IMF: Latin Amerika’da Maliye Politikası Merkez Bankalarının Yükünü Hafifletebilir*

Enflasyonu ehlileştirmek, talebi yavaşlatmayı gerektirmektedir. Para politikası üzerine düşeni yaparken, kamu maliyesi açıklarının (fiscal deficits) düşürülmesi de hayat pahalılığı krizinin azalmasına yardımcı olacaktır.

Latin Amerika’daki büyümenin, 2022 yılındaki olağanüstü %4’lük artışın ardından bu yıl %1,6’ya yavaşlayacağı tahmin edilmektedir. Geçen yılki canlı ekonomik aktiviteye eşlik eden fiyat baskıları zirve yapmış gibi görünüyor, ancak temel enflasyon inatla yüksek olmaya devam ediyor ve kazançlarının çoğunu gıdaya harcayan düşük gelirli hane halklarını orantısız bir şekilde etkiliyor. Enflasyonun yerleşik hale gelmesi riskini azaltmak için maliye politikası, para politikasının talep baskılarını azaltmasına yardımcı olabilir.

2022’nin ortalarında %10’a ulaşan manşet enflasyon, en büyük Latin Amerika ekonomilerinde Mart ayında (2023) %7’ye geriledi. Ancak bu düşüş daha çok emtia fiyatlarının zirve noktalarından düşüşünü yansıtıyor. Gıda ve enerjiyi dışlayan çekirdek enflasyonu düşürmedeki ilerleme durmuş gibi görünüyor. İşgücü piyasaları, istihdamın pandemi öncesi seviyelerin kesinlikle üzerinde olması nedeniyle sıkıdır. Aynı zamanda, çıktı potansiyel veya üzerinde ve kısa vadeli enflasyon beklentileri merkez bankalarının hedef aralıklarını aşıyor. Güçlü iç talep, hızlı ücret artışları ve tabana yayılan fiyat baskıları, bölgedeki enflasyonun kabul edilemeyecek kadar yüksek kalabileceğine işaret ediyor.

Fiyat baskılarını yumuşatmak için talebi yumuşatmak

Bölgedeki çoğu ülke son yirmi yılda fiyat istikrarı konusunda önemli adımlar atmış olsa da, bölgenin tarihi, yüksek enflasyonun ekonomiyi nasıl istikrarsızlaştırabileceğinin ve en çok kırılgan gruplara zarar vererek eşitsizliği körükleyebileceğinin örnekleriyle doludur.

Fiyat istikrarını yeniden sağlamak, sağlıklı bir ekonomi ve en savunmasız kesimleri korumak için çok önemlidir. İçinde bulunulan konjonktürde bunun için iç talebin yavaşlaması gerekiyor. Enflasyonun -ve özellikle çekirdek enflasyonun- hedefin oldukça üzerinde seyretmesi ve ekonomilerin potansiyelin üzerinde çalışmasıyla, politika yapıcılar, enflasyonla mücadelenin pandemiden kurtulmayı destekleme ihtiyacıyla çeliştiği 2021 ve 2022 başlarındaki makroekonomik dengelerle artık yüzleşmiyor. Politikalar, talebi potansiyel üretimle aynı hizaya getirmek için kısıtlamayı amaçlamalıdır. Bu, kaçınılmaz olarak işgücü piyasasının soğutulmasını gerektirecektir.

Belirleyici merkez bankası faiz artışları, ağır yükü çoktan kaldırmıştır. Ayrıca, bazı gelişmiş ekonomilerde son dönemde yaşanan finansal stresler, küresel finansal koşulların daha sıkı hale gelmesine yol açarak talebin daha da soğumasına yardımcı olabilir. Faiz oranlarındaki artışlar arasındaki olağan gecikmeler ve bunların ekonomik aktivite üzerindeki etkileri göz önüne alındığında, hâlihazırda uygulanmakta olan sıkılaştırmanın tüm etkisinin bu yıl boyunca en net şekilde görülmesi ve bu yıl büyümenin yavaşlamasına katkıda bulunması beklenmektedir.

Bununla birlikte, enflasyonist baskıların devam etmesiyle birlikte, merkez bankalarının fiyatlar için net bir düşüş yolu bulunana kadar mücadelelerinde kararlı kalmaları; faiz oranlarının da muhtemelen bu yılın büyük bölümünde ve bazı durumlarda gelecek yıla kadar yüksek kalması gerekecektir. Bu, enflasyonu 2024 yılının sonlarına veya 2025’in başlarına kadar hedefe yönlendirecektir.

Daha dengeli bir politika bileşimi

Merkez bankalarına enflasyonla mücadelelerinde yardımcı olmak için maliye politikası bu yıl daha konjonktür karşıtı bir duruşla daha büyük bir rol oynayabilir. Son Uluslararası Para Fonu (International Monetary Fund-IMF) araştırmasının gösterdiği gibi, mali sıkılaştırma, merkez bankalarının enflasyonu düşürmek için oranları daha az artırmasını mümkün kılıyor.

Pandemi sırasında ekonomileri desteklemek için gerekli olan 2020 tarihli mali teşvikler çoğunlukla geri çekilmiş olup, bu yıl maliye politikasının çoğu ülkede genel olarak tarafsız olması beklenmektedir. Daha daraltıcı bir mali duruş, iç talebin yavaşlamasına yardımcı olacak ve faiz oranlarının daha erken düşmeye başlamasına izin verecektir. Bu, faiz oranlarını daha uzun süre yüksek tutmaktan kaynaklanan potansiyel finansal istikrar risklerini azaltacak ve bir sonraki ekonomik şoka yanıt vermek için daha fazla politika alanı yaratarak kamu borç seviyelerinin düşürülmesine yardımcı olacaktır. Yani, daha dengeli bir politika bileşimi, enflasyonu kontrol altına alma ve durgunluk risklerini azaltma olasılıklarını artıracaktır.

Politikayı yeniden dengelemek kolay olmayacaktır. Bölgede sosyal harcama talepleri yüksektir. Mücadele edilmesi gereken ciddi dağıtım ve sosyal eşitlik sorunları bulunmaktadır. Zenginlerin adil paylarını ödemelerini gerektiren vergi politikalarının yasalaştırılması çözümün bir parçası olmalıdır.

Ancak politika yapıcıların, önemli sosyal programları kesintiye uğratmadan veya sağlık, eğitim ve kamu altyapısına harcama yapmadan da tasarruf bulması gerekecektir. Kamu harcamalarındaki verimsizlikleri azaltmak için önemli bir alan vardır ve hizmetler daha verimli bir şekilde sağlanırsa, insanların daha ihtiyatlı kamu maliyesini benimseme olasılığı daha yüksektir. Vergi mükelleflerinin kaynaklarının iyi birer temsilcisi olmak, birçok ülkenin son yıllarda hükümete karşı uğradığı güven erozyonunun tersine çevrilmesine de yardımcı olabilir.

Bu gündem zorludur, ancak fiyat istikrarını yeniden sağlamak, yoksulları korumak ve toplumsal talepleri kalıcı bir şekilde ele almak için çok önemlidir. Enflasyonu dizginlemede maliye politikasına daha fazla güvenmek, makroekonomik bir bakış açısıyla anlamlıdır ve eğer politikalar iyi tasarlanmışsa, sosyal açıdan eşitlikçi bir şekilde başarılabilir.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.