İtalya’nın Beklenmedik Gelir Vergisi Neden Hâlâ Kötü Bir Vergi Politikasıdır?*

İtalyan hükümeti, 07 Ağustos’ta (2023) şaşırtıcı bir şekilde bankacılık sektörüne yönelik yeni bir beklenmedik kâr/kazanç vergisi (new windfall profits tax) açıklayarak etkilenen firmaların piyasa değerinde yaklaşık 9,2 milyar avroluk bir kayba neden oldu. Bağlam açısından bu, vergiyle toplanması beklenen gelir tutarının üç katından fazladır.

Ancak 09 Ağustos’ta (2023) hükümetin şirket varlıkları için %0,1’lik bir tavan belirlemesinin ardından hisseler yavaş yavaş toparlanmaya başladı. Şimdilik tavanın küresel varlıklara mı yoksa yerel varlıklara mı atıfta bulunduğu belli değildir. Küresel varlıklara göre belirlenirse çoğu İtalyan bankası tavana ulaşamayacak ve İtalya’nın en büyük iki bankası Intesa Sanpaolo ve UniCredit’in her biri yaklaşık 0,9 milyar avro (1 milyar Amerikan doları) tutarında bir vergiyle karşı karşıya kalacaktır.

Yeni %40’lık vergi, şu iki tutarın büyük olanına uygulanacaktır:

  • 2022 ila 2021 yılları arasında net faiz marjındaki (kredi verme ve mevduat faizleri arasındaki fark olarak tanımlanan bir gelir ölçüsü) farkta %5’in üzerinde artış veya
  • 2023 ila 2021 yılları arasında net faiz marjındaki farkta %10’un üzerinde artış.

Vergi, kurumlar vergisi veya bölgesel vergiden mahsup edilemez. Vergi, yalnızca 2023 mali yılı için geçerli olacak ve 30 Haziran 2024 tarihine kadar tahsil edilecektir. Farklı kaynaklar; verginin 2 milyar avro (2,2 milyar Amerikan doları) ile 3 milyar avro (3,3 milyar Amerikan doları) arasında artabileceğini tahmin ediyor, ancak bu rakamlar şu şekildedir: İtalya’nın son zamanlarda beklenmedik vergiler ile ilgili deneyimine dayanarak iyimseriz.

İtalya, Mart 2022’de, enerji şirketlerine beklenmedik vergi uygulayan ilk ülkelerden biriydi. Başlangıçta artan katma değer üzerinden uygulanan vergi, beklenen 11 milyar avroluk gelirin yaklaşık 2,8 milyar avrosunu toplanmasını sağladı. Dar vergi tasarımı, hedeflenen sektörler tarafından ağır bir şekilde eleştirildi ve mahkemede itiraz edildi. Daha sonra bu verginin yerini kâr marjlarına uygulanan bir defaya mahsus beklenmedik vergi almış olup 2023 yılında 2,6 milyar avro tahsil edilmesi beklenmektedir.

Hükümet, bankalardan elde edilecek ek gelirin yaşam maliyeti krizini dengelemek ve ilk kez ev sahibi olanlara yönelik ipotek kredilerini desteklemek için kullanılacağını iddia ediyor. Bu iyi bir sosyal hedef olsa da başarısı gerçekte ne kadar gelir elde edildiğine bağlı olacaktır. Ayrıca vergi muhtemelen ipotek ve kredi maliyetlerini artıracak, kredi hacmini azaltacak, bankacılık sektöründeki rekabeti bozacak ve belirli bankaları cezalandırıcı bir şekilde hedef alacaktır.

İtalya sınırlarının ötesinde, beklenmedik kâr vergilerinin hatalı tasarımı, bunları uygulayan diğer ülkelerde zaten sorunlar yaratmış durumdadır. İspanya’da, İspanyol bankalarını temsil eden dernekler, benzer bir verginin gelir üzerinden değil, gelir üzerinden alındığını iddia ederek mahkemede itiraz etti. Buna ek olarak, bir Avrupa Birliği (AB) Komisyonu raporunda[1] “AB Üyesi Devletlerarasında farklılaşan uygulama stratejilerinin yatırımcılarda ciddi belirsizliğe yol açtığı” bildirilmektedir.

Genel olarak beklenmedik kâr vergilerine karşı çok sayıda ekonomik argüman vardır ve bunlar nadiren hükümetlerin öngördüğü beklenen gelirleri artırır. Avrupa’daki diğer ülkeler (Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Litvanya ve İspanya gibi) bankacılık sektörüne farklı beklenmedik vergiler uygularken, bu İtalya’nın da kötü tasarlanmış bir vergi politikası uygulaması gerektiği anlamına gelmiyor.

Belki de bu durumda en önemli argüman, bankaların çoğunluğu için verginin “beklenmedik bir şey” (windfall) olmadığıdır. Son yirmi yıldır İtalyan bankalarının kâr marjı diğer sektörlerin kâr marjlarının oldukça altındaydı. Artımlı kârların mutlaka aşırı veya olağanüstü getiriler olması gerekmez (teorik olarak böyle bir verginin hedefi olmalıdır) ve beklenmedik bir vergi, normal kârların çifte vergilendirilmesi anlamına gelebilir. Son derece düşük ve hatta negatif faiz oranları nedeniyle yıllar süren küçük kâr marjlarından sonra kârlardaki artış, beklenmedik kâr olarak değerlendirilmemelidir.

İkincisi, vergi mevcut sermaye tutarını azaltarak bankaların öngörülemeyen bir finansal krize tepki verme kapasitesini kısıtlıyor. Aynı zamanda banka yatırımcılarını da korkutabilir, dolayısıyla sermaye maliyetini artırabilir ve uzun vadeli ekonomik büyümeyi engelleyebilir.

Üçüncüsü, resesyon durumunda kredi temerrütlerindeki artış banka kârlarını olumsuz etkileyecektir. Avrupa Merkez Bankası (European Central Bank-ECB), kredi arzını ve ekonomik krizde bankaların dayanıklılığını azaltabileceği gerekçesiyle İspanya, Litvanya ve şimdi de İtalya’nın bankalara uyguladığı beklenmedik vergiye itiraz etmiştir.

Dördüncüsü, İtalyan bankaları İtalyan devlet borçlarına (krediler ve tahviller) maruz kalma riskini artırma konusunda isteksiz hale gelebilir. Şu anda devlet borçları İtalya’daki bankaların toplam varlıklarının %16,4’ünü oluştururken, Avro Bölgesi ortalaması %6 civarındadır. Avrupa Merkez Bankası’nın İtalya Devlet tahvili alımını sürekli arttırdığı on yılı aşkın bir sürenin ardından, Avrupa Merkez Bankası artık Avrupa çapında Devlet tahvili alıcısı rolünü azaltıyor. Bu nedenle İtalyan hükümetinin mevcut borç/gayrisafi yurtiçi hâsıla (GSYİH) seviyesini korumak için İtalyan bankalarına ve özel yatırımcılara yönelmesi gerekecektir.

Son olarak, bu yeni beklenmedik kâr vergisi olumsuz bir emsal teşkil edebilir ve uluslararası yatırımcıların gelecekte hangi sektörün bir sonraki hedef olacağını tahmin etmesine neden olabilir. Bu da, orta vadede ülkeye daha az sermaye yatırımına yol açabilir.

Hâlihazırda resmi kararnameyle yürürlükte olan beklenmedik kazanç vergisinin yasalaşması için duyurudan sonraki 60 gün içinde (İtalyan) Parlamentonun onayını alması gerekiyor. Tasarıda yapılacak değişiklikler de onaylanabilir. Şu anda hükümet, bankaların önümüzdeki 5 ila 10 yıl boyunca kullanabileceği bir vergi kredisi mekanizması (a tax credit mechanism) üzerinde çalışıyor.

İtalya, bu tasarıyı onaylamak yerine, bankaların değişken faizli ipoteklerle mücadele eden borçlulara yardım etmek için bir plan (a plan to help borrowers struggling with variable-interest mortgages) hazırladığı Avusturya örneğini takip edebilir. Erste Grup Bankası CEO’su Willi Cernko, bu öneriyi İtalya’nın “bankacılık sektörünü zayıflatan ve yatırımı azaltan keyfi ve dar görüşlü önlemine” daha iyi bir alternatif olarak değerlendiriyor.

İtalya, özel yatırımları destekleyerek ve uluslararası vergi rekabet gücünü artırarak ekonomik aktiviteyi canlandırma potansiyeline sahip kalıcı vergi reformlarına odaklanmalıdır. Bunu yapabilmek için, İtalya’nın normal kârları cezalandırmak için kötü tasarlanmış vergi politikasını kullanmayı bırakması, sermaye yatırımları için tüm harcamaları dikkate alması ve vergi karışımını daha az zararlı tüketim vergilerine doğru kaydırması gerekmektedir.

[1] Avrupa Birliği Komisyonu raporu için bkz. < https://energy.ec.europa.eu/system/files/2023-06/COM_2023_302_1_EN_ACT_part1_v2.pdf >

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.