![]()

Hissedar önceliği ve paydaş kapitalizminin (shareholder primacy and stakeholder capitalism), ilki hissedar çıkarlarını vurgularken, ikincisi kurumsal sosyal sorumluluğu (corporate social responsibility) ve daha geniş paydaş katılımını savunan zıt bakış açılarını temsil eder. Kurumsal sosyal sorumluluk ile ilgili olarak, piyasaların kamu mallarını etkili bir şekilde ele alamayabileceği kabul edilmektedir. Firmaların kâr peşinde koşarken genellikle sosyal ve çevresel kaygıları ele alması beklenmez. Bunun yerine, bu roller hükümetlere kalmaktadır ki; bu da, şirket ve devletin topluma karşı sorumluluklarını ayıran klasik ikilemi (Friedman, 1970) yansıtmaktadır.
Kurumsal sosyal sorumluluk politikaları, nakit akışlarını alacaklılardan ve hissedarlardan uzaklaştırır. Bununla birlikte, bazıları firmaların kurumsal sosyal sorumluluğu değer artırıcı bir kurumsal strateji olarak görmesi gerektiğini ileri sürmektedir (örneğin Freeman 1984), çünkü kurumsal sosyal sorumluluk, verimliliği ve firma performansını artıran artan iyi niyet yoluyla faydalar sağlar. Ancak hissedarlar ve tahvil sahipleri üzerindeki net etki deneysel bir konudur. Kurumsal sosyal sorumluluk politikalarının hissedarlar üzerindeki etkisi üzerine önemli araştırmalar mevcuttur, ancak özellikle kurumsal sosyal sorumluluğun zorunlu hale geldiği durumlarda borç sahipleri üzerindeki etkisini araştırmak için çok fazla araştırma yapılmamıştır. Bu konudaki son bir makalede; birincisi, zorunlu kurumsal sosyal sorumluluk politikaları ile tahvil fiyatlandırması arasındaki nedensel ilişki gösterilerek; ikincisi de, zorunlu kurumsal sosyal sorumluluk politikalarının, gelecekteki nakit akışlarını engelleyen faaliyetlere sermayeyi yanlış tahsis ederek tahvil fiyatlandırmasını etkilediği ileri sürülerek bu boşluk dolduruluyor.
Bu minvalde, devletin kârlı firmalar için zorunlu kurumsal sosyal sorumluluk harcama zorunluluğu getirdiği Hindistan’da kurumsal sosyal sorumluluk politikalarının borç piyasaları üzerindeki etkisi inceleniyor. Bu benzersiz ortam, zorunlu kurumsal sosyal sorumluluğun ilgili firmalar tarafından ihraç edilen borçların fiyatlandırmasını ve miktarını nasıl etkilediğini araştırmaya olanak tanıyor. 2013 tarihli Hindistan Şirketler Yasası (Companies Act) kapsamında belirtilen kurala göre, herhangi bir mali yılda bir firmanın;
(i) Net değeri 5 milyar Rupi (yaklaşık 83 milyon Amerikan doları);
(ii) Satışlarının tutarı 10 milyar Rupi (yaklaşık 167 milyon Amerikan Doları) veya üzeri veya
(iii) Net kârı 50 milyon Rupi (yaklaşık 830.000 Amerikan doları) veya üzeri ise
bu firmanın son üç yılın ortalama net kârının %2’sini açlığın ve yoksulluğun ortadan kaldırılması, kadınların güçlendirilmesinin teşvik edilmesi, çevresel sürdürülebilirlik, başbakanlık fonu ve benzeri kurumsal sosyal sorumluluk ile ilgili faaliyetlere harcaması gerekmektedir.
Şirketler Yasası’nın yürürlük tarihinden üç yıl öncesinden (29 Ağustos 2013) üç yıl sonrasına kadar, tahvil ihraçlarındaki farklar arasındaki fark ve çok boyutlu regresyon süreksizlik tasarım teknikleri (difference-in-differences and multi-dimensional regression discontinuity design techniques) kullanılarak, zorunlu kurumsal sosyal sorumluluk kuralının etkilenen firmalar için borç maliyeti [getiri yayılımı (yield spread) olarak temsil edilmektedir] 43 baz puan artırdığını ortaya konulmuştur. Yasanın diğer koşullarının etkisinin zorunlu kurumsal sosyal sorumluluk kuralından ayrıştırılması, anılan Yasanın borç maliyetini (yani getiri yayılımını; yield spread) azaltmaya yardımcı olmasına rağmen, zorunlu kurumsal sosyal sorumluluk kuralının etkilenen şirketler için bu faydaları ortadan kaldırdığını ortaya koymaktadır. Farklar arasındaki fark spesifikasyonu kullanılarak tahvil özellikleri, firma özellikleri ve sektöre özgü etkiler için düzeltme yapıldığında ise, etkilenen firmalar tarafından ihraç edilen tahvillerin getiri farkı, etkilenmeyen firmalar tarafından ihraç edilen tahvillere kıyasla 103 baz puan artmıştır.
Makalede, kurumsal sosyal sorumluluk harcamalarındaki bilgi asimetrisinin azaltılmasının borç piyasası tarafından ödüllendirilip ödüllendirilmediğini test etmek için, kurumsal sosyal sorumluluk harcamalarının ayrıntıları da analiz edilmiş ve öngörülen tutara yakın bir miktar ödeyen ve kurumsal sosyal sorumluluk harcamaları için kullanılan kurumların adlarını açıklayan etkilenen firmaların borç piyasası tarafından daha az cezalandırıldığı ortaya konulmuştur. Bu da, firmaların kurumsal sosyal sorumluluk harcamalarına ilişkin bilgi asimetrisini azaltmak için sermaye piyasaları tarafından ödüllendirildiği iddiasını desteklemektedir. Firmaların kurumsal sosyal sorumluluk harcamaları konusunda şeffaf olmaları önemlidir, çünkü bu onların borç maliyetlerini etkileyebilir.
Genel olarak söz konusu çalışma, Hindistan’ın zorunlu kurumsal sosyal sorumluluk düzenlemesine tabi olan şirketlerin, diğer Hint şirketlerine kıyasla borç maliyetlerinde bir artışla karşılaştığını gösteriyor. Şirketler Yasasındaki ilave hükümler borç maliyetlerinin azaltılmasına katkıda bulunurken, zorunlu kurumsal sosyal sorumluluk hükmü etkilenen firmalar için bu avantajları dengelemiştir. Artan borç giderleri, zorunlu kurumsal sosyal sorumluluğun beklenen nakit akışları üzerindeki olumsuz etkisinden kaynaklanmaktadır ki; bu etki, tekrarlanan ihraçlarda daha da belirginleşiyor ancak kurumsal sosyal sorumluluk tahsisatının açıklanmasında şeffaflığı koruyan firmalar için orta derecede azalıyor. Bu bulgular, kurumsal sosyal sorumluluk düzenlemeleri ile borç piyasası dinamikleri arasındaki etkileşime ışık tutmaktadır.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
