Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlaması ve Blok Zinciri

Finansal ve ekonomik faaliyetlerde sürdürülebilirliği teşvik etmek, artık dünya çapındaki politika yapıcıların ve düzenleyici otoritelerin temel önceliklerinden biri haline gelmiştir. Bu doğrultuda, yakın zamanda yürürlüğe giren Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlaması Direktifi (Corporate Sustainability Reporting Directive[1]), Avrupa Birliği’nin sürdürülebilir bir ekonomi, çevre ve topluma ulaşma politikasının temel taşıdır. Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlaması Direktifi, daha fazla kamuyu aydınlatma ve şeffaflık yoluyla şirketlerin sürdürülebilirlik risklerini ve etkilerini işletme kararlarına ve operasyonlarına dâhil etmelerini sağlamayı amaçlamaktadır. Bu Direktif kapsamında şirketlerin, çevre, toplum, insan hakları ve kurumsal yönetişim faktörleri açısından tanımlanan sürdürülebilirlik sorunlarının şirketi nasıl etkilediği ve diğer taraftan şirket faaliyetlerinin sürdürülebilirliği nasıl etkilediğine ilişkin önemli bilgiler de dâhil olmak üzere sürdürülebilirlik ile ilgili önemli miktarda bilgiyi açıklaması gerekmektedir. Bununla birlikte, sürdürülebilirlik ile ilgili bu kamuyu aydınlatma yükümlülüklerinin pratikte uygulanması, aralarında verilerle ve raporlamanın geniş kapsamı ile ilgili sorunların da bulunduğu önemli engellerle karşılaşacaktır.

Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlaması Direktifi ile benimsenen sürdürülebilirlik raporlamasına yönelik çifte önemlilik yaklaşımı (double materiality approach to sustainability reporting[2]), iklim ile ilgili olayların (örneğin sel, kuraklık, kasırga vb.) işletmeye yönelik oluşturduğu riskler ve diğerlerinin yanı sıra karbon emisyonları, kirlilik, ormansızlaşma ve insan hakları ihlalleri gibi kurumsal faaliyetlerin insanlar ve çevre üzerindeki etkilerine ve şirketlerin finansal risklerine ilişkin bilgileri raporlamasını gerektirmektedir. İlk olarak Finansal Olmayan Raporlama Yönergesi (Non-Financial Reporting Directive[3]) ile tanıtılan ve daha yakın zamanda Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlaması Direktifi ile birleştirilen bu etkiyle ilgili raporlama, hâlihazırda raporlanacak sürdürülebilirlik ile ilgili risklerin önemli ölçüde geniş evrenine eklenen bir yeniliktir. Bu yenilik, raporlamanın kapsamının yalnızca raporlayan şirkete ilişkin maddi bilgileri değil, aynı zamanda şirketin değer zinciri ile ilgili faaliyetlere ilişkin maddi bilgileri de içermesi gerçeği gibi, raporlama yapan şirketler için yeni ve zor zorluklar ortaya çıkaracaktır.

Raporlama yapan şirketin yukarı ve aşağı yönlü değer zincirleri kapsamlı olabilir. Örneğin, yaklaşık 145 ülkede (Siemens web sitesi) aşağı yukarı 65 bin tedarikçisi bulunan Alman çokuluslu teknoloji holdingi Siemens’i veya 155 ülkede (Unilever web sitesi) hemen hemen 52 bin tedarikçiyle çalışan İngiliz çokuluslu ambalajlı tüketim ürünleri şirketi Unilever’i düşünelim. Öte yandan, İsviçre’nin çokuluslu yiyecek ve içecek işleme şirketi Nestlé, ‘küresel ürün portföyümüz için ihtiyacımız olan hammaddeleri sağlamak açısından kırsal alanlardaki 5 milyondan fazla çiftçiye’ güveniyor (Nestlé web sitesi). Bu nedenle, raporlama için gerekli olan bilgi yükü ve lojistik, raporlama yapan şirketin değer zinciri düzeyinde meydana gelen riskler, fırsatlar ve etkiler hesaba katılırken Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlaması Direktifi kapsamında önemli ölçüde artacaktır. Bu bağlamda, değer zincirinde faaliyet gösteren diğer aktörlerin yanı sıra tedarikçiler ve şirketin ürünlerini kullanan müşteriler tarafından yapılan emisyonların kamuya açıklanmasını içeren bir ölçüm olan Kapsam 3 sera gazı emisyonlarının raporlanması [reporting of Scope 3 Greenhouse Gas (GHG) emissions[4]] gibi birçok ölçümün raporlama yapan şirketin doğrudan kontrolü dışında kalması muhtemeldir.

Bu konudaki bir makalede bu zorluklara dair içyüzünü anlama sunulmakta ve küresel, çok katmanlı tedarik zincirleri işleten işletmelerde veri kalitesini ve yönetimini iyileştirmede blok zinciri teknolojisinin oynayabileceği role ışık tutulmaktadır. Makalede, sürdürülebilirlik raporlaması alanındaki mevcut düzenleyici girişimlerin analiz edilmesi ve blok zincirinin, özellikle değer zinciri bilgi raporlaması konusunda sürdürülebilirlik raporlamasını iyileştirmede oynayabileceği rolün vurgulanması amaçlanmaktadır. Anılan makalede aynı zamanda kurumsal sürdürülebilirlik raporlamasında blok zinciri ve veri süreçlerinin kesişimini inceleyen ve hem potansiyel hem de olumsuz yönleri fark eden gelecekteki araştırmaların önemi de kabul edilmektedir.

Dağıtık defter teknolojisi olarak da adlandırılan blok zinciri teknolojisi, bir ağ üzerinden paylaşılan bir veritabanını ifade eder ve böylece birbirlerine güven duymayan kullanıcıların, merkezi bir doğrulama otoritesine başvurmadan veritabanı yönetiminin sorumluluğunu paylaşmasına olanak tanır. Bu teknoloji, eşler arası ağ iletişimi ve dağıtık veri depolamayı kullanmakta, böylece ağdaki katılımcılar arasında tek bir defterin paylaşılmasına ve katılımcılarla ortak bir işlem geçmişine sahip olmasına olanak tanımaktadır. Ayrıca, kriptografinin yaygın kullanımı, verilerin güvenli bir şekilde iletilmesini ve saklanmasını ve bir işlemin geçerli bir şekilde başlatılmasını garanti eder. Ayrıca işlemlerin onaylanması ve deftere eklenmesi için mutabakat algoritmalarından yararlanılmaktadır.

Söz konusu teknoloji, sürdürülebilirlik raporlamasını önemli ölçüde iyileştirebilir ve firmaların Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlaması Direktifi ile getirilen sürdürülebilirlik raporlaması yükümlülüklerini uygulamalarına yardımcı olabilir. Şirketlerin işlemleri izlemek ve verileri toplamak için hâlihazırda kullandığı sistemler, küresel ve çok katmanlı tedarik zincirleri ile her zaman başa çıkamamaktadır. Ayrıca, mevcut doğrulama ve denetim sistemleri insan müdahalesine ve muhakemesine dayanmakta, bu da onları sahtekârlığa ve israfa karşı duyarlı hale getirmektedir. Blok zincirinin özellikleri sürdürülebilirlik raporlamasında devrim yaratma potansiyeline sahiptir. Anılan teknoloji, sürekli olarak güncellenen dağıtık bir kayıt oluşturulmasına olanak tanıyarak sürdürülebilirlik verilerinin otomatik olarak ve geniş çapta kullanılabilir olmasını sağlar. Ayrıca, veri tabanının kurcalamaya karşı dayanıklı yapısı, sahtekârlığı ve veriler üzerinde oynanmayı son derece zorlaştırmaktadır. Blok zinciri teknolojisi, defterin geriye dönük olarak düzenlenmesini son derece zorlaştırarak işlem kaydının kalıcılığını ve değişmezliğini de artırmaktadır. Gerçekten de blok zinciri, ürünlerin sürdürülebilir özelliklerini doğrulayarak sürdürülebilir tedarik zincirlerinin oluşturulmasına katkıda bulunabilir.

Bununla birlikte, blok zinciri teknolojisinin de kendi sınırlamaları vardır. Özellikle teknoloji, çevreye zararlı sonuçları olan önemli miktarda enerji tüketimi nedeniyle eleştirilmiştir. Örneğin, çalışma kanıtı oybirliği mekanizmasının işleyişi (operation of the proof of work consensus mechanism), büyük miktarlarda enerji tüketen önemli hesaplama gücüne ihtiyaç duyar. Nitekim son yıllarda sektör çevre dostu blok zinciri ağları yaratarak bu soruna çözüm bulmaya çalışmaktadır. Teknolojinin karşı karşıya olduğu bir diğer önemli zorluk, Bitcoin blok zinciri gibi halka açık blok zincirlerinin saniyede yalnızca sınırlı sayıda işlemi işleyebilmesi ile ölçeklenebilirliktir.

[1] < https://climate-laws.org/document/directive-eu-2022-2464-of-the-european-parliament-and-of-the-council-of-14-december-2022-amending-regulation-eu-no-537-2014-directive-2004-109-ec-directive-2006-43-ec-and-directive-2013-34-eu-as-regards-corporate-sustainability-reporting-corporate-sustainability-reporting-directive_3a34 >

[2] < https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/ALL/?uri=PI_COM%3AC%282023%295303 >

[3] < https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=celex%3A32014L0095 >

[4] < https://www.efrag.org/Assets/Download?assetUrl=%2Fsites%2Fwebpublishing%2FSiteAssets%2FED_ESRS_E1.pdf >

1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu [merhume Anası (1947-10 Temmuz 2023) Erzurum/Aşkale; merhum Babası ise Ardahan/Çıldır yöresindendir]. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte);
Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte) başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003), Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004) ile Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II, Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021), Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021), Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021), Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022), Ticari Mevzuat Notları (2022), Bilimsel Araştırmalar (2022), Hukuki İncelemeler (2023), Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024) başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 2 bini aşkın Telif Makale ve Yazı ile Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak vazgeçilmez ilkesidir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.