

Giriş
Dijital varlıklar, merkezi olmayan finans ve algoritma odaklı alım satımın bir araya gelmesi [convergence of digital assets, decentralized finance and algorithm-driven trading], 20. yüzyıl çerçevelerinin modern inovasyonla başa çıkmakta zorlandığı, giderek daha da zorlaşan bir düzenleyici ortam yaratmıştır.
Küresel finans, çok az kişinin tahmin edebileceği bir hızla gelişmeye devam etmekte ve düzenlemelerin sınırları zorlanırken değişimler sanki bir gecede gerçekleşiyor gibi görünmektedir. Teknolojik inovasyonun bir araya gelmesi, artan sınır ötesi işlemler ve yeni finansal ürün ve şirketlerin ortaya çıkışı, giderek daha zor bir düzenleyici ortam yaratmıştır. Politika yapıcılar için önümüzdeki on yıl, istikrarı sağlamak, sorumlu inovasyonu teşvik etmek ve 2008 yılında ve daha da önemlisi 2020’lerin çalkantılı dönemlerinde dünya ekonomisini sarsan türden sistemik başarısızlıkları önlemek için küresel düzenleyici çerçeveleri yeniden şekillendirmek adına kritik bir fırsat sunmaktadır.
Bu zorluğun üstesinden gelmek için, politika yapıcıların öncelik vermesi gereken üç temel alan bulunmaktadır:
Finansal yeniliğin hızına ayak uydurabilmek için bankacılık düzenlemelerini modernize etmek,
Küresel düzenleyici standartları uyumlu hale getirmek ve
Sistemi netlik ve öngörüyle yönlendirecek yeni nesil düzenleyici liderleri hazırlamak.
- Düzenlemelerin finansal inovasyon için uyarlanması
Son on yılda dijital varlıklar, merkezi olmayan finans [decentralized finance] ve algoritma odaklı işlem (alım satım) platformları hızla ortaya çıkmıştır. Fintech’ler (finansal teknoloji) ve yeni banka tipleri [neobanks], finansal kurum olmanın anlamını yeniden tanımlarken, geleneksel bankalar buna yanıt olarak altyapılarını ve hizmetlerini [infrastructure and offerings] uyarlamak için acele etmişlerdir.
Bu gelişmelere rağmen, düzenleyici çerçeveler büyük ölçüde 20. yüzyıl yapılarına bağlı kalmıştır. İnovasyon ve denetim arasındaki uyumsuzluk, riskin fark edilmeden biriktiği bir boşluk yaratmaktadır. Düzenleyici otoriteler genellikle savunmacı bir tavır takınıp, ancak güvenlik açıkları ortaya çıktıktan sonra gelişmeleri yakalamaya çalışırken yakalanmaktadır.
Önümüzdeki yıllarda düzenleyici otoritelerin reaktif olmaktan proaktif olmaya geçmeleri gerekir. Bu da, dijital finansal sistemlerin gerçek zamanlı izlenmesi için kapasite oluşturmak, kontrollü ortamlarda denemeye olanak tanıyan esnek düzenleyici ortamlar geliştirmek ve teknolojiyle birlikte gelişen ilkelere dayalı çerçeveler uygulamak anlamına gelir.
Risk değerlendirmesine yönelik ileriye dönük ve dinamik bir yaklaşım da kritik öneme sahiptir. Tarihsel verilere ve gecikmeli göstergelere büyük ölçüde dayanan geleneksel modeller, yapay zekâ destekli ticaret, token’laştırılmış varlıklar ve hızla değişen tüketici davranışlarının [artificial intelligence-driven trading, tokenized assets and rapidly shifting consumer behavior] etkilediği hızlı değişen piyasalara uygulandığında genellikle yetersiz kalmaktadır.
Örneğin, “SEC v. Ripple (2023)” davasında[1], federal bir yargıç, Ripple’ın kurumsal “XRP” satışlarının menkul kıymetler yasalarını ihlal ettiğine, borsalardaki programlı satışların ise ihlal etmediğine hükmetmiştir. Bu durum, eski yasaların (1946 tarihli Howey testi[2] gibi) yeni dijital varlıklara uygulanmasının hem modası geçmişliğini hem de karmaşıklığını gözler önüne sermektedir. Örneğin, neyin menkul kıymet olup olmadığına dair düzenleyici gri alanlar, bu yenilikçi ve çığır açan finansal ürünün uygun şekilde yönetilebilmesini sağlamak için düzenleyici kuralların ince ayarının yapılması gereken yerlerdir.
- Standartlaştırılmış küresel bir çerçeve oluşturma
Geçmiş finansal krizlerden alınan en açık derslerden biri, ekonomik bağımlılığın sürekli düzenleyici koordinasyon gerektirdiğidir. Ancak küresel düzenleyici parçalanma, kalıcı bir sorun olmaya devam etmektedir. Finansal İstikrar Kurulu ve Basel Komitesi [Financial Stability Board and Basel Committee] gibi kurumlar ilerleme kaydetmiş olsa da, yaptırımlar hâlâ eşitsizdir ve yetki alanındaki tutarsızlıklar genellikle kötü niyetli kişiler tarafından istismar edilebilecek boşluklar yaratmaktadır. Daha da kötüsü, bu tür tutarsızlıklar genellikle ekonomiler genelinde sermaye optimizasyonunda verimsizliğe yol açmaktadır.
Finansal ürünler ve platformlar sınırları aşmaya devam ettikçe, standartlaştırılmış bir düzenleyici mimariye duyulan ihtiyaç daha da acil hale gelmektedir. Örneğin, kripto para birimleri ve merkezi olmayan finans protokolleri, tasarımları gereği küresel olarak faaliyet göstermelerine rağmen, düzensiz bir denetime tabi tutulmaktadırlar. Farklı yargı bölgelerinin sabit paralara [stablecoins] veya dijital kimlik doğrulamaya nasıl davrandığı konusundaki tutarsızlıklar, yalnızca yasal sorunlara değil, aynı zamanda sistemik risklere de yol açmaktadır.
Gelecek, küresel düzenleyici kurumların yerel hükümetler ve özel sektör paydaşlarıyla yakın bir şekilde çalışarak evrensel ilkeler oluşturduğu işbirliğine dayalı bir çerçeveyi içermek zorundadır. Bu çerçeve, ortak tanımlar, koordineli risk değerlendirmeleri ve tüketici koruması, siber güvenlik ve operasyonel dayanıklılık alanlarında ortak yaklaşımlar içermelidir.
Sınır ötesi veri paylaşım platformları ve birlikte çalışabilir yasal uyum sistemleri gibi teknolojik çözümler bu uyum çabasını destekleyebilir. Ancak nihayetinde başarı, siyasi irade, diplomatik uyum ve bir bölgedeki finansal sağlığın sistemin geri kalanını etkilediğinin kabulünü gerektirir.
Küresel bankalar genellikle farklı yargı bölgelerindeki çelişkili düzenleyici yükümlülükleri dengeleme yüküyle karşı karşıya kalmakta ve bu durum hayati önem taşıyan dikkat ve kaynakları kendi siber güvenliklerini güçlendirmekten alıkoymaktadır. Örneğin, Avrupa Birliği içinde faaliyet gösteren bir Amerika Birleşik Devletleri (ABD) bankası, farklı zaman çizelgeleri, ihlal bildirim protokolleri ve veri işleme gereklilikleri getiren iki çerçeve olan Gramm-Leach-bliley Yasası’na[3] ve Genel Veri Koruma Yönetmeliği’ne[4] [Gramm-Leach-bliley Act and General Data Protection Regulation] aynı anda uymak zorundadır. Kurumlar, dijital savunmaları güçlendirmek yerine, her bir rejimi ele almak için birbiriyle örtüşen mevzuata uyum birimleri oluşturmak zorunda kalmakta ve bu da tekrarlanan çabalara, operasyonel gecikmeye ve düzenleyici tükenmişliğe yol açmaktadır. Dahası, siber güvenlik ekipleri sıklıkla birden fazla otorite tarafından yönetilen denetim döngülerine çekilmekte ve bu da önleyici tehdit azaltmaya odaklanma kapasitelerini azaltmaktadır.
- Yeni nesil düzenleyici liderlerin rolü
Düzenleyici dönüşüm sadece çerçevelerle ilgili değil; aynı zamanda insanlarla da ilgilidir. Birbirine bağlı finansal sistemler giderek daha karmaşık hale geldikçe, politika, teknoloji ve piyasalar arasındaki boşlukları doldurabilecek liderlere acil ihtiyaç duyulmaktadır. Bu liderlerin hem düzenleme diline hem de modern finans mimarisine hâkim olmaları gerekmektedir. Yapay zekâ modellemesinin inceliklerini, token’laştırılmış ekonomilerin etkilerini ve siber güvenlik ve veri gizliliğinin zorluklarını anlamaları gerekmektedir.
Uzun vadeli düşünme becerisi de aynı derecede önemlidir. Birçok düzenleyici kriz, anlık siyasi veya piyasa endişelerinin sistemik dayanıklılık ihtiyacını gölgelediği kısa vadeli karar alma süreçlerinden kaynaklanmıştır. Gelecek, ortaya çıkan riskleri sorun haline gelmeden önce öngörebilen, inovasyonu dürüstlükle dengeleyebilen ve düzenleyici kurumlara şeffaflık ve inançla rehberlik edebilen liderler gerektirir.
Mevzuata uyumu ve bütünsel kural koymayı sadece münferit bir konu olarak değil, aynı zamanda finans kuruluşlarını da etkileyen bir konu olarak görmemin temel nedenlerinden biri de budur. Bu kuralların etkisi finans kuruluşlarının ötesine uzanır ve dünya genelinde sayısız şekilde yayılır.
ABD’de sermaye düzenlemelerinin formülasyonu, ulusal sınırların çok ötesine uzanan küresel finansal sağlığın temel taşlarından biridir. ABD finans kurumlarının aşırı etkisi göz önüne alındığında, ABD düzenleyici otoritelerinin belirlediği standartlar genellikle fiili küresel normlar haline gelerek sermayenin nasıl hareket ettiğini, risklerin nasıl yönetildiğini ve dünya çapındaki finansal sistemlerin ne kadar dayanıklı olduğunu şekillendirir.
Bu kurallar yalnızca bürokratik çerçeveler değil, aynı zamanda bankaların baskı altında çökmeden krizleri atlatıp atlatamayacağını belirleyen pratik araçlardır. Kurumsal sağlamlığı güçlendirerek, küresel finans sistemine olan güveni korur ve girişimcilikten ev sahipliğine kadar her şeyin temelini oluşturan küresel kredi akışını sürdürürler. Özünde, ABD sermayesinin kural koyma mekanizması, dünya çapında modern yaşamın ekonomik altyapısını sessizce ama derinlemesine desteklemektedir. Bu nedenle, finansal risk yönetiminin rolünü, küresel refah ve barışı daha uzun süre koruyan kritik bir temel taş olarak görüyorum.
Sonuç ve ileriye bakış
Finansal düzenlemelerin önümüzdeki on yılı, yalnızca bankacılığın geleceğini değil, aynı zamanda küresel ekonomilerin istikrarını ve ekonomik sistemlerin kapsayıcılığını da belirleyecektir. İnovasyon hızlanmaya devam ettikçe, politika yapıcıların uyum kapasitesi de artmalıdır. Risk yönetimi ve inovasyon desteği arasında doğru dengeyi sağlamak kilit öneme sahip olacaktır. Küresel sınırlar belirsizleştikçe, parçalanma değil, işbirliği ön planda olmalıdır.
Teknik uzmanlığı kamu güvenine derin bir bağlılıkla birleştiren bireyler, bu ortamda paha biçilmez bir değere sahip olacaktır. Finansal düzenlemenin geleceği, yalnızca kurumlar tarafından değil, aynı zamanda öngörü, dürüstlük ve küresel sorumluluk duygusuyla liderlik etmeyi seçen kişiler tarafından da yazılacaktır.
Unutulmaması gereken önemli bir nokta, farklı risklerin bir araya gelip küresel bir krize dönüşebileceğidir. İklim riski, banka portföylerinin kredi kalitesiyle derinden bağlantılıdır. Siber risk, yapay zekânın refahı ve kripto paraların kabul edilebilirliğiyle karmaşık bir şekilde bağlantılıdır. Fintech kesintileri, küçük işletmelerden dev ekonomiler yaratma potansiyeline sahiptir ve bu inovasyonu yönetmedeki bir başarısızlık, bir krizin ana akım finansa sıçramasına ve gelişmiş ekonomileri mahvetmesine neden olabilir. Son olarak, tüm bu riskler jeopolitik ile derinden iç içe geçmiştir ve bu nedenle, küresel düzenlemelerin bu tür bağlantıları çapraz sorgulamak ve eski, bölümlere ayrılmış risk yönetimi anlayışından vazgeçmek üzere tasarlanmasının zamanı gelmiştir.
[1] <https://www.nysd.uscourts.gov/sites/default/files/2023-07/SEC%20vs%20Ripple%207-13-23.pdf > [SEC: U.S. Securities and Exchange Commission (ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu)].
[2]<https://supreme.justia.com/cases/federal/us/328/293/>;< https://www.investopedia.com/terms/h/howey-test.asp > [Çevirenin Notu: Howey Testi, bir varlığın “yatırım sözleşmesi” olarak nitelendirilebilmesi için karşılaması gereken dört ölçütten oluşur. Bir varlık, “başkalarının çabalarından elde edilecek kâr beklentisiyle ortak bir girişime yapılan para yatırımı” ise, menkul kıymet olarak kabul edilir. Howey Testi, varlıkları ABD menkul kıymetler yasalarına tabi tutarak, neyin “yatırım sözleşmesi” olarak nitelendirileceğini belirler. “Başkalarının çabalarından elde edilecek kârın makul beklentisiyle ortak bir girişime para yatırılması” halinde bir yatırım sözleşmesi mevcuttur. Howey Testi, yatırımcılar ve proje destekçileriyle fon toplama çalışmaları yürüten blok zinciri ve dijital para projeleri için önemlidir. Bazı kripto para birimleri ve ilk kripto para halka arzlarının Howey Testi kapsamında “yatırım sözleşmesi” tanımını karşıladığı görülebilir. ABD Yargıtay’ının görüşünde, “(…) Menkul Kıymetler Yasası’nın amaçları bakımından bir yatırım sözleşmesi, bir kişinin parasını ortak bir girişime yatırdığı ve yalnızca girişimcinin veya üçüncü bir tarafın çabalarından kâr beklediği bir sözleşme, işlem veya plan anlamına gelir (…)” denilmiştir. Bu ifade, günümüzde Howey Testi olarak kullanılan şu dört ölçütü oluşturmuştur: (i) Bir para yatırımı; (ii) Ortak bir girişim; (iii) Kâr beklentisi ve (iv) Başkalarının çabalarından elde edilme.].
[3] < https://www.ftc.gov/business-guidance/privacy-security/gramm-leach-bliley-act >.
[4] < https://gdpr-info.eu/ >.
Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
