarında, Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti ‘First Republic Bank’ın kontrolünü ele geçirmiş ve onu ‘JPMorgan Chase’ye satmıştır. Hükümetler ve finansal düzenleyiciler kargaşayı kontrol altına almayı başarırken, bu gelişmeler daha sistemik finansal istikrar risklerinin potansiyelini de göstermektedir. Piyasalardaki çalkantıya rağmen, Merkez Bankası ve diğer gelişmiş ülke merkez bankaları, çekirdek enflasyonun yüksek kalması ve beklenenden daha kalıcı olması nedeniyle politika faizlerini artırmaya devam etmiştir.

2023 yılı için hafifçe iyileşen küresel büyüme görünümü, başlıca gelişmiş ülkeler ve Çin’deki yukarı yönlü revizyonları yansıtıyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde tüketici harcamaları ve konut dışı yatırımlar, beklenenden daha iyi tutunarak, büyüme tahmininin 2023’te %1,1’e (bu, Ocak ayındaki %0,4’ten yukarıdadır) yukarı yönlü revizyonuna yol açmıştır. Bununla birlikte, sıkılaşan finansal koşullar ve konut fiyatlarında daha fazla ayarlama yapılmasının ortasında, tüketici harcamalarının 2024 yılındaki büyüme beklentileri üzerinde baskı oluşturarak yumuşaması beklenmektedir. Avrupa’da, düşük (doğal) gaz fiyatları ve dirençli tüketici harcamaları, özellikle hizmetlerde, daha önce yaşanan keskin yavaşlamayı engellemiştir. Avrupa Birliği ekonomisinin 2023 yılında %0,9 büyüyeceği tahmin edilmektedir (bu, Ocak’taki %0,2’den yüksektir). Aralık 2022’de COVID-19 ile ilgili kısıtlamaları kaldırdıktan sonra, Çin’in gayrisafi yurtiçi hâsılası (GSYİH) 2023 yılının ilk çeyreğinde beklenenden daha hızlı genişlemiştir. Bu yılki yıllık büyümenin şu anda %5,3 olacağı tahmin edilmektedir (bu, Ocak ayındaki %4,8 olan tahminden yukarıdadır).

Dünyanın en büyük üç ekonomisindeki iyileşen kısa vadeli beklentiler, gelişmekte olan ülkelerin çoğunda büyümede aşağı yönlü revizyonlarla tezat oluşturuyor. Afrika’da GSYİH büyümesinin 2022’de %3,5’ten 2023’te %3,4’e biraz yavaşlayacağı tahmin ediliyor ki; bu, Ocak ayında yayınlanan tahminlere göre 0,4 puanlık aşağı yönlü bir revizyondur. Bölge ekonomilerinin birçoğu, artan borçlanma maliyetleri ve sıkılaşan kredi koşulları nedeniyle bir fonlama sıkıntısı yaşıyor. Batı Asya’da, artan ham petrol üretiminin ve uluslararası turizmin toparlanmasının olumlu etkilerinin ortadan kalkmasıyla, büyümenin 2022’de %6,6’dan 2023’te %3,1’e keskin bir şekilde yavaşlayacağı tahmin edilmektedir. Latin Amerika ve Karayipler’de hâlâ yüksek olan enflasyon, yüksek borçlanma maliyetleri ve mali alan eksikliği kısa vadeli beklentileri olumsuz etkiliyor ve ortalama büyümenin 2022 yılındaki %3,8’den 2023’te %1,4’e yavaşlayacağı tahmin ediliyor. Güney Asya ekonomisinin 2022’deki %5,6’dan 2023’te %4,7 büyüyeceği tahmin ediliyor. Yüksek faiz oranları ve zayıf dış talep bu yıl büyümeyi baskılasa da Hindistan Dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri olmaya devam edecektir. Doğu Asya’nın, Çin’in toparlanmasından faydalanması bekleniyor ve bölgesel büyümenin 2022 yılındaki %3,2’den 2023 yılında %4,7’ye çıkması bekleniyor. Ancak para politikasının sıkılaştırılması, bölge ekonomilerinin çoğunda iç talebi azaltacaktır. En az gelişmiş ülkelerdeki büyümenin 2023’te %4,1’de (2022’deki %4,3’ten düşüşle) düşük kalacağı ve %7’lik SDG (Sustainable Development Goals; Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi) hedefinin oldukça altında kalacağı tahmin ediliyor.

2. Enflasyonun kademeli olarak düşmesi bekleniyor

Enflasyon son aylarda gerilerken, 2023 yılında merkez bankası hedeflerinin üzerinde kalması bekleniyor. Küresel enflasyonun, temel olarak düşen gıda ve enerji fiyatları ve yumuşayan küresel talep nedeniyle 2022’deki %7,5’ten 2023’te %5,2’ye düşeceği tahmin ediliyor. Ancak enflasyon, %3,1 olan 2000-2019 dönemi ortalamasının oldukça üzerinde kalacaktır.

Karadeniz Tahıl Girişimi kapsamında Ukrayna limanlarından ihracatın yeniden başlaması da dâhil olmak üzere çeşitli faktörler nedeniyle küresel gıda fiyatları 2022 yılının ortalarından bu yana düşüyor. FAO (Food and Agriculture Organization-Gıda ve Tarım Örgütü) Gıda Fiyat Endeksi, Nisan 2023’te yıllık bazda %19,7 azalarak 127,2 olmuştur. OPEC+’nın Nisan ayındaki beklenmedik üretim kesintisine ve Avrupa Birliği’nin deniz yoluyla taşınan Rus ham petrolüne yönelik ambargosuna rağmen, petrol fiyatları düşmeye devam etmiştir. Ocak ve Mayıs 2023 ortası arasında Brent tipi ham petrol fiyatları %16 düşerek varil başına yaklaşık 75 dolara gerilemiş ve Aralık 2021’den bu yana en düşük seviye olmuştur.

Gelişmiş ülkelerde, manşet enflasyonun 2022’de %7,8’den 2023 yılında %4,8’e kademeli olarak düşmesi bekleniyor, ancak merkez bankası hedeflerinin oldukça üzerinde, tipik olarak %2 civarında kalacaktır. Amerika Birleşik Devletleri’nde, manşet enflasyon geçtiğimiz yıl içinde hafifleyerek Nisan 2023’te %4,9’a düşerek Mayıs 2021’den bu yana en düşük oran olmuştur. Avrupa Birliği’nde enflasyon, Mart ayında Lüksemburg ve İspanya’da yaklaşık %3’ten Macaristan’da %25,6’ya kadar değişmekle birlikte, %8,3’e gerilemiştir. Manşet enflasyon oranları düşerken, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’daki çekirdek enflasyon, esas olarak artan hizmet fiyatları (örneğin konut, sigorta, ulaşım) ve güçlü ücret artışı nedeniyle yüksek olmaya devam ediyor.

Enflasyon, düşük emtia fiyatları ve azalan küresel arz kısıtlamaları ve amortisman baskıları nedeniyle çoğu gelişmekte olan ülkede düşüş eğilimi gösteriyor. Ancak yıllık enflasyon, özellikle Batı Asya, Güney Asya ve Afrika’da uzun vadeli ortalamanın oldukça üzerinde kalacaktır. Küresel gıda fiyatları 2022 yılının ortasından bu yana düşüyor olsa da, yerel gıda enflasyonu, hâlâ yüksek olan ithalat maliyetleri, yerel tedarik kesintileri ve piyasa kusurları gibi bir dizi faktör nedeniyle genellikle yüksek kalmıştır. Dünya Bankası’na göre, 2023 yılının başlarında gıda enflasyonu, gelişmekte olan ülkelerin yaklaşık %90’ında %5’in üzerinde kalmıştır. Yoksulluk içinde çok sayıda insana ev sahipliği yapan gelişmekte olan ülkelerde devam eden yüksek enflasyon, yoksulluğun ortadan kaldırılmasının önünde ek bir engel oluşturmaktadır.

3. Gelişmiş ekonomilerdeki işgücü piyasaları sıkılığını koruyor

Avrupa, Japonya ve Kuzey Amerika’daki işgücü piyasaları, düşük işsizlik oranları ve tekrarlayan işçi kıtlığı nedeniyle sıkılığını korumuştur. İşgücü arzı ve işgücü talebi arasındaki pandemi sonrası uyumsuzluklar -ücretler üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturuyor- merkez bankaları için ilave politika zorlukları oluşturuyor. Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık dışında, gelişmiş ekonomilerdeki istihdam oranları 2022 yılının sonunda pandemi öncesi seviyelerin oldukça üzerindeydi. Gelişmiş ekonomilerin çoğunda istihdam oranları kadınlarda erkeklerden daha fazla artarak cinsiyet farkını daraltmıştır. Bu eğilim, istihdam sektörlerindeki cinsiyet farklılıkları ve uzaktan çalışmanın ve diğer esnek çalışma düzenlemelerinin artan kullanımı dâhil olmak üzere çeşitli faktörlerden kaynaklanmaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri’nde, işgücüne katılımda neredeyse COVID öncesi seviyelere ulaşan istikrarlı bir artışa rağmen, işsizlik oranı Nisan 2023’te %3,4’e gerilemiştir. Bununla birlikte, Federal Rezerv’in parasal sıkılaştırması, faaliyetlerini finanse etmek için büyük ölçüde banka kredisine dayanan inşaat, imalat ve perakende sektörlerindeki istihdamı olumsuz etkilemeye başlamıştır. Ekonomik aktivite yumuşadıkça, işsizlik oranının tahmin dönemi boyunca ılımlı bir şekilde artması, ancak tarihsel standartlara göre düşük kalması beklenmektedir. Avrupa’da işsizlik de birçok ülkede rekor düşük seviyelere düştü ve Mart 2023’te avro bölgesinde ortalama %6,5 olmuştur. Bazı Avrupa ekonomileri 2023’te hafif bir durgunluk yaşayabilse de, işgücü piyasası koşullarının dirençli kalması bekleniyor.

Çin’de pandemi ile ilgili kısıtlamaların gevşetilmesi, kentsel işsizlik oranının 2023 yılının başlarında yaklaşık %5,5’e düşmesine yol açmış olup, bu oran hâlâ pandemi öncesi %4-5’lik seviyenin üzerindedir. İşgücü piyasası koşulları, yüksek kayıt dışılık oranları, cinsiyet eşitsizliği ve artan genç işsizliği ile Afrika’nın birçok yerinde zorlu olmaya devam ediyor. Latin Amerika ve Karayipler’de, büyüme beklentilerindeki hızlı bozulmanın yakın vadede istihdam yaratılmasını engelleyeceği tahmin edilmektedir.

4. Uluslararası ticaretin ılımlı bir hızda büyümesi bekleniyor

Küresel ticaretin tahmin döneminde baskı altında kalması bekleniyor. Temel senaryo, küresel mal ve hizmet ticareti hacminin 2023’te %2,3 artacağını ve bu da önceki sıfıra yakın büyüme tahmininden biraz daha yüksek olacağını öngörüyor. Bu yukarı yönlü revizyon, Dünyanın en büyük ekonomileri için gelişmiş GSYİH büyüme tahminlerini yansıtıyor. Bununla birlikte, tedarik zinciri kısıtlamaları ve yüksek nakliye maliyetleri hafiflemiş olsa da, COVID-19’un kalıcı etkileri, artan jeopolitik gerilimler ve parasal sıkılaştırma küresel ticareti engellemeye devam edecektir. Hizmet ticareti, seyahat ve turizm sektörlerindeki toparlanmanın da desteğiyle mal ticaretinden daha hızlı büyümüştür. Uluslararası turizm, destinasyonlar ve pazarlar açıldıkça özellikle Asya ve Pasifik’ten gelen bastırılmış taleple desteklenen toparlanmasını 2023 yılında pekiştirmeye hazırlanıyor.

5. Son bankacılık sektörü kargaşasının sistemik riskler oluşturması pek olası değildir

Enerji fiyatları ve enflasyonun kademeli olarak yumuşaması ile birlikte, uluslararası sermaye piyasaları gelişmiş ekonomilerde parasal sıkılaştırmaya bir ara verilmesini hatta tersine çevrilmesini beklemektedir. Bu zor olsa da, enflasyonu yavaşlatma beklentileri, yatırımcıların riskten kaçınmasının yanı sıra uzun vadeli faiz oranlarını da azaltmıştır. Gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışları, 2022 yılının ilk yarısındaki düşüşü tersine çevirerek, önemli dalgalanmalara rağmen son aylarda toparlanmıştır. Birçok gelişmekte olan ülke para birimi de 2022 yılının büyük bölümünde yaşanan kayıpların bir kısmını telafi etmiştir. Ekim 2022 ila Mart 2023 arasında, nominal gelişmekte olan ülke para birimlerine karşı ABD doları endeksi yaklaşık %5 düşmüş ve Ocak 2021 seviyesinin yaklaşık %5 üzerinde kalmıştır. Ancak, son aylarda büyük merkez bankaları faiz oranlarını daha da artırdıkça, küresel finansal koşullar sıkılaşmaya devam etti.

Mart 2023’te Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Silikon Vadisi Bankası ve İmza Bankası’nın çöküşü ve ‘Credit Suisse’nin neredeyse iflas etmesi, küresel finans sektörüne şok dalgaları göndermiştir. Hızla yükselen faiz oranları, aktif-pasif uyumsuzluklarını şiddetlendirmiş ve iflas eden bankalarda bilanço kırılganlıklarını ve risk yönetimindeki başarısızlıkları açığa çıkarmıştır. Bulaşma korkusu, düzenleyiciler tarafından finansal istikrara yönelik her türlü tehdidi en aza indiren hızlı ve kararlı eylemlere yol açmıştır. Amerika Birleşik Devletleri’nde Federal Mevduat Sigortası Kurumu (Federal Deposit Insurance Corporation), mevduat korumasını yalnızca 250 bin ABD dolarının altındakiler yerine iflas eden bankalardaki tüm mevduat sahiplerini kapsayacak şekilde genişletmiştir. Federal Rezerv, Nisan 2022’de başlattığı niceliksel sıkılaştırma programı kapsamında bilanço küçülmesini de kısa süreliğine tersine çevirdi. Bununla birlikte, özellikle Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bankacılık sektörü, ‘First Republic Bank’ın Mayıs 2023’ün başlarındaki başarısızlığının da gösterdiği gibi baskı altında kalmıştır. Bölgesel bankalardaki kargaşa, ülkenin en büyük bankalarının bilançoları güçlü kaldığı için herhangi bir sistemik risk oluşturmuyor, ancak yakın vadede kredi büyümesini daha da kısıtlayacaktır.

İyi kredi notuna sahip gelişmekte olan ekonomilerdeki finansal koşullar, bu çalkantıların ardından genel olarak görece sabit kalmıştır. Ancak, bazı ekonomiler kredi marjlarında bir artış yaşadı ve bu da finansmana erişimlerini daha da sınırladı. Mart ayında “sınır piyasalarda” kredi marjları 120 baz puan genişledi. Nijerya ve Kenya gibi bazı gelişmekte olan ekonomiler, kredi marjlarındaki önemli artışın ortasında yeni Devlet tahvili ihraç etme planlarını ertelemeye karar verdi. Uluslararası Para Fonu’na (International Monetary Fund-IMF) göre, şu anda bin baz puanın üzerinde sıkıntılı spreadlerde işlem gören 12 Devlet tahvili ve 700 baz puanın üzerinde spreadlerde işlem gören 20 tahvil daha bulunlamtadır. Gelişmiş ekonomilerde bankacılık sektöründeki çalkantının yansımaları, gelişmekte olan birçok ekonomide finansman koşullarını daha da kötüleştirmiştir.

6. Merkez bankaları faiz artırımlarını yavaşlatmıştır

Merkez bankaları, enflasyon beklentilerini sabitlemek ve kredibiliteyi korumak için 2023 yılında para politikasını sıkılaştırmaya devam etmiştir. Bununla birlikte, manşet enflasyon oranları düşmeye başladıkça, birçoğu faiz oranı artışlarının hızını azaltmıştır. Amerika Birleşik Devletleri’nde Federal Rezerv, 2022 yılında 75 baz puanlık daha önceki birkaç oran artışının ardından Ocak, Mart ve Mayıs aylarında faiz oranlarını yalnızca 25 baz puan artırmıştır. Avrupa Merkez Bankası da art arda 50 baz puanlık üç artışın ardından Mayıs ayında 25 baz puanlık daha küçük bir artışa geçmiştir. Bazı gelişmekte olan ülke merkez bankaları da daha temkinli bir yaklaşım benimserken, diğerleri -özellikle Latin Amerika’da- faiz artışlarını duraklatmıştır.

Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’daki son bankacılık sektörü kargaşası, politika faizlerini yükseltmekle finansal istikrarı korumak arasındaki dengeleri açığa çıkardı. On yıllık aşırı gevşek para politikası ve sıfıra yakın politika faizleri, finans sektöründe aşırı baskıyı teşvik etti. Daha yüksek faiz oranlarına ani geçiş, aktif-pasif uyumsuzluklarını ortaya çıkardı ve finans sektörünü önemli süre risklerine maruz bıraktı.

Tahmin dönemi boyunca para politikası duruşunun ayrışması bekleniyor. Başlıca gelişmiş ekonomilerde, sıkılaştırma döngüsü oldukça ilerlemiştir: Federal Rezerv’in bu yıl bir veya iki faiz artırımı daha gerçekleştirmesi beklenmektedir; Avro bölgesinde ise faiz oranları 2023 yılının üçüncü çeyreğinde zirve yapabilir. Gelişmiş ekonomilerde parasal sıkılaştırmaya son verilmesi, bazı gelişmekte olan ülke merkez bankalarının parasal duruşlarını ekonomik büyümeyi destekleyecek şekilde yeniden ayarlamasına olanak tanırken, diğerleri inatçı yüksek enflasyon ortamında faiz oranlarını artırmaya devam edecektir.

7. Orta vadeli mali görünüm zorlu olmaya devam ediyor

2022 yılında, Dünya çapındaki mali eğilimler, COVID-19 krizinden devam eden ekonomik toparlanma, beklenmedik enflasyonun (özellikle gelişmiş ekonomilere fayda sağlayan) borç dinamikleri üzerindeki etkisi ve salgınla ilgili destek önlemlerinin aşamalı olarak kaldırılması nedeniyle daha sıkı mali duruşlar tarafından yönlendirildi. Ortalama mali açıkların ve kamu borçlarının GSYİH içindeki payı, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde art arda ikinci kez geriledi. Emtia üreticileri, özellikle petrol zengini ülkeler, mali performansta özellikle büyük gelişmeler yaşadılar. Küresel kamu borcu, 2022 yılında GSYİH’nın tahmini %92,1’i olarak gerçekleşti, 2020 seviyesinin 7,6 puan altında, ancak yine de pandemi öncesi seviye olan %84,3’ün oldukça üzerindedir.

Bu toplu kısa vadeli eğilimler, özellikle zayıf ve azalan büyüme beklentileriyle karşı karşıya olan gelişmekte olan ülkeler için, giderek zorlaşan mali görünümü gölgelememelidir. 2022 yılının başından bu yana küresel para politikasındaki agresif sıkılaştırma, özellikle Sahra altı Afrika, Güney Asya ve Latin Amerika ve Karayipler olmak üzere birçok ülkede mali ve borç kırılganlıklarını önemli ölçüde artırdı ve mali alanı daha da kısıtlamıştır. Borçlanma maliyetleri keskin bir şekilde arttı ve güçlü dolar, dolar cinsinden borç maliyetlerini yükseltmiştir. Afrika’da, kalkınma yardımına ve özel finansmana erişim azalırken, hükümet gelirlerinin payı olarak dış borç servisi keskin bir şekilde artmıştır. Finansman kısıtlamaları, hükümetlerin eğitim, sağlık, sürdürülebilir altyapı ve enerji geçişine yatırım yapma kabiliyetini sınırlayacak ve sürdürülebilir kalkınmaya yönelik ilerlemeyi hızlandıracak ve aynı zamanda artan sayıda ülkeyi temerrüde düşürme tehdidi oluşturacaktır.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.