Kripto İşlem (Alım Satım) Platformlarının Borsa Olarak Düzenlenmesi*

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun (Securities and Exchange Commission-SEC) Binance ve Coinbase’ye karşı son eylemleri, SEC’in kripto işlem (alım satım) platformlarının iş modeli hakkında endişeli olduğunu gösteriyor. Örneğin SEC, Binance aleyhindeki şikâyetinde, “tipik olarak ayrı tutulan üç temel menkul kıymetler piyasası işlevinin -borsa, aracı kurum-satımcı ve takas kuruluşu (exchange, broker-dealer, and clearing agency)-” ve kripto borç verme ürünlerinin halka arz ve satışı ile ilgili endişelerini dile getirdi. Bu yaptırım eylemleri, FTX, Celsius ve Voyager dâhil olmak üzere bir dizi skandal ve piyasa çöküşünün ardından geldi.

Gelecek bir makalede, kripto işlem platformlarının (crypto-trading platforms) iş modeli inceleniyor. Platformların ve etkinliklerinin kavramsal ve deneysel bir analizi sunuluyor, işlevlerin yoğunlaşmasının nedenleri belirlenip belgeleniyor ve bu tür bir yoğunlaşmanın yatırımcılar ve finansal sistem için nasıl riskler oluşturduğu gösteriliyor. Ayrıca kripto işlem platformlarının borsa olarak düzenlenmesi, halka açık borsalardan parçalanmış özel işlem yerlerine dönüşümün incelenmesi ve bu daha geniş dönüşümün bir parçası olarak kripto işlem platformlarının yükselişi için bağlam sağlama öneriliyor. Menkul kıymetler borsaları kademeli olarak gelişerek organizasyonel, yasal ve ticari değişikliklere yol açmıştır. Teknolojik gelişmeler, büyük aracı kurum-satımcı şirketlerinin işlem masaları (trading desks of large broker-dealer firms) ve alternatif işlem sistemleri (alternative trading systems; ATSs) dâhil olmak üzere çok sayıda ve çeşitli rakiplerin yerleşik borsalarla rekabet etmesini sağladığından, pazarın parçalanmasına büyük ölçüde katkıda bulunmuştur. Kripto işlem platformlarının iş modeli, New York Menkul Kıymetler Borsası (New York Stock Exchange-NYSE) veya Londra Menkul Kıymetler Borsası (London Stock Exchange-LSE) gibi geleneksel borsalarla karşılaştırıldığında şaşırtıcıdır. Geleneksel borsalar, kapitalizmin ve finansal ekonominin büyümesine katkıda bulundular ve önemlerini koruyorlar. Borsalar, hisse senetleri için arz ve talebin buluştuğu bir pazar yeri sağlar ve pazarın adaletine, bütünlüğüne ve şeffaflığına katkıda bulunur. Ayrıca, özdenetim kuruluşları (self-regulatory organizations) olarak borsalar, bu piyasada yer alan kuruluşların düzenlenmesinde rol oynamaktadır.

Mezkûr makale, kripto işlem platformlarının kripto ekonomisi için tam hizmet iş modeline (full-service business model for the crypto-economy) doğru kaydığını ve geleneksel pazar yapısını değiştirdiğini gösteriyor. Kripto işlem platformları; aracı olarak hareket ederler, kendi sabitcoin’lerini çıkarırlar, saklama hizmetleri sunarlar, mevduat kabul ederler, borç verirler ve riskli finansal enstrümanlar dağıtırlar (intermediaries, issuing their own stablecoins, offering custodial services, accepting deposits, making loans, and distributing risky financial instruments). Bu, daha önce geleneksel piyasa yapılarıyla ilişkilendirilmemiş benzeri görülmemiş çıkar çatışmaları ve sistemik riskler yaratır.

Kripto işlem platformlarının mevcut iş modeli ve bunun sonucunda ortaya çıkan piyasa yapısı, finans hukuku ve politika üzerinde derin etkilere sahiptir. Dikey entegrasyon nedeniyle, kripto işlem platformları, kripto ekonomisi ve geleneksel finansal kurumlar ile köprüler kurarak kripto ekonomisi içinde ve hatta dışında finansal bağlantı için katalizör haline geldiler. Bu onları bir sonraki batamayacak kadar büyük finansal holdingler (too-big-to-fail financial conglomerates) haline getirebilir.

Bunun ışığında, makalede, kripto işlem platformlarının sağlayabileceği hizmetleri sınırlandırma öneriliyor, bu da iş modellerinde bir değişikliğe yol açacaktır. Bu faaliyetlerin ve hizmetlerin makul bir şekilde ayrılması, sistemik riskleri azaltırken ve teknoloji odaklı finansal kapitalizmin zorluklarını ele alırken yatırımcı korumasını artıracaktır. Düzenleyiciler, kripto işlem platformlarının yalnızca adil ve şeffaf pazar yerleri sağlamaya odaklanmasını ve birincil rolleriyle işlevsel ve yapısal olarak bağlantılı olmayan herhangi bir faaliyeti hariç tutmasını isteyebilir. Bu şekilde, işlem (alım satım) ile borç verme ve borç alma platformları ile özel işlem arasında ayrım yapmaya çalışacaklardı. Celsius ve Voyager piyasa çöküşleri, işlem ve borç verme faaliyetlerinin birleştirilmesinin tehlikelerini gösterirken, FTX’in başarısızlığı, şirketi iflasa sürükleyen bağlı kuruluşu Alameda Research’te görüldüğü gibi, tescilli işlemlerin tehlikelerini açıkça gösteriyor.

Buradaki temel bir soru, kripto işlem platformlarının kendi sabitcoin’lerini çıkarması gerekip gerekmediğidir. Sabitcoin çıkarmak ölçek ekonomilerine yol açabilse de, yatırımcılar için onları manipülatif uygulamalara maruz bırakarak ve birbirine bağlılığı artırarak finansal sistem için risk oluşturabilir. Binance dikkate değer bir vakadır. Binance, Eylül 2022’nin sonundan itibaren, müşterisinin üç sabitcoin’deki varlıklarını kendi sabitcoin’i olan BUSD’ye dönüştürmeye başladı. Buna, 50 milyar (ABD) dolarlık piyasa değeri ile ikinci en büyük sabitcoin olan USD Coin (USDC), 1 milyar doların altında piyasa değeriyle Pax Dollar (USDP) ve 1 milyar dolar piyasa değeri olan True USD (TUSD) dâhil tüm müşteri varlıkları dâhildir. BUSD, 20,5 milyar dolarlık piyasa değeriyle dünyanın üçüncü büyük sabitcoin’i oldu. Binance gibi bir kripto borsasının kendi sabit para birimini tanıtmak için pazar hakimiyetinden yararlanma kararı, sabit para birimlerine olan adalet ve güven hakkında soru işaretleri uyandırmaktadır.

Makalede, ayrıca, kripto işlem platformlarının nasıl düzenlendiğinin parçalanmasını önlemek için uluslararası işbirliğinin güçlendirilmesi öneriliyor. Kripto ekonomisindeki skandalların sayısı ve krizlerin büyüklüğü, 2008 finans krizi ile benzerlikler gösteriyor. Kriz zamanında G20, türev sözleşmelerini ve bunların piyasa altyapılarını, özellikle takas kuruluşlarını düzenleme ihtiyacını kabul etti ve menkul kıymetler ile bankacılık düzenleyici otoritelerini bunu yapmaya çağırdı. Dodd-Frank Yasası, finansal sistemin dayanıklılığını güçlendirmeyi ve bu sektörden kaynaklanan her türlü sistemik riski azaltmayı amaçlıyordu. Kripto işlem platformları da benzer eylemler gerektirmektedir. IOSCO, 2022-2023 dönemi için bir Kripto Varlık Yol Haritası başlattı; biri kripto ve dijital varlıklara, diğeri merkezi olmayan finansa odaklandı; her ikisi de diğer piyasa katılımcıları arasında kripto varlık ticareti, borç verme ve borç alma platformlarıyla ilgilidir. Bu girişimin başarısı, sağlam en iyi uygulamalar, uygun düzenleme ve etkili uygulama mekanizmaları oluşturma hedefiyle en saygın ve etkili piyasa aktörlerini ve ulusal düzenleyicileri dâhil etme becerisine bağlı olacaktır.

1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu [merhume Anası (1947-10 Temmuz 2023) Erzurum/Aşkale; merhum Babası ise Ardahan/Çıldır yöresindendir]. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte);
Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte) başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003), Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004) ile Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II, Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021), Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021), Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021), Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022), Ticari Mevzuat Notları (2022), Bilimsel Araştırmalar (2022), Hukuki İncelemeler (2023), Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024) başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 2 bini aşkın Telif Makale ve Yazı ile Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak vazgeçilmez ilkesidir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.