Düzenlemelerin İşe Yaraması İçin (Kurumsal Yönetime) Daha İyi Bir “Uyum” (Compliance) Oluşturma*

Şirketlerin toplumun ihtiyaç duyduğu mal ve hizmetleri sağlamada oynadıkları bütünleyici role rağmen, kurumsal teşvikler her zaman genel halkın çıkarlarıyla tam olarak örtüşmez. Bu piyasa başarısızlıkları ortaya çıktığında, düzenlemeye ihtiyaç vardır. Ancak sadece bir düzenlemeyi kabul etmek, düzenleme sorunlarının çözüldüğünü garanti etmeyecektir. Düzenlemeler, yalnızca kurumsal davranışı toplumun genel refahı ile daha iyi uyum sağlayacak şekilde etkiledikleri takdirde işe yarayacaktır.

Yakın tarihli bir makalede açıklandığı gibi, düzenlemenin etkili olabilmesi için, ortada kurumsal uyum (corporate compliance) olmak üzere üç temel adımdan geçmesi gerekir. İlk olarak, hükümetlerin düzenlemeleri benimseyerek ve ardından yaptırım ve diğer uyum odaklı faaliyetleri takip ederek harekete geçmeleri gereklidir. İkincisi, bu hükümet eylemleri, düzenlemenin hedeflediği kuruluşların davranışlarında değişikliklere neden olmalıdır. Son olarak, değişen davranışlar, örneğin banka iflaslarını, hileli işlemleri, zararlı çevresel emisyonları, iş yeri kazalarını ve diğer düzenleyici sorunları azaltarak dünyada daha iyi koşullarla sonuçlanmalıdır.

Bu basit, üç aşamalı etkili düzenleme modelinde, toplum için nihai olarak önemli olan, son adımda gerçekleştirilen sonuçlardır. En iyi performans gösteren yönetmelikler altında, bu sonuçlar iyileşecektir çünkü ilk adımdaki çabalar (hükümet eylemleri) ikinci adımdaki (kurumsal uyum) davranış değişikliğine yol açar. Yine de ne yazık ki, düzenleyiciler tarihsel olarak üçüncü adımda sonuçları ölçmeye ve düzenleyicinin ilk adımda yaptıklarından etkilenip etkilenmediklerini değerlendirmeye yeterince dikkat etmemişlerdir.

Bununla birlikte, ilk adımın ölçülmesi nispeten kolaydır. Belki de bu nedenle, düzenleyici düşünme çoğu zaman hem ilk adımda başlar hem de biter. Düzenleyiciler, medya, politika yapıcılar ve hatta akademisyenler, ışığın olduğu yere odaklanırlar: yani, yeni bir kuralın benimsenmesine veya kolayca elde edilen çok sayıda kurala, denetime ve bir düzenleyici tarafından üstlenilen yaptırım eylemlerine. Uygulama eylemleri ceza değerlendirmeleri veya dava çözümleri ile sonuçlandığında değerlendirilen cezaların boyutu da kolayca görülebilir.

Ancak yalnızca birinci adıma odaklanmak, sadece (eldeki) fasulyeleri saymaktır. Elbette, bir düzenleyicinin ne kadar (süreden beri) faaliyette bulunduğunu veya uygulama cezalarının ne kadar büyük olduğunu bilmek tamamen mantıksız değildir. Ancak, diğer iki adımdan ayrı olarak, yalnızca düzenleyicinin ilk adımda ne yaptığına odaklanmanın çok az (bir) değeri bulunmaktadır. Ne de olsa, düzenleyicinin herhangi bir yaptırım eyleminin olmadığı bir dünya, daha fazla bilgi sahibi olmadan, ya tümüyle serbest yaygın bir uyumsuzluk durumuyla ya da tüm düzenlenmiş kuruluşların uygulanabilir tüm kurallara tam olarak uyduğu ve dolayısıyla herhangi bir uygulamaya ihtiyaç duyulmadığı bir dünyayla eşit derecede tutarlı olabilir. Herhangi bir düzenleyici kurum, tüm firmalar tam uyumlu olduğu için artık herhangi bir yaptırım önlemi alması gerekmediği bir noktaya ulaşacak kadar şanslı olmalıdır.

Gerçekten önemli olan son adımdır: (yani) dünyadaki sonuçlar. Ancak orada bile sonuç verileri, düzenlemenin bir fark yaratıp yaratmadığı sorusuna tek başına cevap veremez. Bir yönetmeliğin kabul edilmesi ve uygulanmasının ardından sonuçlar iyiye gidiyor olabilir, fakat bu, iyileştirmelerin yönetmelikten kaynaklandığı anlamına gelmez.

Endüstriyel kirliliğin düzenlenmesini düşünelim. Son elli yılda, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) hava kalitesinde belirgin gelişmeler görülmüştür. Düzenlenmiş çeşitli kirleticilerin ortam seviyeleri önemli ölçüde azalmıştır. Hava kalitesindeki bu gelişmeler, çevresel düzenlemelerin işe yaradığını gösteriyor gibi görünebilir. Ancak ABD’de imalattan hizmet ekonomisine geçiş gibi ilgisiz diğer faktörler de önemli bir rol oynayabilir. Tersine, kötüleşen sonuçlar, mutlaka düzenleyicinin eylemlerinin faydalı olmadığı anlamına gelmez. Bazı kötü olaylar meydana gelse dahi, düzenleme gerçekten de olumsuz sonuçların sıklığını veya ciddiyetini azaltmaya yardımcı olabilir.

Düzenlemenin etkinliğinin kapsamlı bir değerlendirmesini sağlamak için, düzenleyici eylemler ve sonuçlar arasındaki nedensel bağlantılar (causal connections) hakkında titizlikle düşünülmesi gerekir. Uyumun resme girdiği yer burasıdır. Kitaplardaki kurallar ile uygulamadaki kurallar arasında bir köprü oluşturur. Peki, düzenleyici sonuçlar çok az iyileşme belirtisi gösteriyorsa, bunun nedeni çok az sayıda firmanın kurallara uyması mıdır? Eğer öyleyse, düzenleyicilerin uyumluluğu iyileştirmenin yollarını bulması gerekir. Beri yandan, düzenlemeye tabi kuruluşlar genel olarak kurallara uyuyor ancak kötü sonuçlar devam ediyorsa, o zaman defterlere ilişkin düzenlemelerin gözden geçirilmesi gerekir. Elbette hem kötü tasarlanmış kurallar hem de yetersiz uyum mevcut olabilir.

Birçok araştırma uyumsuzluğun her yerde olduğunu göstermektedir. Kabul edilmelidir ki, çoğu uyumsuz davranışın doğasında var olan gizli doğa nedeniyle, uyumsuzluğun kapsamını araştırmak kolay değildir. Yine de düzenleyiciler tarafından gerçekleştirilen rastgele denetimler gibi belirli stratejiler bazı tahminler sağlar. Örneğin, ABD’deki vergi uyumsuzluğunun her yıl yüz milyarlarca dolarlık tahsil edilmemiş vergi gelirine yol açtığı bildirilmektedir. Benzer bir önemli uyumsuzluk modeli, farklı kurallar için uyumsuzluk oranlarının %35 ila %60 arasında değiştiği tahmin edilen çevresel düzenlemelerde de gözlemlenmektedir.

Bu kapsamlı uygunsuzluğa neyin yol açtığını anlamak tek başına nihai bir hedef değildir. Bununla birlikte, düzenlemenin amaçlandığı gibi çalışıp çalışmadığına dair değerli bilgilerin ortaya çıkarılmasına yardımcı olabilir. Bu anlayış daha sonra, düzenlemenin amaçlarına ulaşma açısından daha iyi yapmak için yaptırımı iki katına çıkarmaya veya kuralları değiştirmeye yönelik çabaları bilgilendirmeye yardımcı olabilir. Bazı durumlarda, daha fazla denetim ve teftişe veya daha büyük para cezalarına ihtiyaç duyulacaktır. Diğer durumlarda, yapay zekâ gibi dijital teknolojilerin kullanılması, düzenleyicilerin uyumsuzluğu daha etkin bir şekilde izlemesine, tespit etmesine ve potansiyel olarak önlemesine yardımcı olacaktır.

Düzenlemenin daha iyi çalışmasını sağlamak için, düzenleyicilerin uyumluluğu her zaman performans modellerinde kritik bir adım olarak görmeleri gerekir. Yönetmelik (yani düzenleme), yalnızca uyumu teşvik ederek kurumsal davranışı şekillendiren akıllı düzenleyici eylemle, toplumun çözmesi gereken büyük sorunları halledebilir.

1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu [merhume Anası (1947-10 Temmuz 2023) Erzurum/Aşkale; merhum Babası ise Ardahan/Çıldır yöresindendir]. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte);
Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte) başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003), Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004) ile Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II, Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021), Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021), Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021), Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022), Ticari Mevzuat Notları (2022), Bilimsel Araştırmalar (2022), Hukuki İncelemeler (2023), Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024) başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 2 bini aşkın Telif Makale ve Yazı ile Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak vazgeçilmez ilkesidir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.