
“(…)
Sorma bana kimim
Yaşım kaç, işim ne?
Bana “seviyor musun?” de.
Başka bir şey sorma.”
Turgay Fişekçi
Teknolojik yenilik, insan gelişimi ve refahı için güçlü bir itici güçtür. Modern toplumlar; teknolojik yeniliklerin hastalıkları iyileştirmekten küresel çevre sorunlarıyla mücadele etmeye kadar, yenilikçi başarıların yaşam kalitesine katkıda bulunduğu sayısız yolu göklere çıkarıyor. Startup’lar (yeni girişimler) inovasyonu teşvik etmede vazgeçilmez bir rol oynamaktadır. Girişimciler (entrepreneurs) ve risk sermayedarları (venture capitalists; VCs) arasındaki işbirliğinin, yerleşik şirketlerde, akademik mecrada veya başka bir yerde tekrarlanamayacak şekilde yıkıcı araştırma ve geliştirmeyi teşvik ettiği gözlemlenmiştir. Bazı ülkelerde startup’lar da ekonomiye önemli katkılarda bulunuyor. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) buna çarpıcı bir örnektir. Risk sermayesi destekli girişimler olarak piyasaya sürülen firmalar, piyasa kapitalizasyonu ve önde gelen piyasa endekslerinin orantılı ağırlığı açısından ABD sermaye piyasalarına hakimdir ve ABD’de istihdam yaratılmasına önemli ölçüde katkıda bulunmaktadır. Birçok ekonomi de, ABD benzeri bir girişim ekosistemi oluşturmaya ve başarısını yerel olarak yeniden üretmeye çalışmaktadır.
İşletme organizasyonu yasaları, yeni girişim (startup) ekosistemini harekete geçiren hayati bileşenlerden biri olup; girişimcilerin ve risk sermayedarlarının ilişkilerini kolaylaştırmak için kullandıkları yasal altyapıları sağlar. Farklı endüstriler, işletmeleri etkin bir şekilde yapılandırmak için değişen ihtiyaçlara sahiptir ve eyalet yasama organları genellikle bu tür ihtiyaçları karşılamak için uzmanlaşmış ticari kuruluşlar oluşturur. Şaşırtıcı bir şekilde, yeni başlayanlar ve risk sermayesi endüstrisi için durum böyle değildir. Risk sermayedarları ve girişimciler, işe yeni başlayanların benzersiz iş modeline gevşek bir şekilde uyan jenerik yapıları kullanmaya bırakılmıştır. Daha özellikli olarak, girişimler kendilerini şirket olarak organize ederler ve şirketler birçok türde işletmeye -halka kapalı veya halka açık şirketler olarak- iyi hizmet verseler de, girişim yapılanması için uygun değildirler. Bu konudaki yeni bir makale, yasal düzenleyicileri bu karşılanmamış pazar talebini bir fırsat olarak düşünmeye davet ediyor.
Risk sermayedarları, üstel büyüme yaratma potansiyeli gösteren ve ardından erken, oldukça karlı bir çıkış fırsatı sunan girişimlere yatırım yaparlar. Ancak şirketler, bu tür çıkış odaklı, kısa vadeli girişimleri yürütmek için şüpheli bir seçimdir. Şirketleşme, hissedarların girişimin çıkış stratejisi üzerindeki doğrudan kontrolünden vazgeçmelerini ve yönetim kuruluna öz sermayeyi ne zaman ve nasıl geri çekip ayrılabileceklerine karar verme yetkisi vermelerini gerektirir. Bu ayırt edici kurumsal özellik, sermaye kilitlenmesi olarak da bilinir ve etkileri, yeni girişim sermayesi için sınırlı ikincil ticaret seçenekleri nedeniyle girişimlerde yoğunlaşır. Hem risk sermayedarları hem de girişimciler temsilcilerini yönetim kuruluna atarken, kurumsal yöneticiler, temsilcilerinin özel ihtiyaçlarını göz ardı etmek ve öz sermayeyi bir bütün olarak hissedarların çıkarlarına hizmet edecek şekilde yönetmekle yükümlüdür. Ayrıca startup yöneticileri, tüm startup hissedarlarının çıkarlarını eşit olarak hesaba katamazlar. Girişimcilerin ve yatırımcıların çıkarlarının farklı olması durumunda, Delaware yasası genellikle yönetim kurulunun ortak hissedarlar olarak girişimcilerin çıkarlarını, genellikle imtiyazlı hisse sahibi olan yatırımcıların rekabet eden çıkarlarına göre önceliklendirmesini gerektirmektedir.
Startup’lar, şirketleri ihtiyaçlarını karşılamaya daha uygun hale getirmek için çeşitli yöntemler uygular. Sofistike sözleşmeler kullanarak, girişimin çıkış stratejisi üzerindeki kontrolü yönetim kurulundan genel olarak hissedarlara ve özel olarak imtiyazlı hissedarlara kaydırmaya çalışırlar. Bununla birlikte, bu sözleşmeye bağlı geçici çözümler, tüzel kişiliği olmayan kuruluşların çıkış kontrolünü tahsis etmede izin verdiği özgürlüğü taklit etmede sınırlı başarıya sahiptir. Yalnızca taslağının hazırlanması ve gözden geçirilmesi maliyetli olmakla kalmaz, aynı zamanda yasal veya ticari kısıtlamalar nedeniyle şüpheli pratik faydaları da olabilir.
Yeni işe başlayanların iş yörüngesi ile işletme yapılanması arasındaki bu tutarsızlığın bir bedeli vardır. Risk sermayedarları ve girişimciler, hem beşeri hem de finansal sermaye sağlayıcılarının sürekli aktif katılımını gerektiren ilişkilerinin benzersiz işbirlikçi doğasını desteklemek için çıkışları başlatma veya veto etme güçlerine güvenirler. Kurumsal yapılar altında çıkış kontrolünü tahsis etme konusundaki sınırlı özgürlükleri, risk sermayedarlarının ve girişimcilerin verimli bir şekilde ilişki kurma ve işbirliği yapma çabalarına yük olur. Bununla birlikte, yeni başlayanlar (startup) daha iyi bir seçenek olmadığı için şirketleşmeye devam ediyor. Geçişsiz vergilendirmeden evrensel sınırlı sorumluluğa kadar (non-passthrough taxation to universal limited liability) başlangıç yapılanmasına dahil olan tüm hususları hesaba katarken şirketler en uygun alternatif olmaya devam ediyor.
Şirketin startup yapılanmasına uygun olmaması akademisyenlerin de dikkatini çekti. Şirketler hukukunu reforme etmek ve daha girişimci dostu hale getirmek için çeşitli önerilerde bulunuldu. Bu makale ise, farklı bir yaklaşım benimsiyor. Yeni girişimlerin karşılanmayan yapılandırma ihtiyaçlarını karşılamanın doğru yolunun, kurumsal yapıyı hem yeni başlayan hem de yeni başlamayan şirketlere uyacak şekilde genişletmeden, onlara özel yapım bir işletme sağlamak olduğunu öne sürüyor. Makalede tanıtılan bu yeni yapı –“girişim şirketleri” (venture corporations) veya kısaca “v-corps”– yeni girişimlerin çıkış odaklı karakterine hizmet edecek şekilde tasarlanacaktı. Makalede, “girişim şirketleri”, sermaye kilitlenmesinin (capital lock-in) zorunlu olmaktan çok bir devre dışı bırakma özelliği olduğu ve böylece daha güvenilir çıkış kontrol araçlarının oluşturulmasına izin verdiği uzmanlaşmış şirketler olarak tasavvur ediliyor. Bu araçları kullanmak, risk sermayedarlarının ve girişimcilerin, girişimin başarısına yönelik herkesin taahhüdünü sağlayacak, aynı zamanda üzerinde anlaşmaya varılan hedeflere ulaşılamadığında verimli bir şekilde ayrılmaya izin verecek oldukça etkili yönetişim yapıları (highly-effective governance structures) oluşturmasına olanak tanımaktadır.
Makalede ayrıca, genel şirketler hukuku reformlarını etkilemeye dayalı çözümlere göre girişim şirketlerini tanıtmanın avantajları açıklanmaktadır. İlk olarak, doktrinsel değişiklikleri yalnızca girişim şirketlerine uygulamak, ne piyasada gereksiz şok dalgaları yaratır ne de startup olmayan hissedarlara değer vermedikleri yeni haklar ve korumalar sağlar. İkincisi, eski şirketin yanı sıra, girişim şirketlerinin varlığı, girişimcilerin risk sermayedarlarına yeteneklerini ve motivasyonlarını güvenilir bir şekilde bildirmelerini sağlayacaktır. Girişimciler, standart şirketlerin girişimcilere sunduğu doğal korumalardan aktif olarak feragat ederek ve bir girişim şirketi oluşturarak risk sermayedarlarına önceden çıkış stratejilerinin yeterince uyumlu olduğunu garanti edebilir. Son olarak, risk sermayesi endüstrisi sözleşmeye bağlı yeniliğe eğilimlidir ve benzersiz hukuk sorularını gündeme getiren yeni finansman yapıları yaratma eğilimindedir. Girişim şirketleri, startup hukukunun daha fazla uzmanlaşması ve bu finansman araçlarının yol açtığı sektöre özgü sorunlara özel çözümler sağlanması için uygun bir platform olarak hizmet edebilir.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
