Kripto (Varlık) Destekli Borç Vermenin Riskleri*

Akıllı sözleşme teknolojisi yoluyla merkezi olmayan finans (decentralized finance-DeFi), Ethereum blok zincirinin piyasaya sürülmesinden bu yana blok zinciri teknolojisi için önemli bir kullanım durumu olarak lanse edilmiştir. Merkezi olmayan finans içinde erken bir aşamadan itibaren özel ilgi gören bir alan, teminatlı borç vermedir [1]. Yine de, hem İngiliz Milletler Topluluğu [Commonwealth (2)] hem de Tektip Ticaret Yasası’nda [Uniform Commercial Code-UCC (3)] yetki alanlarında, bu tür varlıkların menkul kıymet olarak nasıl işlev gördüğüne dair şüpheler vardır, bunların çoğu da, kripto varlıkların bir varlık olarak hukuki doğasına ilişkin süregelen belirsizlikten kaynaklanmaktadır. Kripto varlıkların Tektip Ticaret Yasası’nın 9’uncu maddesi kapsamına girip girmediğinin belirsiz olduğu öne sürülmüştür, ancak bunların “kişisel mülkiyet” (personal property) kategorisi altında “genel gayri maddi” (general intangible) varlık olarak kabul edilmesi muhtemeldir. Olsa bile, kripto varlıklardaki güvenlik çıkarlarının nasıl yaratıldığı, mükemmelleştirildiği ve izlendiği konusunda bir belirsizlik söz konusudur.

Atlantik ve İngiliz Milletler Topluluğu genelinde, kripto varlıklardaki mülkiyetin doğası hararetle tartışılmaya devam ediyor: bkz. örneğin, Low and Teo, ‘Bitcoins and other cryptocurrencies as property?’ (Varlık olarak Bitcoinler ve diğer kripto para birimleri); Fox, ‘Cryptocurrencies in the Common Law of Property’ (Gelenek Mülkiyet Hukukunda Kripto Para Birimleri); Chan, ‘The Nature of Property in Cryptoassets’ (Kripto Varlıklardaki Mülkiyetin Doğası). Birleşik Krallık Hukuk Komisyonu, Temmuz 2022’de, kripto varlıkları barındırmak için mülkiyet hukuku reformu hakkında öneriler içeren kapsamlı bir rapor yayınladı. Bu devam eden görüşmenin birçok yönü, farklı yetki alanlarında uygulanabilir. Gerçekten de, Celsius işlemlerine nezaret eden iflas hakimi, taraflara İngiltere’de geçerli yasal ilkelerin ikna edici olabileceğini belirtmek için elinden geleni yaptı. Bu karşılaştırmalı eğilim, Singapur, Yeni Zelanda ve Hong Kong gibi diğer İngiliz Milletler Topluluğu yetki alanlarının gelişmekte olan kripto içtihatlarına da yansımıştır. Özellikle, Singapur’un kripto dünyasından yatırım çekmeye yönelik erken çabaları göz önüne alındığında, birçok ilginç kararın kaynağı olması şaşırtıcı değildir.

Singapur Yüksek Mahkemesi’nin “Janesh s/o Rajkumar – Bilinmeyen Kişi (CHEFPIERRE)” [4] davasındaki kararı böyle bir davadır. Bu dava özellikle ilginçtir, çünkü bilhassa bir merkezi olmayan finans düzenlemesi (özellikle bir merkezi olmayan finans güvenlik düzenlemesi) ile ilgili bir mülkiyet anlaşmazlığını içeren ilk bildirilen karar olduğuna inanılmaktadır. Bu durumda, bir borçlu (başarılı bir şekilde) bir borç verenin ‘NFTfi’ [5] olarak bilinen bir merkezi olmayan finans platformunda kredi için teminat olarak daha önce sağladığı bir Nitelikli Fikri Tapu (Non Fungible Token-NFT) ile işlem yapmasını engellemek için ihtiyati tedbir başvurusunda bulundu. İkincisi, kendisini “teminatlandırılmış Nitelikli Fikri Tapu kredileri için basit bir eşlerarası pazar” (simple p2p marketplace for collateralized NFT loans) olarak tanımlamış ve bildirildiğine göre, bu yazının yazıldığı sırada kümülatif kredi hacmi 365 milyon ABD doları olan 35 binden fazla krediyi kolaylaştırmıştır.

Olayın iki yönü dikkat çekicidir. İlk olarak, bir ihtiyati tedbir kararı verirken mahkeme, kripto varlıkları mal/eşya/varlık olarak tanıma konusunda daha önceki İngiliz Milletler Topluluğu kararlarını takip etmiştir. Ancak, daha da önemlisi, mahkeme, bu yargı bölgelerinde “tertium quid” (üçüncü şey) argümanı ve Ainsworth testi olarak bilinen şeylere odaklanma şeklindeki son adli eğilim hakkındaki çekincelerini dile getirmiştir. Yazarların notunda, her ikisinin de kripto varlıklardaki mülkiyetin tanınmasını haklı çıkarmak için çok az şey yaptığı savunulmaktadır. İç zorluklar bu doktrinlerin başına bela olsa da, en üst düzeyde ele alındığında bile, bunlar yeni bir “şey”in (eşya; thing) mülkiyet olarak kabul edilmesi ile ilgili olumlu argümanlar anlamına gelmez. Mahkemelerin bu sorunla doğrudan mücadele etmesinin zamanının geldiği düşünülmektedir. Sosyal sözleşmelerin kurumsallaşması gibi kripto varlıkların neden mülk olarak görülmesi gerektiğine dair normatif nedenleri dile getirmeye başlamalıdırlar. Mahkemeler, bu sorunun siyasi doğası nedeniyle, yeni mülkiyet hakları biçimlerini tanıma konusunda tarihsel olarak isteksiz olmuştur. Yine de, bir defter girişi üzerinde bir tür kontrol olarak dar bir şekilde kavramsallaştırılırsa, kripto varlıklardaki mülkiyet haklarını tanımanın başkalarının meşru özgürlüklerine nasıl müdahale edebileceğini görmek zordur. Mahkemelerin kripto varlıkların neden mülkiyet oluşturduğunu ve hangi hakları takip ettiğini açıklamalarının çok önemli olduğu sonucu çıkıyor.

İkinci ve eşit derecede ilginç nokta ise, anlaşmazlığın merkezi olmayan finans açısıdır. Chefpierre bir ara karar olduğundan, NFTfi’nin merkezi olmayan finans düzenlemesinin tüm sonuçları araştırılmamıştır. Yine de vaka, bu tür düzenlemelerde yer alan ve bazıları tam olarak takdir edilmeyen veya fiyatlandırılmayan kapsamlı yasal belirsizliği ve ticari riskleri göstermektedir. NFTfi platformu, borç alan geri ödeyene veya temerrüde düşene kadar Nitelikli Fikri Tapuları bir “emanet akıllı sözleşmede” (escrow smart contract) teminat olarak tutar; ikinci senaryoda, borç veren, Nitelikli Fikri Tapuyu tek taraflı olarak kendilerine devrederek “teminat verebilir” (foreclose). Ancak Nitelikli Fikri Tapu akıllı sözleşme ile tutulurken, Nitelikli Fikri Tapudaki mülkiyet kimindir? Bu gerçek bir emanet düzenlemesi değildir. Akıllı sözleşmenin tüzel kişiliği yoktur ve sahibi de olamaz. Görünen o ki, ne kadar zayıf biçimlendirilmiş olursa olsun, işlemlerinin mülkiyete dayalı sonuçları ile ilgili olarak tarafların niyetlerine başvurmanın gerekli olduğudur. İlgili terimlerin tespit edilebildiği durumlarda bile, mahkemeler nitelendirmede zorluklarla karşılaşabilir. Açıklandığı gibi, NFTfi’nin durumunda, hiçbir geleneksel güvenlik biçimi tarafların niyetini tam olarak yansıtmaz. Merkezi olmayan finans düzenlemeleri hakkında tavsiyede bulunan veya bunlara girmeyi düşünen taraflar, piyasa dalgalanmalarından, karşı tarafın temerrüdünden ve yasal uyumluluktan kaynaklanan risklerin bilincinde olabilir [6], ancak bu risklerin tanımlanmasıyla ilgili çok az tartışma olmuştur.

Kabul edilmelidir ki, yasal riskler nadiren yeniliği engellemiştir. Yine de, kripto destekli borç verme, çoğu yatırımcıyı duraksatması gereken olağandışı ticari riskler içermektedir. Bu tür varlıklar herkesin bildiği gibi likit olmayan ve değişkendir: Token fiyatları 24 saat içinde %98 oranında düşebilirken [7] piyasaya karşı nasıl önlem alınabilir? Likidite azlığı ve oynaklık, varlıkları menkul kıymet olarak kullanmak için ölümcül olmayabilir. Bununla birlikte, sorgulanabilir risk yönetimi uygulamalarıyla dolu, olağanüstü kaldıraçla dolu ve kurumlar arası bulaşmaya karşı savunmasız daha geniş bir pazarda belirli riskler oluşturuyorlar. 2022 yılının muhteşem çöküşlerinin (Trew Arrows Capital; Celsius; Voyager; FTX gibi) ardından, akıllı sözleşme teknolojisini içeren daha fazla davanın dünya çapında mahkemelerin önüne geleceğine hiç şüphe yoktur. Bu nedenle, sadece olacakların bir önizlemesi olarak da olsa, “Chefpierre” üzerinde düşünmeye değerdir.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.