Hissedar Katılımını Yeniden Tanımlamak: Yeni Bir Bireysel Yatırımcı Türünün Yükselişi

Perakende hissedarlarının (retail shareholders) giderek daha büyük bir etkiye sahip olması nedeniyle şirketlerin yıllık (genel kurul) toplantılarında yeni bir rüzgâr esiyor. İlgili çevrelerde, bu yeni dalgaya yer açmanın hissedar katılımını tamamen yeniden düşünmek anlamına gelebileceği savunuluyor.

Perakende hissedarlar yatırım sahnesine fırladı. Son yıllarda Kendin Yap yatırım platformlarının (Do-It-Yourself investment platforms) piyasaya sürülmesi ile hisselere erişim hiç bu kadar kolay olmamıştı ki, yeni nesil yatırımcılar bu fırsatı değerlendiriyor.

Genel (alelade) hissedarların nispeten küçük bir kısmını oluşturmasına rağmen (küresel ortalama yüzde 14), bu grubun sayısı artıyor ve her zamankinden daha fazla ses çıkarıyor.

2024 yılı Genel Kurul dönemi başlarken şirketlerin çevre ve yönetici maaşları gibi tartışmalı konularda ortaya çıkan bu sese kulak vermesi ve yıllık genel kurul toplantılarında (annual general meetings) daha fazla katılıma zemin açması gerekmektedir.

Yeni ve çeşitli yatırımcılara hoş geldiniz

Aynı çıkarlara sahip tek tip bir yatırımcı grubunun olduğu günler (artık) geride kalmıştır. Günümüzün manzarası çok daha çeşitlidir ve ilgi alanları daha karmaşıktır. Lumi Global’in yakın tarihli bir araştırmasına göre kadınların üçte ikisi (%67) artık emeklilik hesapları dışındaki hisselere yatırım yapıyor ve neredeyse her üç genç siyah hissedardan biri 2020 yılından beri yatırım yapmaya başladıklarını söylüyor. Bu arada diğer araştırmalar Z kuşağının %37’sinin (yüzde 37) artık hisse senetlerine yatırım yaptığını gösteriyor (hem de her zamankinden daha fazla).

Perakende yatırımcı patlamasını körükleyen temel değişimlerden biri, Kendin Yap işlem platformlarının büyümesi ve yatırımı piyasalar için daha erişilebilir hale getirmeye yardımcı olan aracı kurumlar arasında yeni ürün ve hizmetlerin piyasaya sürülmesidir. Bu Kendin Yap platformları artık genç neslin yatırım ortamına girmesinin önünü açıyor ve bu aynı zamanda genel kurul toplantılarına da dönüşüyor. Lumi Global’in araştırmasına göre, Z kuşağı hissedarların beşte dördü (%80) hâlihazırda bir Genel Kurul toplantısında oy kullandıklarını ve diğer %9’u da bunu yapmakla ilgilendiklerini söylüyor. Sürdürülebilirlik, yönetici maaşları veya diğer ESG sorunları konusunda tutkulu olsalar da, bu grup aktiftir ve daha geniş bir toplum üzerinde etki yaratmak onlar için temel bir önceliktir.

Bu yeni çeşitlilik, şirketlere hissedarları nasıl dâhil edeceklerini keşfetme konusunda yeni bir sorumluluk düzeyi getirmektedir. İşletmeler bu gruba öncelik vermezlerse farklı sesleri dinleme fırsatını kaçırmış olurlar.

Geçmişte birçok hissedar, yaşı ne olursa olsun, gün içerisinde büyük şehirlerde yapılan toplantıların lojistik durumu ve önceden verilen taahhütlerin yatırımcıların katılımını imkânsız hale getirmesi nedeniyle Genel Kurul toplantılarının dışında tutulmuştu. Fiziksel katılımın oluşturduğu bu engeller ortadan kaldırıldığında, Genel Kurul toplantıları daha geniş bir demografik kitleye açık hale gelir ve kapsayıcılık ve erişilebilirlik sağlayarak çok daha davetkâr hale gelir.

Geçen yıl, hibrit genel kurul toplantıları dünya çapındaki tüm toplantıların %40’ını oluşturuyordu ve bu yıl Birleşik Krallık’taki toplantıların çoğunluğunun hibrit olması beklenmektedir. Katılımcılarla etkileşim kurabilme yeteneği, yalnızca farklı tercihleri karşılamakla kalmayıp aynı zamanda lojistik zorlukları da ele alarak daha geniş hissedar katılımını mümkün kılan daha demokratik ve erişilebilir bir Genel Kurul Toplantısını neredeyse teşvik eder.

Perakende yatırımcıların görüşmelere dâhil edilmesi

Perakende yatırımcıların katılımını sağlamak, işletmelerin yalnızca ilgili paydaşlarının seslerini duyabilmesi anlamına gelmez, aynı zamanda potansiyel bir isyanın uğultusunu yakalayabilmeleri anlamına da gelir. Bu, şirketlerin Genel Kurul toplantısını takvim yılının hissedarlarıyla etkileşime geçecek tek anı olarak görmekten kaçınmaları gerektiği anlamına gelir. Şirketler bu yaklaşımı benimserse, yatırımcıların daha az ilgilenmesi riskinin yanı sıra, günü geldiğinde hissedarların oy verme niyetini anlayamama riskiyle karşı karşıya kalırlar. Bu da potansiyel muhalefete zemin açar.

Bunun yerine, yıl boyunca yatırımcılarla açık diyaloğu sürdürmek önemlidir. Lumi Global’in araştırmasına göre hissedarların %85’i, yatırım yaptıkları şirketlerden Genel Kurullarda tartışılan konular hakkında daha fazla ön bilgi görmek istediklerini söyleyerek bunu talep ediyor.

Bunu yapmanın bir yolu, yıl boyunca herkesin katılabileceği sık sık yatırımcı ilişkileri toplantıları düzenlemektir. Bu yaklaşım şeffaflığı artırır ve yönetim kurulu üyeleri ile kişisel bağlantılar kurmaya katkı sağlar. İşletmeler, yatırımcı ilişkileri ile kurumsal yönetimi birbirinden ayırmak yerine, Genel Kurul planlaması ve paydaş ilişkilerine bütünsel bir yaklaşım benimsemeye çalışmalıdır. Sorunların tırmanmasını etkili bir şekilde önlemek, yönetim kurullarının ana Genel Kurul öncesinde hissedarların duyarlılığını ölçebilmesi ve yatırımcılarına daha fazla bilgi sunabilmesi anlamına gelir.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.