Güney Yarım Kürede Şirketler Hukuku: Heterodoks Paydaşlık*

Güney Yarım Küredeki yargı bölgelerinin şirket yasaları Kuzey Yarım Küredeki muadillerinden nasıl farklıdır? Yaygın inanış, gelişmekte olan ülkelerin şirket yasalarının ya eskimiş olduğunu ya da resmi yakınlaşmaya rağmen uygulama sorunları ve uyumsuzluk sorunlarıyla boğuştuğunu gösteriyor. Bu görüşler pek çok bağlamda bir hakikat çekirdeğinden fazlasını yansıtırken, gelişmekte olan dünyadaki şirket yasalarına ilişkin eksik ve yetersiz bir bakış açısı sunuyorlar. Kaçınılmaz olarak modası geçmiş ya da Kuzey Yarım Küre modellerinin kör kopyaları olmak yerine, bu konudaki son bir makalede gelişmekte olan ekonomilerin şirket yasalarına yönelik farklı paydaş yaklaşımlarına nasıl öncülük ettiği gösteriliyor. Bu yaklaşımlar ‘heterodoks paydaşlık’ (heterodox stakeholderism) olarak adlandırılıyor çünkü bunlar, Kuzey Yarım Küredeki hissedar olmayan paydaş gruplarını korumaya yönelik şirketler hukukunun uzun süredir devam eden stratejilerinden farklı ve genellikle onlardan daha cesurdur.

‘ESG’nin (son yıllardaki) yükselişinden ve Kuzey Yarım Kürede paydaş odağının yeniden canlanmasından önce, Brezilya, Hindistan ve Güney Afrika gibi gelişmekte olan çekirdek bölgeler, şirketler hukuku ve kurumsal yönetim hukuku yoluyla paydaş çıkarlarını korumaya yönelik yeni ve görünüşte daha agresif yasal stratejileri benimsemişlerdi. Kuzey Yarım Kürede ESG’ye olan ilginin patlamasından önce son birkaç on yılda meydana gelen aşağıdaki gelişmeleri düşünelim:

  • Brezilya, çalışanlar, tüketiciler ve çevresel zarar mağdurları gibi paydaşların yararına hissedarların sınırlı sorumluluğunu büyük ölçüde ortadan kaldırdı;
  • Hindistan kurumsal sosyal sorumluluk harcamalarını zorunlu kıldı;
  • Hindistan ve Güney Afrika, sosyal sorumluluktan sorumlu özel komitelere ihtiyaç duyuyordu;
  • Güney Afrika, kurumsal yönetimde Siyahların mülkiyeti ve yönetim kurulunda temsili için cesurca baskı yaptı;
  • Güney Afrika, Şirketler Yasası kapsamında çalışanların yöneticilerin görevlerini yerine getirmelerine izin verdi.

Bu bulgular, karşılaştırmalı kurumsal yönetim çalışmalarına daha geniş bir yelpazedeki Güney Yarım Küre yetki alanlarını dâhil etmenin entelektüel ve politik getirilerini göstermektedir. Birincisi, bu, gelişmiş dünyadan seçilmiş bir grup ‘olağan şüpheli’den elde edilen gerekçelerin küresel gelişmeleri temsil ettiği iddiası olarak anlaşılan karşılaştırmalı literatürdeki ‘Dünya Serisi’ sendromunun (World Series syndrome) üstesinden gelmeye yardımcı olur. İkincisi, aynı zamanda ‘tuhaf ördek’ sendromu dediğimiz şeyin üstesinden gelmeye de yardımcı oluyor: Güney Yarım Küre yetki alanları genellikle tek ülkeli çalışmalarda incelendiğinden, bu durum kolaylıkla yanıltıcı istisnai teşhisler üretebilir. Örneğin yorumcular, Brezilya ve diğer gelişmekte olan ekonomilerin benzer bir eğilimin parçası olduğunu hesaba katmadan, Hindistan’ın çevre felaketlerinden dolayı ana şirketin sorumluluğuna ilişkin yaklaşımını karşılaştırmalı bir perspektiften ‘benzersiz’ ve ‘devrimci’ (unique and revolutionary) olarak tanımladılar.

Heterodoks paydaşlığın Güney Yarım Küredeki farklı tezahürlerini takdir etmek, yalnızca kurumsal hayal gücümüzü genişletmekle kalmıyor, aynı zamanda şirketler hukukunun gelişiminin arkasındaki itici güçlere de ışık tutuyor. Şirketler hukukunda heterodoks paydaşlık, yüksek eşitsizliğin olduğu ve dışsallıkları frenlemek ve hukukun diğer alanları aracılığıyla sosyal refahı teşvik etmek için yetersiz devlet kapasitesinin olduğu ortamlara kurumsal bir uyum olarak görülebilir. Bu, geleneksel olarak hukuk ve ekonomi analizine hâkim olan örtülü ‘modülerlik yaklaşımının’ diğer yüzüdür. Bölümlendirme ve işlevsel uzmanlaşmaya dayanan modüler bir yaklaşım altında, hukukun her alanı tek bir ekonomik soruna odaklanarak toplumsal refaha katkıda bulunmalıdır: Şirketler hukuku açısından standart tek amaç, şirket formuyla ilişkili vekâlet maliyetlerinin azaltılmasıdır. Bununla birlikte, hukukun diğer alanları (vergi, çevre ve antitröst yasaları gibi) hedeflerine ulaşmada başarısız olursa, bu tür modüler bir yaklaşımın (başlangıçta optimal olup olmadığına bakılmaksızın) buna göre bocalaması söz konusudur.

Eşitsizliğin yaygın ve sosyal ve çevresel bozulmanın da ciddi düzeyde olduğu ortamlarda, şirketler hukukunun yalnızca hissedarların servetini maksimize etmeye odaklanması gerektiği görüşü, ekonomik gerekçe olmasa da meşruiyetini kaybetme eğilimindedir. Güney Yarım Kürede uzun süredir hissedilen bu baskılar artık Kuzey Yarım Küreye ulaşıyor ve karşılaştırmalı kurumsal yönetişimde şaşırtıcı bir ‘tersine yakınlaşma’ ihtimalini de beraberinde getiriyor ki; gelişmiş dünyanın kurumları, gelişmekte olan ülke muadillerine benzemeye başlıyor.

Son olarak, Güney Yarım Küredeki heterodoks paydaşlık, şirketler hukuku kurallarının yargı sınırları ötesindeki dağıtımsal sonuçlarına da yanıt veriyor; bu önemli olabilir ancak şu ana kadar ihmal edilmiştir. Gelişmekte olan ülkelerde ortaya çıkan çevresel zararlardan dolayı ana şirketlerin sınırlı sorumluluğunu desteklemek, yalnızca verimlilik açısından tartışmalı olmakla kalmıyor, aynı zamanda yoksul Güney Yarım Küre kurbanları pahasına zengin Kuzey Yarım Küre şirketlerini ve onların yatırımcılarını zenginleştirmede ters dağıtımsal sonuçlara da yol açıyor. Gelişmekte olan ülkelerdeki ana şirketlerin sınırlı sorumluluklarının aşınması muhtemelen yalnızca düzenleyici devletlerin zararı önlemedeki başarısızlıklarına değil, aynı zamanda sınırlı sorumluluğun gerektirdiği Güney-Kuzey dağıtım dinamiklerine de yanıt vermektedir.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.