
Vergi politikası konusunda uluslararası bir anlaşmayı koordine etmek zordur. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’ne (Organisation for Economic Co-operation and Development-OECD) küresel vergi anlaşmasında (global tax deal[1]) işlerin ne kadar sorunsuz gittiğini sorun. Küresel asgari verginin (İkinci Sütun; Pillar Two) uygulanması düzinelerce ülkede ilerlerken, Birinci Sütun (Pillar One) söz konusu olduğunda çok daha az somut başarı söz konusudur.
Şimdi, büyük bir gelişme OECD’nin projesine daha fazla belirsizlik ekleyebilir: Birleşmiş Milletler (United Nations-UN) uluslararası vergi politikası konusunda kaslarını esnetmeye hazırlanıyor. Gelişmekte olan birçok ülke, OECD’nin yaklaşımının daha zengin ülkeleri kendi pahasına kayırdığını söylüyor ve Birleşmiş Milletler bunu düzeltmeyi umuyor.
Ancak Birleşmiş Milletler, dâhil olan tüm ülkeler için tatmin edici politika sonuçları üretmede daha iyi olacak mı? Ve bu yer değişikliği sınır ötesi ticaret ve yatırımları nasıl etkiler?
Bu, ülkelerin neyi başarmak istediğine bağlıdır. Amaç, birleşik bir politika sonucuna (geniş çapta paylaşılan ilkelere ve sorunun ortak bir anlayışına dayalı olarak) ulaşmaksa, sürece Birleşmiş Milletler’in mi yoksa OECD’nin mi rehberlik ettiğinin bir önemi yoktur. Her iki mekânda da birleşik bir politika sonucu elde edilebilir.
Ancak, sorun, çözümler veya temel vergi ilkeleri konusunda bir fikir birliği eksikliği varsa, o zaman ne Birleşmiş Milletler ne de OECD muhtemelen tüm tarafları tatmin edecek ‘adil’ bir çözüm (a fair solution) oluşturamayacaktır. Bu durumda, bir politika konsensüsüne ulaşmak, benzer düşünen ülkeler arasındaki koordinasyondan daha az, ekonomik olarak güçlü olan ve daha az güçlü olan arasındaki müzakereye daha çok dayanır.
OECD’nin şu anda karşı karşıya olduğu zorluk tam da budur.
2018 yılından bu yana, OECD üyeleri ve 100’den fazla ülke, çok uluslu şirketlerin Birinci Sütun A Miktarı ve B Miktarı kuralları (Pillar One’s Amount A and Amount B rules) aracılığıyla vergilendirilmesine yönelik temel bir değişikliği yavaş yavaş müzakere ediyor. Bu kuralların tasarımı, hedefi ve muhtemelen somut amacı zamanla gelişti. İlk hedef, büyük dijital şirketleri vergilendirmekti, ancak daha sonra otomatikleştirilmiş dijital hizmetlere ve tüketiciye dönük işletmelere kaydı. Bugün, kurallar yaklaşık 100 en büyük ve en kârlı çok uluslu şirketi hedeflemektedir.
Bununla birlikte, A Miktarını motive eden ortak sorun veya temel prensipler belirsizliğini korumaktadır. Genel olarak, müzakerelere katılan ülkelerin motivasyonu, çok uluslu şirketlerin kendi ülkelerinde daha fazla vergi ödemesini sağlamaktır. Kaçınılmaz olarak, şirketler bazı ülkelerde daha az, bazılarında ise daha fazla vergi ödeyeceklerdir. Bu nedenle, bazı ülkeler bekleyen kurallar kapsamında yeni bir şeyler kazanmaya daha kararlıyken, diğerleri mevcut kurallar kapsamında zaten sahip olduklarını korumakla daha fazla ilgileniyor.
Ülkeler vergi ve ticaret savaşları olasılığını sınırlandırmak adına daha düşük bir vergi tabanı seçmedikçe, bu itme ve çekme dinamiğini müzakerelerden çıkarmak imkânsızdır.
OECD’nin projesi için argümanı budur. Şimdi, Birleşmiş Milletler farklı bir tane yapıyor.
Birleşmiş Milletler’in kısa bir süre önce yayınladığı “Birleşmiş Milletler’de kapsayıcı ve etkili uluslararası vergi işbirliğinin teşvik edilmesi” (Promotion of inclusive and effective international tax cooperation at the United Nations) konulu taslak rapor[2], çok taraflı vergi politikası koordinasyonunun dinamiklerini analiz etmek için yararlı bir çerçeve sunmaktadır.
Anılan Rapor, gelecekteki küresel vergi görüşmeleri için üç potansiyel senaryo ortaya koymaktadır:
- Hangi ülkelerin çok uluslu şirketlerin hangi kazançlarını vergilendireceğini belirleyen yasal olarak bağlayıcı çok taraflı bir anlaşma;
- İlk seçenekten daha az kapsamlı olan vergi kurallarında kademeli değişiklikler için bir süreç belirleyen yasal olarak bağlayıcı bir anlaşma,
- Uygulama mekanizmalarının gönüllü ikili veya bölgesel yaklaşımlar olduğu durumlarda, vergi normlarının belirlenmesine yönelik bağlayıcı olmayan bir yaklaşım.
Her senaryo, üyeler arasındaki farklı düzeylerde siyasi fikir birliğine bağlıdır, ancak üçü arasında tutarlı olan, evrensel katılım hedefi ve politika gündemini etkilemek için eşit duruştur.
Bu Rapor, katılımcıların eşit durumunu amaçlayan resmi düzenlemelere rağmen, OECD gündemini şekillendiren daha büyük ekonomilerin Birleşmiş Milletler’in vergi gündemini şekillendirme potansiyelini ele almıyor. Ancak üç senaryoda, siyasi ve politik farklılıklar nedeniyle tıkanan müzakerelerin, daha dar politika sorularını çözmeyi amaçlayan daha pragmatik yaklaşımlar için nasıl bir kenara bırakılabileceği görülebilir.
Bazen uluslararası koordinasyon, büyük bir çözüme ulaşmaktan çok kademeli değişimle ilgilidir.
Vergi kuralları sınır ötesi yatırım kararlarını etkiler ve bu kuralların ne kadar karmaşık hale geldiğini[3] inkâr etmek zordur. Küresel asgari vergi gibi politikalar yalnızca bu karmaşıklıkları artırmaktadır. OECD, vergi ve ticaret savaşlarının çoğalmasını önlemek için çok uluslu şirketlerin vergilendirilme şeklini değiştirmeye çalışırken, Birleşmiş Milletler gelişmekte olan ülkelerin endişelerinin giderildiğinden emin olmak istiyor.
Her iki forumun da amaçlarına ulaşması mümkündür. OECD, vergi ve ticaret anlaşmazlıklarını önleyen bir anlaşmayı sonuçlandırabilir ve Birleşmiş Milletler, OECD üyesi olmayan ülkelere arzuladıklarından fazlasını veren bir anlaşmaya arabuluculuk yapabilir. Bu senaryoda dünya, farklı kurallara ve müzakere çerçevelerine sahip iki çok taraflı forumla sonuçlanacak ve işletmeleri herhangi bir sınır ötesi işlem için paralel olarak farklı standartlarda gezinmeye zorlayacaktır.
Her iki forum da amacına ulaşamazsa, vergi ve ticaret anlaşmazlıkları herhangi bir tahkim makamının yönetebileceğinin çok ötesine geçebilir.
İşte Birleşmiş Milletler’in üçüncü senaryosunun ileriye dönük dersler sağlayabileceği yer burasıdır. OECD veya Birleşmiş Milletler’in devasa, herkese uyan tek bir vergi anlaşması (one-size-fits-all tax treaty) yaratmaya çalışması yerine, neden adım adım ilerleyip istekli ülkeleri kendi aralarında vergi ve ticari ilişkileri koordine etme konusunda desteklemiyor?
OECD’nin yaklaşımı çok iddialı oldu ve ülkeler ile şirketleri giderek karmaşıklaşan politikalar üzerinde uzun müzakerelere sürükledi.
Birleşmiş Milletler’in raporu, iç politika tercihleri ile uluslararası bir vergi sistemini oluşturan kurallar arasındaki gerilimi gösteren iki önemli paragrafla açılıyor. Bu gerilimler devam edecektir.
İster OECD’de ister Birleşmiş Milletler’de gerçekleşsin, müzakerelerin riskleri yüksektir. Zenginleşen, yeni teknolojileri hayata geçiren ve modernleşen ülkeleri desteklemek için sınır ötesi yatırım gereklidir. 2023 yılı UNCTAD Dünya Yatırım Raporu (World Investment Report[4]), özellikle gelişmekte olan ülkelerin yenilenebilir enerji sektöründe ihtiyaç duydukları yatırımın üçte birinden daha azını çektiğini belirtiyor.
Daha iyi sınır ötesi vergi politikaları, bu zorluğun tek çözümü değildir, ancak OECD ve Birleşmiş Milletler, ticaret ve yatırımın karlılığını azaltacak iş yapma konusunda daha fazla karmaşıklık ve daha yüksek maliyetler yaratabilir.
A Miktarı için kapsamlı bir anlaşmayı müzakere etmek için OECD’de sonsuz saatler harcandı. Anlaşmanın asla kabul edilmemesi veya geniş çapta uygulanmaması mümkündür (muhtemelen?). Ekonomik açıdan, hem fırsat maliyetleri hem de batık maliyetler vardır. O zaman başka ne başarılabilirdi?
Şimdi, kapsamlı yaklaşımı terk edip artımcılığa geri dönme zamanı olabilir. Politika yapıcılar, daha dar tanımlanmış sorunları ele alabilir ve iş yatırımına ve uzun vadeli büyümeye engel olmayan, yardımcı olan çözümler bulabilir.
Büyük Yogi Berra’nın sözleriyle, “Yol ayrımına geldiğinde, gereğini yap.” (when you come to a fork in the road, take it)
[1] Bu konuda bkz. < https://taxfoundation.org/tags/global-tax-deal/ >
[2] Birleşmiş Milletler taslak raporu için bkz. < https://financing.desa.un.org/sites/default/files/2023-08/A-78-235_advance%20unedited%20version_0.pdf >
[3] Bu konuda bkz. < https://taxfoundation.org/blog/decluttering-international-tax-rules/ >
[4] “2023 yılı UNCTAD (United Nations Conference on Trade and Development-Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı) Dünya Yatırım Raporu” için bkz. < https://unctad.org/publication/world-investment-report-2023 >

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.
