
Birçok ülkeyi etkileyen salgınlar, savaşlar, gıda ve enerji krizleri ve iklim felaketleri gibi çok sayıda şokla sarsılan bir dünyada, uluslararası toplumun bir arada durma ve küresel ekonomiyi ve onun tüm vatandaşlarını destekleme sorumluluğu vardır.
Bu tür uluslararası işbirliğinin bir örneği, Uluslararası Para Fonu’nun (International Monetary Fund-IMF) Ağustos 2021’de şimdiye kadarki en büyük özel çekme hakkı tahsisi oldu ki; bu tahsisle, pandemik krizin iyileşmeye doğru çevrilmesine yardımcı olmak için ülkelere 650 milyar (ABD) dolarlık likidite enjekte edildi.
Özel çekme hakkı (special drawing rights-SDRs), küresel istikrarı korumak amacıyla stres zamanlarında IMF üyesi ülkelere verilen koşulsuz rezerv varlıkları olup, uluslararası rezerv olarak saklanarak şoklara karşı tampon görevi görebilir. Bu varlıklar aynı zamanda diğer para birimleri ile değiştirilebilir ve aşılar veya ailelere yönelik sosyal yardımlar da dâhil olmak üzere harcanabilir.
Bu tarihi tahsisten iki yıl sonraki yeni bir çalışmada, (özel çekme hakkı ile) üye ülkelere destek sağlayarak ve küresel ekonominin daha kötü sonuçlardan kaçınmasına yardımcı olarak hedeflerine ulaştığı gösteriliyor.
En önemlisi, faydaların devam etmesi bekleniyor. G20 tarafından açıklanan 100 milyar dolardan fazla özel çekme hakkı taahhüdü, güçlü üyelerden zayıf düşük ve orta gelirli ülkelere aktarılıyor ve bu da tahsisin doğrudan faydalarını artırıyor.
Bahsi geçen çalışmada, özel çekme hakkı tahsisinin başta düşük gelirli ülkeler olmak üzere tüm IMF üyelerine fayda sağladığı gösteriliyor. Her ne kadar gelişmiş ekonomiler tahsisatın büyük bir kısmını (376 milyar dolar) alsa da, ekonomilerinin büyüklüğü ile ilişkili olarak ölçüldüğünde, düşük gelirli ülkeler gelişmiş ekonomilerle karşılaştırıldığında ortalama olarak neredeyse iki kat tahsis aldılar. Düşük gelirli ülkeler ise özel çekme haklarının yeniden yönlendirilmesinden faydalanmaya devam ediyorlar.
Düşük gelirli ülkelerin uluslararası rezervleri ortalama %23 oranında artmıştır (Sahra altı Afrika ülkeleri için bu oran %40’a kadardır). Bu ülkelerden bazıları tahsisin sağladığı alanı (yıllık ekonomik çıktılarının ortalama %2,4’ü kadar) krizle ilgili harcamalar için de kullandılar.
Mezkûr raporda aynı zamanda özel çekme haklarının insanların geçimlerini ve refahlarını korumak için kullanıldığı da gösteriliyor.
Ülkeler genellikle rezerv tamponlarını artırmak için özel çekme hakkını kullandılar. Sonuç olarak borçlanma maliyetlerinin düştüğünü gördüler. Bu, yükselen ve gelişmekte olan ülkelerin, halklarının acil ihtiyaçlarını karşılamaya yardımcı olmak için piyasalardan daha düşük maliyetle borçlanmalarına olanak tanıyarak tahsisin faydalı etkilerinin artmasına yardımcı oldu.
IMF’nin, ülkelerin kaynakları nasıl kullandığına dair bilgi toplayan ‘SDR Tracker’a göre, bazı gelişmekte olan piyasa ekonomileri ve düşük gelirli ülkeler, pandemi ile ilgili olanlar da dâhil olmak üzere acil finansal ihtiyaçları finanse etmek için özel çekme haklarını kullandılar.
Örneğin Gambiya, finansmanının bir kısmını Covid-19 aşıları için yeni bir ultra soğuk depolama tesisine ayırırken, Senegal yerli aşı üretimini desteklemek ve hastanelere yatırım yapmak için özel çekme hakkını kullandı. Kuzey Makedonya tahsisinin tamamını savunmasız hanelere ve salgından etkilenenlere sübvansiyon sağlamak, sağlık, aşı ve finans sermayesi projelerine yapılan harcamaları artırmak için kullandı. Ve Paraguay pandemik acil durum planını finanse etti.
Söz konusu raporda, hükümetlerin genel olarak sorumlu politikalar izledikleri, gelecekteki şoklara karşı korunmak için özel çekme hakkı biriktirdikleri, bunları kritik ihtiyaçlar için harcadıkları ve gerekli düzenleme ve reformları geciktirmedikleri öne sürülüyor. Ayrıca özel çekme hakkı kullanımlarına ilişkin genel olarak şeffaf bir şekilde rapor veriyorlardı. Yalnızca bazı durumlarda reformlar ertelendi ve özel çekme hakkı kullanımının mali otoriteler tarafından raporlanması zorluklarla karşılaştı.
Özel çekme hakları harcayan ülkeler artık daha yüksek faiz maliyetleri ile karşı karşıya kalsa da, bunlar hâlâ alternatif piyasa finansmanından daha düşüktür. Küresel faiz oranlarının yükselmesiyle birlikte, ortalama ülke için özel çekme hakkı kullanmanın toplam uzun vadeli beklenen maliyeti Ağustos 2021’den bu yana üç kattan fazla artmıştır. Yine de, özel çekme hakkı tahsisinden kaynaklanan faiz maliyetleri, alternatif piyasa finansmanının önemli ölçüde altında kalıyor ki, faiz oranları daha uzun süre yüksek kalsa bile, sağlam makroekonomik politikalarla yönetilebilir olmalıdır.
Özel çekme hakkı kanalize etmenin faydaları
Güçlü ödemeler dengesi pozisyonlarına sahip ülkeler (genellikle gelişmiş ve büyük gelişmekte olan ülkeler), tahsislerinin bir kısmını daha savunmasız üyeleri desteklemek için taahhüt ederek ve gönüllü ticaret operasyonları yoluyla özel çekme hakları karşılığında para sağlamaya hazır olarak küresel topluluğa karşı sorumluluklarını göstermişlerdir.
Uluslararası toplum, pandemiden bu yana ülkeleri desteklemeye yönelik daha geniş kanallaştırma çabasının bir parçası olarak, IMF’nin Yoksulluğu Azaltma ve Büyüme Fonu (Poverty Reduction and Growth Trust) için 45 milyar ABD doları ve düşük ve orta gelirli ülkelerin ödemeler dengesi ihtiyaçlarının ve iklim değişikliği gibi uzun vadeli yapısal zorlukların üstesinden gelmelerine yardımcı olacak Dayanıklılık ve Sürdürülebilirlik Fonu (Resilience and Sustainability Trust) için 42 milyar ABD doları tutarındaki taahhütleri harekete geçirdiler.
Fonun yoksul ve korunmasız üyelerine uygun fiyatlı finansman sağlamaya devam edebilmesi için bu çok önemlidir. Düşük ve orta gelirli ülkelerin yararına özel çekme haklarının çok taraflı kalkınma bankaları aracılığıyla daha fazla kanalize edilmesi için de çaba sarf edilmektedir.
Kolektif sorumluluk
Sorumluluk burada bitmiyor. Bugüne kadar tahsis edilen 1 trilyon dolara yakın özel çekme hakkı ile uluslararası toplumun, gelecekte özel çekme hakkı ihraç etme kararlarını dikkatli bir şekilde değerlendirme ve bu tür küresel rezerv varlıklarının kullanımında şeffaflığı sağlama konusunda kolektif bir sorumluluğu bulunmaktadır. Özellikle mevcut durumda üyelerin özel çekme hakkı kullanımını daha maliyetli hale getiren yüksek faiz ve enflasyon ortamını dikkate almaları gerekmektedir. Ülkeler aynı zamanda eylemlerinde ve halklarına yardım etmek için özel çekme hakkı kullanımında ihtiyatlı, hesap verebilir ve şeffaf olmalıdır.
Daha güçlü ekonomiler, taahhütlerini fiili katkılara dönüştürerek ve mümkün olduğu kadar gönüllü özel çekme hakkı kanalize etme hedefini artırarak 2021 tahsisinin etkilerini artırmaya devam etmelidir. Bu, küresel finansal güvenlik ağına yeterli kaynak sağlanması ve çok sayıda şokla ve zorlu geçişlerle karşı karşıya kalan savunmasız ülkelerin desteklenmesi açısından kritik öneme sahiptir.
Özetle, özel çekme hakkı tahsisi güven inşa etmek ve küresel ekonomik ve finansal dayanıklılığı güçlendirmek için çok yararlı ve önemli bir mekanizma olsa da sihirli bir değnek değildir. Daha geniş bir yelpazedeki destek önlemlerinin bir parçası olarak görülmelidir. Bu, ülkelere yönelik politika tavsiyeleri, acil durum tesisleri de dâhil olmak üzere finansal destek ve teknik yardım gibi, IMF’nin şoklara maruz kalan bu dünyada üyeliği desteklemek için uyguladığı ve uygulamaya devam edeceği önlemleri içermektedir.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
