‘Kurumlar Vergisi Oranı İndirimlerinin Değerlendirilmesinde Uzun Vadenin Göz Ardı Edilmemesi’ Üzerine

Kurumlar vergisi kesintileri işgücü ücretlerini artırır mı? Cevap, zaman dilimine bağlıdır. Ortak Vergilendirme Komitesi (Joint Committee on Taxation-JCT) ve Federal Rezerv Kurulu’ndan ekonomistler tarafından hazırlanan yeni bir araştırma makalesinde[1], 2017 tarihli Vergi Kesintileri ve İstihdam Yasası’nın (Tax Cuts and Jobs Act-TCJA) kurumsal hükümlerinin 2018’den 2019’a kadar ücretleri nasıl etkilediği incelenmiştir. Söz konusu çalışmada, bu dönemdeki genel ekonomik eğilimler olumlu olmasına rağmen, çoğu işçinin vergi kesintilerini takip eden iki yılda kazançlarında herhangi bir değişiklik görmediği ortaya çıkarılmıştır.

Bu makalede, kurumlar vergisi oranı indirimlerinin kısa vadeli etkilerine ilişkin yararlı bilgiler sağlanırken, uzun vadeli etkiler incelenmiyor ve yapılan araştırmaların çoğu, uzun vadede kurumlar vergisi indirimlerinin yalnızca gelir dağılımının en üstünde yer alan çalışanlara değil, tüm çalışanlara fayda sağlayabileceğini gösteriyor.

Başlangıç olarak, kurumlar vergisi kesintilerinin sermaye yatırımı getirilerini nasıl etkilediğini açıklamakta fayda vardır. Özellikle kurumlar vergisi oranındaki bir indirim (ki, bu çalışmanın odak noktası), yeni yatırımın marjinal getiri oranını artırarak, gelecekte yatırılan her bir Amerikan doları için firma açısından daha yüksek kâr elde edilmesini sağlar. Ancak kurumlar vergisi oranındaki indirim aynı zamanda eski sermaye yatırımlarından elde edilen kârı da artırır. Yani, kurumlar vergisi oranındaki indirimin doğrudan etkisi, firmaların hâlihazırda yapılmış olan yatırımlardan beklenmedik bir kazanç elde etmeleridir.

Kurumlar vergisi oranlarının düşürülmesinin beklenmedik bileşeninin daha yüksek ücretlere yol açmasını değil, kısa vadede kârlarda ve hissedar getirilerinde bir artışa yol açması beklenir. Bununla birlikte, daha düşük kurumlar vergisi oranının yeni yatırımları teşvik etmesi, bunun da uzun vadede daha fazla emek talebine, daha fazla istihdama, daha yüksek üretkenliğe ve daha yüksek ücretlere yol açması beklenir ki; bunun ortaya çıkması birkaç yıl almaktadır. Aslında Vergiler ve Büyüme modelinde varsayılan şey budur: kurumlar vergisi indiriminin ilk yılında kurumlar vergisi yükünün %90’ının sermaye sahibi üzerinde olduğu, ikinci yılda ise bu yükün %80’e düştüğü tahmin edilmektedir ki; bu da kısa vadede kurumlar vergisi indiriminden aslan payını firma sahiplerinin aldığını ima ediyor.

Bu, Ortak Vergilendirme Komitesi ve diğerleri tarafından kullanılan benzer varsayımlarla, kurumlar vergisi oranı indiriminin etkilerini modellemek için oldukça standart bir yaklaşımdır. Mezkûr çalışma, özellikle kısa vadede kimin ne ölçüde fayda sağladığını ölçen standart görüşü büyük ölçüde doğrulamaktadır. Çalışma, kurumlar vergisi oranındaki indirimi takip eden iki yılda, kazançların neredeyse yarısının hisse geri alımı veya temettü ödemesi şeklinde firma sahiplerine, geri kalanının ise yöneticilere ve diğer yüksek maaşlı çalışanlara tahakkuk ettiğini ortaya koymaktadır. Kaç işçinin şirketlerinde hisse sahibi olduğu göz önüne alındığında, makale yazarları kısa vadede kazançların yaklaşık %80’inin en tepedeki %10’luk kesime tahakkuk ettiğini bulmuşlardır.

Ancak söz konusu çalışma, diğer çalışmalarla tutarlı olarak kurumlar vergisi oranı indirimlerinin ilk iki yılda istihdam ve yatırımda önemli artışlara yol açtığını da ortaya koymaktadır.

Yazarlar, ikinci yılın ötesindeki uzun vadeli etkileri tahmin etmiyorlar ve şunu belirtiyorlar: “…sonuçlar, kurumlar vergisi kesintilerinin refahı etkileyebileceği potansiyel olarak önemli bir dizi kanalı yakalayamıyor. Örneğin, uzun vadede daha yüksek yatırım üretkenliği artırabilir, tüketici fiyatlarını düşürebilir ve işçilerin gerçek ücretlerini büyük ölçüde artırabilir.” Çalışmanın ilk iki yılda yatırımlarda büyük bir artış olduğuna dair kanıtı, kurumlar vergisi oranı indiriminin zaman içinde önemli ücret artışlarına yol açacağı yönündeki standart beklentiyi desteklemektedir. Modelde, kurumlar vergisinin yükünü kimin üstleneceğine ilişkin araştırmalarla tutarlı olarak, beşinci yıl itibarıyla kurumlar vergisi oranı indiriminin faydalarının yarısının işçilere tahakkuk edeceği varsayılıyor ki, bu varsayım aslında bu tür tahminlerin alt ucundadır.

Ayrıca, yazarların C şirketlerini doğrudan geçişli olarak vergilendirilen ve dolayısıyla kurumlar vergisine tabi olmayan S şirketlerine kıyaslamaya yönelik metodolojisi, 2017 tarihli Vergi Kesintileri ve İstihdam Yasası’nın hızlandırılmış amortisman gibi diğer vergi hükümlerinin kurumsal firmalardaki işçiler üzerindeki etkilerini incelemelerine izin vermemektedir. Hem şirketler hem de doğrudan geçişli şirketler hızlandırılmış amortismanı alabildiğinden, anılan çalışma bu politikanın şirketler üzerindeki etkilerini izole edemiyor. Örneğin, büyüyen bir literatür, hızlandırılmış amortismanın, etkilenen firmalar için yatırımı ve istihdamı artırdığını ve bunun da uzun vadeli ücretleri artırma potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir.

Ancak söz konusu makalenin yazarlarının da belirttiği gibi, kalıcı hale getirilen kurumlar vergisi oranı indiriminin aksine, hem şirketlere hem de doğrudan geçişli kuruluşlara fayda sağlayan hükümlerin birçoğunun süresinin dolması planlanmıştır. İşletmeler hükümlerin süresinin dolmasını bekliyorsa ve bu, yatırım kararlarını bugünden etkiliyorsa, iki yıldan fazla veriyi inceleyen daha iyi bir metodolojinin bile uzun vadeli ücretler üzerinde sessiz etkiler bulması mümkündür. Genel olarak elde edilen kanıtlar, geçmiş geçici hızlandırılmış amortisman dönemlerinin yatırım ve istihdamı artırırken ücretler üzerinde karışık etkiler yarattığını göstermektedir.

Bununla birlikte bu makale, kurumlar vergisinin firmaların kısa vadeli davranışlarını nasıl etkilediğine dair anlayışa katkıda bulunmaktadır. Ancak kurumlar vergisi oranı indiriminin faydalarının tam anlamıyla ortaya çıkmasının zaman aldığı ve daha uzun bir zaman diliminde bakıldığında çalışanların fayda sağladığını gösteren diğer araştırmalar da göz ardı edilmemelidir.

[1] < https://patrick-kennedy.github.io/files/TCJA_KDLM_2023.pdf >

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.