
“Sen dokumaya başla, Tanrı ipliğini verir.” [Alman Atasözü]
Sürdürülebilirlik ölçümlerine ilişkin net bir fikir edinmek, bir şirketin gayrimenkul (real estate) ayak izini anlamak anlamına gelir. Gayrimenkul ile ilgili varlıklar küresel CO2 (karbondioksit) emisyonlarının yaklaşık %40’ını oluşturuyor ki; bu da şirketlerin sahip oldukları ve kiraladıkları gayrimenkul ayak izlerini anlamadan ESG (environmental, social, and governance-çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişim) etkilerini kontrol edemeyecekleri demektir.
Üst düzey gayrimenkul yöneticilerinin %99’u şaşırtıcı bir şekilde, kuruluşlarının gelecekteki kiralamalarının karbon ayak izini azaltmaya yardımcı olmasının önemli olduğuna inanıyor. Ancak sahip oldukları ve kiraladıkları varlıkların mevcut çevresel etkileri hakkında görünürlük olmadan işletmeler makul olarak doğru ve ulaşılabilir sürdürülebilirlik hedefleri belirleyemez.
Neyse ki, kiralama muhasebesi standartlarının {lease accounting standards [ASC 842 (Accounting Standards Codification-Muhasebe Standartları Kodifikasyonu), GASB 87 (Governmental Accounting Standards Board-Devlet Muhasebesi Standartları Kurulu) ve IFRS 16 (International Financial Reporting Standards-Uluslararası Finansal Raporlama Standartları)]} uygulamaya konması, güçlü kiralama yönetimi ihtiyacına ışık tuttu ki; bu süreç, kiralama muhasebesi uyumunun sürdürülmesinde kritik öneme sahip olmayı sürdürüyor. Küresel karbon dioksit emisyonlarının yaklaşık %40’ının gayrimenkul ile ilgili varlıklardan kaynaklandığı göz önüne alındığında, doğru kiralama yönetimi, bir kuruluşun yalnızca çevresel etkilerini ölçmek ve raporlamak için değil, aynı zamanda daha sürdürülebilir bir gelecek için nasıl iyileştirmeler yapılacağını anlamak için de bir giriş noktasıdır.
Geçtiğimiz Haziran ayında Uluslararası Sürdürülebilirlik Standartları Kurulu’nun (International Sustainability Standards Board-ISSB) küresel sürdürülebilirlik kamuyu aydınlatma standartlarını[1] uygulamaya koymasıyla ESG raporlama ortamı gelişmeye devam ederken, şirketlerin çevresel etkilerini başarılı bir şekilde raporlamak ve iyileştirmek için atabilecekleri açık adımlar vardır:
1. Özel bir ekip oluşturulması
İlk bakışta pek çok kişi ESG raporlamasının tamamen finans ofisiyle birlikte yürütülmesi gerektiğini varsayıyor. Ancak Uluslararası Sürdürülebilirlik Standartları Kurulu’nun yeni uluslararası sürdürülebilirlik standartlarını incelerken, işletmelerin enerji tüketimi, su kullanımı, atık yönetimi ve daha fazlası dâhil olmak üzere çok çeşitli çevresel faktörlerin (bir şirketin sahip olduğu ve kiraladığı varlıklar portföyünde yer alması gereken veriler) izlenmesine öncelik vermesi kritik önem taşıyor. Bu nedenle, bu varlıklarla etkileşimde bulunan tüm ekiplerin, kuruluşlarının sürdürülebilirlik çalışmalarına dâhil olmaları gerekmektedir. Finans, gayrimenkul, satın alma, hukuk vb. departmanlarının temsil edildiği özel bir görev gücü oluşturulmalı; başlangıçtan itibaren, kuruluşun kiralama portföyündeki yeni değişiklikleri veya koşulları işaretlemekle kimin görevlendirileceği gibi roller belirlenmelidir. Uluslararası Sürdürülebilirlik Standartları Kurulu ve Amerika Birleşik Devletleri Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (United States Securities and Exchange Commission-SEC) dâhil olmak üzere düzenleyici kurumların gelişen ESG raporlama kılavuzlarına ayak uydurmaktan sorumludur.
2. Boşluk analizi yapılması
Temel roller ve sorumluluklar belirlendikten sonra, ilgili tüm süreçler ve sistemler de dâhil olmak üzere kuruluşun kiralama ve varlık yönetimi uygulamalarının mevcut durumunu veya bunların eksikliğini değerlendirmek için belirli bir zaman aralığı ayrılmalıdır. İlgili tüm verileri ele almaya öncelik verilmelidir. Çevresel etkinin izlenmesi ve ölçülmesi söz konusu olduğunda kuruluşlar, sera gazı emisyonlarının [CO2, CH4 (metan), N2O (nitröz oksit), PFCs, HFCs, SF6 (kısaca ‘florlu gazlar’[2])] tüketim verilerini belirlemek için kiraladıkları ve sahip oldukları varlık kayıtlarını toplayıp analiz ederek başlamalıdır.
3. Güçlü bir iç kontrol çerçevesi oluşturulması
Kiralamalar genellikle bir işletmenin en büyük giderlerinden biridir ve maaş bordrosu ve yan haklar gibi insanlarla ilgili maliyetlerden sonra ikinci sırada gelir. Bu ekonomik ortamda, yalnızca merkezi bir kiralama ve sahip olunan varlık kayıtları sistemini korumanıza izin vermekle kalmayıp, aynı zamanda bu kayıtlar ve ilgili veriler etrafında güçlü bir iç kontrol çerçevesi oluşturmanıza da olanak tanıyan platformlara öncelik vermek kritik öneme sahiptir.
Bu kategorideki kontroller, kullanım hakkı varlıklarının yetkisiz edinimini ve kullanımını veya elden çıkarılmasını önlemek ve/veya tespit etmek için tasarlanmış politika ve süreçleri kapsar. Kuruluşlar, bu kontrolleri uygulayarak finansal verilerin yanlış bildirilmesi/raporlanması ile ilişkili riskleri önemli ölçüde azaltabilir. Bu, başarısız denetimlerden, maliyetli cezalardan ve uyumsuzluktan kaynaklanabilecek itibar zararlarından kaçınmayı da içerir.
Sağlam bir iç kontrol çerçevesine sahip olmak, aynı zamanda ekipler arasında iletişimi ve işbirliğini kolaylaştırırken aynı zamanda uygun zamanda uygun iletişim noktasına erişim sağlayarak her bir paydaşın rol ve sorumluluklarını da güçlendirir.
Güçlü iç kontroller, kiralanan ve sahip olunan varlık kayıtlarının yanı sıra karbon ayak izini takip etmek için gereken kayıtların doğru ve eksiksiz olmasını sağlayacak ve şirkete finansal ve sürdürülebilirlik başarısını artırmak için gelecekteki kararlara rehberlik etmek üzere bu verileri yakıt olarak kullanma olanağı sağlayacaktır.
4. Dışarıdan uzmanlık ve yardım almanın düşünülmesi
Başarılı ESG bildirimi/raporlaması ve hedef belirleme, bir kuruluşun uyum yeteneğine bağlıdır. Çabaları güçlendirmeye yardımcı olmak ve gelişmekte olan bu ortamda etkili bir şekilde ileride olacakların önünde kalınmasını sağlamak için dış kaynakları dikkate almak kritik öneme sahiptir.
Uyum veya sürdürülebilirlik uzmanlığına sahip danışmanlar, kuruluşun temel ESG politikalarını belirlemesine, değişen koşullara ayak uydurulmasına ve hedeflere ulaşma yolunda sürekli destek ve rehberlik sağlamasına yardımcı olabilir. Düzenleyici değişiklikleri izleyerek ve raporlama çerçevelerinin buna göre güncellenmesine yardımcı olarak dâhili ekibinin bir uzantısı olarak işlev görebilir ve çalışmalıdırlar. Bu kişiler ayrıca, çeşitli sektörlerdeki çeşitli kuruluşlarla çalışma deneyimlerinden yararlanarak, şirket yaklaşımının geliştirilmesine ve hedeflerin iddialı, ölçülebilir ve en güncel sektör ölçütleriyle uyumlu olmasının sağlanmasına yardımcı olarak dışarıdan bakış açıları da sunar.
ESG çabalarını destekleyecek artan görünürlük, yeni verimlilik ve verilerin kilidini açmanın anahtarı, öncelikle tüm bu alanları destekleyen süreçleri ve teknolojiyi uygulamaktır. Bu olmadan, şirket yeni ortaya çıkan düzenleyici yükümlülüklere uymakta ve çevresel etkilerini yatırımcılarla, tüketicilerle ve çalışanlarla paylaşmakta zorlanacaktır ki; bu, alınamayacak kadar büyük bir risktir.
[1] < https://www.ifrs.org/news-and-events/news/2023/06/issb-issues-ifrs-s1-ifrs-s2/ >
[2] HFC’ler soğutucu olarak ve plastik köpüğün genleştirilmesi için kullanılır veya kullanılmıştır. PFC’ler soğutucudur ve SF6 öncelikle pencerelerde ses yalıtımı için kullanılmıştır.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
