

Kovid-19 salgınından gelişmiş ekonomilerin faiz artırımlarına kadar son birkaç yılda yaşanan gelişmeler, birçok gelişmekte olan ekonominin borçlarını ödemekte zorlanmasına[1] neden olmuştur. Ancak sorun, dünyanın düşündüğünden daha da büyük olabilir; zira devlet borçlarının çoğu gizli olup, ya (kamuya) açıklanmamıştır veya şeffaf değildir. Bu durum, politika yapıcıların ve yatırımcıların bilinçli kararlar almasını engeller.
Bazı düşük gelirli ülkeler ise borçlarını açıklama konusunda ilerleme kaydetmiştir: En son Borç Raporlama Baskı Haritası (Debt Reporting Heat Map[2]), açıklamanın 2021’deki %60’tan (yüzde 60) bugün %80’e çıktığını göstermektedir. Ancak diğer ülkeler gerilemiş olup ve önemli boşluklar ve zayıflıklar devam etmektedir. Örneğin, bilgiler yeterince hızlı veya yeterli ayrıntıda açıklanamayabilir ve ülkeler yalnızca merkezi hükümet borçlarını açıklayabilir, diğer kamu ve kamu garantili yükümlülükleri ise dışarıda bırakabilir.
İç borçları düşünelim: Finansal piyasaların dışında kalan pek çok düşük gelirli ülke, finansman ihtiyaçlarını karşılamak için bu tür borçları çoğunlukla bu araçları bildirmeden ihraç etmeye başvurmuştur. Benzer şekilde, ağır borç yükü olanları desteklemek için şeffaf olmayan döviz swap hatları (currency-swap lines[3]) kullanılmaktadır. Dünya Bankası’nın düşük gelirli ülkelerde kamu borcu şeffaflığına ilişkin 2021 tarihli kapsamlı raporu[4] bu eğilimlerin her ikisini de öngörüyordu.
Borç saydamlığının artırılması üç temel alanda eyleme geçilmesini gerektirir. Öncelikle kamu borcunu kaydeden ve yöneten yazılımın geliştirilmesi gerekir. Bireylerin kişisel finansal durumlarını yönetmek için internet bankacılığını kullanması gibi, hükümetler de borç portföylerini yönetmek için özel yazılımlara güvenmektedir.
Ancak gelişmiş ekonomiler, genellikle bütçe, muhasebe ve hazine süreçlerini yöneten bütünleşik bir bilgi teknolojisi çözümünün parçası olarak kendi sistemlerini tasarlarken, düşük gelirli ülkelerin çoğu, uluslararası topluluk tarafından desteklenen “hazır” (off-the-shelf) yazılımlara güvenirler. Bu düzenlemeler, bırakın kapsamlı ve zamanında borç raporlaması sağlamak bir yana, ülkelerin giderek daha karmaşık hale gelen borç portföyleri ile başa çıkmakta bile çoğu zaman yetersiz kalmaktadır.
Bu durum, G20’nin Borç Servisinin Askıya Alınması Girişimi ötesinde Borç Mekanizmalarına İlişkin Ortak Çerçeve [G20’s Common Framework for Debt Treatments beyond the Debt Service Suspension Initiative (DSSI)] kapsamındaki borç uzlaşma çabaları sırasında açıkça ortaya çıkmıştır. Bu Ortak Çerçeveye başvuran dört ülkenin (Çad, Etiyopya, Gana ve Zambiya) borç kayıtları bazen eksik, çoğu zaman da hatalıydı. Bu sorunları çözmek için Excel e-tablolarının manuel olarak mutabakatının sağlanması gerekiyordu ki; bu, aylarca süren bir süreçti ve yeniden yapılandırma müzakerelerini önemli ölçüde geciktiriyordu.
Daha iyi borç yönetimi sistemlerinin tasarımını koordine etmek için bir görev gücü oluşturulmasını öneririz. Tüm ana hizmet sağlayıcıların katılımıyla, görev gücü üyeleri borç tanımını ve hesaplama yöntemlerini standartlaştıracak ve kullanıcı dostu Bilgi Teknolojisi çözümlerinin geliştirilmesine öncülük edecektir. Bu şekilde, ulusal otoriteler veri girişi ve mutabakatla çıkmaza girmek yerine borç analizi ve yönetimine odaklanabilirler.
Yeni tasarlanan yazılım, 2023 yılı UNCTAD[5] Ticaret ve Kalkınma Raporu’nda (Trade and Development Report[6]) da önerildiği gibi, kredi verenlerin kredi masrafları ve ödemeleri konusunda girdi almasına da olanak tanıyabilecektir. Bu, Dünya Bankası Uluslararası Borç İstatistiklerinin (World Bank International Debt Statistics[7]) ve diğer istatistiksel raporların tamamen doğrulanmış verilere dayalı olarak gerçek zamanlı olarak oluşturulmasına da olanak sağlayacaktır.
Borç şeffaflığını güçlendirmek için gereken ikinci önemli önlem, kamu borçlularının borçlarını hem ulusal hem de uluslararası düzeyde açıklamaya yönelik teşviklerin yaratılmasıdır. Bu ise, ulusal yasal çerçevelerde reform yapılmasını ve çok taraflı kuruluşların borç şeffaflığı girişimlerini teşvik etme çabalarını gerektirecektir.
Zaten Dünya Bankası’nın Sürdürülebilir Kalkınma Finansmanı Politikası (World Bank’s Sustainable Development Financing Policy[8]), Uluslararası Kalkınma Birliği’nden (International Development Association) destek alan düşük ve düşük orta gelirli ülkeler için borç açıklama teşviklerini içermektedir. Bu da, 40’tan fazla düşük gelirli ülkede borç raporlama ve kapsamının iyileştirilmesine katkıda bulunmuştur.
Borçların yeniden yapılandırılması aynı zamanda bu tür teşviklerin uygulanmasına yönelik fırsatlar da yaratmaktadır. Zambiya örneğinde[9] olduğu gibi, ödenmemiş borçlara ilişkin ayrıntılı bilgi sağlamak için gerekli ve çoğu zaman zorlu olan borç uzlaşma süreci kullanılabilir. Bu aynı zamanda ülkelere, geçmişi temizleme ve borç kayıtlarını sıfırdan düzenleme şansı da vermektedir. Borç silinmesinin sağlanmasına yönelik uygunluk ölçütleri, borç silinmesi tamamen sağlanana kadar veri sağlanmasını teşvik etmek amacıyla asgari şeffaflık koşullarını içerebilir.
İlerlemeye ihtiyaç duyulan üçüncü alan ise, alacaklıların raporlamasının iyileştirilmesidir. Resmi ikili kredilerde saydamlığı kolaylaştırmak için alacaklı ülkeler, veri toplamanın iyileştirilmesi ve yeni ve mevcut krediler hakkında daha fazla bilgi yayınlanması gibi G20 Sürdürülebilirlik Finansmanı Operasyonel Kılavuzlarının (G20 Operational Guidelines for Sustainability Financing[10]) tavsiyelerine uymalıdır.
İki taraflı alacaklılar, hem ödenmemiş borçları hem de doğrudan krediler, garantiler ve ihracat kredi acenteliği sigortası da dâhil olmak üzere dış kredi riskinin temel koşullarını kamuya açıklamalıdır. Amerika Birleşik Devletleri Hazinesi’nin kredi bazında deposu (loan-by-loan repository[11]), portföylerinin şeffaflığını artırmak isteyen alacaklılar için iyi bir model sunar. Bu çabaları desteklemek için, Dünya Bankası’nın 2022 tarihli bir belgesinde[12] de ileri sürüldüğü gibi, alacaklıların yeni kredi anlaşmalarına gizlilik veya mahremiyet maddeleri eklemekten kaçınmaları gerekir.
Düşük gelirli ülkelerin karşı karşıya olduğu borç sorunları arasında borç şeffaflığının güçlendirilmesi, somut ve anlamlı ilerlemenin mümkün olduğu bir noktadır. Başarı, pratik teknik çözümlerin ve her paydaşın tam işbirliğinin bir birleşimini gerektirecektir.
[1] <https://www.worldbank.org/en/news/press-release/2023/12/13/developing-countries-paid-record-443-5-billion-on-public-debt-in-2022>
[2] <https://www.worldbank.org/en/topic/debt/brief/debt-transparency-report>
[3] <https://www.nber.org/papers/w31105>
[4] <https://www.worldbank.org/en/topic/debt/publication/report-debt-transparency-in-developing-economies>
[5] UNTACD: [United Nations Conference on Trade and Development (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı)].
[6] <https://unctad.org/publication/trade-and-development-report-2023>
[7] <https://www.worldbank.org/en/programs/debt-statistics/ids>
[8] <https://ida.worldbank.org/en/financing/debt/sustainable-development-finance-policy>
[9] <https://www.mofnp.gov.zm/?page_id=3475>
[10] <https://documents1.worldbank.org/curated/en/394781643275665109/pdf/G20-Operational-Guidelines-for-Sustainable-Financing-Second-Self-Assessment-Survey-Results-and-Policy-Recommendations.pdf>
[11] <https://fcrs.treasury.gov/fcrs/s/>
[12] <https://documents1.worldbank.org/curated/en/099851205022236961/pdf/IDU0f4d568b1041650496b0b781032d25e3316ee.pdf>
Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
