İşletme Devrinin/İntikalinin Bir ‘Hedef/Amaç Vakfı’ Kullanılarak Planlanması

1. Giriş

Bir tür bebek patlaması kuşağının sahip olduğu yaklaşık 2,7 milyon Amerika Birleşik Devletleri (ABD) işletmesiyle, bu işletmeler için ardıl planlama kritik önem kazandı. Bazı sahipler için, ailenin yeni nesli, işletmeyi yönetmeye devam etme konusunda hem ilgiye hem de yeteneğe sahiptir. Diğer sahipler için işletmenin üçüncü bir tarafa satılması, emeklilik, aile üyeleri veya hayır işleri için para sağlanması doğru çözüm olacaktır. Ancak bazı işletme sahipleri, bir alıcı bulunsa bile, işletmeyi sürdürülebilirlik ve çalışan refahına sahip olanlar kadar dikkatli bir şekilde yürütmeyeceğinden endişe duyabilir. Bu işletme sahipleri, hissedarlara gelir sağlamanın ötesinde, işletmenin amacını da korumak isterler. Bu işletme sahipleri için, bir hedef/gaye/amaç vakfı (purpose trust) doğru bir devir/intikal planı (succession plan) olabilir.

Amaçlı vakıf, bir işletmeye sahip olmak ve işletmek amacıyla yararlanıcılar olmadan oluşturulan bir fondur. Bu tür vakfa aynı zamanda sürekli amaçlı vakıf, yöneticilik vakfı veya çalışan mülkiyeti vakfı (a stewardship trust or an employee ownership trust) da denilebilir. Tüm bu isimler, bu yazıda açıklanan vakıf türüne atıfta bulunmaktadır. Amaçlı bir vakıfta, vakfın kendisi işin sahibidir (mütevelli, hisse senetleri üzerinde yasal hakka sahiptir). Vakıf, şirketin yönetim kurulunun seçimi de dâhil olmak üzere şirket için önemli kararlar alma konusunda mütevelliyi yönlendiren bir yönetim komitesi ile yönlendirilmiş bir vakıf olarak faaliyet göstermektedir. Vakıf aracı aynı zamanda amaçlanan amaca uyulduğundan emin olmak için mütevelliyi ve yönetim komitesini gözetleyen bir vakıf koruyucusunu da belirler. Yönetim komitesi, çeşitli paydaş grupları tarafından seçilen veya atanan temsilcileri içerebilir: işin türüne bağlı olarak işletmenin asıl sahiplerinin aile üyeleri, şirket çalışanları, oy hakkı olmayan imtiyazlı hissedarlar veya diğer paydaşlar.

Bir işletme sahibinin, işletmenin kontrolünü bir amaç vakfına devretmeyi düşünmesinin nedeni, vakıf yapısının bir şirketin misyonunu uzun vadede koruyabilmesidir. Çevresel etkisine önem vererek sürdürülebilir bir şekilde işletilen bir işletme, finansal kârı azaltsa bile, çevresel zararı en aza indirecek şekilde faaliyet göstermeye devam edebilir. İşletme, güvenli çalışma koşullarına, adil ücretlere ve iyi yan haklara dikkat edilerek ve kâr paylaşımı veya emeklilik hesaplarına katkı yoluyla çalışanlara kâr dağıtılarak çalışanların yararına işletilebilir. İşletme aynı zamanda şirketin uzun vadeli varlığını koruyarak araştırma ve geliştirme için de kâr ayırabilir. Ayrıca, yerel olarak sahip olunan işletmeler, kişi başına düşen gelir artışı, istihdam artışı ve yoksulluktaki değişim dâhil olmak üzere yerel ekonomik performansı iyileştirir, böylece yerel olmayan bir mal sahibine satış yapmaktan kaçınmak topluluğa fayda sağlayabilir.

Amaçlı vakıfların pek çok faydası olmasına rağmen, bir şirketin amaçlı vakıflara devredilmesinde herhangi bir vergi avantajı yoktur ve amaçlı vakıflar vakıf olarak vergilendirilmektedir. Vakfa dağıtılan kârlar, vakıf gelir vergisi oranları üzerinden vergilendirilecek ve vakıf, en yüksek kademeye (vergi oranına) hızla ulaşacaktır. Bu nedenle, bir amaç vakfı, şirketten vakfa yapılan temettü dağıtımlarının yalnızca yönetim maliyetlerini karşılamaya yetecek miktarda olmasını sağlayacak şekilde yapılandırılmalıdır. Şirket kârın çoğunu şirket düzeyinde kullanmalıdır: krediler geçişi finanse ederse kredi ödemeleri yapmak, imtiyazlı oy hakkı olmayan hissedarlara temettü ödemek, kârı araştırma ve geliştirme için saklamak, çalışanlara kâr paylaşımı dağıtımları yapmak ve topluma hayır amaçlı katkılarda bulunmak.

2. Çalışan Hisse Senedi Sahipliği Planı İle Karşılaştırma

Amaçlı vakıf, Çalışan Hisse Senedi Sahipliği Planının (Employee Stock Ownership Plan-ESOP) sağladığı faydalardan farklı faydalar sağlar. Çalışan Hisse Senedi Sahipliği Planının amacı mevcut çalışanların emeklilik güvencesi olup; çalışanların işletme üzerindeki kontrolü veya işin uzun vadede devam etmesi değildir. Bir Çalışan Hisse Senedi Sahipliği Planında hisse sahibi olan bir çalışanın, şirketin tüm varlıklarını satmak gibi önemli şirket kararlarıyla bağlantılı olarak bu hisseleri oy kullanmasına izin verilmelidir, ancak genellikle Çalışan Hisse Senedi Sahipliği Planı mütevelli heyeti çoğu konuda hisseleri oylamaktadır. Mütevelli, yönetim ile aynı çizgide olabilir ve yönetimin çıkarlarını çalışanların çıkarlarının üstünde tutabilir. Çalışan, emekli olduğunda veya şirketten ayrıldığında “parasını çeker” ve likidite ihtiyacı şirket için sorun yaratabilir. Ayrıca, mütevelli, eğer bunu yapmak Çalışan Hisse Senedi Sahipliği Planı katılımcılarının finansal faydalarını en üst düzeye çıkaracaksa, işletmeyi satın almak için bir teklif alırsa, mütevelli heyetinin teklifi kabul etme konusunda vekâlet görevi olabilir. İşletme satılırsa, alıcı işletmeyi taşıyabilir veya kapatabilir ya da işletmeyi tamamen farklı bir şekilde işletmeyi seçebilir. Çalışanların (ve toplumun) işletmenin devamında çıkarları korunmaz. Bir Çalışan Hisse Senedi Sahipliği Planı çeşitli vergi avantajlarıyla birlikte gelir, ancak bir Çalışan Hisse Senedi Sahipliği Planı kurma ve yönetme maliyetleri, bir amaç güveniyle ilişkili maliyetlerden daha fazladır.

Çalışan Hisse Senedi Sahipliği Planına katılan çalışanlar emeklilik için artan tasarruftan yararlanır. Buna karşılık, bir amaç vakfına sahip bir şirketteki çalışanlar, çalışma koşullarını etkileyen kararlar üzerindeki kontrolden yararlanır ve yıllık olarak kâr paylaşımından yararlanabilirler. Bu çalışanlar, işletmenin başarılı olmasına yardımcı olma konusunda bir teşvike sahiptir, çünkü iş kârlı olduğunda faydaları artar.

3. Patagonya Hedef Vakfı [The Patagonia Purpose Trust]

Yvon Chouinard, Patagonya’nın mülkiyetini yeniden yapılandırmak için bir amaç vakfı kullandığında, şirketin oy hakkına sahip hisselerini bir amaç vakfına verdi ve kâr dağıtım haklarını § 501(c)(4) kuruluşu olarak federal gelir vergisinden muaf bir sosyal yardım kuruluşu olan Holdfast Collective’ye verdi. Vakıf, vakfa yapılan bağışlar bağış vergisi oluştururken, sosyal yardım kuruluşuna yapılan bağışlar bağış vergisinden muaftı. Patagonya, çevresel kaygılara dikkat ederek sürdürülebilir bir şekilde faaliyet göstermeye devam edecek ve iş yapma şeklinin önemli bir parçası olarak çalışanlarının refahını gözeterek faaliyet gösterecektir. Bu temel değerler vakıf yapısıyla korunarak devam edecektir. Elde edilen kâr, Holdfast Collective tarafından Chouinard’ın önemli endişelerinden biri olan iklim değişikliğini ele almak için kullanılacaktır. Chouinard, Patagonya’yı satabilir ve elde ettiği geliri Holdfast Collective’ye aktarabilirdi ancak işletmenin kendisi için önemli olan değerlerle çalışmaya devam etmesini sağlamak istiyordu. Chounard bu konuda şunu söyledi: “Yeni bir sahibin değerlerimizi koruyacağından veya dünya çapındaki insanlardan oluşan ekibimizi istihdamda tutacağından emin olamazdık. Bir diğer yol ise şirketi halka açmaktı. Bu ne büyük bir felaket olurdu. İyi niyetli halka açık şirketler bile uzun vadeli canlılık ve sorumluluk pahasına kısa vadeli kazanç elde etme konusunda çok fazla baskı altındadır.”

4. John Lewis Ortaklığı ve Bosch [The John Lewis Partnership and Bosch]

Biri amaç vakfı, diğeri benzer etkiyle çalışan bir yapı olmak üzere iki örnek, bireysel mülkiyetin olmadığı bir yapının başarılı olabileceğini gösteriyor. John Lewis Ortaklığı, yirminci yüzyılın ilk yarısında İngiltere’de kurulmuş bir vakıftır. John Spedan Lewis, 1928 yılında John Lewis Ortaklığının ilk ana sözleşmesini oluşturdu ve hisselerini vakfa devretmeye başladı ve devri 1950’de tamamladı. İşletme, demokratik seçimler (her çalışanın bir oy hakkı vardır) ve bir dizi kontrol ve denge yoluyla yönetiliyor. Çalışanlar bir Ortaklık Konseyi seçer, Konsey beş kişilik bir Ortaklık Kurulu seçer ve Kurul, işletmenin ve vakfın başkanı olan Çifte Başkanla birlikte işleri yönetir. Vakıf, John Lewis & Partners’i (çok kanallı bir perakendeci), John Lewis Finance’yi (finansal ürünler sunan) ve Waitrose & Partners’i (lüks bir market zinciri) işletmektedir ve her yıl kârı paylaşan 80 binden fazla çalışanı/ortağı vardır. Ortaklık, John Spedan Lewis’in mutlu çalışanlarla iş yürütme hedefini takip etmeye devam ediyor ve amacının “Daha Mutlu Bir Dünya için Ortaklık İçinde Çalışmak” olduğunu belirtiyor.

Robert Bosch, çalışanlara iyi koşullar sağlama taahhüdüyle 1886 yılında Almanya’nın Stuttgart kentinde Bosch şirketini kurdu. Şirketin kendi ilkelerine göre yönetilmesi yönünde talimatlar bırakmış olup, ölümünden sonra geliştirilen mevcut yapı 1964 yılından bu yana varlığını sürdürmektedir. Bosch’un torunları şirkette küçük bir hisseye sahip olmaya devam ediyor (oy hakkına sahip hisselerin %7’si ve temettü haklarına sahip oy hakkı olmayan hisselerin %8’i). Geriye kalan oy hakkı olan hisseler Robert Bosch Industrietreuhand KG’ye ait olup, geri kalan oy hakkı olmayan hisseler bir hayır kurumu olan Robert Bosch Stiftung’a aittir. Vakfın elde ettiği temettüler Robert Bosch için önemli olan hayır amaçlı hedefler için kullanılmaktadır. Robert Bosch Industrietreuhand KG, dördü Bosch şirketinin mevcut yöneticileri ve altısı şirket dışından profesyonel profesyonellerden oluşan on yönetici sahibinden oluşan bir grup tarafından yönetilmektedir. Yönetici işletme sahipleri beş yıllık dönemler için yeni üyeler seçerler. Bosch şirketi, bireysel hissedarların baskısı olmadan araştırma ve geliştirmeye yoğun yatırım yapabildi ve bunu yaparak rekabet avantajı elde edebildi. Şirketin 420 binden fazla çalışanı bulunmaktadır ve 2022 yılında 88,4 milyar avro satış geliri elde etmiştir.

Bu iki örnek, John Lewis Ortaklığı ve Bosch, bireysel hissedarların olmadığı bir yapının küçük şirketlerde olduğu gibi büyük şirketlerde de başarılı olabileceğini göstermektedir. Ayrıca, çalışanları için iyi çalışma koşullarını vurgulayan ve çalışanların karar vermede rol oynadığı bir şirketin finansal açıdan başarılı olabileceğini de gösteriyorlar. Son yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bazı şirketler, amaç vakfı marifetiyle mülkiyete geçiş yaptı. Örnekler arasında Organically Grown Company (Oregon merkezli ve beş eyalette faaliyet gösteren bir ürün dağıtım şirketi); ZingIP, LLC (Ann Arbor, Michigan’daki Zingerman İşletme Topluluğu’na ait bir fikri mülkiyet holding şirketi); Yerel Okyanus (Newport, Oregon’daki restoran ve balık pazarı); Optimax Systems, Inc. (New York’un kuzey kesiminde yerleşik, ABD’deki en büyük prototip optik üreticisi) yer alır.

5. Bir Hedef Vakfına Satış [sale to a purpose trust]

Çoğu işletme sahibi, hisselerini bir amaç vakfına devrettiğinde şirketlerinin değerinin tamamını veya bir kısmını almak isteyebilir. Devir, satış veya kısmen bağış/hibe, kısmen satış şeklinde yapılandırılabilir. Satış, mevcut rezervler, oy hakkı olmayan imtiyazlı hisselerin satışı veya işletmenin kârından geri ödenecek krediler yoluyla finanse edilebilir. Bir satışın işletme kurucuları açısından gelir vergisi sonuçları olacağı gibi, hisselerin vakfa bağışlanması, kurucu hayattaysa intikal vergisine veya devir kurucunun ölümünde gerçekleşirse emlak vergisine tabi olacaktır. Hisse senetlerinin satış veya hibe/bağış yoluyla bir amaca yönelik vakfa devredilmesine yönelik dikkatli vergi planlaması kritik öneme sahiptir. Ancak önemli bir nokta, eğer işletme başarılı bir şekilde faaliyet gösteriyorsa, işletme sahibi, işletmeyi üçüncü bir tarafa satmadan emekliliği finanse edebilir veya aile üyelerine para sağlayabilir.

6. İşletme İntikali İçin Yeni Bir Araç [a new tool for business succession]

Bazı işletme sahipleri için bir işletmenin sağladığı finansal olmayan faydalar (çalışanlar için güvenli çalışma koşulları, müşteriler için değerli mal ve hizmetler, yerel topluluğa bağlılık ve sürdürülebilir iş yapma şekli) kişisel finansal ödül kadar önemli olabilir. İşletme sahibi, şirketin kontrolünü bir amaç vakfına devrederek işletmenin görevini/amacını koruyabilir ve işletmenin sahibi için önemli olan değerlerle faaliyet göstermeye devam etmesini daha olası hale getirebilir.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.