Küresel Trende Karşı Çıkmak: Endonezya’da Enflasyona İlişkin Görüşler*

“Annenin sevgisi sonsuzdur.” [Endonezya Ata Sözü]

Gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomiler 2022’de on yılı aşkın süredir en yüksek enflasyon oranlarını kaydetti [Küresel Ekonomik Beklentiler (Global Economic Prospects[1]), Ocak 2023]. Küresel enflasyon 2022 yılında %9’un üzerine çıktı. Bunun nedenleri arasında arz darboğazları, salgın sonrası bastırılmış talebin ortaya çıkması ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından yüksek emtia fiyatları yer aldı.

Endonezya’nın enflasyon oranı, artan talep ve artan girdi maliyetlerinden kaynaklanan baskılara rağmen 2022 yılının ikinci yarısında %5-6 ile zirveye ulaşarak küresel eğilimi tersine çevirdi. Benzerlerinin aksine, Endonezya’nın enflasyon oranı genel olarak sabit kaldı ve artan küresel emtia fiyatlarıyla birlikte ancak 2022’nin başlarında toparlanmaya başladı.

Yetkililer, bütçe sübvansiyonlarını sınırlamak için Eylül 2022’de akaryakıt fiyatlarına ilişkin tavanları kısmen kaldırdı ve bunun sonucunda benzin fiyatlarında %30’luk bir artış yaşandı. Bu da son yedi yılın en yüksek enflasyonuna yol açtı. Ancak enflasyon o zamandan beri azaldı ve Temmuz 2023 itibarıyla Endonezya Merkez Bankası’nın (Bank Indonesia) üst eşiği olan %2-4’lük enflasyon hedef aralığının altına düştü.

2022 yılı enflasyon baskılarının çoğunlukla arz yönlü şoklardan kaynaklandığı düşünüldüğünde,  çalışmada üretici fiyat enflasyonunun tüketici fiyatlarına geçişi incelenmiştir[2]. Girdi maliyetlerinin yüksek olmasına rağmen üreticiler bu maliyetleri tüketicilere tam olarak yansıtmamış; girdi maliyetleri arttıkça üretici fiyatları ile tüketici fiyatları arasındaki fark açılmıştır. Bu, üreticilerin, fiyat arttığında müşterilerin talebi azaltması, kâr marjlarının düşmesi ve/veya ürün kalitesinin düşmesi ve tüketici fiyatlarındaki tavan fiyatlara ilişkin endişelerine bağlanabilir.

Etki tepki fonksiyonu kullanılarak, üreticiden tüketici fiyatlarına geçişin tarihsel olarak ihmal edilebilir düzeyde olduğu ve ilk şoktan yalnızca beş çeyrek sonra artmaya başladığı ortaya konulmuştur. Devletin fiyat müdahalesi yaptığı sektörlerin geçişkenliği, müdahale etmeyen sektörlere göre daha zayıftı. Örneğin, çoğunlukla fiyat tavanlarına tabi olan ulaştırma, tarım ve elektrik sektörlerinde artan girdi maliyetleri, konaklama sektörüne kıyasla daha düşük bir oranda yansıtıldı. Elektrik sektöründeki geçiş oranı, tarife oranlarının katı olması ve birkaç yıldır ayarlanmaması nedeniyle küçüktür.

Yüksek düzeyde düzenlemeye tabi sektörlerde sübvansiyonların, fiyat müdahalelerinin ve kamu iktisadi teşebbüslerinin (price interventions, and state-owned enterprises) varlığı, dış şokların hane halkı tüketimi üzerindeki etkisinin yumuşatılmasında rol oynamıştır. Endonezya, Doğu Asya ve Pasifik (East Asia and Pacific) ülkelerindeki üreticilere yapılan kamu transferleri yoluyla en yüksek düzeyde desteğe sahiptir.

Bu bulgular, ekonomide talebin güçlü olduğu bir arz şoku sırasında enflasyonu yönetmek için uygun politika bileşimi hakkında önemli soruları gündeme getirmektedir. Fiyat müdahaleleri tüketicileri kısa vadede fiyat şoklarından korurken, uzun vadede olumsuz ekonomik sonuçlar doğurabilmektedir. Piyasaları bozabilir, rekabeti caydırabilir ve yatırımı ve büyümeyi engelleyebilirler.

Fiyat müdahaleleri gelişmekte olan ekonomilerde tüketicileri fiyat şoklarından korumak amacıyla yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak uzun vadede zararlı ekonomik sonuçları vardır. Piyasaları bozduğu ve rekabeti caydırdığı için yatırımı ve büyümeyi azaltabilir. Diğer sonuçlar arasında zayıf politika hedeflemesi (yani idari fiyatların yoksul haneler ve ‘Mikro, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler’den (Micro-, Small and Medium-sized Enterprises; MSMEs) daha çok zengin hanelere ve büyük firmalara gitme eğilimi göstermesi) ve diğer öncelikli harcamalar için daha az mali alan yer almaktadır.

Sonuç olarak, söz konusu analiz Endonezya’nın nispeten düşük enflasyonunun temel olarak üretici fiyatları enflasyonunun tüketicilere düşük düzeyde yansımasından kaynaklandığını göstermektedir. Bu kısmen belirli mal ve hizmetler için tavan fiyatla ilişkilendirilebilir. Fiyat müdahaleleri kısa vadeli enflasyonun kontrol altına alınmasına yardımcı olabilirken, aynı zamanda para politikası tepkisi açısından zorluklar da oluşturabilir. Uzun vadede sürdürülebilir fiyat müdahaleleri tahsis verimliliğini engelleyebilir.

[1] < https://openknowledge.worldbank.org/server/api/core/bitstreams/254aba87-dfeb-5b5c-b00a-727d04ade275/content >

[2] < https://openknowledge.worldbank.org/server/api/core/bitstreams/1d262981-8d96-5695-96bc-64c9b24d609f/content >

1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu [merhume Anası (1947-10 Temmuz 2023) Erzurum/Aşkale; merhum Babası ise Ardahan/Çıldır yöresindendir]. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte);
Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte) başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003), Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004) ile Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II, Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021), Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021), Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021), Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022), Ticari Mevzuat Notları (2022), Bilimsel Araştırmalar (2022), Hukuki İncelemeler (2023), Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024) başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 2 bini aşkın Telif Makale ve Yazı ile Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak vazgeçilmez ilkesidir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.