

2024 yılında, OECD’nin matrah aşındırma ve kâr transferi (base erosion and profit-shifting; BEPS) reformları kapsamında yeni Küresel Asgari Vergi (Global Minimum Tax-GMT) rejimi yürürlüğe girecektir. Kârların daha düşük vergi bölgelerine aktarılması uygulamasını önlemek amacıyla tasarlanan yeni “İkinci Sütun” kuralları uyarınca, gelirleri 750 milyon avroyu aşan şirketlerin iş yaptıkları her ülkede minimum %15 vergi oranında vergi ödemesi gerekecektir.
Yeni yükümlülükler karmaşıktır ve halen gelişmektedir. Daha fazla yargı alanında daha fazla veriyi daha sık derlemeleri, incelemeleri ve raporlamaları, bu verileri farklı kaynaklardan toplamaları, daha karmaşık hesaplamalar yürütmeleri, sayısız farklı kurallara uymaları ve giderek daha da sıkılaşan teslim tarihlerini karşılamaları gerekecektir.
Etkinin önemli olması muhtemeldir ve vergi profesyonelleri ile işletmelerin gelecekte olacaklara hazırlıklı olmaları gerekmektedir. Bunu yapmak için akılda tutulması gereken üç önemli husus vardır:
- i) Teknolojiden yararlanmak, 2024 yılı Küresel Asgari Vergi koşullarını verimli bir şekilde yönetmek için merkezi bir rol oynayacaktır
- Yeni düzenlemelerin karmaşık ağında gezinmek, matrah aşındırma ve kâr transferi girişiminde 138 ülkede belirlenen farklı kuralların denetlenmesini gerektirmektedir. Orbitax Niceliksel Vergi raporlaması Başkanı Jake Fulton, 2023 Thomson Reuters Synergy’de mevcut yasal çerçevenin üzerine 138 kural dizisi yerleştiren “İkinci Sütun”un benzersiz karmaşıklığı hakkında konuştu. Veri süreçlerini kolaylaştırdığı, karmaşık vergi hesaplamalarını desteklediği ve kapsamlı kontrolü güvence altına aldığı için ileri teknoloji bu senaryoda vazgeçilmez hale geliyor. Thomson Reuters firmasından Debbie Morgan, genel olarak dış rehberliğe güvenmeye rağmen, daha geniş stratejik manzaranın kapsamlı bir şekilde anlaşılması için kurum içi teknolojik kontrolün sürdürülmesinin zorunluluğunu vurgulamaktadır.
- ii) 2024 yılında Küresel Asgari Vergi için veriler her şeyin merkezinde olacaktır
- Tüm bunların merkezinde veriler yer almaktadır. Veriler, hangi vergi yükümlülüklerinin mevcut olduğu, bunların nerede ve ne zaman beyan edilmesi ve ödenmesi gerektiği konusunda bilgi verir ve modelleme ve tahminlerin temelini oluşturur.
- Ancak çeşitli kaynaklardan farklı formatlardaki verileri birleştirmek zorluklara yol açmaktadır. Yalnızca Excel’e güvenmek yetersiz kalabilir ve karmaşıklıklar ortaya çıktıkça zaman alıcı hale gelebilir. Debbie Morgan, özellikle düzenlemeler geliştikçe Excel’in sınırlamalarına karşı tavsiyelerde bulunarak özel araçlar önermektedir. Bu araçlar, entegrasyonlar yoluyla Excel dosyalarından ve ayrıca PDF gibi diğer formatlardan ve vergi provizyon çözümleri gibi diğer sistemlerden veri çekebilir ve bu zorlu hesaplamaları yerleşik olarak ülkeye göre hesaplayıcılarla gerçekleştirebilir. Morgan, “Nitelikli Yurt İçi Asgari Tamamlama Vergisini (Qualified Domestic Minimum Top-Up Tax; QDmtt) hesaplamak için ve Matrah Aşındırmayla Mücadele Model Kuralı (Global Anti-Base Erosion Rules) Gelir Vergisinin, vergi kuralına tabi olma (subject to tax rule-STTR), gelire dâhil etme kuralı (income inclusion rule-IIR) uyarınca eksik vergilendirilmiş ödemeler kuralının (undertaxed payments rule-UTPR) tüm yerel ülke hesaplayıcılarını çalıştırması gerektiğini, bunun da farklı olabileceğini” açıklıyor.
- Ernst & Young Kıdemli Müdürü Dennis Bremeyer, verilerin ve sistemlerin ayrıntılı bir şekilde incelenmesinin veya danışmanların bunu yapmasının önemli olduğuna inanıyor ve bu konuda şöyle diyor: “Verilerinizin çoğu (muhtemelen %60-70 civarında) tedarikten gelebilir. Tedarik verilerini analiz ettiğinizde, daha fazla rakam elde edebilmek veya takip edebilmek için geri dönüp tedarikinizin bir kısmını yeniden tasarlamak isteyebilirsiniz.”
- Ancak hesaplamalara dâhil edilmeden ve raporlanmadan/beyandan önce uygun şekilde harmanlanması gerekir ki; bu da farklı kaynaklardan farklı formatlarda geldiğinde zorlu bir iş olabilir. Doğruluğu ve kapsamlılığı sağlamak için hangi adımlar atılabilir?
- Excel elektronik tablolarına güvenmek risk taşır çünkü bir araç olarak işe uygun olmayabilir ve yinelenen hesaplamalar yapmak gibi karmaşık görevleri yönetmenin çok zaman alıcı bir yolu olabilir.
iii) Teknoloji ve beceri yatırımını güvence altına almak güçlü bir iş senaryosu gerektirecektir
Kıdemli liderlerin özel teknolojiye yatırım yapma ihtiyacı konusunda ikna olmaları gerekebilir, dolayısıyla yatırım harcamalarını haklı çıkarmak için ikna edici bir iş senaryosunun oluşturulması gerekecektir. Bu, karşılaştığınız etkiyi net bir şekilde özetleyebilmeniz ve ardından bu yeni gereksinimleri karşılayabilmek için neden bir bütçeye ihtiyacınız olduğunu açıklayabilmeniz anlamına gelir. Kaçınılmaz olarak insanlar şunu soracaktır: neden teknoloji olmadan başka bir şekilde yapılamıyor? Zaten Excel ve vergi provizyon yazılımımız var, peki bu neden kullanılamıyor? İlk engellerden biri karmaşıklıkları ve riskleri tanımlamaktır.
Bir sonraki adım, teknoloji programının zaman içinde nasıl değişmesi gerekebileceğinin bildirilmesidir. Bremeyer, “Vereceğim en önemli tavsiye, çözüm için aşamalı bir yaklaşımın benimsenmesidir” tavsiyesinde bulunuyor ve devam ediyor: “Muhtemelen her şeyi birkaç hafta içinde yapamayacaksınız. Gereksinimler netleştikçe sürecinizi iyileştirin. Bu, yazılımı açmanız ve başlamaya hazır olmanızla ilgili bir durum değildir. Kurallar değişiyor, yazılım gelişmeye devam edecek, dolayısıyla ek yinelemeler planlamanız gerekecektir.”
Ayrıca kuruluşların iç kaynaklara ekleme yapma ve mevcut vergi ekiplerinin becerilerini artırma, daha yüksek denetim ücretleri ve artan dış danışmanlık maliyetleri için planlama yapmaları gerekebilir.
Küresel Asgari Vergi bakımından 2024 yılı sadece bir başlangıç olup, gereksinimleri önümüzdeki yıllarda artacak olan uzun vadeli bir reformdur. Ancak zorluklara ve risklere rağmen, örneğin süreçleri entegre etmek ve sonuçta verimlilik yaratmak için veri toplamaya yönelik daha etkili yöntemlerin belirlenmesine yönelik fırsatlar da mevcuttur.
Fulton’un da dediği gibi, “Çokuluslu şirketlerin tüm bu sorunları nasıl çözeceğini özetlediğimizde, gerçekten vergi sürecine bakmamız gerekiyor: tüm bu hesaplamaları yapmanın ve tüm bu değişiklikleri izlemenin en iyi yolu nedir? Geldiğiniz nokta teknolojiye yönelmenin ne kadar önemli olduğudur.”
Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
