Kazandıran Yatırımlar: Latin Amerika’nın Son Küresel Şoklara Tepkisi*

 

 

 

 

Ekonomik çalkantıyı başarıyla atlatan bölgenin artık kapsayıcı büyümeyi artırması, borcu azaltması ve yeni fırsatlardan yararlanması gerekiyor.

O zamanlar Meksika merkez bankası başkanı olan Guillermo Ortiz, 2008 küresel finans krizinin başlangıcında “Bu sefer biz değildik” (this time it wasn’t us) dedi.

Makroekonomik sorunların merkez üssünde olmaya alışkın olan gelişmekte olan ekonomiler adına konuştu. Bugün, bu düşünce daha da doğrudur: Latin Amerika ülkelerinin çoğu, yalnızca son üç yıldaki (salgın, artan küresel enflasyon, büyük ekonomiler arasındaki ticari gerilimler ve sıkılaşan küresel finansal koşullar dâhil) önemli şoklara karşı dirençli kalmakla yetinmediler, aynı zamanda makroekonomik politikalar açısından da uygun şekilde karşılık verdiler.

Düşük ekonomik büyüme ve yüksek borç seviyeleri gibi büyük zorluklar devam ederken, bölgedeki daha fazla ülkenin sağlam ve etkili makroekonomik çerçevelere sahip olmasıyla bunlarla mücadele etmek daha kolay hale geliyor.

Uluslararası Para Fonu (International Monetary Fund-IMF), son zorluklara karşı verdikleri güçlü yanıttan elde edilen ivmeyi sürdürmek için politika yapıcılarla birlikte çalışarak yardımcı olmak için buradadır. Ortak hedefimiz toplumun tüm kesimlerine fayda sağlayan ekonomik büyümeyi teşvik etmek olmalıdır. Bu, diğer önceliklerin yanı sıra, enerji geçişi fırsatlarından yararlanmayı, ekonomileri küresel ticaret faydalarına daha fazla açmayı ve vatandaşları daha iyi korumak için mevcut güvenlik ağlarını güçlendirmeyi gerektirir.

İlk harekete geçen

Diğer pek çok ülke gibi Latin Amerika ülkeleri de 2020’de artan harcamalar ve azalan gelirlerin bir kombinasyonunun yansıması olarak önemli hükümet bütçe açıkları yaşadılar. Bunlar, gevşek para politikasının tamamlayıcı bir tepki vermesi gereken istisnai zamanlardı. Hayatları ve geçim kaynaklarını korumak kritik önem taşıyordu.

Ancak küresel emsallerinin çoğundan farklı olarak bölgedeki çoğu ülke, pandemi sırasında uygulanan büyük mali genişlemeyi (large fiscal expansion) zamanında geri çekti.

Enflasyon hedeflemesi ve dalgalı döviz kuru uygulayan beş büyük ekonominin (LA5 olarak da bilinen Brezilya, Şili, Kolombiya, Meksika ve Peru) birincil mali açığı 2020 yılında gayrisafi yurtiçi hâsılanın (GSYİH) %6’sı oranında artarken, daha geniş Latin Amerika bölgesinde %4 puanlık bir artış görülmüştür. Bu, gelişmiş ekonomilerde %7 puanlık, diğer bölgelerdeki gelişmekte olan piyasa ekonomilerinde ise %5 puanın biraz üzerinde bir artışla karşılaştırılır.

En dikkat çekici farklılık 2021 ve 2022 yıllarında ortaya çıkmıştır. LA5 ülkeleri ve aslında neredeyse tüm bölge bu mali teşvikleri (fiscal stimulus) tamamen geri çekerek salgın öncesi seviyeleri aşan birincil sonuçlar elde ederken; gelişmiş ülkeler ve diğer gelişmekte olan ekonomiler genişlemenin önemli bir bölümünü (%3 puan civarında) sürdürdüler. Bu erken çekilme, yalnızca kamu borcunun GSYİH’ye oranının azaltılmasına katkıda bulunmakla kalmamış, aynı zamanda enflasyonun kontrol altına alınmasına da yardımcı olmuştur.

Hatta enflasyon hedeflemesine geçilmesinden bu yana en büyük enflasyon artışıyla karşı karşıya kalan bölge ülkeleri olağanüstü bir hızla hareket ederek faiz oranlarını diğer ülkelere göre daha erken ve daha yüksek seviyelere yükselttiler. Şimdi enflasyon düşüyor, para birimleri son aylarda değer kazandı ve mevcut tartışma, birkaç ülkenin hâlihazırda başlattığı gelecekteki faiz oranı indirimlerinin hızıyla ilgilidir. Bu durum, müzakerelerin hâlâ yeni artışlar etrafında döndüğü diğer bölgelerle tezat teşkil ediyor.

Latin Amerika’da orta vadeli enflasyon beklentilerinin (medium-term inflation expectations) çok az değişmesi de dikkat çekicidir ki; bu durum, dünya çapında birçok ülkede gözlemlenen bir olgu olan enflasyon hedefi çerçevelerinin güvenilirliğinin altını çizmektedir. Ayrıca döviz kurundaki keskin hareketlere rağmen bölgede ciddi bir finansal sıkıntı yaşanmamıştır. Bu başarı, son yirmi yılda geliştirilmiş finansal düzenleme ve denetime, döviz kurunun dalgalanmasına izin verme korkusunun önemli ölçüde azalmasına ve özel sektörün döviz kuruna maruz kalma risklerini azaltma ve yönetme becerisine atfedilebilir.

Ülkeler arasındaki farklılıklar ve daha da büyük makroekonomik istikrar elde etme potansiyeli kabul edilirken, bölgenin ekonomik sorunlarla kuşatıldığı bir dönemden bugünkü durumuna dönüştürücü geçiş hem çarpıcı hem de cesaret vericidir.

Doğru politika bileşenleri

Enflasyon hedeflemesi, merkez bankası bağımsızlığı, döviz kuru esnekliği (inflation targeting, central bank independence, exchange rate flexibility), olağanüstü durumlarda sapmalara izin verirken mali sürdürülebilirliği (fiscal sustainability) sağlamayı amaçlayan mali kurallar (fiscal rules) ve uluslararası finansal entegrasyonu içeren bu kapsayıcı makroekonomik politika çerçevesi, LA5 ülkelerinin ötesine geçmiştir. Uruguay, Dominik Cumhuriyeti, Paraguay ve Kosta Rika gibi ülkeler bu çerçeveyi giderek daha fazla benimsiyor ve çok olumlu sonuçlar alıyor. Şaşırmamalıyız; çünkü bu, Yeni Zelanda, Avustralya, İsveç veya Kanada gibi başarılı küçük, açık ve gelişmiş ülkelerdeki makroekonomiye yaklaşımı yansıtıyor.

Makroekonomik politikayı şekillendirmeye yönelik bu yaklaşım, doğası gereği aşırı uluslararası rezerv birikimini gerektirmediği ve ülkeler arası sermaye hareketlerini kolaylaştırdığı için dünyanın geri kalanı için alternatiflere göre potansiyel olarak daha dost canlısıdır. Ancak gelişmekte olan bir bölgenin sindirmesi genellikle daha zor olan öngörülemeyen şoklar her zaman olacaktır. Bu nedenle ihtiyatlı olmak ve rezervler veya IMF’nin ihtiyati kredi limitleri gibi ek sigorta mekanizmaları yoluyla tamponlar oluşturmak veya yeniden inşa etmek gerekiyor.

Geriye kalan zorlukların üstesinden gelmek

Elbette son dönemdeki makroekonomik yönetim başarısı, büyük meydan okumaların ve zorlukların sona ermesi anlamına gelmiyor.

Pek çok ekonomi aşırı kamu borcuyla boğuşuyor ve bu zorluk güçlü ekonomilere bile uzanıyor. Bu sorun pandemiden önce de mevcuttu ve endişe verici bir yükseliş eğilimi gösteriyordu ve sürdürülebilirliği sağlamak için çabaların sürdürülmesi gerektiğinin altını çiziyordu. Buna ilişkin görev, daha az elverişli dış koşullar altında daha da zorlu hale geliyor.

Daha da endişe verici olanı, diğer ülkelerin sürdürülemez makroekonomik politikalardan kaynaklanan önemli risklerle karşı karşıya olmasıdır. Özellikle kısa vadeli yaklaşımın hâkim olduğu bu dönemde bunlara çözüm bulmak hiç de kolay değildir.

Bununla birlikte, makroekonomik çerçeveleri yeniden oluşturmada başarılı olan ve bazıları IMF desteği alan birçok ülke bulunmaktadır.

Ayrıca tüm bölgede acil müdahale gerektiren daha derin zorluklar da mevcuttur:

  • Uzun vadeli büyüme potansiyelinin artırılması ve durgun üretkenliğin aşılması;
  • Vatandaşlar arasında sürekli eşit olmayan gelir ve güç dağılımının iyileştirilmesi;
  • İklim değişikliğinin azaltılmasına katkıda bulunulması ve etkilerine uyum sağlanması;
  • Yurttaş anketlerinde sürekli olarak en üst sıralarda yer alan bir endişe olan suçun yayılmasının engellenmesi ve güvensizliğin azaltılması ve
  • Otomasyona, robotlaşmaya ve dijitalleşmeye uyum sağlanması.

Bu zorlukların üstesinden gelmek düzenli bir makroekonomik temelle başlar. Bölgedeki pek çok ülkenin son yıllarda başardıkları göz önüne alındığında, geleceğe dair yenilenmiş bir umut ve iyimserliğe sahip olmalıyız.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.