
1. İhraççı kompozisyonu neden önemlidir?
Özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerdeki (low- and middle-income countries; LMICs) pek çok firma, miktar, vade, risk toleransı ve finansal araçlar açısından genellikle daha kısıtlayıcı olan banka kredilerine güvenir. Bu nedenle birçok firma çok ihtiyaç duyulan finansmana erişemeyebilir ki, bu da firma büyümesinin hızını ve kalitesini sınırlayabilir. Sermaye piyasaları, özsermaye, özsermaye benzeri, borç ve türev ürünleri kapsayan çeşitli araçlar (various instruments spanning equity, quasi-equity, debt, and derivatives) aracılığıyla daha geniş bir yelpazedeki finansman ihtiyaçlarını karşılamak için daha iyi bir konuma sahip olduklarından, bu finansman açığının giderilmesinde kritik bir rol oynayabilir. Ayrıca ikincil piyasalarda işlem yaparak yatırımcılar için likidite riskini azaltırlar ve böylece firmalar için uzun vadeli finansmanın kilidini açarlar. Sermaye piyasaları ayrıca farklı yatırım ufukları, risk iştahları ve yatırım hedefleri olan daha geniş bir yatırımcı havuzunu çekme eğilimindedir. Bu faktörler, çeşitli ihraççıları büyüdükçe hisse senedi piyasalarına katılmaya teşvik edebilir.
Ancak, büyüdükçe hisse senedi piyasalarının daha geniş bir firma yelpazesini ne ölçüde cezbettiği belirsizdir. Öncelikle hisse senedi piyasasının büyümesi ya kapsamlı (yani piyasaya katılan yeni ihraççıların) ya da yoğun marjlı (yani mevcut ihraççıların daha fazla finansman sağlaması) bir büyümeden kaynaklanabilir. Bunlar arasında ayrım yapmak, borsaların ekonomi genelindeki finansman ihtiyaçlarını karşılamada ne kadar etkili olduğunu anlamak açısından çok önemli olabilir. Ayrıca daha kapsayıcı bir borsanın kendisi de faydalı olabilir. Örneğin, piyasada sadece bir avuç hâkim firma varsa veya borsaya kote firmalar sadece birkaç sektörde yoğunlaşmışsa, piyasadaki oynaklık artabilir. Geniş ve çeşitli bir ihraççı tabanının olmaması, sermaye piyasalarının en önemli avantajlarından biri olan düşük maliyetli çeşitlendirmeyi başarmak daha zor hale geldiğinden, sermaye piyasalarını yatırımcılar için daha az çekici hale getirmektedir. Araştırmalar hisse senedi piyasalarının daha yenilikçi ve hızlı büyüyen şirketlerin ve uzun vadeli projelerin finansmanında önemli olduğunu gösterdiğinden, bunun reel ekonomi üzerinde de etkileri vardır (Didier ve diğerleri, 2020; Bae ve diğerleri, 2021). Hisse senedi piyasaları kısıtlayıcı olduğunda bu tür firma ve projeler fon alamamakta, bu da ekonomide yenilikçiliği ve verimliliği kısıtlamaktadır.
2. Hisse senedi piyasaları büyüdükçe ihraççı kompozisyonu değişiyor mu?
Yeni bir çalışmada, hisse senedi piyasaları büyüdükçe ihraççı kompozisyonunun nasıl değiştiğini anlamak için, hisse senedi borsası büyümesinin iki boyutu olan piyasa büyüklüğü (piyasa değeri) ve alım satım faaliyeti (işlem değeri ve ciro oranı)[1] ile ihraççı kompozisyonunun toplam borsa sayısı, borsaya kote yerli firmaların payı, Dönemsel Hisse Senedi sayısı (Seasoned Equity Offerings-SEOs), en büyük 10 yerli şirketin halka arzları, piyasa kapitalizasyonu ve sektörel çeşitliliği gibi ölçümler arasındaki ilişki inceleniyor.
Söz konusu çalışmada, hisse senedi piyasası kapitalizasyonunun gayrisafi yurtiçi hâsılaya oranıyla temsil edilen pazar büyüklüğünün, toplam firma sayısındaki artışla ilişkili olmadığı ortaya çıkarılmıştır. Bu, piyasa kapitalizasyonu arttıkça daha fazla firmanın mutlaka borsaya girmediğini göstermektedir. Bunun yerine, bu tür bir büyüme, mevcut ihraççıların daha fazla finansman sağlaması veya varlık fiyatlarını artırmasıyla sağlanabilir. Makalede, borsa büyüklüğü arttıkça Dönemsel Hisse Senedi sayıları ve boyutunun da artmasıyla, ilkinin lehine kanıtlar sunulmaktadır. Yeni girenlerin olmayışı aynı zamanda pazar büyüklüğünün yerel borsalarda işlem gören yerli firmaların payı ile neden ilgisiz olduğunu da açıklamaktadır. Bu sonuçlar, hisse senedi piyasası kapitalizasyonu arttıkça öncelikle yoğun marjda büyüme olduğunu göstermektedir.
Ancak alım satım faaliyetlerindeki artış, hisse senedi piyasalarına katılımın artmasıyla bağlantılıdır. Bu, sermaye maliyetini azaltabilen ve dolayısıyla borsaya yeni firmaların girişini teşvik edebilen iyileşen likiditeyi yansıtıyor olabilir. Yeni firmaların girişi, eğer girenler yeterince farklıysa, ihraççı tabanının çeşitlendirilmesine katkıda bulunur. Özellikle büyük firmaların hâkim olduğu düşük ve orta gelirli ülkelerdeki hisse senedi piyasaları için özellikle ilgi çekici olan, küçük firmaların erişiminin gelişip gelişmediğidir. Anılan çalışmada, bu piyasaların büyüklüğü veya faaliyeti büyüdükçe, İlk Halka Arzlara ilişkin ihraç büyüklüğünün azaldığına dair hiçbir kanıt bulanamamıştır. Benzer şekilde, hisse senedi piyasaları büyüdükçe bu piyasalardaki en büyük 10 şirketin piyasa kapitalizasyonunun payının azaldığı görülmemiştir. Elde edilen sonuçlar, artan borsa faaliyetinin yeni girenleri çekebileceğini, ancak ihraççı tabanının kompozisyonunun nispeten istikrarlı kaldığını göstermektedir.
Son olarak, ihraççıların sektörel çeşitliliğinin borsa büyümesi ile birlikte değişip değişmediği ve nasıl değiştiği de incelenmiştir. Düşük ve orta gelirli ülkelerdeki halka arzlar birkaç sektörde, özellikle de finans sektöründe yoğunlaşma eğilimindedir. Daha fazla sektörel çeşitlilik, daha çeşitli finansman ihtiyaçlarının karşılandığını yansıtabilir ve aynı zamanda sermaye piyasalarının daha dirençli olmasına da yardımcı olabilir. Ancak makalede, hisse senedi piyasalarının boyutu veya faaliyeti büyüdükçe sektörler arasında ihraçların daha fazla çeşitliliğe sahip olduğunu gösteren bir kanıt bulunamamıştır.
3. Bu sonuçlar neden önemlidir?
Çalışmadaki sonuçlar, borsaların büyüdükçe daha kapsayıcı olmayabileceğini gösteriyor. Bunun yerine, büyüyen bir borsa, Dönemsel Hisse Senedi sayıları ve boyutunda bir artışla ilişkilidir ki, bu da yoğun marjda büyümeyi gösterir. Artan borsa faaliyetleri yeni girenleri cezbederken, elde edilen sonuçlar ihraççı tabanının bileşiminin önemli ölçüde değişme eğiliminde olmadığını göstermektedir. Bu bulguların, firmaların finansmana erişimini iyileştirmeyi amaçlayan politika yapıcılar için önemli sonuçları vardır. Geniş ve çeşitli ihraççıların katılımı, temel ekonomideki çeşitli finansman ihtiyaçlarını karşılayabilen, iyi işleyen bir borsayı yansıtmaktadır. Ancak bu doğal olarak sermaye piyasası büyümesini takip etmeyebilir. Hisse senedi piyasalarının ihraççı tarafında daha kapsayıcı olmasını sağlamak için manşet büyüme göstergelerinin ötesine geçmeye açık bir ihtiyaç bulunmaktadır. Daha basit kotasyon koşulları veya küçük ve orta büyüklükte işletme (KOBİ) borsaları gibi hedefe yönelik politika önlemleri, muhtemelen borsanın geniş çapta geliştirilmesinden daha etkilidir.
[1] Metnin İngilizcesi şu şekildedir: [market size (market capitalization) and trading activity (value traded and turnover ratio)]

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
