Kurumsal Yönetimin Zorlukları ve Ortak Tema*

Koronavirus salgını, birçok şirketin hayatta kalmasını baltalayan ve kurumsal yönetim için yeni zorluklar yaratan yıkıcı bir güç oldu. Neyse ki ortak bir tema vardır.

Koronavirüs pandemisi ‘çeşitli kurumsal yönetişim mekanizmalarının kurumsal performansı nasıl etkilediğini incelemek için eşsiz bir fırsat sunuyor’ (Zattoni ve Pugliese, 2021). Bu durum, kurumsal yönetim için mevcut üç zorluğu üç ikileme dönüştüren gerilime de neden olmuştur: (sürdürülebilir) uzun vadeli değer yaratmaya karşı (kısa vadeli varsayılan) hissedar değeri; hissedar değeri ve paydaş değeri ve dış kaynak kullanımı veya iç kaynak kullanımı-küresel değer zincirinin ilgili kısmının seçilmesi. Bu örtüşen sorunlar -firmanın/şirketin sınırlarının araştırılması- firma teorisinin (‘tam olarak’) konusudur. Değer yaratma ve ele geçirme yollarına dair birçok fikir içerir.

1. Giriş

Öncelikle firmanın ve değerin akışkanlığına ve anlaşılması güçlüğüne odaklanalım. Hem firma hem de değer yaratma/ele geçirme (value creation/capturing) çok düzeyli ve çok yönlü yapılardır. Bir yandan firma ayrı bir varlık (bir bütün) veya paydaşlardan (parçalar) oluşan bir varlık olarak temsil edilebilir. Diğer yandan ayrı bir varlık olarak da değerlendirilebileceği gibi toplumun bir parçası (bir bütünün parçası) olarak da değerlendirilebilir. Bu seviyeler diyalektik bir oyun alanı da yaratır. Bu aynı zamanda sıklıkla karıştırılan değer yaratma ve ele geçirme (veya sahiplenme) arasındaki farktan da kaynaklanmaktadır. Değer yaratma daha çok paydaşın ve toplumun düzeyi ile ilişkilidir; firmanın seviyesiyle daha fazla değer yakalar. İlk yaklaşımda firma yokmuş gibi görünür, sadece paydaşları vardır. Sorun, değerin nasıl, kiminle ve kim için yaratıldığı/ele geçirildiğidir.

2. Üç zorluk

Buradaki ilk zorluk (uzun vadeli değer yaratma ile hissedar değeri arasındaki çelişki) yanlış bir ikiliktir, çünkü hissedar değeri prensipte uzun vadeli bir kavramdır. Ancak sermaye piyasası güçleri nedeniyle şirketin kâr elde etmek zorunda kalması da mümkündür. Şirketlerin, kendilerinin ve toplumun uzun vadeli sürdürülebilirliğine zarar verebilecek kısa vadeye odaklanıp odaklanmadıkları ve ne ölçüde odaklandıkları konusunda daha uzun bir tartışma bulunmaktadır. Kâr ile ilgili sorun, odağının çok dar olması iken; uzun vadeli değer yaratmanın sorunu, bunun çok zor olmasıdır. Ayrıca şirketler sadece değer yaratıyorlarsa borçlarını/faturalarını ödeyemezler. İlginç bir soru, koronavirüs krizinin CEO’ların odaklandığı konuları etkileyip etkilemediğidir. Daha uzun vadeye odaklanmak krizin sonuçlarını azalttı mı? Uzun vadeye odaklanan firmalar krize daha fazla dayanabildi mi? Yoksa kriz odak noktasını uzun vadeli olmaktan çıkarıp daha kısa vadeli bir odaklanmaya mı dönüştürdü?

İkinci zorluk, hissedar-paydaş yaklaşımının eski ikileminden kaynaklanmaktadır. Firmanın paydaşları arasındaki ilişkiler şu şekilde etiketlenebilir: işbirliği yaparlar, rekabet ederler ve çatışırlar. Dolayısıyla firma diyalektik bir varlıktır. Koronavirüs salgını şirketlerin meşruiyeti sorunu üzerinde daha fazla baskı yaratmıştır. Paydaş odaklı şirketler kriz ile daha iyi başa çıktı mı? Şirketler artan eşitsizlik ve kapsayıcılık baskılarına nasıl yanıt verdi? Yükü belirli bir paydaşa mı kaydırdılar? Yoksa şirketler paydaş yaklaşımını ‘dâhil mi etti’? Bazıları oldukça şüphecidir: ‘Paydaş Yönetişiminin Hayali Vaadi’ (The Illusory Promise of Stakeholder Governance, Bebchuk ve Tallarina, 2020). Ayrıca büyük petrol şirketleri, hissedarlarına daha büyük geri alımlar ve temettüler ödeyerek yüksek kazanç bildirdiler. Fakat kaynak temelli teoriyi paydaş teorisi ile bütünleştiren teorik gelişmeler vardır (Barney, 2018; McGahan, 2021).

Son olarak kriz, küreselleşen, birbirine bağımlı dünyanın bağlantıları konusunda bir farkındalık yaratmıştır. Bir firma yalnızca bir iç değer zincirini bünyesinde barındırmaz, aynı zamanda tedarik (veya değer) zincirinin küçük bir parçasıdır. İş/İşletme ekolojisi (business ecology), tedarik zincirindeki sürtüşmeler nedeniyle yeni gerilimler yaratır. Dış kaynak kullanımının zararları salgın döneminde daha da belirginleşmiştir. Bir şirket (ve hatta bir ulus) yalnızca bir (yabancı) tedarikçiye bağlı olduğunda risk altındadır. Faaliyetleri dışarıdan temin etmek bazen daha ucuz olabilir, ancak aynı zamanda şirketi daha bağımlı ve savunmasız hale getirir. Ancak bir veya iki tedarikçiyi kontrol etmek bir düzineden daha kolaydır; özellikle de yeni düzenlemeler şirketlerin tedarikçilerinin ESG (çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişim) performansına ilişkin sorumluluklarını genişlettiğinde (Hollanda’da: De wet verantwoord en duurzaam internationaal ondernemen; Sorumlu ve sürdürülebilir uluslararası ticaret hukuku). İş ekolojisinde manevra yapmak şu soruyu gündeme getirir: ‘’Bir kuruluşun sorumluluğu nerede biter?’ (McGahan, 2020).

3. Sonuç

İş ekolojisi boyunca manevra yapmak bir şirketin sınırlarını değiştirir; değer yaratma/ele geçirme sürecinde uyum sağlamanın ve denemenin bir göstergesidir. Soru, firmanın kimin için ve kiminle değer yarattığı/ele geçirdiğidir (nasıl ve) veya: ‘kim içeride, kim dışarıda ve kim ne alıyor?’ (Klein ve diğerleri, 2019). Az çok bağımsız bir varlıkta değer yakalama/yaratma sürecine odaklanan firma teorisi bu konular üzerinde düşünürken faydalı olabilir.

Yavuz Akbulak
1966 yılında, Gence-Borçalı yöresinden göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Ardahan/Çıldır’da doğdu. 1984 yılında yapılan sınavda Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü kazandı. 1985 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümüne yatay geçiş yaptı ve 1988’de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümünü birincilikle, Fakülteyi ise 11’inci olarak bitirdi.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Denver şehrinde yer alan ‘Spring International Language Center’da; 65’inci dönem müdavimi olarak 2008-2009 döneminde Milli Güvenlik Akademisi’nde (MGA) eğitim gördü ve MGA’dan dereceyle mezun oldu. MGA eğitimi esnasında ‘Sınır Aşan Sular Meselesi’, ‘Petrol Sorunu’ gibi önemli başlıklarda bilimsel çalışmalar yaptı.
• Türkiye’de Yatırımların ve İstihdamın Durumu ve Mevcut Ortamın İyileştirilmesine İlişkin Öneriler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü);
• Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde Yaşanan Sorunlar ve Alınması Gereken Önlemler (Maliye Hesap Uzmanları Vakfı Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü, Sevinç Akbulak ile birlikte);
• Kayıp Yıllar: Türkiye’de 1980’li Yıllardan Bu Yana Kamu Borçlanma Politikaları ve Bankacılık Sektörüne Etkileri (Bankalar Yeminli Murakıpları Vakfı Eser Yarışması, Övgüye Değer Ödülü, Emre Kavaklı ve Ayça Tokmak ile birlikte),
• Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (Sevinç Akbulak ile birlikte) ve
• Türkiye’de Reel ve Mali Sektör: Genel Durum, Sorunlar ve Öneriler (Sevinç Akbulak ile birlikte)
başlıklı kitapları yayımlanmıştır.
• Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler (Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal TEKİNALP’e Armağan, Cilt I; 2003),
• Anonim Şirketlerin Halka Açılması (Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Tartışma Tebliğleri Serisi II; 2004)
ile
• Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (2020), Cilt II;
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler (2021);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ’a İthafen İlmi Makaleler II (2021);
• Sosyal Bilimlerde Güncel Gelişmeler (2021);
• Ticari İşletme Hukuku Fasikülü (2022);
• Ticari Mevzuat Notları (2022);
• Bilimsel Araştırmalar (2022);
• Hukuki İncelemeler (2023);
• Prof. Dr. Saim Üstündağ Adına Seçme Yazılar (2024);
• Hukuka Giriş (2024);
• İşletme, Pazarlama ve Hukuk Yazıları (2024),
• İnterdisipliner Çalışmalar (e-Kitap, 2025)
başlıklı kitapların bazı bölümlerinin de yazarıdır.
1992 yılından beri Türkiye’de yayımlanan otuza yakın Dergi, Gazete ve Blog’da 3 bini aşkın Telif Makale ve Telif Yazı ile tamamı İngilizceden olmak üzere Türkçe Derleme ve Türkçe Çevirisi yayımlanmıştır.
1988 yılında intisap ettiği Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) uzman yardımcısı, uzman (yeterlik sınavı üçüncüsü), başuzman, daire başkanı ve başkanlık danışmanı; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı GSM 1800 Lisansları Değerleme Komisyonunda üye olarak görev yapmış, ayrıca Vergi Konseyi’nin bazı alt çalışma gruplarında (Menkul Sermaye İratları ve Değer Artış Kazançları; Kayıt Dışı Ekonomi; Özkaynakların Güçlendirilmesi) yer almış olup; halen başuzman unvanıyla SPK’da çalışmaktadır.
Hayatı dosdoğru yaşamak ve çalışkanlık vazgeçilmez ilkeleridir. Ülkesi ‘Türkiye Cumhuriyeti’ her şeyin üstündedir.