

Polonya, Avrupa ekonomik yakınlaşmasının başarı hikâyelerinden biridir. Ocak ayında Avrupa Birliği Konseyi’nin (Birlik üye devletlerini temsil eden karar alma kurumu) dizginlerini devralan ülke, artık Avrupa Birliği’nin altıncı büyük ekonomisidir. Bu yakınlaşma süreci, Çek Cumhuriyeti, Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Estonya, Macaristan, Letonya, Litvanya, Malta, Slovenya ve Slovakya’yı da Birliğe kabul eden ve Avrupa Birliği nüfusunu yaklaşık yüzde 20 oranında artıran 2004 genişlemesi ile yönlendirilmiştir.
Yirmi yıl sonra, yeni Avrupa Birliği katılım görüşmeleri sürerken, daha önceki genişlemenin yeni üyelere ve tüm Birliğe ne kadar fayda sağladığına bakmak ve Avrupa tek pazarını genişletmenin ekonomik getirilerini düşünmek faydalı olacaktır. Sürecin farklı aşamalarında olan mevcut katılım adayları Arnavutluk, Bosna-Hersek, Kosova, Karadağ, Kuzey Makedonya, Sırbistan, Gürcistan, Moldova Cumhuriyeti, Ukrayna ve Türkiye’dir. Ekim ayında Avrupa Komisyonu, her adayın Avrupa Birliği’ne katılım yolunda kaydettiği ilerleme ve oyunun durumu hakkında ayrıntılı değerlendirmeler içeren yeni bir rapor yayınlamıştır.
Avrupa Bölgesel Ekonomik Görünümü (Regional Economic Outlook[1]) başlıklı raporun yeni bir notunda, Avrupa Birliği’nin 2004 genişlemesinin (2004 European Union Enlargement) önemli gelir kazanımları getirdiği gösteriliyor. Bu kazanımlar özellikle yeni üye ülkelerde büyüktü: 15 yıl sonra kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hâsıla (GSYH), Avrupa Birliği’ne katılım olmadan olacağından ortalama yüzde 30’dan fazla daha yüksekti.
Yeni üyelerdeki bu kazanımları yönlendiren faktörler üç yönlüydü. Birincisi, 2004 grubu, Avrupa Birliği’ne katılmadan önce, ticaret, finans sektörü ve ürün pazarı serbestleştirmesi dâhil olmak üzere, karşılaştırılabilir diğer bölgelerde uygulananlardan daha kapsamlı ekonomik reformlardan yararlanmıştır. İkincisi, doğrudan yabancı yatırım ve Avrupa Birliği uyum fonlarından gelen ek finansman, sermaye stokunun artırılmasına yardımcı olmuştur. Üçüncüsü ise, teknoloji transferleri ve eğitim başarısındaki iyileştirmeler üretkenliği artırmıştır.
Yeni Avrupa Birliği ülkelerindeki tüm bölgeler kazanırken, bazıları diğerlerinden daha fazla kazanmıştır. Mevcut üye devletlerle değer zincirlerine zaten daha iyi entegre olanlar, coğrafi mesafeden bağımsız olarak, katılım öncesi daha az entegre olanlardan kişi başına gayri safi yurtiçi hâsılayı yaklaşık yüzde 10 puan daha fazla artırmıştır. Uzun vadeli finansmana daha kolay erişimi olan firmaların bulunduğu bölgeler, diğerlerinden yaklaşık yüzde 15 puan daha fazla kazanmıştır.
Mevcut üye devletler de Avrupa Birliği genişlemesinden faydalanmışlardır. 2019 yılına gelindiğinde, kişi başına düşen gelir genişlemenin olmadığı bir senaryoda olacağından yaklaşık yüzde 10 daha yüksekti. Bu kazanımların temel itici gücü, firmaların üretimi genişletmesine ve katılım ülkelerinde daha yüksek yatırımlar da dâhil olmak üzere verimlilik kazanımları elde etmesine olanak tanıyan Avrupa Birliği’nin tek pazarının genişlemesiydi. Katılımdan önce yeni üye devletlerle zaten iyi entegre olmuş olan İskandinavya, Almanya ve Avusturya bölgeleri en çok kazanç sağlayan bölgeler olsa da, daha uzaktaki birçok bölge de faydalanmıştır.
Bu, bir sonraki Avrupa Birliği katılım dalgası için ne anlama gelir? Önemli bir ders, hem katılım adayı ülkelerin hem de mevcut Avrupa Birliği üyelerinin, çaba sarf ederlerse fayda sağlayabilecekleridir. Bu kolay bir iş değildir. Katılım öncesi güçlü reformlar, önemli finansman, siyasi kararlılık ve olası kurumsal uyum (strong pre-accession reforms, significant financing, political resolve, and possible institutional adaptation) gerektirecektir.
2004 başarılarının bazı faktörlerine bugün ulaşmak daha zor olabilir. Bu, katılım ülkeleri için doğrudan kendi kontrolleri altında olan eylemlere, örneğin Avrupa Birliği’ne yönelik iş düzenlemelerini ve kurumsal boşlukları kapatmaya yönelik reform çabalarına bir prim verir. Mevcut üyeler açısından, kalan birlik içi ticaret engellerini kaldırarak ve dinamik firmaların büyümesini finanse etmek için sermaye piyasası birliğini ilerletmek suretiyle tek pazarı derinleştirmeye devam etmek, potansiyel kazanımları daha da artıracaktır. Bu ortak çabalar yalnızca Avrupa içindeki yakalamayı hızlandırmakla kalmayacaktır, aynı zamanda Avrupa’nın Amerika Birleşik Devletleri ile olan sürekli büyük gelir farkını daraltmaya da yardımcı olabilir.
[1]<https://www.imf.org/en/Publications/REO/EU/Issues/2024/10/24/regional-economic-outlook-Europe-october-2024>
Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
