

Ulusal hudutlarla sınırlı stratejiler büyüyen soruna çözüm bulmakta yetersiz kalmakta olup, küresel kara para aklama sorunu küresel bir çözüm gerektirmektedir.
Günümüzün birbirine bağlı dünyasında kara para aklama küresel bir sorundur. Mali Eylem Görev Gücü’nden (Financial Action Task Force-FATF[1]) elde edilen veriler, küresel olarak para karşıtı sistemlerin etkinliğinde sürekli bir düşüş olduğunu ve etkinlik puanlarının son iki yılda %30’dan (yüzde 30) %28’e düştüğünü göstermektedir. Kara para aklamanın olumsuz etkileri geniş kapsamlıdır ve bu küçük düşüşü bile önemli bir sorun haline getirmektedir. Bunu tersine çevirmek için neyin işe yarayıp neyin yaramadığını anlamak herkesin çıkarınadır.
Kara para aklama işi küresel bir devdir
Kara para aklama dünyanın üçüncü büyük işi olarak tanımlanmaktadır. Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (United Nations Office on Drugs and Crime-UNODC), her yıl küresel gayrisafi yurtiçi hâsılanın (GSYH) %2 ila %5’inin aklandığını tahmin etmektedir. Kara para aklama, suçluların yolsuzluk, vergi kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı, hırsızlık veya göçmen kaçakçılığı (corruption, tax evasion, drug trafficking, theft or migrant smuggling) dâhil olmak üzere işledikleri suçların karşılığını almalarını sağlar. Bu suç faaliyetleri yalnızca insan hakları suçlarına yol açmakla kalmıyor, aynı zamanda küresel ekonomik istikrarı da baltalıyor[2]. Yanı sıra uluslararası ölçekte dalgalanma yaratabilir ve sonuçta hükümetlere ve kurumlara olan güveni de aşındırabilir.
Yolsuzluk ve vergi kaçakçılığı, parayı altyapı ve kamu hizmetlerinin sürdürülmesi gibi şeylerden uzaklaştırmaktadır[3]. Bu arada, suç faaliyetleri meşru ekonomik faaliyetleri bastırır ve yaygın bir kara para aklama aracı olan emlak gibi piyasalarda varlık balonları yaratabilir.
Yalnızca ulusal stratejinin tuzakları
Kara para aklayıcılar, farklı yetki alanları içindeki ve arasındaki düzenleyici boşluklardan ve zayıf uygulamalardan yararlanır ki; bu da, belirli ülkelerde yetersiz kara para aklama (anti-money laundering) çerçevelerinin denizaşırı ülkelerden yasa dışı faaliyetleri çekmesi anlamına gelir. Bu ülkelerde fırsatlar sınırlı, eşitsizlik yüksek, yoksulluk yaygın, kaynaklar kötüye kullanılmakta ve çevresel kaygılar ikinci planda kalmaktadır. Bütün bunlar, ulusal çabaların yanı sıra uluslararası bir kara para aklama yaklaşımına sahip olmayı hayati kılmaktadır.
İngiltere’de banka hesabı açma gibi bazı finansal faaliyetler öncesinde toplanan bilgi ve yapılan kontrollerin miktarında artış yaşanmış; bu da, kara para aklamayı durdurmak için daha iyi izleme olanağı sağlamıştır. Ancak ülkeye akan yurt dışı paranın yanı sıra birçok ürün ve hizmette hâlâ zorluklar yaşanmaktadır. Birleşik Krallık’ın finans kurumlarında kara para aklamanın sızabileceği alanlar mevcuttur. Örneğin, emlak taşıma sektörü, fonların kaynağının belirlenmesi konusunda katı kurallar uygulamaktadır, ancak ipotek kredisi verenler, toplu ipotek geri ödemelerine benzer düzeyde kontrol uygulamamaktadır.
Daha iyi küresel kara para aklama düzenlemelerini koordine etmek
Küresel kara para aklama düzenlemeleri karmaşıktır ve sürekli gelişmektedir. Bu düzenlemeler genellikle daha sıkı müşteri durum tespiti yükümlülüklerini, finansal kuruluşlar için geliştirilmiş raporlama yükümlülüklerini ve yasal uyumsuzluk durumunda artırılmış cezaları içermektedir.
Ancak zorluklar ve boşluklar devam etmektedir. Örneğin, kara para aklayıcılar giderek daha karmaşık hale gelmekte, düzenleyici çerçevelerdeki zayıflıklardan yararlanmakta ve tespit edilmekten kaçınmak için yeni ortaya çıkan teknolojilerden istifade etmektedir. Ülkeler arasındaki kara para aklama düzenlemeleri ve yaptırım uygulamalarındaki farklılıklar, suçluların istismar edebileceği fırsatlar yaratır. Bu boşlukları kapatmak için hem ülkeler hem de sektörler arasında daha iyi koordine edilmiş küresel kara para aklama yasalarına ve standartlarına ihtiyaç bulunmaktadır.
Avrupa Birliği yakın zamanda kara para aklama çerçevesini üye ülkeler için uyumlu hale getirmek amacıyla daha fazla adım atmıştır[4]. Bu yaklaşım, tek kural kitabı sağlayarak ve üye devletlerin ulusal mevzuat yoluyla uygulaması gereken asgari kuralları belirleyerek Avrupa Birliği iş dünyasında daha fazla işbirliğini teşvik etmeyi amaçlamaktadır.
Yeni teknolojinin durumu
Vurgulanan küresel zorluğun bir kısmı, suçluların kara para aklamayı gizlemek ve dijital finansal sistemler, kripto para birimleri ve diğerleri gibi alanlardaki boşluklardan yararlanmak için teknolojinin kullanılmasıdır. Günümüzde sıklıkla görüldüğü gibi bu yeni teknolojinin sorununun çözümü de yeni teknolojidir. Finans sektörünün manuel süreçlere olan aşırı bağımlılığını yeniden düşünmesi gerekmektedir. Firmalar genellikle kontrolleri bir arka ofis uyum sorunu olarak görmekte ve bu nedenle gerekli kaynakları uyuma ayırmamaktadır. Buna ek olarak, düzenleyici dünyayı ve sistemlerini anlamak çoğu zaman uzmanlık gerektirir ve çoğu firma kendi bünyesinde bu uzmanlığa sahip değildir. Daha fazla kontrolün yeni müşterilere ulaşmada engel oluşturabileceği endişesiyle firmalar, insan ve para kaybı olmadan uyumluluğu dengeleyen bir çözüme ihtiyaç duymaktadır.
Küresel kara para aklamayla mücadele etmek için, düzenleyici zorlukları ele alan, uluslararası işbirliğini geliştiren ve teknolojik yeniliği benimseyen, hedefe yönelik ve çok yönlü bir yaklaşıma ihtiyaç bulunmaktadır. Birlikte çalışılarak, küresel kara para aklama dalgasıyla hep birlikte mücadele edilebilir, finansal sistemlerin bütünlüğü korunabilir ve daha güvenli, daha şeffaf bir dünya teşvik edilebilir.
[1] <https://baselgovernance.org/sites/default/files/2023-11/Basel%20AML%20Index%202023%2012th%20Edition.pdf>
[2] <https://www.imf.org/en/Blogs/Articles/2023/12/07/financial-crimes-hurt-economies-and-must-be-better-understood-and-curbed#:~:text=Potential%20financial%20stability%20impacts%20include,trust%E2%80%94in%20governments%20and%20institutions>
[3] <https://www.imf.org/en/Publications/fandd/issues/2018/12/imf-anti-money-laundering-and-economic-stability-straight>
[4] <https://www.financierworldwide.com/bold-ambition-eu-sets-out-new-approach-to-aml-and-cft>
Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
